banner51

'Seçim CHP-MHP Seçimi Olacak'

Üç Gazeteci Bir Konuk programının bu hafta ekrana gelen bölümüne MHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Taşer konuk oldu. Erol Yaraş, Hamdi Türkmen ve Deniz Ölgün’ün sorularını yanıtlayan Taşer, seçimin CHP ile AK Parti arasında değil, CHP ile MHP arasında geçeceğini iddia etti. Taşer ayrıca metro için de “At sahibine göre kişniyor.” ifadesiyle Başkan Kocaoğlu’na göndermede bulundu.

Programda ilk olarak Ben TV Genel Yayın Yönetmeni  Erol Yaraş'ın çalışmalara ilişkin sorusunu yanıtlayan Taşer, hem siyasete girişini hem de seçimi şu sözlerle özetledi;
 
"Kamuoyunda düşündüğümüzün üstünde bir ilgiyle karşılaştığımızı söyleyebilirim. Ben teşkilat toplantılarımızda kamuoyunun bizden daha önde ve istekli olduğunu söylüyorum. Böyle bir şeye ilk kez rastlıyorum. İzmir’de siyasi yaşamda olan bir insandım. Böyle bir seçim propagandası dönemini ilk kez yaşıyorum. Beklentimizin üstünde bir talep var. Ama takdir edersiniz ki 2 kutuplu bir seçim varmış havası yaratılmaya çalışılıyor. Biz yine iddia ediyoruz, AK Parti burada geride kalacaktır. CHP ile MHP’nin bir seçim mücadelesi olacaktır. Babam Adalet Partisi’nden meclis başkanıydı. İzmir o dönem yasakların kalkmasında vesile olmuştu. Babam Büyük Türkiye Partisi’nin kuruluş aşamasında yol aldı. Kendisi bizi daha sonra DYP’ye sevk etti. Ben Ege Üniversitesi’nde matematik okudum. Solun etkin olduğu bir sınıftı ama biz Adalet Partili olduğumuzu hep ifade ediyorduk. 1994 yılında az bir farkla Bornova Belediye Başkanlığı görevini çok az bir farkla kaybettim. Rahmetli Başbuğumuz Alpaslan Türkeş ile aile dostuyduk. Biz genelde duygusal insanlarız ve ekip insanlarıyız. En son Burhan Bey ile ekip olduktan sonra yol nereye gidiyorsa öyle gittik. Sayın Türkeş’in seni MHP kadrolarında görmek istiyorum demesiyle iktidarda olan DYP’den ilçe başkanıyken istifa ettim ve MHP’ ye kaydoldum. Siyasi menfaat kaygısıyla hareket etmem söz konusu değil. Bizim için doğru bildiğimiz, inandığımız dava önemli."
 
Taşer, neden hedef olarak CHP'yi seçiyorsunuz sorusu için cevap verdikten sonra Hamdi Türkmen'in bir röportajdan yola çıkarak, "Özfatura ve Gökçek'in karşımı bir başkan olacağım." sözlerini hatırlattığı Taşer, o sözlerini ve Melih Gökçek'e bakışı içinse şunları söyledi:
 
"Şimdi öncelikle şunu ifade edeyim. Benim kampanyamı değerli bir adaya ya da bir partiye bağlamam söz konusu olamaz. Ancak konumuz İzmir olduğu için ve İzmir’i CHP yönettiğinden, ilk etapta fon ve nakit akış tablosunun düzensizliği ile sevk ve idare yapılamadığından CHP’yi konuşuyoruz. Sayın Kocaoğlu değil benim problemim. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine talip olduğumuz için bunu konuşuyoruz. Mevcut başkan Aziz Kocaoğlu olduğu için tabloyu bu yönde çıkarmak lazım. Ben matematiksel olarak İzmir’in iyi yönetilmediğini düşündüğüm için böyle bir durum ortaya çıkıyor. CHP’ye ne kadar yer ayırıyorsam, AKP’ye de yer ayırıyorum. Hem lehte hem de aleyhinde sözlerimi ifade ediyorum. Doğrusu da bu. Efendim ben Burhan Özfatura’nın ve Melih Gökçek’in yanında çalıştım. Her ikisi de çok değer verdiğim insanlardı. Gazeteci bir büyüğüm hangisine benzeyeceksin dediğinde ben de karışımı olur cevabını verdim. Melih Bey’in dünya görüşü ve siyasi partisi benim görüşümle örtüşmüyor. Ancak Burhan Bey’in görüşü benimle örtüşüyor. Biz merkezdeyiz. Burhan Bey de merkezde. Bizim yerimiz merkezin sağı. Atatürkçüyüz, milliyetçiyiz, elhamdülillah Müslümanız. Bunları da siyasi argüman olarak kullanmayız. Kimseyi bu şekilde etkilemeye çalışmayız, bizler de etkilenmeyiz. 
 
Melih Gökçek başarılı bulunmasa Türkiye’nin en uzun süreli belediye başkanı görevinde olmazdı. Demek ki başarılı olmasa o oyla ona teveccüh göstermezler. Ancak ben Melih Gökçek’i argüman olarak öne çıkaracak bir politika izlemiyorum. Ben siyaseti yaparken de propagandamda da doğru bildiğim sözlerimden sakınmam. Olduğum gibi görünüp göründüğüm gibi olurum. Biz doğru bildiğimiz yolda ilerliyoruz. Bu yüzden şu konuşmam yarar bu konuşmam yaramaz diye ayırt etmem. İyi icraatlar yaptığım bir dönem için de aman konuşmam demem."
 
Denizli'deki çalışma süresi için," Resmi bir görev değildi." diyen MHP Adayı Taşer, 17 Aralık için ise iddialı konuştu:
 
Resmi bir görev değildi. Yarım kalmış toplu konut projeleri vardı. Biz onları düzenledik. Biz bir ekibiz. Türkiye’nin her yerinde çalışabiliriz. Bir ekip arkadaşımız mesela Gaziantep’te görev yapıyor. Bir yerde sıkıntı olup çağırdığı zaman biz yardımcı oluruz. Bizim kurulu bir ekibimiz var. Denizli’de de böyle bir durum olmuştu. Yarım kalmış toplu konutların rehabilite edilmesini ve anaokullarıyla etüt merkezlerinin düzenlenmesi yönünde çalıştık.
 
"Biz hep merkezin sağında bulunduk. DYP’de bir İlk-San hadisesi patladı, sonrasında CHP’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde İSKİ patladı, 17 Aralık hadisesi de bunun bir başka versiyonudur. 17 Aralık sonrası bir partinin uzun süreli siyaset yapma şansının her geçen gün azaldığını düşünüyorum. Etrafında o fikri savunanlardan ziyade güçten faydalanmak isteyenlerin öne çıktığı bir gerçek. AKP de bu konuma gelmiştir. 17 Aralık sonrası sağlıklı bir propaganda yapmak mümkün değildir. Hızla bunun etkisi bütün bölgelere yayılacaktır. CHP ile MHP’nin yarışacağını söylememin temel nedeni budur. "
 
Taşer, Deniz Ölgün'ün operasyonuın seçime etkisi ve sonrasında da Hüseyin Aslan'ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adaylık sürecinde ne şekilde yer aldığına açıklık getirdi.
 
Şimdi ilk olarak Türkiye çapında MHP oylarının siyasi literatürde olmayacak kadar hızlı arttığı bir gerçektir. Çok değerli büyüğümüz Devlet Bahçeli’nin kriz öncesinde de kriz sonrasında da söyleminin aynı olmaması ve bunu olaylara göre belirlemiyor olması güven veriyor. Sayın Gökçek ile, Sayın Özfatura ile ve Sayın Hüseyin Aslan ile çalıştım. İzmir’de proje yapımında ve hizmet anlamında makam mevkii ne olursa olsun ben orada olurum. Bunun karşısında bir siyasi ikbal beklemeden yerimi alırım. Burhan Bey ile yapılan bir görüşme neticesinde Sayın Hüseyin Aslan’ın BŞB aday adayı olmasında dolayı bir ilişkimiz gelişti. Hüseyin Bey’in hangi partide olduğu beni çok ilgilendirmiyor. Yani CHP benim için öcü değil. CHP de bu ülkenin olmazsa olmaz, değerli devlet adamları yetiştirmiş bir partisidir. Ancak benim siyasi görüşüm ve mevcut durumdan dolayı bu partide yer almam. Hüseyin Aslan bize adaylığını ifade ettiğinde biz de ortaya projelerimizi koyduk. Bu çalışmayı yalnızca biz yapmadık. Ticaret Odası’nın projelerini çöpe atmak yanlış olur. Ticaret Odası’nın projelerini İzmir’de bütün siyasi partiler takip etmeli. Yine diğer sivil toplum örgütleri içinde de inanılmaz bir fikir atölyesi kuruldu ve beyin fırtınaları yapılıyor. Benim kanaati İzmir BŞB bu tür proje çalışmalarında önder olmalı. Hepsini bir merkezde siyasi ayrılık gözetmeden toplanmalı.
 
Erol Yaraş'ın İZTO'nun askeriyenin yeşil alanları ile ilgili sorusunu da yanıtlayan ve söze "Katılıyorum" diyerek başlayan Taşer, yeşil alan eksikliği konusunda hatanın İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait olduğunu şu sözlerle dile getirdi;
 
"Katılıyorum. Yerden göğe kadar katılıyorum. Olaya ön yargılı davranmamak lazım. Bir şehrin yaşamı için ne kadar yeşil alana ihtiyacı olduğunu bürokratlar tarafından ortaya koymuştur. Bugün İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yeşil alan payı da yeterli değildir. Siz şehri yapılandırırken yeşil alan payını koruyarak şehri yapılandırırken korkmanın ne manası var? belediye olarak belirleyeceksiniz. Kayaçam ile Kayadibi arasında 1000 dönümlük askeriyeye tahsisli bir hazine arazisi var. Burası eskiden topçu atış alanıydı. Şimdi 57. topçu tugayı İzmir’den taşınmış ama burası hala askeriyeye tahsisli bir alan. Bana göre İzmir’in panorama itibariyle en güzel alanıdır. Yeşil alan payının da düzenlenerek dar ve orta gelirli vatandaşlarımız için buraları değerlendirmek doğru değil mi? Atıl vaziyette duruyor. 
 
Rekreasyon alanı ve konut alanları farklı olur. Rekreasyon ve yeşil ihtiyacı varsa o şekilde değerlendirilmesi daha doğru olur. Ağaçlı yol konusu örneğin burası yeşil bir alan. Kamuoyu nezdinde rekreasyon alanı olması daha doğru olur olarak düşünüldü. Yeşil alan ihtiyacı had safhadaysa ve kamuoyunun isteği bu yöndeyse öyle olur. Herkesin sahip olduğu yerlerdir devletin yerleri. Bu yüzden sadece bir tarafa açmak yanlıştır. İzmir BŞB’nin gerek yol yapmak için, köprü yapmak için, arıtma yapmak amacıyla 10 yılda BŞB bütçesinden devlete arazi bedelleri olarak 1 milyar TL’nin çıktığı ifade edildi. Bu para kasada kalsaydı vatandaşa dönecekti. Bu çok hassas bir dengedir ama bundan korkmamak gerekir. İzmir BŞB 1 milyar TL parayı buraya vermeseydi belki bir metro hattı daha şehre kazandırılabilirdi. İyi niyet çerçevesinde çözüm en uygun olandır. Ama maalesef, su için olsun, stat olsun, kentsel dönüşüm olsun hep tezat ortaya çıkıyor."
 
Belediye ve hükümet ilişkilerinde her iki tarafın da yanlış yaptığını belirten Taşer, "Örneğin kentsel dönüşümde İzmir BŞB’nin gerekli çalışmaları zamanında yapmadığını düşünüyorum. Yaptığı zaman da merkezi hükümetin bunlara zamanında ve sağlıklı yanıtlar vermediği kanısındayım. Daha önce Trabzon ve Kayseri’de belediyeye verilmiş olan özel idare malları için Binali Yıldırım’a sorduklarında “Bizi seçsinler alırız.” yaklaşımı doğru değil. Bu tarz söylemler doğru değil. Bu tarz söylemlerle vatandaşın karşısına çıkanların iyi bir intiba bırakacağını sanmıyorum." dedi.
 
MHP Adayı Taşer, İzmir'in acilen ulaşım problemini çözmesi gerektiğini dile getirirkense, "İzmir’in bütün problemlerini ve acil ihtiyaçlarını tespit ettik. İzmirliye problemi sorduk, yüzde 54 ile işsizlik birinci çıktı. Sonra diğerleri geliyor. Öncelik itibariyle bakalın; Bir şehrin küresel kent olması için, sağlık merkezi olabilmesi için, en önemli ihtiyaçları tespit etmemiz lazım. Ulaşım en büyük problemimiz. Çünkü gidişat ulaşımın kitleneceğini gösteriyor. İzmir de toplu ulaşımda geç kaldı. Sayın Çakmur’un başlattığı metro projesini 3 buçuk yılda başarmış bir ekibiz biz. Hayret ediyorum geri kalan 5 km’lik kısmın yapılamamasına. Geç kalmış toplu ulaşım ağının kurulması lazım. İzmir toplu ulaşımda sıkıntı yaşıyor. Yeşildere’de bir taraf Konak Tüneli ile başladı, diğeri uçan yolu yaptı. Orayı geçince Karabağlar’da sıkıntı başlıyor. Otoyol kısmında 9 tane kavşak var. Bat-çık yaptınız ama bu mümkün değil. Biz Tahtalı Barajı’ndan 3,5 saat su alan bir İzmir devralmıştık. 24 saate çıktı ama hizmetler çikolata gibi yenip atılıyor. Havaalanından çıkan bir kişi, hiçbir lambaya takılmadan Konak’a, Bornova’ya kadar ulaşabilmeli. Geleceği düşünmek gerekiyor. İZBAN üzerinden üst yolu düşündük ama bazı yerlerdeki daralmadan dolayı yapamıyoruz. Araçlar şehirleri öldürüyor. Ya araçları ya da şehri tercih edeceğiz. Çok yol, çok otopark, araçların şehre girişini tetikler. Hedefimiz yeni nesil toplu ulaşım olmalı. Bunu süratle yapmazsak gelecekte çok büyük sıkıntılar çekeceğiz. Metroyu merkez mi yapacak, belediye mi yapacak? Bir kısmını belediye yapsın bir kısmını merkez yapsın. Bizim olaya bakış açımız bir an önce ulaşım sorununun çözülmesidir. İzmir’e 200 binin üstünde yeni konut ihtiyacı olacak. Mevcut durumda İzmir’in yüzde 40’ı kirada oturuyor. Yapıların yüzde 55’i gecekondu. Bu sorunların çözülmesi lazım. " sözlerini kullandı.
 
Partisinin mevcut anketlerde oy oranını da açıklayan Taşer,  anketleri değerlendirdikten sonra Bornova için de bir parantez açtı.
 
"Ben matematikçiyim. Bizim bir hocamız anketler için kuyruklu yalan derdi. Ben kağıda 2 yazı yazarım ve bir akıl oyunu yapabilirim. Bana bir renk söyle dediğimde benim istediğimi söylersiniz. Türk toplumunun yapısında böyle bir şey var. O gün yağmur yağdıysa asabiyet varsa insanların cevabı farklılaşır. 6.6’da başladığımız anketlerde yüzde 15’i şu anda bulduk. Bunu samimi olarak söylüyorum ki İzmir çok sayıda MHP’li belediyeye hazır olmalı. 
 
Ortada bir gerçek var. Bornova’nın İzmir BŞB adaylığına arkasında hiçbir güç olmadan çıkardığı tek aday benim. Sayın Kocaoğlu aklından bile geçmeyen bir anda BŞB Başkanı oldu. Aman bu sessizdir sakindir dediler. O günkü durumda tekrar BŞB Başkan adayı olması uygun görüldü. Bugün aynı baskı aday olmaması yönünde CHP Genel Merkezi’ne gitti. Bir önceki seçimde tekrar aday olması için Sayın Baykal’a baskı vardı. Bugün tekrar aday olmaması için Sayın Kılıçdaroğlu’na baskı yapıldı. Şimdi Sayın Yıldırım için bir şey söyleyemem ama rencide etmemek için şöyle söyleyeyim, İzmir ile pek alakası olduğunu düşünmüyorum. İzmir BŞB Başkanı dediğiniz zaman tek kişi seçiliyorsunuz. Geldiniz apar topar bir ev kiraladınız ve İzmirli olduğunuzu iddia ediyorsunuz. Ben aday olmasaydım Yıldırım’a oy atar mıydım? Bu argümanlarla atamazdım. Çünkü Sayın Yıldırım seçimi kazanamazsa İzmir’de yaşamayacaktır. Erzincan’a ya da muhtemelen İstanbul’a gidecektir. Yüzde 12,5 gibi partici vardır toplumumuz içinde. Geri kalan seçmenin bir aidiyeti yok. Toplumun yüzde 80’i son gün karar veriyor. Son güne kadar Sayın Türkmen’e oy atacağım derken son gün Sayın Yaraş’a dönebilir. Seçim son güne kadar yürütülen bir maraton. Çeşitli argümanları vardır ve biz de son güne dek çaba sarf edeceğiz."
 
Murat Taşer'in Aziz Kocaoğlu ve mevcut yönetim için sözleriyse oldukça sertti. Taşer belediye şirketlerinin zarar rekoru kırdığını söyledi.
 
"Bir şehrin 10 yıllık süreç içinde Türkiye’de dünyada tanınacak hangi projeye el attığına bakmak lazım. Burhan Bey dendiği zaman akla büyük kanal projesi geliyor, metro geliyor, toplu konutlar geliyor büyük proje anlamında. Şimdi ufak tefek arıtmalar yapılması, kaldırım için, rekreasyon alanı için belediye başkanı olmaya gerek yok İzmir’de. Bunun için belediye başkanı olunacaksa olunmasın. Onları müdürler de yapar, fen işleri daire başkanları da pekala yapar. Belediye başkanı ufku açan kişi olmalı, büyük projelerin İzmir’e gelmesi için çalışmalı. İzmir Akdeniz’in yıldızı bir İzmir, sağlık merkezi İzmir konusunda büyük bir projeye imza atılamamıştır. Yüzde 85’i İller Bankası’ndan olmak üzere klasik bir bütçeyle riske girmeden belediyeyi yönetiyorsunuz. Böyle olunca geri kalıyorsunuz. Artık ülkeler değil şehirler yarışıyor. Ulaşımı ve EXPO yerini çözememişsiniz, iç barışı çözememişsiniz; sonrasında EXPO’ya talip olduğunuzda kaybediyorsunuz. Bir fuar alanı projesinden bahsediliyor. 10 yıllık bir proje bu. Herkes beni yalnız bıraktı diyor. Doğrudur bu fuar alanının yapılması gerekiyor. Belediye bütçesinden olmasaydı daha doğru olurdu çünkü belediye bütçesi nereye yetecek?
 
Ancak ortada bir gerçek var. Sizin ortalama yılda 500 milyon zararları kapattığınız bir bütçede 150 milyonluk bir bütçeyi hafif raylı sisteme koyuyorsunuz bu şekil bir kalkınma beklemek yanlıştır. BŞB’nin 2011 itibariyle şirketlerinin zararı 207 milyon TL’dir. Yine 2011 yılında ESHOT’un ayrıca zararı 243 milyon TL’dir.  Aman biz işçiye para veriyoruz, biletleri ucuz tutuyoruz vs. Tamam Bütün belediye şirketleri zarar etmeyecektir ama 13 şirketten yalnızca metro zarar etmiyor, diğer 12’si zarar ediyor. İstanbul BŞB’nin 23 tane belediye şirketi var ve 4’ü zarar ederken diğerleri kâr ediyor. Sadece İZELMAN’n 2011 yılındaki zararı 93 milyon TL. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin zarardaki 4 şirketinin toplam zararı ise 78 milyon TL. Senin bir şirketinin zararı İstanbul’un toplam zararından fazla. İZELMAN ve İZULAŞ’ın açığını kapatmak için bütçeden ayrılan sermaye artışı baktığınız zaman 1 milyar 200 milyon TL’dir. Çok dikkat çekici ve çarpıcı rakamlar bunlar. Bu 2 şirketin sermayesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 23 şirketinin sermayesinden yüzde 21 fazla. Bu, doğru yürütülmeyen bir şeyi gösteriyor. Siz doğrusunuz da İstanbul mu yanlış?

Ayrıca mutlaka iyi işler de yapılıyor, bunlara bir sözüm yok. Biz doğal yaşam parkına 1 milyon okaliptüsü bataklığı kurutmak için dikmiştik. Bugün orman haline dönüşmüştür. Bunlar doğru projelerdir. Kadifekale doğru bir projedir. Bunları yapmak için belediye başkanı olmaya gerek yok. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin belediye başkanı yok. Ne Aziz var ne Murat var ne de Binali Bey var. Belediye bürokratlarının yapacağı işler bunlar. 2 tane Makedonya Devlet Başkanlığı büyüklüğünde hinterlantı var. Belediye başkanı olarak alternatif ulaşım sisteminden şu kadarını yapacağım diyeceksin, toplu konut yapacağım diyeceksin. Sonra dönüp bürokratlarına paylaştıracaksın. Çok geniş kapsamlı projelerden bahsediyorum."

 
Hamdi Türkmen'in Özfatura döneminde metroyu bitiren ekibin hala belediyede görev yapmasına karşın projenin tamamlanamamış olmasına ilişkin sorusuna ise Taşer oldukça dikkat çeken bir yanıt verdi.

"Demek ki at sahibine göre kişniyor. Burhan Bey döneminde bu iş bitti ve tamamlandı. Yeni duyduğum kadarıyla ne derece doğrudur değildir, metroda şu anda yüzde 20 keşif artışı da bitirilmiş. Metronun yeniden ihaleye çıkması gündemde... İşte bu daha büyük felaketi beraberinde getirilir. Yalnızca beceriksizlik değil talihsizlik de var ama belediyede de beceriksizlik var firmada da var.  Bir de gözden kaçan bir nokta var. Metronun genel müdürü, İZBAN’ın genel müdür yardımcısı, İZBAN’ın genel müdürü metronun genel müdür yardımcısı. Yani hükümet ve belediye burada birlikte. O yüzden başarısızlığı yalnızca birine yüklememek gerekir. "

Taşer 30 Mart sabahı için ise umutlu mesajlar verirken Kocaoğlu ve Yıldırım'a yönelikse şunları söyledi;

"İzmir sevgi saygı ve demokrasi kurallarına göre bir belediyeye sahip olacaktır. Biz nefsimizi aştık. Önemli olan İzmirli seçmen kendine layık bir ekibi iş başına getirmeli. Onlardan istirhamım hangi ekibi işin başına getirirse onun arkasında durmalıdır. İzmir geri kaldığı konularda topyekûn bir mücadelenin içine girmelidir. 
 
Sayın Kocaoğlu İzmir’e gelmiş, burada yaşamış samimi bir insan ama ekip bu kadar. Sayın Yıldırım hiç kendisine uygun olmayan bir atmosferde geldi. Zorla aday yapıldı. Sayın Yıldırım bu sıkıntıları göstermeden çalışıyor. Ben iyi ki MHP’nin adayıyım. Çünkü her 2 aday da mutlaka sokağa çıktığında lehte olduğu kadar aleyhte de tepkiler alıyor. Bizim öyle bir sıkıntımız yok. "
 
Ayrıca hayvancılığın fiilen içinde bulunduğu için tarım ve hayvancılıkla ilgili açıklamara da yer veren Taşer, hem İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin hem de hükümetin bu yönde attığı adımların hatalı olduğunu ifade etti.
 
"Şimdi İzmir Ege Bölgesi’nin yüzde 21’ini Türkiye’nin yüzde 12’ini tarımda karşılıyor. Ancak İzmir, tarımsal organize sanayide geride kaldı. İzmir her türlü teşvikten mahrum. Hem sanayici hem de tarımsal üretici mahrum. Yatırım anlamında diğer illerle orantı yok. Hibe kredilerinin hiçbirinden faydalanamıyor. Biz 1700 litreden 4400 litreye süt verimi çıkardık hayvancılıkta. Biz 7500 litre kendi çiftliklerimizde üretiyoruz. Avrupa ortalamasının bile üstündeyiz. İzmir’de 1 lt sütün maliyeti 1,2 TL iken önerdiğimiz referans fiyatı 90 kuruştur dediler. Böyle bir durum olabilir mi? Bir lt sütün karşılığı 1,5 kg süt yemi üzerinedir. Necmettin Erbakan Başbakan ilen tarım ve hayvancılıkla ilgili bir sunumdaydık. 1 lt süt satıyoruz 2,1 kg süt yemi alıyoruz demiştim. Bugün geldiğimiz noktada 1 lt süt satıyorken üretici 0,8 kg süt yemi alabiliyor. Eğer müdahale edilmezse süt hayvanı bıçağa düşer. Milyonlarca dolarlık paramız gider. Mevcut hükümete yakın olan tüccarlar yine ithal et getirmeye başlarlar. Bu kısır bir döngüdür. Türkiye’de kırmızı ette büyükbaş için açık yoktur. Küçükbaşta kırmızı ette problem vardır. Türk insanının damağı yüzde 40’lık oranda küçükbaşa dayanır. Açık küçükbaştadır, bunun desteklenmesi gerekir. "

Taşer son olarak Kiraz'da  partisinin adayı Saliha Özçınar Şengül'ün seçimi kazanacağını söyledi.

"Kiraz’da bir bayan adayımız var ve Kiraz’da seçimi Saliha Hanım kazanacaktır. Kendisinin ilginç bir hikayesi vardır. Babası seçime hazırlanırken kalp krizi geçirip vefat etmiştir. Saliha Hanım bayrağı devralmıştır. Çok değerli bir hanımefendidir. İnşallah MHP’den bir bayan adayımız başkan olacaktır."

 
 
 
 
Güncelleme Tarihi: 03 Şubat 2014, 15:08
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER