banner10

Çeşme Sancılı!

Bu yaz Çeşme'de sezon geç açıldı ama gümbür gümbür açıldı. Teşbih değil bu, gerçek anlamda Çeşme’de bir gümbürtü kopuyor. Yıllardır karşılıklı krize dönen gürültü sorunu, bölgede uygulanan fahiş fiyatlar ve son olarak imar sıkıntıları… Herkesin derdi farklı… Ancak tüm dillerde tek bir ortak endişe var: Çeşme’nin geleceği…

Çeşme Sancılı!
GAMZE KURT - BEN HABER
 
Çeşme dinlence yeri mi olmalı yoksa eğlence yeri mi? İkisi bir arada mümkün olabilir mi? İlçede uygulanan fahiş fiyat politikalarında bir “orta” yol bulunabilir mi? Bu güzel cennet, imar krizlerine ve betonlaşmaya direnebilir mi? Tüm bu soruları Çeşme deyince akla gelen, kendi sektöründe en önemli isimlere ve vatandaşlara sorduk. Bakın nasıl yanıtlar aldık… 
 
EĞLENCEYİ ENGELLEMEK TURİZME İHANETTİR”
 
VEYSİ ÖNCEL – ÇEŞME TURİSTİK OTELCİLER BİRLİĞİ BAŞKANI
 
Yıllardan beri sesle ilgili problem gündeme gelmekte. Çeşme’ye insanlar eğlenmek için geldiği gibi dinlenmek için de geliyor. Bunları birbirinden ayırt etmek en doğrusu. Fakat şu an Çeşme’nin altyapısı buna izin vermiyor. Türkiye’nin her yerinde bu problem maalesef gündemde. Çeşme’de insanların eğlenmesini engellemek çok yanlış olur. Bu, turizme ihanettir, darbedir. O yüzden bu konunun taraflarca oturulup, doğru bir şekilde, iki tarafı da mutlu edecek şekilde çözülmesi gerekir. Yoksa imza toplamakla, bağırıp çağırmakla, asarım keserimle bu iş olmaz. Bu işten binlerce insan ekmek parasını kazanmakta. İnsanlar bunun için Çeşme’ye gelmekte. Onun için iki tarafın da haklı olduğuna ve iki tarafın da bu konudaki yetkililerinin önemli bir adım atmaları gerekiyor. İki tarafın da mutlu olabileceği bir formül bulunabilir. 
 
Biz Çeşme Turistik Otelciler Birliği olarak, Çeşme’nin imara açılmasına karşıyız. Hele ki Ayayorgi ve buna benzer önemli koyların, doğanın ve ağaçların bulunduğu yerlerin imara açılması son derece yanlış. Çünkü şu anda binlerce satılık ev bomboş durumda bekliyor. Çeşme’nin kendine özgü bir imar yapısı var. Bu imar yapısında her yeri konutla doldurmak çözüm değil. O beldenin ilerlemesine değil gerilemesine neden olur. Zaten belediye başkanımızın seçim vaatlerinde yer alan “yeni imar alanları açılmayacaktır” sözünü de unutmuyoruz. 
 
Pahalılık konusuna gelince de Çeşme’nin kendine özgü bir yapısı var. Pahalı olan ve iyi servis alınan yerlere halkın ilgisi her zaman daha fazla oluyor. Arz talep meselesi yani. 20 TL’ye de balık yenebilecek yer var, 200 TL’ye de var. 20 TL’ye şezlong olan yer de var, 80 TL’ye olan yer de… 10 TL’ye pide satan yer de var, 40 TL’ye satan da… İnsanlar 80 TL şezlong parası verip, yediği içtiği şeylere yüksek meblağlar ödüyorsa, binlerce insan da oraya gidiyorsa şikayet etmemesi lazım. Oraların ona göre masrafı ve kira bedeli var. Eğer oraya gidiyorsa bir vatandaş, sesini de çıkarmasın. Tarifesinden ya da menüsündeki rakamdan daha fazla bir rakam da talep ediliyorsa, yetkili mercilere o firmayı şikayet etmeye hakkı var. Ben şahsen pahalı yerlere gitmiyorum, pahalı servisleri de almıyorum. Maddi durumuma uygun olan yerlere gidiyorum. Tabir-i caizse kazıklandıklarını iddia edenler varsa aldıkları fişle beraber, yetkili mercilere bunun hesabını sorabilirler.  
 
“GELİN VE DAMADI SAHNEDEN İNDİRDİK”
 
 
YAKUP DEMİR - ÇEŞME TURİSTİK OTELCİLER BİRLİĞİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ
 
Turizm kapsama alanına bakarak konuşmam gerekirse, turizmde hem eğlence var hem de dinlence var. Bu ikisinin de bir arada olması lazım. Çeşme hep tartışıldı. Dinlence yeri mi olsun, eğlence yeri mi olsun? Yazlıkçıların mı olsun, otelcilerin mi olsun? Bana kalırsa hepsi olsun, hatta herkesin bir yeri olsun, o yerler ayrılsın. Kimse kimseyi rahatsız etmesin. 
 
Eğer Ayayorgi de imara açılacaksa, ki aldığım son bilgiye göre Ayayorgi’nin arkasında bir yer ihale ediliyor, bu ihalede bir takım imar uygulamaları söz konusu oluyor, Ayayorgi’nin iç kısımlarıyla çok ilgili olmadığı söyleniyor resmi kaynaklar tarafından. Bunu herhalde başkan da söylemiş. 2000 metrekarelik parseller oluşuyormuş. 2000 metrekarelik bir alanda turizm olmaz. Hatta mümkünse Ayayorgi’yi tek parsel yapıp, bütün her şeyi istimlak edip oraya, eğlencesi, dinlencesi her şeyi olan bir tane kampus yerleştirmek daha doğru olur. O bölgeyi parçalamak turizme çok ciddi darbe vurur. 
 
Bu arada eğlenceyi ne olur yalnızca seste entegrasyon sağlamayalım. Oraya doğru yönelmeyelim. Muhakkak eğlenmenin farklı temaları var. Deniz sporları da bir eğlence, Akvaryum’un da bir eğlencesi var. Ayayorgi deyince akla hemen club, bar geliyor. Ama bunların da Çeşme turizmine ciddi katkısı var. Yani benim şu anda otelimin doluluğunun yüzde 20-25’i beachler için gelenlerden oluşuyor. Bu güzel bir şey tabii. Çeşme bu konuda pilot bölge. Bence, beachlerin de clubların da kimseye fazla zarar vermeden, kendi konseptleriyle, Çeşme’ye hizmet etmesi lazım. Yani Çeşme’nin yazlıkçıların yeri olmaması lazım. Ama onlar da tabii ki içimizde yaşayabilirler. 2 yıl önce Çevre ve Şehircilik Bakanı’na gidip bir talepte bulunmuştuk. “Hafta içi 00.00’da kapansın ama hafta sonu 02.00’a kadar müsaade edin” demiştik. Bir düzen gerekiyor, yönetmelik gerekiyor sonuç olarak.
 
Yerel yönetimin bu konuya biraz el atması lazım, Bakanlığın pozitif yönde değerlendirmede bulunması lazım. Bir komisyon oluşturulabilir örneğin. Bunlar uygulanırsa Çeşme’de çok güzel projeler çıkabilir. 
 
23.55’te komşular aramaya başlıyor, sesten rahatsız olup. Çoğu zaman biz otelimizdeki düğün organizasyonlarında gelin ve damadı sahneden indiriyoruz, odalarına çekiyoruz. “Kusura bakmayın saat 12 oldu” diyoruz. 10 tane komşu şikayet ediyor, zabıta ve polis geliyor. Yani her şeyin bir opsiyonu olması gerekiyor. Çeşme’de böylesi olmamalı. Dinlence tamam, sakin bir Çeşme olabilir ama hafta sonu da Çeşme eğlenceli bir ortamda yaşayan bir Çeşme olmak zorunda. 
 
“BUL ÇARESİNİ, AÇ İMARA”
 
 
MESUT SANCAK - İŞ ADAMI
 
İkisi beraber olduğunda ancak bir anlam ifade edebileceğini düşünüyorum. Hem eğlenilebilecek hem de dinlenilebilecek ortamlar yaratılmalı. Günün belli bir saatinde eğlenip belli bir saatinde de dinlenebilmeniz gerekiyor. Şu anda en büyük sorun bu iki olgunun iç içe girmiş olması. Bu sorun sadece Çeşme’de değil dünyanın birçok yerinde var. Ama bence Çeşme’de bu sorunun çözümü için halen zaman var. Çeşme’de yapılaşma henüz yüzde 100 bitmedi. Daha yüzde 50’lerde. İlçede bölgeler ayrılabilir. Gürültülü işlerin yapılabileceği yerler ayrılabilir. Gece kulüplerinin iş yapabileceği bir bölge tespit edilebilir. Örneğin Çiftlikköy tarafı… Alaçatı’nın ilerisindeki sahillerde de çok boş yer var. Onlardan birisi, eğlence yerlerinin taşınacağı bir bölge olabilir. Belediye, çevre ile birlikte çalışarak bir eğlence bölgesi tespit edebilir. Ya da mevcut haliyle insanlar bir miktar birbirini idare edebilir. Eğer “sen müzik yapamazsın” denirse Çeşme ekonomisi biter. Sonuç olarak Çeşme müzik ve eğlence satıyor. Başka bir şey sattığı yok ki… Çözüm üretmeden direkt müziğin kapatılmasının istenmesi çok yanlış olur. Orada iş yapanlara da yazık. Onlara çözüm üretmek zorundayız. Mekanlar biraz dikkat edecek. O bölgelerde oturan şanssızlar da biraz sineye çekecek. Direkt kapat demek olmaz.
 
Eğer dükkan kapanırsa, eğlence olmazsa, dinlence de olmaz. İkisinin beraber yaşanabilmesinin ortamını sağlayacak olan da yöneticilerdir. Mekan sahiplerinin yapabileceği hiçbir şey yok. Mekan sahipleri, müziği açıp, müşteriyi toplayıp, para kazanmak zorunda. Çözüm üretecek de yöneticilerdir. Yapılması gereken bellidir. Yer var, bölge var… O bölgeye mekanları taşıyacaksın ve diyeceksin; “Müzik burada yapılacak, burada da uyunacak.” Arazi sorunu yok Çeşme’de, her tarafı arazi. İmarsız, imara açılmamış… Bul çaresini, aç imara… Önce yer göster. Eğer gitmiyorsa o zaman kapat. 
 
“DOĞRUSUNU YETKİLİ KURUMLAR BULACAK”
 
 
SERDAR ORTAÇ – SANATÇI
 
Çeşme’de gerçek anlamda yaz sezonu Serdar Ortaç’ın sahne almasıyla başlar derler. Çeşme ve eğlence deyince hiç şüphesiz ki ilk akla gelen isimdir Serdar Ortaç. Hal böyle olunca bu soruyu kendisine yöneltmesek olmazdı. Ünlü isim konuya ilişkin görüşlerini Ben HABER okuyucuları için paylaştı. Eğlence isteyene de dinlence isteyene de hak veren Ortaç, “Kimileri evinde dinlenmek istiyor. Kimileri de müzikle eğlenmek istiyor. İki kesim de kendine göre haklı aslında. Doğrusunu yetkili kurumlar bulacaktır, eminim” dedi. 
 
Ünlü sanatçı Serdar Ortaç’ın müziğin sesini saygısızlık boyutunda açanlara da bir uyarısı var:
Bence Çeşme’de hem eğlence hem de dinlence olmalı. Kimseyi rahatsız etmemek için de müziğin sesini gerektiğinden fazla açmamaya özen göstermeliler.
 
“SAKİNLİK İSTEYEN ILDIRI’YA GİTSİN”
 
SONER GÖKSEL - İŞLETMECİ
 
Çeşme hem dinlence yeridir, hem de eğlence yeridir. Zaten eğlenceden kasıt, hem eğlenmek hem de dinlenmektir bence. Eğer Çeşme’deki eğlence yerlerini kaldırırsanız, Çeşme’ye kimse gelmez. Biz bunları çok yaşadık. Örneğin kışın benim restoranıma müşteri geliyor, yemeğini yiyor ve sonrasında soruyor “Ben nerede eğlenebilirim?” diye. Biz de diyoruz ki, “Çeşme’de eğlence yeri yok!” İnsanlar şaşırıyor. Böyle bir komedi olur mu? Böyle bir dinlence yeri olur mu? Ben dünyada ne kadar sayfiye yeri varsa 3-5 gün yaşadım. Yemeğini yiyen oradan eğlence yerine gider. Yaşına göre… Kimi 01.00’a kadar eğlenir, kimi 04.00’a kadar… Kimi de güneş doğana kadar… Bir insan eğlenemezse dinlenemez, bu kadar net. İnsanlar buraya eğlenmek için geliyor. Tatile çıkmış bir insan sabahın 7’sinde kalkar mı hiç. Ayayorgi’nin imara açılmasıyla ilgili olarak da insanlar bu sesi göze alıp buraya gelmeliler. Müziği dinlemek zorundalar. Onu kabullenerek orada bir inşaata girmeliler. Hem müziğini dinleyecektir, hem de eğlenecektir. “Yok ben sakin bir yer istiyorum” diyorsa da Çeşme merkezden çok daha sakin yerler var. Sakinlik istiyorsanız Ildırı’ya gidersiniz. Orada konservatif yaşayabilirsiniz. Herkesin tatil anlayışına göre tatil yapabileceği bir ilçedir Çeşme… Bunu böyle mütalaa edip böyle kabul etmek lazım.
 
Çeşme’de eğlence olmadığı için sezonu uzatamıyoruz. 3 yıldır Kurban Bayramı Eylül-Ekim aylarına denk geliyor. Ekim ayında Çeşme’de hava sıcaklığı ortalama 28 ila 30 derece arasındadır. Deniz sıcaklığı ise 22-24 derecedir. Burada Ekim sonunda bile denize giriliyor. Bu nedenle çok yabancı misafir geliyor bu dönemde. Bayramlarda gidin bütün otellere sorun, kimsecikler yok. Oteller yüzde 30-40 kapasiteyle dolu. Neden? “Gece eğlencesi olmayan bir yere ben neden geleyim ki” diyor insanlar. Yemek yiyip, yatıp uyumak için mi? Biz Çeşme’de sezonu uzatmaya çalışıyorsak, o eğlence yerlerini göz ardı edebilir miyiz? Keşke Çeşmeliler birleşse de 2-3 tane gece kulübü açsalar buraya. Vallahi ben de ortak olurum. Ciddi söylüyorum. Çeşme’nin buna ihtiyacı var. Eğlenceyi yok etmemek lazım, hiçbir zaman…
 
“GÜRÜLTÜ KRİZİNİ AİHM’YE TAŞIYACAĞIZ”
 
OLCAY CENGİZ TURAN – ÇEŞME GÜRÜLTÜYLE MÜCADELE DERNEĞİ BAŞKANI
 
Ayayorgi’deki hiçbir işletmenin müzik ruhsatı yok. Buna rağmen halen müzik yapmaya devam ediyorlar. Ki bu öyle böyle bir müzik değil. Ben de müziği çok seviyorum. Müziğe karşı değilim, gürültüye karşıyım. İnsanların yok sayılmasına karşıyım. Ben Sakarya Mahallesi’ndeyim. Yani Ayayorgi’deki tepelerden sonra oturuyorum. Bizim mahallemiz her gün saat 16.00’dan sonra 20.00’a kadar bu Happy Hours tarzı çılgın müziklerle inliyor. Evimizde oturamıyoruz, iki laf edemiyoruz. Evlerimizin içine girip camlarımızı kapatsak da o basların sesinden camlarımız zangırdıyor. Sesi evin içinde ölçüyoruz, içeride 60 desibel ses var. Akşam 20.00 ile 23.30 arası nefes alıyoruz. 
 
23.30’dan sonra da yine aynı tempoda müzik başlıyor, inanılmaz bir şekilde sabah saat 04:00'a kadar kesintisiz sürüyor. Ayayorgideki gürültü koyda oturanları   değil, boyalık körfezin kıyı bölgelerinde oturan herkesi rahatsız ediyor. Bunun dışında Alaçatı merkezde ve Alaçatı Port’ta da çok fazla gürültü var. Musalla mahallesi, İnönü mahallesinde de halk çok rahatsız. Burada sorun belediyeden kaynaklanıyor. Belediye bizleri geçen yıl pinpon topu gibi oradan oraya sürükledi. Yetki devri bizde yok dedi. “Çeşme’de eğlence olmasın” gibi bir beklentimiz yok. Çeşme’de hem eğlence hem dinlence olmalı. Dünyanın uygar ülkelerinde insanlar kimseyi rahatsız etmeden eğleniyorsa Çeşme'de de öyle olmalı. Yani biz bu kadar geri kalmış olmamalıyız. Bu nasıl bir eğlence anlayışıdır ki siz müziği köküne kadar açacaksınız, insanlar gürültüden uyuyamayacak. Neymiş, sezon kısaymış, 2-3 aymış. Hikaye… 9 Mayıs’ta başlanıyor, 15 Eylül’e kadar haftanın her günü kesintisiz devam ediyor. 1 gün es yok. 15 Eylül’den sonra da hafta sonları 29 Ekim’e kadar devam ediyor. Hem bırakın iki ayı kimsenin kimseye bir gün dahi böyle bir işkenceyi uygulamasının her hangi makul bir izahı olamaz. Bu resmen bir işkence. Bizler evimizde yaşayamaz hale geldik. Sinirlerimiz allak bullak oluş durumda. Üstüne üstlük Ayayorgi’deki işletmelerin hiçbirinin canlı müzik izni yok. Belediye başkanı Muhittin Dalgıç yetkimiz yok bahanesine sığınıyor ama kendisinin herhangi bir yetki devri almasına gerek yok Ayayorgi’deki gürültüyü susturmak için. Tek yapması gereken, “Ben size çalışma ruhsatı verdim, siz bu ruhsata aykırı çalışıyorsunuz” demek. Defalarca yazdık, talepte bulunduk. Çeşme Belediyesi görevini yapmıyor. Bu işletmelere “Müzik yapamazsınız, izniniz yok” demiyor. Burada yasalar uygulanmıyor, işletmeler kesinlikle başı boş vaziyette hiç bir denetime uğramadan sezonu geçiriyorlar.
 
Yıllardır yapılıyordu müzik. Bize çok az geliyordu, tolere edebiliyorduk. Fakat her sene dozu giderek artıyor. Geçen seneden itibaren bu doz inanılmaz boyutlara ulaştı. Muhittin Dalgıç’ın belediye başkanı seçildiği döneme denk geldi bu. Daha önceki dönemde de şikayetlerimiz oluyordu ama haftanın her günü olmuyordu. Bu yoğunlukta değildi.
 
Belediye görevini yapmıyor. Zabıtanın görevi işletmeleri uyarmak, denetlemek. 1, 2, 3 uyarıp dördüncüsünde işletmelerin ruhsatını iptal etmeye kadar yetkisi var belediyenin. Muhittin Dalgıç görevini neden yapmıyor? Bu işletmelerin ne özelliği var da bunlar verilen ruhsata uygun çalışmama hakkına sahipler? Ayrıca kimin ne ruhsatı var bizi hiç ilgilendirmiyor, biz sadece o gürültüye katlanmak zorunda bırakılmak istemiyoruz. Evimizde geceleri uyuyabilmek, gündüzleri evimizin balkonunda oturabilmek, akşamları sessiz bir ortamda günün yorgunluğunu atabilmek istiyoruz.
 
Ben Kent Konseyi toplantısında Muhittin Bey’e yaşanan sıkıntıları söyledim. “Bu sorunu çözeceğiz, seneye böyle olmayacak” dedi, daha beter oldu. Bir belediye başkanının vizyonu geniş olmalı, verilen sözler tutulmalı. Bize bu saygısızlık yapılıyorsa ve biz buna katlanmak zorunda bırakılıyorsak, buna göz yumanlara ve görevlerini yapmayanlara karşı suç duyurusunda bulunacağız, yasal olarak tüm yollara başvuracağız. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Gerekirse konuyu İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götüreceğiz.
 
Kanun var, yönetmelik var ama uygulayan yok, denetleyen yok, turizm adı altıda ilkelliğe ve halka düzenli olarak işkence yapılmasına ne zaman dur denecek!..
 
“İLÇE, EMEKLİLER CENNETİNE DÖNECEK”
 
 
HAMDİ TÜRKMEN – GAZETECİ
 
Gürültü krizi, Çeşme’nin gündeminden hiç düşmüyor. Sürekli konuşuluyor ancak hiçbir sonuç alınamıyor. Çeşme, uluslar arası bir turizm merkezi olmak istiyorsa bu sorunu kökünden halletmeli. Çeşme, eğlencesiyle ünlü bir yer. Projeyi kış aylarında masaya yatırıp, 4-5 seneye yayıp çözmeleri lazım. Çeşme, tatilcilerin hem dinlenebileceği hem de eğlenebileceği bir yer olması lazım. Ama eğlence bölgelerini yerleşim alanlarından uzaklaştırmak lazım. Bunun merkezi Ayayorgi ise o bölgeyi tamamen bir eğlence merkezi haline getirebilirsiniz mesela. Çeşme’nin sadece birini seçmek gibi bir lüksü yok, eğlenceyi de dinlenceyi de bir arada götürmek zorunda. Çeşme’yi sadece dinlence yeri yaparsanız ilçeyi emekliler cennetine dönüştürürsünüz.  O bölgeyi ayağa kaldıran gençler. E gençler de elbette papaz gibi yaşamayacaklar. O yüzden eğlence de önemli. Orayı huzur evi yaparsanız, ilçeyi yok edersiniz. 
 
“Pahalı ama kazık değil” diyorlar Çeşme için. Ben pahalı bir şeyin nasıl kazık olmadığını bir türlü anlayabilmiş değilim. Bugün Hacımemiş’te bir duble içkiyi 45 liraya içiyorsanız bu kazık değil de nedir. Bir restorana gittiğinizde adam başı 150 liradan aşağıya kalkma şansınız yok. Bu Çeşme’nin genelinde yaygın bir durum. Bodrum’da böyle değil. Bodrum’da orta sınıfın da yemek yiyebileceği yerler var. Çeşme’de bunların sayısı çok az. Yeterli hizmet alamayıp, uçuk fiyatların talep edildiği her yerden insanoğlu kaçmıştır bugüne kadar. Yollarınızın, kaldırımlarınızın pırıl pırıl olması lazım. İyi hizmet vermeniz lazım. Hala Çeşme’nin bazı noktalarında lağım kokusu var. Hizmet vermeden yüksek fiyat istenmemesi lazım. 
 
PAHALILIK ÇEŞME'NİN SONUNU HAZIRLIYOR
 
YEŞİM SUNAY (EV HANIMI): Çocukluğum, gençliğim sevdalısı olduğum bu ilçede geçti... Yaz aylarında Çeşme yaşam kaynağımız. Ancak son yıllarda sürekli artan kalabalıklarla birlikte yükselen fiyatlar keyif kaçırıyor... Bir bardak çay en ucuzu 3 lira, eğer daha merkezi bir işletmeye giderseniz 6 liradan 10 liraya kadar çıkıyor. Arz talep dengesinde fiyatlar artıyor iddiası var. Zaten yabancı turist gelmiyor, bu gidişle yerli turistleri de ararlar.
 
ERSİN DURU (SANAYİCİ): İlçedeki pahalılığı bir kent sorunu olarak ele almak gerekir. Eğer Çeşme ileriye yönelik korunacak ve kollanılacaksa  buraya gelen insanların kazıklandığı, acımasızca fiyat mağduru edildiği bir yer olmamalıdır.  Serbest ekonomi anlayışı kafaya göre fiyat koymak, sezonu değerlendirmek ve cebi haksız yere doldurmak değildir. Balık restoranlarında geçen yıl kişi başı 80-90 TL arasında hesap ödenirse bu yıl 140-150 TL. Akıl sır ermiyor... Çeşme'yi kurutuyoruz.
 
İRFAN GÖKAY (EMEKLİ BÜROKRAT): Çeşme’nin ayaküstü lezzeti, acıkan karınların vazgeçemediği  yemeği kumru. İlçe ile ismi bütünleşti hatta uluslararası tanınırlığı yükseldi. Kumrunun fiyat grafiğine geri dönerek bakacak olursak inanamayız. Her yıl yüzde 50 oranında zamlanmış ve şu anda 200 gramı bulmayan malzemesiyle 16 TL. Ayran içip çay  keyfi yaparsanız 25, dört kişilik aile iseniz 100 TL. Ayaküstü karın duyurma bu fiyat... Bir lokantaya giderseniz kumruyu arar hale geliyorsunuz. Belediye burada biraz kendini göstermeli. Gürültüye, karmaşaya, seyyaha karışmıyor tamam da neden fiyatları kontrol etmiyor.  Amaç  esnafı düşünmekse bu yöntem yanlış, yarın esnaf hiç müşteri bulamazsa ne olacak?
 
SEMRA ENDER (ESTETİK UZMANI): Çeşme'de piyasa fiyatları herkesin dilinde. Mütevazi bir bütçeye belki karın doyururlar ama eğlence yerlerine, kafelere yaklaşmak mümkün değil. Onlara da hak veriyoruz. Birkaç hafta sonu sezon için büyük yatırım yapıyorlar ve geri kazanmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla ölçüler kaçıyor. Bence ne belediye ne kaymakamlık ne de diğer kamu kurumları... Piyasadaki fiyat artışı varsa ilçe esnafı bunu kendi düzenleyecek, frenleyecek. Herkes, altın yumurtlayın tavuk hikayesini kulağına küpe yapmalı.
 
BİRSEN CANTER (ŞEHİR PLANCISI): Laflı yoruma, iddiaya gerek yok. Akşam saatlerinde çıkın Alaçatı  sokaklarına, Hacımemiş’e, takılın bir iki yere. Bir anda fark edeceksiniz. Biraz turlayın, anlayacaksınız vahameti. Gecenin sonuna doğru kafanızda kesinleşecek. Burası Monte Carlo mu, Las Vegas mı? Bu fiyat politikaları Çeşme’nin cazibesini siler süpürür, sonra o güzelim ilçeyi de beraberinde götürür. Herkesin akıllı olması lazım. Küçük su 3, çay 5 lira olursa, esnaf bindiği dalı kesiyor demektir. Bu gerçekleri gören mi yok, yoksa biz vatandaşlar mı çok felaket tellalıyız?
 
Güncelleme Tarihi: 22 Mayıs 2018, 15:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER