Hayvanları Öldürmek Hala Kabahat!

4 Ekim, tüm dünyada 1931 yılından bu yana "Hayvan Hakları Günü" olarak çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Ancak ülkemizde, 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu Değişikliği Taslak Metni henüz TBMM’den geçip yasalaşmadığı için sahipsiz hayvanları öldürmek ya da işkence etmek hala “kabahat” kapsamında değerlendiriliyor.

Hayvanları Öldürmek Hala Kabahat!
Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burcu Dönmez, “Taslağa göre, hayvanları kasten öldürmenin cezası, sahipli olup olmadıklarına bakılmaksızın 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası olarak öngörülüyor. Fiilin işkence yapılarak işlenmesi halinde ceza yarı oranda artırılıyor. Hayvan Hakları Günü’nde, hala hayvanları tam anlamıyla koruyan bir yasamız yok” dedi.
 
Türkiye’de son dönemde, Eskişehir’de bir kedinin üniversite öğrencisi bir genç tarafından vahşice katledilmesi, Ayvalık’ta “Deli” isimli köpeğin yoldan geçerken havladı diye tüfekle vurularak öldürülmesi, İstanbul’da yavru kedilerin akli dengesi yerinde olmayan bir kadın tarafından öldürülmesi gibi olaylar duyan herkesin kanını dondurdu. Zanlılar, şikayetler sonrası gözaltına alındı ve idari para cezaları kesilerek serbest bırakıldı. Hayvan hakları hukuku üzerinde çalışmalar yapan Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burcu Dönmez, 4 Ekim Hayvan Hakları Günü’nde, ülkemizin, hayvanları tam anlamıyla koruyacak ve kamu vicdanını tatmin edecek bir yasaya sahip olmadığını söyledi.
 
HAYVANLAR MAL OLARAK DEĞERLENDİRİLİYOR 
 
Mevcut yasaya göre, yalnızca sahipli hayvanların “mal” olarak değerlendirildiğini ve öldürülmeleri halinde Türk Ceza Kanunu’ndaki “Mala zarar verme” suçundan işlem yapılabildiğini hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Burcu Dönmez, “Sahipsiz bir hayvanı öldürmenin ya da işkence yapmanın cezası, yalnızca Kabahatler Kanunu’na göre idari para cezası olarak öngörülüyor. Yasa değişikliğinin taslak metninde sahipli ya da sahipsiz olmasına bakılmaksızın hayvanları kasten öldürmenin cezası, 4 aydan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası olarak öngörülüyor, fiilin işkence suretiyle işlenmesi halinde ceza yarı oranda arttırılabiliyor. Hayvanlara işkence yapmak, cinsel ilişkide bulunmak suçlarına da hapis cezası öngörülüyor. Ancak uygulamaya baktığımızda, genellikle üst sınırdan ceza verilmediğini görüyoruz. Hükmün açıklanması geri bırakılıyor, ceza erteleniyor ve bu suçu işleyenin sabıkasına işlenmiyor. Yasa bu haliyle bile çıksa, hayvanı öldürenin yanına kar kalma ihtimali oldukça yüksek” şeklinde konuştu.
 
SEÇENEK YAPTIRIM VE AĞIR PARA CEZALARI ÇÖZÜM OLABİLİR
 
Taslakta, hayvanların mal değil can olarak değerlendirilmesi gibi sevindirici gelişmeler olduğunu, ancak mevcut  yunus parklarının kapatılması öngörülmediğini, yalnızca yenilerinin açılmasının engellendiğini kaydeden Dönmez, “Taslak yasalaşsa bile, davanın açılmasının veya cezaların ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ağır olmayan para cezaları ne kadar caydırıcı olabilir ki? Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, psikolojik acı çektirmek, aç ve susuz bırakmak, sokağa terk etmek, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak gibi suçlara yine idari para cezası öngörülüyor. Kamu vicdanını rahatlatmak açısından seçenek yaptırım imkanları var. Hayvanlara karşı suç işleyenler, hayvan koruma derneğinde çalıştırılabilir, kamu hizmeti yaptırılabilir, psikolojik tedavi görmesi istenebilir.  Önemli olan insanlara hapis cezası vermek değil. Böylece bu insan empati kurabilir ya da alt sınırı 20-25 bin TL olan ağır para cezaları verilebilir, bu rakamlar caydırıcı olacaktır. Böylece, kamu vicdanı da rahatlar” diye konuştu.
 
 
Güncelleme Tarihi: 02 Ekim 2014, 11:08
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER