Kocaoğlu: CHP'nin En Zayıf Noktası...

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, CHP'nin kurultay tartışmalarıyla oyalanmak yerine rejimi geri kazanmak için hayır cephesiyle birlikte yol haritası belirlemesi gerektiğini söyledi.

Kocaoğlu: CHP'nin En Zayıf Noktası...
CHP'de başlayan “dalgalanma” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nu da isyan ettirdi. Şu anda CHP'de bir genel başkan sorunu olmadığını kaydeden Kocaoğlu, “Biz, rejimin tekrar kazanılması için çalışmalıyız. Tekrar parlamenter sisteme dönülmesi için, CHP'nin yol haritasını hayır cephesiyle beraber belirlemesi gerekiyor” dedi.
 
Dün gece bir televizyon programına katılan Kocaoğlu, parti içindeki disiplinin sağlanması, ancak bunun da adamcılıktan uzak bir şekilde yapılması gerektiğini söyledi. Referandumdan “hayır” çıktığını, ancak bunun ispatının mevcut seçim sisteminde çok zor olduğunu belirten Kocaoğlu, “Kesinlikle ve kesinlikle hayır çıktığına inanıyorum. Bütün siyasetçiler bunu biliyor. Bu memlekete hukuk devletini getiren, bu memlekete demokrasiyi getiren Cumhuriyeti kuran parti, hukuki zeminde bunun peşini sonuna kadar takip etmek zorundadır” dedi.
 
Kocaoğlu konuşmasında şunları söyledi:
 
Sayın Fikri Sağlar, yıllar önce bu partinin devamı olan SHP’nin genel sekreterliğini yapmış bir arkadaşımız. Çok deneyimli, milletvekilliğini ve parti disiplinini en iyi bilmesi gereken bir insan. Bunu yapması bence doğru değil! Ben partiye zarar verenlerin, hem partinin hem de ülkenin geleceği açısından mutlaka disipline edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama ‘bu benim adamım, buna ceza verilmesin; bu  muhalif, buna ceza verelim’ anlayışında olmaz. Adil olacaksın, adaletten ayrılmayacaksın. Ülkeyi yönetmeye ikinci aday parti şu anda CHP. 
 
Referandum sürecinde biz de her seçimi izlediğimiz gibi il binamızda, il başkanımız ve partililerimizle beraberdik. Türkiye’de 68 evet, 32 hayırla başladı ve sonra 51.4 evet, 48.6 hayırda sabitlendi, kımıldamadı. Evet de artabilirdi hayırda artabilirdi ya da arada 0,1 puan hareket olurdu. Hiçbir hareket olmadı, kitlendi. Ve benim de şahsi kanaatim, sandıktan kesinlikle ‘Hayır’ çıktığıdır. İspat et deseler edemem. Çünkü bizim seçim sistemimizde bunun ispatı son derece zor; hemen hemen imkansız.. Bunu bütün siyasetçiler biliyor. Kesinlikle ve kesinlikle hayır çıktığına inanıyorum. Bu memlekete hukuk devletini getiren, bu memlekete demokrasiyi getiren Cumhuriyeti kuran parti, hukuki zeminde bunun peşini sonuna kadar takip etmek zorundadır. 
 
"CHP'nin en zayıf noktası şu: Biz ekonomiyi konuşmuyoruz"
 
Şu anda Cumhuriyet Halk Partisi’nin problemi, genel başkan problemi değil! Bunu açık söylüyorum. Bugüne kadar siyasette hiç adamcı olmadım. Hiç de adamım olmadı. Doğru yapıyorsam ‘gelin beni destekleyin’, yanlış yapıyorsam ‘karşıma geçin’.. Siz doğru yapıyorsanız, hiçbir ayrıcalık yapmadan ben sizi destekleyeyim.. Doğruda birlik, doğruda dayanışma; adına ne derseniz deyin! Şimdi bir referandum sonucu var. Bu sonucu beğenin, beğenmeyin; Sayın Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki Cumhuriyet Halk Partisi o uzlaşmayı sağladı.. O cephe oluşturuldu. Bunda herkesin katkısı var; Kılıçdaroğlu’nun da katkısı var. Bir başarı var ortada ve bu başarı, sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin başarısı değil. Bunu herkesin bilmesi lazım. Yüzde 49’un üzerine hesap yapmak son derece yanlış.. Burada kimlerin oyları olduğu da apaçık ortada.. Biz şunu konuşmalıyız: Bu hayır cephesindeki siyasi partiler, oluşumlar, sivil toplum örgütleri, kim varsa, bunlarla beraber yol haritasını nasıl belirleyebiliriz? 2019’da biz neyi oylayacağız? Cumhurbaşkanlığını oylarken neyi oylayacağız? Tamam Cumhurbaşkanını seçeceğiz ama bizim anayasamız bizim kültürümüze uygun mu? Biz anayasanın değişmesini istiyor muyuz? Parlamenter sisteme geri dönmek istiyor muyuz? Parlamenterlerin gücünün, yetkisinin artmasını istiyor muyuz?  Hukuk devletinden yana mıyız? Demokrasinin gelişmesini, insan haklarının gelişmesini, özgürlüklerin gelişmesini istiyor muyuz? O zaman biz yeni bir anayasayı; bu anayasanın geri dönüşünü, parlamenter sisteme dönecek bir anayasayı, seçim yasasını, siyasi partiler yasasını, bunları konuşmalıyız. Bu işin hukuki boyutu.. Yani rejimin tekrar kazanılması, rejimin tekrar parlamenter sisteme dönmesi.. Ama bir şeyi daha konuşmamız lazım; o gözden çok uzak tutuluyor bana göre.. Cumhuriyet Halk Partisi’nin en zayıf noktası şu: Biz ekonomiyi konuşmuyoruz. Ekonominin üretmesi lazım. Teknoloji ve katma değeri yüksek ürünler üretmesi lazım. Diyeceksin ki, başka parti bu konuyu masaya yatırdı mı? Hayır! Ama biz eğer 95 yıllık dev bir çınarsak, gelişen koşullarda, değişen dünyada Cumhuriyet Halk Partisi olarak ülkenin ekonomisini sektör sektör; bazı sektörlerde il il, bölge bölge, havza havza masaya yatırıp üretimi artırmanın yollarını aramalıyız.  Nerede ne yapacağız? Sanayide ne yapacağız? Tarımda ne yapacağız? Hizmet sektöründe, turizmde, lojistikte, finans sektöründe, borçlanmada ne yapacağız? Bunları açık ve net, herkesin anlayacağı netlikte, kaynaklarıyla beraber anlatmalıyız. Bu ülke zengin bir ülke; problem yok, bunu yapmamız lazım. 
 
Dış politikamız da çöktü. Şu anda Türkiye’nin bir dış politikası yok. Bu coğrafyada içerde soğan ekmek, yavan ekmek yer bu millet, sabırlıdır. Yardımlaşmayı sever, vatanına-milletine bağlıdır; niye ben aç kaldım demez ama iş öyle bir noktaya geldi ki, dış politika öyle bir açmaza, öyle bir kördüğüme girdi ki! Oysa Mustafa Kemal Atatürk’ün dış politikası, ekonomik politikası ortada.. Bunları bugüne uydurmak lazım. Atatürkçülük donmuş bir kavram değil! Devletçiliği de, milliyetçiliği de, laikliği de, halkçılığı da, hepsini bugüne uydurup bunları çıkıp tek tek, kapı kapı dolaşıp herkese anlatmamız lazım. 
 
"Hayır cephesi hata yapmaz"
 
CHP’nin tekrar parlamenter sisteme dönmesi için yol haritasını hayır cephesiyle beraber belirlemesi gerekiyor. Mutabık kalarak, hep beraber içimize sindirerek, tartışarak, tartışırken öğrenerek, toplumun sahiplenmesini sağlayarak, yarından tezi yok bu yürüyüşe başlamamız lazım. İki sene çok uzun gibi gelebilir ama çok kısadır. Hele hele böyle bir iletişim dezavantajı olan hayır cephesinin daha çok zamana, daha çok gezmeye, insanlarla birebir konuşmaya ihtiyacı var. Onun için bugünden başlayarak, o birliği koruyarak ve sürekli üreterek, sürekli teknolojiyi kullanarak bizim çok hızlı ama doğru hareket etmemiz gerekiyor. Şunu gördük; eğer toplum ülkeyi tehlikede görürse, birleşebiliyor. Zaten Anadolu insanının yüzyıllardır burada iktidar olmasının, devlet olmasının en önemli özelliklerinden birisi bu. Bu toplum zoru gördüğü zaman kenetlenebiliyor ve krizden hem kendisini hem ülkesini kurtarabiliyor. Son referandum da, bunun bir denemesidir. Ve bu denemeden Tük Milleti başarılı çıkmıştır. Bana göre hayır cephesi hata yapmaz, aklı ve bilimi rehber alırsa, her türlü konuyu masada konuşursa, ittifak yaptığı insanlara saygı duyarsa; kavgasız gürültüsüz, doğruları anlatarak, birleştirici bir üslupla devam ederse, işi ‘evet’ten kolay olacak kanaatindeyim. Referandum için bütün mücadeleyi vermek gerekiyor ama önümüzde bir genel seçim var. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi var ve buna hazırlanmak zorundasınız. 
 
"Siyasetçiler kendisi için siyaset yapıyor"
 
Türkiye uzun bir süredir algı yönetimi ile yönetiliyor. Herkes şüpheci olmaya başladı. Bu da toplumda ciddi sıkıntılar yaratıyor. Herkesin bu algı operasyonundan uzak durması lazım. Ben siyaset yapıyorum.. Kim için siyaset yapıyorum, niye yapıyorum? Ülkem için mi yapıyorum, partim için mi, kendim için mi? Ben partim aracılığıyla ülkem için siyaset yapıyorum, yapmalıyım. Esas olan devlettir, millettir.. Siyasi parti bir araçtır. Hele biz faniyiz. Beni en çok rencide eden ve üzen konu, siyasetçilerin bugün kendisi için siyaset yapmasıdır. İstisnalar mutlaka var ama büyük çoğunluk koltuk için yapıyor. Bu maddi olur, manevi olur hiç önemli değil! Kendine en yakın partide, ülke için siyaset yapacaksın. Böyle olunca siyasetin kalitesi de, verimi de artacak. Partiler ehil eller tarafından yönetilecek. Bizim parti ayrımı yapmak gibi bir lüksümüz yok. Herkes, bütün siyaset nitelik kazansın; ülkeyi bilgili, sağlıklı insanlar yönetsin ve ülke kalkınsın.
 
Genel iktidar yerel iktidardan geçer. CHP İzmir’de, Ahmet Piriştina ile beraber 4 dönemdir iktidarda.. Ama İstanbul ve Ankara’yı almadan iktidar olmanız çok zor. Olsanız da orada durmanız zor. Dünyada da gelişmiş ülkelerde siyaset yerelde yapılıyor, kalkınma yerelde başlıyor. Türkiye’de ilk defa uyguladığımız yerelde kalkınma modelimiz gelişmiş ülkelerde yıllardır uygulanıyor. İzmir’in nasıl kalkınacağını en iyi biz biliyoruz; yerel yöneticiyiz. Hükümetle uyumlu projeleri tartışabilsek, ülkenin kaynağı da israf olmayacak. 
 
"İzmir’de çok iyi sonuç aldık"
 
Biz İzmir’de çok iyi sonuç aldık; yüzde 68.8’den memnunuz. Tabii bu CHP’nin oyu değil! CHP’nin İzmir’deki oy tabanı yüzde 50.. Geriye kalan diğer partilerden.. ‘Bu 68.8 oy bizim’ dersek doğru olmaz. 
 
Olağanüstü kurultayın hiçbir anlamı yoktur. Zaten olağan kurultay süreci başladı. Bu arada aday olmak isteyen arkadaşlar da daha iyi hazırlanır. Ülkeyi dolaşır, ilçelerde kongrelere katılır, kendini anlatma fırsatı bulur; dağarcığındakini, kucağındakini döker, çalışmasını yapar. CHP’de ‘sen aday olma’ gibi bir şey söz konusu değil! Herkes demokratik hakkını kullanır. Parti çalışır, bilim insanları katkı koyar; bu ülke bu darboğazdan, bu kaostan çıkar. Önemli olan Ahmet Efendi’nin genel başkan olmasından ziyade, ülkeniz dar boğazdan çıkmasıdır. Ülke kalkınıyorsa hep beraber kalkınıyorsun. Bugün olmaz, çalışırsın yarın olursun. Ama koltuk sevdasından mutlaka vazgeçmemiz lazım. 
 
Güncelleme Tarihi: 09 Mayıs 2017, 16:40
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER