banner51

İzmir'den Almanya'ya Tepki Gösterdi

AB Bakanı Çelik, Bozdağ'ın Almanya'da katılacağı etkinliğe izin verilmemesine ilişkin, ''Toplantı ve gösteri hakkı demokratik haktır. Toplantı hakkının engellenmesi, demokratik bir hakkın engellenmesi anlamına gelir.'' dedi.

İzmir'den Almanya'ya Tepki Gösterdi
AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın Almanya'da katılacağı etkinliğe izin verilmemesine ilişkin, "Türkiye'deki sorunlar taşınmasın' diyerekten olmayan bir şeyin hassasiyetini sürekli ortaya koyuyorlar ama yaptıkları şey şudur; Türkiye Cumhuriyeti bakanlarının, siyasilerin oraya gitmesini engelleyerek, vatandaşlarımızla buluşmasını engelleyerek aslında onlar da Türkiye'nin iç siyasetine dönük bir kampanya yapmış oluyorlar" dedi. 
 
Çelik, İzmir Vali Erol Ayyıldız'ı ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
 
Bozdağ'ın Almanya'da etkinliğe katılmasının engellenmesiyle ilgili soru üzerine Çelik, demokratik değerler konusunda en çok sesi çıkan ülkelerin eylemlerinin de tutarlı olmasının gerektiğini ifade etti.
 
Vatandaşlarla buluşma ve toplantı hakkının engellenmesinin demokratik hakların engellenmesi anlamına geldiğini dile getiren Çelik, son zamanlarda İslamofobik bir şekilde Türkiye karşıtlığı üzerinden değerlendirmelerin yoğunluk kazandığına işaret etti.
 
Geçmişte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya'da bir toplantıya telekonferansla katılmasının yargı kararıyla engellendiğini hatırlatan Çelik, "Kandil'deki PKK sözde yöneticilerinden biri ise telekonferansla bir toplantıya katılabildi. Türkiye'de DAEŞ saldırısı olduğu zaman Almanya'daki binalara Türk bayrağı asılıyor ancak terör örgütü PKK saldırısı olduğu zaman bu yapılmıyor." diye konuştu.
 
"Bu yaptıkları duvar örmektir"
 
Almanya'da terör örgütleri PKK ve FETÖ mensupları serbestçe faaliyet gösterirken Türkiye Cumhuriyeti bakanlarının katılacağı vatandaşlarla buluşma toplantılarının engellenmesinin son derece yanlış bir tutum olduğunu kaydeden Çelik, şöyle konuştu:
 
"Bu Avrupa için bir felaket. Avrupa'nın tarihinde Berlin Duvarı'nın yıkılması bir dönüm noktasıdır. Şimdi aşırı sağcılar, ırkçılar, faşistler üzerinden Avrupa'da yeni Berlin duvarları oluşturuyoruz. Türkiye karşıtlığı, bu kesimlerin İslamofobik, antisemitik yaklaşımlarını yükseltiyor. Unutmasınlar ki bunun arkasında demokrasiye hukuk devletine düşman avrofobik, Avrupa düşmanı yaklaşımlar da vardır.
 
Bu yaptıkları duvar örmektir ama bu duvarın bize zararı olmaz kendi demokrasilerine zarar verirler. Bununla kendilerinin yüzleşmeleri gerekir. Temel değerleri hatırlatıyoruz. Bu yaptığınız demokratik haklara sığmaz. 'Türkiye'deki sorunlar taşınmasın' diyerek olmayan bir şeyin hassasiyetini sürekli ortaya koyuyorlar. Ama yaptıkları şey şudur, Türkiye Cumhuriyeti bakanlarının siyasilerin oraya gitmesini engelleyerek aslında onlar da Türkiye'nin iç siyasetine yönelik bir kampanya yapmış oluyorlar. Burada sevindirici olan şudur: Gerek iktidar partisi olarak bizim, gerekse muhalefet partisindeki arkadaşların topyekün bu haksızlığa ses çıkarmasıdır. Avrupa'daki dostlarımızın bunu iyi okuması gerekir." 
 
Çelik, bunun bir yerel yönetim uygulaması olmadığını bildiklerini, bir an evvel bu yanlıştan dönülmesini temenni ettiklerini kaydetti.
 
"Sınavı geçemiyorlar"
 
Türkiye'nin göçmenlere kapılarını açarak demokratik rüştünü ispat ettiğini hatırlatan Çelik, Avrupa'nın ise bu sınavı geçemediğini dile getirdi.
 
Şimdi başka bir sınavın önlerinde olduğuna işaret eden Çelik, şöyle konuştu: "Türkiye'de yaşayan Alman vatandaşlarına yönelik faaliyet yapmak istiyorlarsa, toplantı hakkı, demokratik haklar çerçevesinde bizim kapılarımız bütün Alman siyasetçilere, hükümet üyelerine açıktır. Buyursunlar gelsinler yapsınlar, bu tip engellerle karşılaşmayacaklar. Hatta bu bir demokratik hak olduğu için teşvikle karşılaşacaklardır. Ama kendilerinin yaptığı yine sınavı geçememektir. Demokratik değerler konusunda en çok sesi çıkan ülkelerin, demokratik değerlere sahip çıkma konusunda da eylemlerinin tutarlı olması gerekir. Toplantı ve gösteri hakkı demokratik haktır. Dolayısıyla vatandaşlarımızın, vatandaşlarımızla buluşmamız şeklindeki Avrupa Birliği'nin ilkeleriyle, Avrupa Konseyinin prensipleriyle uyumlu bir şekilde teminat altına alınmış toplantı hakkının engellenmesi, demokratik bir hakkın engellenmesi anlamına gelir."
 
AP'deki kadın erkek eşitliği tartışması
 
Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda Polonyalı üye Janusz Korwin-Mikke'nin kadın erkek ayrımcılığına ilişkin açıklamalarını da değerlendiren Çelik, "Bir demokrasi ve insan hakları okulu olarak görülen AP'de son dönemde garip şeyler olmaya başladı. Darbe girişimi sonrası Türkiye parlamentosuyla dayanışma içinde olması beklenirken tam tersi tutum içine giren AP'de nefret suçu sayılabilecek görüşler ortaya çıkmaya başladı." değerlendirmesinde bulundu. Çelik, şunları kaydetti:
 
"Çok deneyimli bir parlamento üyesi, 'kadınlar zayıf olduğu için daha az ücret almalılar, çünkü daha az üretiyorlar' gibi bana göre doğrudan nefret suçu sayılabilecek, cinsiyetçilik yapan bir açıklama yapıyor. Daha da vahimi şu, ona verilebilecek ceza konusunda 'kınama', 'oturumlara katılmama' şeklinde bir yaklaşım ürettiklerini görüyoruz.
AP'nin maalesef demokrasi, insan hakları, cinsiyet eşitliği gibi değerlerden ne kadar uzak bir duruma düştüğünü gösteren bir şey. Türkiye ve başka ülkelerle ilgili sesleri yüksek çıkarken kendi mahallelerini ihmal etmişler, orada ciddi demokratik değerlerle ilgili sorunlar var. Bence basit bir şekilde geçiştirilmeyecek bir şey, ağır bir nefret suçu. O parlamentere ciddi bir ceza verilmesi gerektiğini düşünüyorum."
 
Le Pen'in açıklamaları
 
Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Cephe Lideri ve cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen'in, Brexit benzeri bir uygulamayla Fransa'nın AB'den çıkması gerektiği yönündeki açıklamasının sorulması üzerine Çelik, Le Pen gibi Avrupa değerlerine düşmanlık yapanların yükselişte olduğunu, 3-5 yıl öncesine kadar marjinal olan grupların artık birinci ya da ikinci parti olmaya oynadığına dikkat çekti.
 
Marjinal grupların artık ana akım siyasi hareketlerin yerine geçmeye başladığını, bunun da İslamofobik, ırkçı, antisemitik yaklaşımlara karşı çıkmak yerine idare etme anlayışından kaynaklandığını dile getiren Çelik, şu değerlendirmede bulundu: "Onların demokratik değerlerini korumak bahanesiyle yaptıklarını söyledikleri şeyler, demokratik değerleri doğrudan merkezden tehdit eden aşırı sağ akımların yükselmesine sebebiyet verecek. 
 
Tarihin uzun bir döneminden bu yana Avrupalı olan Türkiye'den Avrupa'ya şu mesajı gönderiyoruz. Kendi politik uygulamalarınızla Avrupa'nın değerlerini tehdit ediyorsunuz. Bu hem ortak geleceğimiz hem demokrasinin geleceği, istikrar ve ortak refahımız için son derece tehlikeli bir yaklaşımdır. Almanya örneğinde olduğu gibi bu uygulamalardan bir an evvel vazgeçilmesini istiyoruz." 
 
Yunanistan'a kapıda vizenin kalkması
 
Yunanistan'a kapıda vize uygulamasının kaldırılmasıyla ilgili bir soru üzerine ise Çelik, Avrupa Komisyonu tarafından iptal edilen uygulamanın zor bir dönemden geçen Yunanistan için kötü bir gelişme olduğunu kaydetti.
 
Darbeci askerleri vermeme kararı, Kardak krizi gibi kararların Yunanistan'ın Türkiye'nin dostluğunu yanlış değerlendirdiğini gösterdiğini kaydeden Çelik, "Türkiye, ekonomik krizde onlara yardımcı olurken bizzat içinde bulundukları Avrupa mekanizmaları aynı desteği göstermiyor. Yunanistan'ın bunu iyi okuması gerekir. Türkiye'nin dostluğunun ne kadar kıymetli olduğunu farketmesi gerekir." şeklinde konuştu.
 
Valilik ziyaretinin ardından Bakan Çelik, tarihi Kemeraltı Çarşısı'nı gezdi, vatandaşlarla sohbet etti, Kızlarağası Hanı'nda kahve içti.
 
"AVRUPALILARA İKRAM EDELİM"
 
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Valilik ziyaretinin ardından Kemeraltı Çarşısını gezdi. Esnafla selamlaşan, çocukları seven Çelik, Kızlarağası Hanı'nda kahve içti. Bir süre vatandaşlarla sohbet eden Çelik daha sonra, tanınmış İlyas Gönen Kahvecisi'ni ziyaret etti. Çelik, o sırada kavrulan kahve çekirdeklerini görünce İlyas Gönen'den kahveleri hakkında bilgi aldı. Çelik, kahve çekirdeklerinin tadına da baktı. İlyas Gönen'in 'Kahve gelir Yemen'den, içeceksin İlyas Gönen'den' esprisi üzerine, "O zaman bu kahveden alıp Avrupalılara ikram edelim" dedi. İlyas Gönen ile birlikte kahve içen Bakan Çelik, cuma namazını kılmak üzere Hisarönü Camisi'ne geçti. 
 
İL BAŞKANLIĞINI ZİYARET ETTİ
 
Bakan Çelik, cuma namazının ardından AK Parti İzmir İl Teşkilatında partililerle bir araya geldi. İzmir'de havalimanından itibaren AK Parti kadın kolları üyelerinin faaliyetlerine geniş bir katılım göstermesinden memnuniyet duyduğunu belirten Çelik, bunun da bir kalite göstergesi olduğunu söyledi.
 
"CHP'LİLER PATİLERİNİ YENİLESİN"
 
Parti binasında anayasa değişikliği referandumu ile ilgili konuşan Çelik, "Hayır diyenlerin cephesine bakın. Ana muhalefet partisi başkanı kendi bekası için 'hayır' diyor. CHP'lilere fırsat veriyoruz. Partilerini yenilesinler. Artık ben değil biz diyen partiler olacak. HDP niye karşı çıkıyor, çünkü terör biterse onlar da bitecekler. 'Hayır' diyenler, Allah aşkına 18 maddeyi okusunlar. Ben okuduklarını düşünmüyorum. Hani neden 'hayır' dedikleri için 30 maddeyle sıralıyorlar ya, buruşturup çöpe atsınlar" dedi. 
 
Anayasa değişikliği ile ilgili "Niye bu kadar acele ediyorlar" denildiğini belirten Çelik, "200 yıldır bu topraklarda bunu tartışıyoruz. Bizim ciddi bir sivilleşme ve anayasa problemimiz var" diye konuştu.
 
15 YILDIR AK PARTİ SAYESİNDE KOALİSYON OLMADI
 
Yeni sistemin farklı hayat tarzlarını, farklı kimlikleri uzlaştırmayı sağladığı için toplumsal kapsayıcılığı olduğunu anlatan Çelik, "16 Nisan'dan sonra inşallah Türkiye'de koalisyon ihtimalini ortadan kaldırıyoruz. 15 yıldır AK Parti'nin varlığı sayesinde koalisyon olmadı. Türkiye'de parlamenter sistem tam anlamıyla hiç hayata geçmedi. Geçmeye fırsat bulamadı. Her zaman koalisyonlar, parçalı yapılar ortaya çıktı" dedi. 
 
"OTOKRASİ EŞİTTİR CHP"
 
"Ekonomik krizin olmadığı, kimliklerin kavga ettirilmediği, koalisyon ihtimali olmadığı bir sisteme geçmek durumundayız" diyen Çelik sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Artık meclis hükümeti sisteminden millet hükümeti sistemine geçeceğiz. Biz çeşitli tartışmalar izliyoruz. CHP süreli tek adam rejiminden bahsediyor. CHP'nin siyaset geçmişi ile otokrasi arasında yakın bir örtüşme vardır. Türkiye'de demokratik perspektife göre kavramların anlamlandırıldığı bir Google yapılsa 'otokrasi' yazıldığında eşittir 'CHP' yazması lazım. Bu şekilde suçlamalarının tarihsel geçerliliği yok." 
 
Referanduma evet denilmesi halinde rejimin değişeceği söylemlerine de değinen Bakan Çelik, "Bu rejim değişikliği lafı büyük bir yalandır. Rejim demek, egemenliğin millete ait olması demektir. CHP'nin desteklediği 27 Mayıs darbesi, 12 Eylül darbesi, 28 Şubat rejim değişikliğidir. AK Parti'ye kapatma davası rejim değişikliği teşebbüsüdür. Rejimi, doğru anlamak lazım. Rejime sahip çıkmak istiyorsan, cumhura sahip çıkmak istiyorsan cumhurun yetkisinin her şeyin üzerinde olduğunu ayakta selamlamak gerek. Bu yoksa asıl rejim değişikliği o demektir" diye konuştu.
 
Bakan Ömer Çelik sözlerini, "İzmir'de gördüğüm tablo, İzmir'in güçlü kuvvetli anlamlı şekilde destek vereceğidir. İzmir'in dağlarında çiçekler açar, 16 Nisan'da 'Evet'ler açacak" diyerek bitirdi.
 

 

Güncelleme Tarihi: 03 Mart 2017, 21:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER