'Kalkınma' Şartı Koydu!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sencer Ayata, CHP’nin kalkınmacı bir parti olması durumunda Ak Partili seçmenin yaklaşık yüzde 15’nin, MHP’li seçmenin ise yarısının CHP’ye oy vereceğini öne sürdü. Prof. Dr. Ayata, beyaz yakalıların yükselen değer olduğunu, CHP’nin bu hazineye sahip çıkması gerektiğini savundu.

 
CHP İzmir İl Başkanlığı tarafından Kaya Termal Otel’de düzenlenen ’Yerel seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından İzmir ve Türkiye’ konulu konferans düzenlendi. CHP genel başkan yardımcılarının, araştırma şirketi sahiplerinin, siyaset bilimcilerin ve gazetecilerin gün boyu üç oturumda gerçekleştirecekleri konferansın açılış konuşmasını yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Sencer Ayata, bir siyasi parti seçmen davranışındaki değişimleri ne kadar iyi anlarsa seçmenin taleplerini ne kadar iyi değerlendirirse siyasi hedefine ulaşması o ölçüde başarılı olacağını anlattı.
 
“OY KAZANMAK ASLANIN AĞZINDA"
 
Sosyoloji Profesörü olan Ayata, 2000’li yıllarda siyasi arenaya dört siyasi partinin yerleştiğini, AK Parti ve CHP’nin oylarının toplamının yüzde 70’in altına düşmediğini belirterek, MHP ve HDP oylarının da sağlam bir temele oturmaya başladığına dikkat çekti. Seçmenin en az yüzde 15’inin ’bana parti fark etmez. Söylemlere bakarım ona göre karar veririm’ dediğini, yüzde 30’un da ’ben bu partiye oy veririm ama başka parti kurulsa giderim’ yaklaşımı sergilediğini anlattı.
 
“EĞİTİM ARTTIKÇA CHP OYLARI ARTIYOR"
 
Ayata, şöyle konuştu:
 
“Bundan sonra oy kazanmak aslanın ağzında. Her seçimde partiye bağlılık artıyor. Büyük hayale kapılmamak lazım. Bu da yarışın ne kadar rekabete dayalı olduğunu gösteriyor. Partilerin siyasi söylemleri örgütlerin çalışması önemli ama madem ki oylarını değiştirebileceğini söyleyen bu kadar küçük bir kitleden söz ediyoruz. O zaman bu kitleyi çok ayrıntılı olarak tanımlamamız gerekiyor. Lise mezunları arasında AKP yüzde 40, CHP yüzde 34. Üniversite mezunları arasında AKP yüzde 30, CHP yüzde 40’ın üzerinde, AKP ilkokul ve altında yüzde 65- 70 seviyesinde. CHP oylarının yüzde 60’ını lise ve üniversite mezunlarından alıyor. Eğitim arttıkça CHP oyları artıyor. Biz zaten eğitimli kesimden oy alıyoruz. Son seçimlerde lise ve üniversite mezunları yüzde 32 idi. Önümüzdeki seçimde lise ve üniversite mezunu seçmen yüzde 40’ın üzerine çıkacak."
 
“EĞİTİMLİ VE ÇALIŞAN KADIN CHP’YE OY VERİYOR"
 
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ayata, CHP’nin eğitimli ve çalışan kadınlardan, sosyoekonomik gelir düzeyi yüksek kesimden ve kentte 20 yılı aşkın süredir oturanlardan oy aldığını dile getirerek, şöyle konuştu:
 
“AKP kadınlarda kuvvetli. Çok yüksek kadın oyu var. Hangi kadınlar bunlar, eğitim düzeyi düşük işgücü piyasasına katılmayan kesim. Kadın çalışınca işgücü piyasasına katılınca, birinci parti CHP oluyor. Genç kuşakta iki kadından biri lise mezunu. Buna dikkat etmeliyiz. Kentte kalma süresi 20 yılı düşünce kentlileşme oranı oyları değiştiriyor. Kentte daha uzun süre kalanlar arasında CHP oyları artıyor. Bir ilçede sosyoekonomik gelir düzeyi yükselttikçe CHP oyları artıyor. Bize ’sahil partisi’ diyorlar. Seçmenlerin yüzde 33’ü Marmara Bölgesi’nde yaşıyor. Ege’de yüzde 13, Akdeniz’de yüzde 12. ’Biz kıyılar partiyi olduk eğitimliler partisi olduk’ diyoruz. Bunlar bizim önemli ölçüde değerlendirme hatası yapmamıza neden oluyor. Çünkü nüfus kıyılarda yaşıyor."
 
“SAĞI İYİ YORUMLAMALIYIZ"
 
Prof. Dr. Ayata, CHP’nin sağa kaydığı yönündeki eleştirilere de değinerek, din ve milliyetçilik değerlerine vurgu yapıyor. Ayata, “AKP dindarlık, milliyetçilik ve muhafazakarlık. AKP merkezden sağdan oy alıyor. Partide çok konuşulan sağa kayma konusu var. Bu sağa kaymayı çok iyi değerlendirmeliyiz. Sağ konusunu nasıl yorumlayacağız? Merkez sağ büyürken solun dışında kalan bir de merkez var. Sağı bir bütün olarak ele almamamız gerekir. Din ve milliyetçilik iki ana öğe. Sağın içinde milliyetçilik ve din ayrışıyor. Yaşam tarzı, değerler, giyim kuşam, cumhuriyete bağlılık konusunda milliyetçi sağ, dinci sağdan uzaklaşıyor. Manisa’ya gidin görün. Milliyetçi sağ daha genç, daha eğitimli. Bu kesim daha çok MHP’li. Bu kesimler üzerinde ayrıca durmak lazım. Merkez sağ oylar konusu var. 2002 yılı öncesinde merkez sağ partilere oy vermiş seçmenler. Bu seçmen dağıldı. CHP yüzde 5 oy aldı o kesimden. Eskiden merkez sağa oy verenler bugün koyu AKP’li oldu" dedi.
 
“BEYAZ YAKALILAR BİR HAZİNE"
 
CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ayata, beyaz yakalıların sayısının hızla arttığını, bu kesimin CHP’ye ilgi duyduğunu, bu hazinenin iyi değerlendirilmesi gerektiğini şu sözlerle ifade etti:
 
“Bizim partimizde deniyor ki ’yüzde 40 oy oranını Ecevit yakaladı. Dağlara taşlara yazıldı’. O dönemin üzerine yapılan çalışmalar açıkça şunu gösteriyor. CHP gücünü o yükselen toplumsal gruplara dayandırdığı için oyları yükseliyor. Sendikalı işçi kesimi, çiftçi kesimi, üniversiteli sol eğitimli gençler. Günümüzde hangi toplum kesimleri yükseliyor. Yakın zaman kadar nüfusun ezici çoğunluğunu oluşturan esnaf, sanatkar ve çiftçi kesimi yüzde 30’a inmiş durumda. AKP’nin kalesi bunlar. Çalışanların üçte ikisi ücretli emek. CHP düzensiz çalışan kesimden düşük oy alıyor. Ücretli emek kategorisi içinde en hızlı büyüyen kesim beyaz yakalılar. Türkiye’de 700 bin öğretmen var. 300 bin atanamayan öğretmen var. 300 bin sözleşmeli öğretmen var. Beyaz yakalıların ilgisi CHP’ye. Oy oranımız yüzde 40’ı geçiyor beyaz yakalılar arasında. Beyaz yakalılar toplumun en hızlı büyüyen kesimi. CHP üzerine oturduğu bu hazinenin değerini çok iyi bilmeli. Tuzu kuruların partisi değiliz."
 
KALKINMACI PARTİ OLMALIYIZ"
 
Prof. Dr. Ayata, CHP’nin oylarını artırabilmesi için kalkınmacı olması gerektiğini belirterek, “CHP’nin en yüksek oya çıkması için nasıl bir farklılık olması gerekiyor. Tek bir konu eğer öyle olursa AKP’nin yaklaşık yüzde 15- 20’si ve MHP’nin tam yarısı CHP’ye oy verir. Nedir bu koşul. CHP’nin kalkınmacı parti olması. Eğitim, genç kadınlar, sosyoekonomik bakımdan gelişmiş ilçeler bunarın hepsi CHP’nin kalkınmacı parti olmada önünü açıyor" dedi.
 
 
 
CHP İzmir İl Başkanlığı tarafından Kaya Termal Otel'de düzenlenen 'Yerel seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından İzmir ve Türkiye' konulu konferansta konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı iktisat doçenti Selin Sayek Böke, Hükümetin 2007 yılından bu yana ekonomi politikasının olmadığını öne sürerek, Orta Vadeli Programın masal olduğunu söyledi. 
 
 
Böke, 2002- 2006 yılları arasındaki büyümedeki artışın iktidarın başarısına değil vatandaşın vergisini düzenli ödemesine bağlı olduğunu ileri sürdü. Böke, şunları söyledi: 
 
“Ekonomi daha iyi gidiyor başarı da buradan geliyor' deniyor. Bunun büyük bir kısmı yanlış. Büyüme oranıyla AKP oy oranı arasında doğru orantı var. Geçen hafta Orta Vadeli Program (OVP) açıklandı. Tamamen masal, geleceğe dair temenniler. İktidarda olan bir partinin sadece iyi niyet sunması kabul edilebilir bir şey değil. 2007 yılından bu yana iyi niyet ve temenninin önüne geçmeyen bir politika var. 1990- 2000 yılına büyüme ortalama 3.4 . 2002-2006 yılda yüzde 7.2 büyümüş Türkiye. Benzeri ülkeler de yüzde 6.9 büyümüş. 2007-2013 döneminde büyüme yüzde 3.5. Bu dönem bize benzeyen ülkeler yavaşlamamış. Bize benzeyen ülkeler küresel kriz lanetini mucizeye çevirmişler ve yüzde 6 büyümüşler. 2002- 2006 yılında başarı var ama burada vergisini veren özverili bireyler var. Ekonomi programının içinde hesap verilebilir bir dizi reform sözü vardı. Şu anda yol haritası yok. OVP diye bize masal anlatılıyor. AKP'nin önemli başarılarından birinin ekonomi olduğu hala konuşuluyor. Çünkü 2002 yılında büyük bir krizin ardından geldi. Büyüme onların başarısı oldu. Siz, biz ödedik ama uygulayanın başarısı oldu. Daha önce gidilemeyen okula, hastaneye gitmeye imkan veren bir dizi politika uygulandı. Ama bu arada teknolojinin ve dünyanın da geliştiği göz ardı edildi."
 
“UMUT VAAT EDEN BİR KALKINMA HAMLESİ YARATMALIYIZ"
 
CHP Genel Başkan Yardımcısı Böke, CHP'nin Türkiye'nin geleceğe dair beklentilerine ortak olması gerektiğini şu anda ciddi bir ortak olamadığını dile getirerek, şunları söyledi: 
 
“Biz başarının ve başarısızlığın nereden geldiğini anlatamamışız. Son 10 yılı daha iyi anlatmalıyız ki başarıya başarı diyen eleştiren ama olumsuzlukta boğulmayan bir anlatım içinde olmalıyız. Geleceğe dair beklentilere ortak olmalıyız. Şu anda ciddi bir ortak değiliz. Umut vaat eden bir kalkınma hamlesi yaratmalıyız. Merkez Bankası bağımsız olmalı. Düzenleyen denetleyen kamudan, gırtlağa basan kamuya geçtik. Özel sektörü boğan değil, denetleyen, düzenleyen piyasaya ekonomisine dayanan bir kamu yaratmalıyız. Yapısal reform yapmamız gerekiyor. İnsanların iş bulma umudu yok. İstihdam yaratan üretim yok. Kanal İstanbul'lara değil istihdam yaratacak bilgi ekonomisine dayalı üretime ihtiyaç var. Tasarrufların yatırıma dönüşmesi ve becerilerimizin artması gerekiyor. Türkiye'nin geleceği olan sorunların çözüleceği bir hukuki yapısı olduğuna biz ikna değiliz ama bunu yapacağımıza ikna etmeliyiz. Yatırımcı becerikli işgücü ister. Ben iki çocuk annesiyim. Çocuklarım becerilerini geliştirici ödev yapmıyorlar. Bilgi toplumu oluşturmaya yönelik düzenleme yapılmalı. İnsanlar çalışmak istemeli. Çalışmak istetmeyecek bir dizi sosyal yardım var. Muhtaçlığı ortadan kaldırmalıyız." 
 
“KADININ ÇALIŞMASI GEREK"
 
Böke, büyüyen Türkiye için kadının çalışması gerektiğini şart koşarak, “Üç kadından biri çalışmak istiyor ama üçü de çalışıyor. Kadınlar evde de çalışıyorlar. Bizim evde çalıştığı için alternatif düşünmeyen ama aslında isteyebilecek olan kadının önündeki engeli kaldırmamız gerekiyor. Büyüyen Türkiye için kadınların çalışabilir olması gerekiyor. Kadınlar çok önemli. Yaygın kreş eğitimi. Şu anda kreşler yarım gün. Çalışmak isteyen kadın çocuğunu güvenle bıraksın" dedi. 
 
Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, AK Parti'nin 2015 genel seçimlerinde yüzde 40'ları göremeyeceğini öne sürerek, “Ekonomide gelişmeler iyi gitmiyor, Türkiye'nin diğer sorunları da yığılıyor. Eski parlak günleri yok" dedi. 
 
“HALK BAŞARISIZLIĞIN FARKINDA AMA OY GELMİYOR"
 
Prof. Dr. Sosyolog İlhan Tekeli, CHP'nin sağdan adam alıp partiye koyarak, kitlelere ulaşılamayacağını, halkın beklentilerine yönelik siyaset yapmak gerektiğini anlattı. Prof. Dr. Tekeli, şöyle konuştu:
 
“Sağdan adam alıp koyarak, bunun gerçekleşeceğini düşürseniz en büyük haksızlığı sağdan aldığınız bu kişilere yapmış olunsunuz, onları kara koyun gibi tutarsınız. Çok farklı yaratıcı bir strateji güdebilirsiniz. Bugünkü dünyanın karmaşıklığında sağ- sol ayrımı çok anlamlı değildir. 'Biz halkın beklentilerine yönelik siyaset yapacağız' derseniz bu partinin içinde bir kriz yaratmaz gelenler içinde yabancılık çıkarmaz. Bu düşünce aritmetik düşüncenin ötesinde bir siyaset düşüncesidir. Temel sorun uzun süreli bir siyaset perspektifi oluşturmak gerekiyor. Adalet, ekonomi, demokrasi çökmüş durumda, dış siyaset berbat. Yönetim, polis raporları ile gidiyor. Bu saydığım alanlardaki başarısızlıktan halkın farkındalığı var ama oy gelmiyor. Bu saydığım başarısızlıklar herhangi bir ülkede olsa iktidarın düşmesi için güçlü gerekçeler olur. Bütün başarısızlık neden oya dönüşmüyor? Bunun karşısında nasıl bir pozisyon alınabilir?" 
 
COŞKU VE GÜVEN 
 
Prof. Dr. Tekeli, oy artışı sağlayabilmek için coşku ve güven kavramlarını yeniden üretmek gerektiğini belirterek, şunları söyledi: 
 
“İktidar öfke ile siyaseti bütünleştiriyor, ötekileştirme üstüne kurulu sadakat zinciri, duygudaşlık yaratılıyor, algı operasyonu yapılıyor. Acaba biz hangi noktada fark yaratabiliriz. Yeni bir demokrasi kültürü önerisi, yeni bir siyaset kültürü önerisi ve bununla birlikte üretilecek iki yeni kavram. Biri coşku diğeri güven. Performans üzerinden değil sadakat üzerinden oy alınıyor. Kucaklayıcı demokrasi önemli. İktidar olmayı seçim kazanmaya bağlamayan muhalefette de iktidar olabilen bir siyaset anlayışı getirilmeli. Eğer coşku üretemiyorsanız seçim kazanamazsanız. Coşku üretmek üstüne düşünmeliyiz. Coşku üretmek için önce kendinizin coşkulu olması gerekir. Öyle kendinizden geçmişsiniz olmaz. Coşku bulaşıcıdır. Siz, siyaseti bir post elde etmek için değil iş dinamik üretmek için yaparsanız coşku üretirsiniz. Güveni üretirken ötekileştiren anlayışa karşı pozisyon alacaksınız."
 
“LİDER KORUNMALI"
 
Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilci Yardımcısı Gazeteci Şükrü Küçükşahin, CHP'lilerin iktidar olabileceklerine inanmaları gerektiğini belirterek, şöyle konuştu: 
 
“CHP çok kaliteli seçmen ve üye kitlesine sahip ama bu kitlenin bir hedef etrafında kitlenip yönetememesi gerçekten ciddi bir sorun. CHP kadrolarına bakıldığında ben AK Parti kadrolarını da biliyorum çok daha iyi kadrolara sahipsiniz. 'Yeneceğiz, iktidara geleceğiz' diye ikna olmak gerekiyor. Araştırmalara göre CHP seçmeninin yüzde 80'e yakını buna inanmıyor. CHP, AKP gibi olmamalıdır. Ama eleştirilerin ana politika ile uyum içinde olmalıdır. Korunması gereken liderdir ve liderin politikası savunulmalıdır. AK Parti öyle gaflar yapıyor ki ama bunlara o ölçüde sahip çıkıyorlar. CHP yıldız yaratmalı. Bu ülkenin cumhurbaşkanı kendisine 700 milyon lira saray yaptırdı, İstanbul'da saray yaptırdı, 300 milyar lira, uçak aldı. Evden çıkan paraları tabiki konuşacaksınız. Kullanılacak dil yüzde 50 seçmenin oy verdiği bir lidere karşı kullanılacak dil olmalı. Çünkü oyu oradan alacaksınız başka yer yok. CHP artık devlet gibi düşünmemeli. Bu devlet CHP'nin devleti değil. Devlet şu anda yoksulları eziyor." 
 
EYLÜL'DE SEÇİM YAPILSAYDI
 
Konsensus Aratırma Genel Müdürü Murat Sarı, Eylül 2014'te yapılan anketin sonuçlarını açıkladı. Sarı, Eylül'de seçim olsa AKP'nin yüzde 49, CHP'nin 25, MHP'nin 14 oy alacağını, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Selahattin Demirtaş'ın İzmir'de CHP oylarının yüzde 10'unu CHP'den aldığını söyledi. AK Parti seçmeninin yüzde 86'sının Ahmet Davutoğlu'nun performansından, CHP seçmeninin yüzde 52'si Kemal Kılıçdaroğlu'nun performansından, MHP seçmeninin yüzde 47'si Devlet Bahçeli'nin performansından memnun olduğunu anlattı. CHP tabanına artık liderinin çok fazla tartışılmaması gerektiği anlatılmalı. Sarı'nın açıkladığı ankete göre CHP seçmeninin yüzde 60'ı partisinin iktidara geleceğine inanmıyor. 
 

 

Güncelleme Tarihi: 10 Ekim 2014, 12:09
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER