banner24

Kordon'dan Kaçış!

İzmir’in sahil şeridinde kalan lüks dairelerin satılık ve kiralık ilanlarında yaşanan hızlı artış dikkat çekti. Emlak çevreleri, gerekçe olarak değişen sosyal tercihleri gösterirken, uzmanlar deprem riskine dikkat çekti.

Kordon'dan Kaçış!

Son aylarda Ege’de meydana gelen depremler emlak piyasasını da vurdu. İzmir’in körfez manzaralı lüks konutlarının bulunduğu 1. Kordon, Karataş, Güzelyalı ve Göztepe semtlerinde çok sayıda daire satılığa ve kiralığa çıkartıldı. Piyasa değeri 300 bin lira ile 2 milyon lira arasında değişen lüks daireler, aylardır boş durması dikkat çekerken, satış ilanlarındaki hızlı artış deprem korkusunu yeniden gündeme getirdi. Satılık ve kiralık daire sayısının, son yıllara oranla yüzde 30 artış gösterdiğine dikkat çekilirken, bölgenin deprem kuşağında kalması ve sahil bandındaki binaların fiziki ömürlerini tamamlama noktasına gelmesi de binaların satılık veya kiralık olarak tercih edilmesine engel gösterildi.

Deniz manzaralı lüks konutlardaki ani emlak hareketliliğinin perde arkasında, mecliste kabul edilen Kentsel Dönüşüm Yasası’nın olduğu öne sürüldü. Yasaya göre, konut sahipleri, kendi oturdukları apartmanın depreme dayanıklı olup olmadığını kendi imkanlarıyla denetleyecek. Depreme dayanıksız olduğu tespit edilen ve güçlendirme şansı bulunmayan yapılar ise devlet tarafından kamulaştırılarak yıkılacak. Bu durum neticesinde, mağduriyet yaşamak istemeyen daire sahiplerinin ise satışa ya da kiralama yöntemine başvurarak daha güvenlikli yapıları tercih ettikleri dile getirildi.

Deprem konusundaki araştırmaları ve yorumları ile tanınan Prof. Dr. Atilla Uluğ, İzmirlinin çok korktuğu deprem riskine dikkat çekti. Kentin sahil şeridindeki binaların, fiziki ömürlerinin 50 yıl olduğunu, bu sürecin de 30 yılının geride kaldığını belirten Uluğ, sahil bandındaki zemin sıvılaşmasının deprem öncesi büyük risk oluşturduğunu dile getirdi. Satış ve kiralık ilanlarındaki artışın da bilinçaltında yer eden bu korkuya dayanabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Uluğ “Afet Dönüşüm Yasası ile apartman sakinleri, kendi apartmanlarının denetiminden sorumlu olacak. Olası risk durumunda binalar kamulaştırılarak yıkılabilecek. Bu riski almak istemeyenler ya da ölçüm yaptırıp olumsuz sonuç elde edenler satışa yönelmiş olabilir. Zemindeki sıvılaşma ve sahildeki binaların yapımında kullanılan malzemelerin çürük olması göz önüne alınırsa, İzmir’in en gözde yerleşim yeri olan sahil şeridi de büyük risk altında demektir. İzmir sahilleri, yerleşim açısından olumsuzdur. Zamanının bilmediğimiz büyük bir deprem yaşayacağız. Bunun tedbirleri de şimdiden alınmalı” diye konuştu.
 
İzmir Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı Mesut Güleroğlu ise özellikle kıyı şeridinde yaşanan emlak hareketliliğini kendilerinin de tespit ettiğini söyledi. İnsanların ilgi alanlarının değiştiğine dikkat çeken Güleroğlu, deniz manzaralı lüks dairelerin yerine, çiftlik evlerinin tercih edildiğini söyledi. Bölgedeki daire fiyatlarının 2 milyon lirayı bulduğuna dikkat çeken Güleroğlu “Sahil bandındaki emlak hareketliliği bizim de gözümüze çarptı. İnsanlar daha güvenlikli çiftlik evlerini tercih etmeye başladı. O bölgeler, İzmir’in yerlisi olarak kabul edilen ve genelde yaşlı kesim tarafından kullanılan bölgeler. Deprem sadece sahil için değil, İzmir’in pek çok bölgesi için risk oluşturuyor. Cebinde parası olan da kendi can güvenliğini düşünüyor. Satış ve kiralık ilanlarındaki artışa rağmen, el değiştirmek çok zor. Uzun zamandır satılamayan veya kiracı bulamayan daireler var. Bu da fiyatların giderek aşağıya çekilmesine neden oluyor” dedi.

Güncelleme Tarihi: 27 Haziran 2012, 16:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER