banner51

İzmir'in Değeri 5 Kat Artacak

İzmir’in geleceğini şekillendirecek dev bir projeyi kim yapabilir? Elbette İzmir’e gönülden bağlı olan İzmirliler. İşte bu nedenledir ki Uğur Yüce, ''Rant peşinde değiliz, hizmet peşindeyiz'' diyor.

İzmir'in Değeri 5 Kat Artacak
 
BURAK CİLASUN / BEN HABER
 
İzmir’in ülkenin en güzel birkaç şehrinden biri olduğu herkesin dilindedir. Ancak üstündeki kirin temizlenme gereği de aşikâr. İşte bu nedenle şehrin 116 tanınmış ismi bir araya geliyor ve İzmir’e hizmet için Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım A.Ş. (TARKEM) isimli bir şirket kuruyor. Şirketin hedefi 270 hektarlık dev bir alanı ve Kemeraltı’nı yeniden diriltmek. Böylesi bir projeyi dinlemek üzere İzmir iş dünyasının önde gelen isimlerinden olan ve TARKEM’in yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini üstlenen Uğur Yüce ile bir araya geliyoruz.
 
En yalın haliyle TARKEM nedir?
 
TARKEM bir formüldür ve Türkiye’de örneği olmayan bir şirkettir. Öyle bir şirket ki, aslında olay TARKEM değil, İzmir’dir. İzmir’e gönül vermiş, hayatını burada idame ettiren insanların, bu şehre olan sorumluluğundan ve duyarlılığından kaynaklanan bir yapıdan söz ediyoruz. Bu şehirde yaşamayı seçip, çeşitli nedenlerden dolayı siyasete girmeyen insanların şehre hizmet etme isteği ancak çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla giderilebilir. TARKEM misyonu olan ve fevkalade iyi niyetli bir şirkettir.
 
 
“Ortaklar Namusu ve Şerefi Üzerine Söz Verdi”
 
TARKEM için İzmir’e hizmet etme arzusunun ete kemiğe bürünmüş hali diyebilir miyiz?
 
Yüzde yüz diyebiliriz çünkü biz Türkiye’de ilk kez bir vakıf şirketi kurduk. Biz ortaklarımıza 2 adet sözleşme imzalattık. Bir tanesi şirket ana sözleşmesi ve bir tanesi de ortaklar arası sözleşme. Ortaklar arası sözleşme tamamen bir moral sözleşmesi durumunda. Orada bu alanı önce İzmir’e, sonra Türkiye’ye kazandırırken nelere dikkat edeceğimiz, nelere özen göstereceğimiz ve hangi yanlışları yapmayacağımız üstüne bir sözleşme imzaladık. Ortak bu 270 hektarlık alanın tarihi dokusuna tamamen sadık kalacağına, kendi maddi çıkarlarını ön planda tutmadan buranın gelişmesine ve kalkınmasına katkıda bulunacağına namusu ve şerefi üzerine söz verdiği ibaresini imzalıyor.
 
Neden böylesi bir işe girdiniz?
 
Limandan sonra İzmir’in en büyük hazinesi Kemeraltı ve burası için yapılabilecek çok şey var. Bugüne kadar maalesef çok kısmi ve cüzi yapılmış. Sayın Aziz Kocaoğlu’nun, Sayın Hakan Tartan’ın, Kültür ve Turizm Bölge Müdürlüğü’nün inisiyatifiyle bir şeyler yapılmış ama yeterli değil. İnanılmaz değerli ve geniş bir alan gittikçe bir çöküntüye tabi olmuş. Burayı kurtarabilmek için birtakım imkânlar var. Çeşitli tarihlerde çıkarılmış koruma yasaları mevcut. Dolayısıyla bunları da kullanarak burayı kentin ve ülkenin ekonomisine hem iç hem de dış turizme tekrardan kazandırmak belki dünyanın en otantik, en geçmişten kopmamış, tarihi yapısını kaybetmemiş işi durumundadır.
 
Biz bu işe bu değerleri kazanmak için girdik. Bunu bir vakıfla ya da dernekle yapmak mümkün değil. Bu iş yatırım isteyen, fonlara ihtiyaç duyan bir iş. İşte bu yüzden manevi yönü olan bir şirket kurduk. Bulabildiğimiz formül budur. 
 
 
 
“Selçuk Yaşar İlk Kez Bir Ortaklığa Girdi”
 
Başlangıcı nasıl oldu?
 
Sayın Aziz Kocaoğlu bir kalkınma ve koordinasyon kurulu kurmuştu. Kurulda çeşitli alt komiteler kuruldu. Bunlardan biri de kent değerlerini koruma komitesi ve ben de bu komiteye başkan oldum. Dolayısıyla kent değerlerini koruma komitesi olarak bizim yaptığımız çalışmalar sırasında kültürel envanter listesi çıkardık. 460 tane değerimizin olduğunu gördük. Elbette bunların hepsine aynı anda saldıramazsınız ve biz bunları ağırlıklarına göre sıraladık. Sıralama sırasında gördük ki; Kemeraltı, Saat Kulesi, Agora, tarihi havralar derken hepsi aynı bölgeyi işaret ediyor. Bu tarihi alanı tekrar canlandırabilmek için ve yeniden kent ekonomisine kazandırabilmek için ne yapabileceğimizi düşünürken hem Sayın Kocaoğlu hem de sayın Tartan çok ortaklı bir gayrimenkul şirketi kurmamızı söylediler. 
 
Kuracağımızı söylediğimizde sağ olsunlar 116 kişi “Ben bu işte varım.” dedi. Hatta ilginç bir örnek vereyim. Selçuk Yaşar hayatında hiç kimseyle ortak iş yapmamış bir insan olmasına rağmen bu çok ortaklı şirkete dâhil oldu. Bülent Eczacıbaşı arayıp, o bölgede dedesinin eczanesinin olduğunu ve buna önem verdiklerini söyleyip şirkete dahil oldu. 
 
Şu anda hangi aşamadasınız?
 
Şimdi 20 yıl gibi bir süreci kapsayacak bir proje bu. Biz ilk olarak projelerini hazırlıyoruz. Herkesin ve her aktörün müdahil olduğu bir sistemle tüm paydaşların mutabık kalacağı bir ortak akıl oluşturmaya çalışıyoruz. Öncelikle buranın bir master planı olmalı ki onda epeyce ilerledik, hatta sona yaklaştık. Zannediyorum ki Nisan ayında belediye başkanları da belli olduğunda bizim de planımız aşağı yukarı belli olacak. Plan netleştiğinde, bölge esnafının, halkın ve arzu edenlerin katılımıyla devasa bir yeni şirket kuracağız. Bu da Eylül ayını bulacak. Arzu eden herkes bu yeni şirkete katılabilecek. Şu anda çalışmasını sürdüren TARKEM; planlama, danışmanlık ve bir yönetişim şirketi olarak yoluna devam edecek. O yüzden kaçırılmış hiçbir şey yok ve tüm esnafa istedikleri meblağlarla burada yer alabilme hakkını sunacağız. Herkes bütçesi oranında paydaş olabilecek. Hatta şu anda bize dükkânını satın almamız teklifiyle gelenler oluyor ama henüz bir tek toplu iğne almadık.
 
Neden?
 
Bugün Basmane’de bana 40 bin TL’ye verilen bir evi proje tamamlandığında 140 ya da 240 bin TL’ye alayım, razıyım. Çünkü şimdi alırsam, yarın o evin mevcut şartlarda 41 bin TL olma şansı yok. Bırakın ben şu hali yerine gelecekte orayı 140’a alayım. Eminim ki o fiyat daha sonra 280’e de çıkacaktır. Mühim olan orayı canlandırabilmektir. Ben 40’a alırsam bana bir hayrı yok ki. O insanların aczinden, imkânsızlığından faydalanmak insanlık değil ki. Biz bunun peşinde değiliz.
 
Ne kadar bir ilerleme sağlanabildi şimdiye dek?
 
Samimiyetle söyleyebilirim ki 2 yılda yapılacak işi 1 yıla sığdırdık. Bunu da öyle zannediyorum ki yaş ortalamamız sağladı. Tanınan ve güvenilen insanların işin içinde olması işin hızlı ilerlemesini sağladı.
 
 
“AVM Açacak Adam 10 Kere Düşünecek!”
 
Geniş bir sahadan bahsediyoruz ama ilk olarak hanların olduğu bir pilot bölgeniz var. 
 
Bir pilot bölge seçtik ama ilk olarak illa orayı yapacağız diye bir şey yok. 270 hektarlık alanda 17 tane alt bölgemiz var. Hanların olduğu yerin pilot bölge olmasıyla ilgili belediyelerle de görüştük. Bizim için öncelik, işin yapılacağı alanın gelişebilme potansiyelidir. Turistler otobüslerle Kadifekale’ye çıkacak, ve inerken Batı Medeniyetleri Müzesi ile amfi tiyatrodan sonra restore edilmiş Agora sokaklarından geçecekler.
 
Sonrasında bu insanların yemeğe, içmeye, dinlenmeye ve alışveriş yapmaya ihtiyacı olacak. Agora’nın karşısındaki bu hanlar böylesi bir işlev görecek. Tarihi ve kültürel yapıyla birlikte turizm ilgisi fevkalade yüksek olabilecek bir alan burası. Bir de birkaç fakülteyi de o bölgeye kaydırabilirsek orası gençliği de barındıracak bir nokta olacak. 
 
Peki projenin tamamı gerçekleştiğinde İzmir ne kazanacak?
 
İzmir’in kent değeri abartmadan söylüyorum en az 5 kat artar. Çünkü bu proje İzmir’in oteline, esnafına ve kısaca hayat kalitesine yansır. İzmir özüyle buluşacak. Bundan birkaç yıl önce Türkiye’ye 20 milyon turist geldi. Bu insanlardan İzmir’e geleni ortalama 1 milyon kadar. Bunların 500 bin kişi kadarı kruvaziyer turizmi ile geliyor ve yarıdan fazlası da İzmir’e hiç girmeden Efes’e gidiyor. Şurada limanda inen adamı Kemeraltı’na kadar yürütemiyorsunuz. Projemiz sağlandığı zaman 2 tane amacımız var. 1) İzmir’e gelen turiste gösterebileceğimiz bir şeylerimiz olsun. 2) İzmir’e gelen turist sayısı 1 milyondan 5 milyona çıksın. Çünkü bugün İzmir’in turiste sunulacak bir şeyi yok. Turist niye İzmir’e gelsin? Yarım günden fazla oyalayacak hiçbir şeyimiz yok. Biz istiyoruz turist gecelesin, İzmir’i bitiremesin bir günde. İşin bir de ekonomik ve ticari boyutu var. Burada dünyanın en büyük açık hava çarşısı yer alıyor. Bunu bile ne içeriye ne de dışarıya pazarlayamıyoruz. Kemeraltı eğer eski görkemine kavuşursa, bu şehirde AVM açacak adam 10 kere düşünür.
 
 
Dünyada örnekleri var mı bu projenin?
 
Elbette var. Bakın Atina 10 yıl önce İzmir’den beter bir haldeydi ama çalıştılar ve şimdi insanlar belli yerleri görmeden dönmek istemiyor. Yine Barcelona 20 yıl önce bataklıktı, Hamburg kötüydü, Amsterdam’da da yaptılar aynısını. Bunlar yapabiliyorsa İzmir niye yapamasın kardeşim?
 
“Tüm Dünyadan Yahudiler İzmir’e Gelecek”
 
İzmirlilerden ne bekliyorsunuz?
 
Bir kere, “Aferin, çok iyi yapıyorsunuz, tebrikler.” gibi sözleri asla beklemiyoruz. Yanlışımız ve eksiğimiz varsa bizi lütfen uyarsınlar. Bize fikirleriyle katkıda bulunsunlar, öneri getirsinler. Doğru bir iş yapıyorsak kendi çevrelerinde bunun doğru olduğunu ve herkesin buna katkı koyması gerektiğini ifade etsinler. Böyle bir proje ancak kamuoyunun yüzde yüz desteğiyle yaşar. İzmirliden beklediğimiz kentine sahip çıkmasıdır.
 
Bürokrasi?
 
Bürokrasiden hiçbir şey beklemiyorum. Bürokrasi kendi işini yapsın, ben daha başka bir şey istemiyorum.
 
Son olarak İzmir termal tesislerle birlikte Norveçli turistlerle tanışmıştı. Projenizin içinde 7 tane havranın restorasyonunun olduğunu düşündüğümüzde İzmir bu kez de Yahudi turistlerle mi buluşacak?
 
Hem de nasıl. En büyük hedef kitlemiz bu. Tüm dünyadaki Yahudiler buradaki 500 yıllık Yahudi kültürünün ve mirasının tanığı olacaklar. Tüm havralar restore edilecek. Ayrıca Sabetay Sevi’nin evi de orada ve anlatılacak bir hikaye var ortada. Tasvip edenler vardır, etmeyenler vardır onlara hiç girmiyorum. Turizmde anlatabilecek ve gösterebilecek bir şeylerin olacak. Turist mutlaka gelecek ve üstelik paralı turist gelecek. Ben eminim ki 20 yıllık süre içinde Amerika’daki mevcut bütün zengin Yahudiler en az 1 kere buradan geçecekler. Biraz kafamızı kullanırsak neyi satacağımız ve kime satacağımız çok aşikar. 
 
 
Yüce’den Liman İsyanı
 
Limana biz arzu ettiğimiz kadar müdahil olamıyoruz. Liman, devletin, TCDD’yle, Liman İşletmeleri’yle birçok farklı unsurun devreye girdiği bir olay… Limanda ne yapılacağı çok basit ama netice itibariyle alt tarafı 150 milyon dolar harcanıp körfeze bir kanal açılacak. Derinlik 8 metreden 14 metreye çıkarılarak buraya büyük konteyner gemilerinin gelmesi sağlanacak ve liman olması icap eden asli fonksiyonunu yerine getirir hale gelecek ama gel gör ki 10 senedir becerilemiyor. Özelleştirmeyle becerilemiyor,  ödenekler çıkıyor, bütçeler çıkıyor, kanal kazılamıyor. İşin içinde ÇED var, çevreciler var, çıkacak çamurun ne olacağı var… Dolayısıyla siz doğrudan doğruya siyasetin içinde değilseniz ya da karar verme mecrası değilseniz oradaki yaptırım gücünüz de çok zayıf oluyor.
Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2014, 10:53
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER