'Eve Giderim, Ankara'ya Gitmem'

Aziz Kocaoğlu, "Üç Gazeteci Bir Konuk" programında gündem yaratacak açıklamalarda bulundu. Zaman zaman milletvekili olup olmayacağı üzerine ithamlarla karşılaşan Kocaoğlu, “Eve giderim, Ankara’ya gitmem.” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Ben TV’nin amiral gemisi olan Üç Gazeteci Bir Konuk programına konuk oldu. Usta gazeteciler Erol Yaraş, Hamdi Türkmen ve Ünal Ersözlü’nün sorularını yanıtlayan Kocaoğlu, Kültürpark’tan milletvekilliği konusuna kadar dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Programın başında Erol Yaraş’ın “Siyasi partilere ziyaretleriniz gergin tansiyonu düşürmek için miydi?” sorusunu yanıtlayan Kocaoğlu, toplumsal atmosfere atıf yaptı ve “Ziyaretler çok anlam taşıyor ve rkiye’nin en önemli konusuna bir parça katkı yapabildiysek ne mutlu. 6 aylık bir seçim yarışı sonrasında ev ödevini yapmayamutfağa kapandık. Stratejik haritamızı, yol haritamızı belirledik. Elbette ufak tefek değişiklikler olabilir ama İZSU da, ESHOT da, İZBETON’da da ne yapacağımızı biliyoruz. İlçe, köy, belde ve kanaat önderlerini gezmemiz için kafamızı dolu hale getirmemiz gerekiyordu. Bunun başlangıcını da yaptık. Tire’ye ve Bayındır’a gittiğimizde yapılan işleri de kontrol ettik. 250’nin üstünde Büyükşehir’de, bir o kadar da İZSU’da projemiz var. İhale süreçlerinde, kamulaştırmalarda sorun çıkmazsa tüm bu projeleri gerçekleştirebilecek ekonomik güçteyiz. Birinci dönemimiz işleri öğrenme, 2. dönemimiz işleri gerçekleştirme dönemiydi. Şimdi 3. dönemdeyiz ve ilk 2 dönemden daha başarılı olup daha çok iş yapmamız gerekiyor. Hem bürokrasinin oturması, hem bizim işi öğrenmiş olmamız hem de koşullarımız buna cevaz veriyor. 2019 yılına geldiğimizde İzmir farklı bir noktaya gelir.

Mermer Fuarı Gaziemir’de gerçekleşecek

Yeni fuar alanında gelinen son noktayı da paylaşan Kocaoğlu, “Biz yüklenici firmaya uyarılarımızı yapıyoruz. İnşaat sahasında iş güvenliğini sağlamak firmanın görevidir. Gecikme için süre uzatımı yapmayacağımızı da ifade ediyoruz ve cezalı çalışacaklarını sanıyorum arkadaşlar bildirdiler. Bizim ihale sistemimiz maalesef sıkıntılar yaşamaya yatkın. ‘Başkası yaşamıyor, sen niye yaşıyorsun?’ sorusu karşısında da Türkiye’de mevcut ihale sistemine bakmak gerekiyor.” dedi ve alanın mermer fuarına yetişeceğini dile getirdi.

Milliyet Gazetesi Ege Bölge Temsilcisi Hamdi Türkmen’in “Kocaoğlu’nun vizyonu var ama aşağısı mı buna ayak uyduramıyor?” sorusunu yanıtlayan Kocaoğlu, ihale mevzuatlarına ve müfettişlere tepki gösterdi.

Kocaoğlu, “Bizim bir ihale mevzuatımız var. Bir müfettiş gelir bir manzume yazar 2 sene uğraşırsın. Başka bir müfettiş gelir ve yazar gider. Sonuçta müfettişten başlar bu işler. Türkiye’de mevzuata uyarak ihale yapmak çok zor. Ben sadece kendime hiç de satmadan 3-4 tane bina yaptım. Bunun içinde 10 katlısı da var 2 katlısı da var. Hepsini de aynı kalfaya, sıvacıya, doğramacıya yaptırdım. İhalede böyle değil. Kesin teminatı yüzde 20 yapıp yapamayacağını sordum geçtiğimiz gün. Çünkü sonuca götürebilecek adam gelmeli bu işlere. Bir de adamdan memnun değilsen, “Allah sana selamet versin.” diyerek gönderiyorsun. Başkasını başlatmadan önce de diğerinin tasfiyesinden vakit kaybediyorsun. Gümrük’ten Basmane’ye kadar bir sıkışıklık vardı. Bir işadamı ihaleyi aldı. 65 günde iş bitirildi. Şimdi Kemeraltı’na gireceğiz. Aydınlatmasından altyapısına kadar hepsinin projesini bitirdik. Şimdi bu proje öncesi titriyoruz. Çünkü insan sirkülasyonunun olduğu bir yerden bahsediyoruz. Adam işi alacak gece çalışacak. Bakın aslında Şehircilik Bakanlığı’nın gerçekçi birim fiyatları yayımlaması ve kurumlara bir tolerans vermesi gerekiyor. Bir adam işi yarım bırakıp kaçıyor. Temel atmaya başka bir yere gittiğimde aynı adamı karşımda görüyorum. Mevzuat o kadar delik ki…”

Ünal Ersözlü’nün “Kara listeniz var mı?” sorusuna da net bir cevap veren Kocaoğlu, “1991 yılından beri benim de dükkanımda bir kara listem var. Esas mesele bunu burada uygulayamıyorsunuz.” dedi.

“Tüm işlerin içinde 35 projeyi not aldım” 

Stratejik planda önceliklerini de ifade eden Kocaoğlu, “Tüm işlerimizin içinde Büyükşehir için benim not aldığım 35 proje var. Tramvay, opera binası, Yüzbaşı İbrahim Hakkı’nın açılması, körfezin temizlenmesi bunlardan bazıları. Bakın Kadifekale’nin işlemleri tamamlanıyor. 600’ün üstünde evin kamulaştırılması söz konusu. Kadifekale’de 350 milyon liralık kamulaştırma yaptık. Bakın yeni fuar alanı denip geçiliyor. Yeri kamulaştırdık, planlamasını yaptık. Şimdiye kadar en az 450 milyon gitti. İçine de 50 muhakkak gidecek. Kendimizi methediyor gibi olacak gerçi onu da hiç sevmem ama her bakımdan 1 numarayız. Bu hale gelmemiz için para lazım. Yarısını biz karşılayabiliyoruz. Kalan yarısını da kredi olarak alabilecek durumdayız. Bu konuda 2-3 milyar dolar kredi kullanabiliriz. Mesala bence İzmir’de tramvay önemli, Metro’nun Narlıdere’ye kadar uzaması önemli, otoparklar önemli, ulaşımda 30 ilçeyle ilgili bir çalışmamız var ve önemli bir aşamaya geldik. Yakında sunumunu yapacağımız bu projemizde Menderes, Menemen ve Güzelbahçe’yi zone olarak alıyoruz. Her bölge arasında tamamen elektronik bir sistem olacak. Vatandaş ne kadar gidiyorsa o kadar para verecek. Mesela 20 km olan mesafe 2,5 lira olacak. İkinci 20 km’de bir 2,5 lira daha verilecek. Bu sistem için 5 senedir uğraşıyorum. Mevzuat var, insanlar var ve kent var. Biz de belli şeyleri Türkiye’de ilk kez deniyoruz. Bir de bunu kendi insanımıza ve coğrafyamıza uyduruyoruz. Bir de bu dediğim ulaşım sistemiyle ilgili dolmuşlardan başlayarak 4-5 senedir kendim de çalışıyorum. Kent dönüşümlerinde de Agora’da da böyle oldu. Vapurlar geliyor. Bir çocuk vapurda hastalanınca “Vay efendim bilmem ne.” E olacak tabi ilk defa yapılıyor.

“Stadyumda sadece ben söz vermedim”

İZVAK Başkanı Tuğrul Yemişçi’nin Kocaoğlu’na yönelik olarak, “Kocaoğlu engel olmasın heykelini bile dikeriz.” sözlerine de yanıt veren Kocaoğlu, “Tuğrul Ağabey bizim büyüğümüz ve zaman zaman istemeyerek cevap veriyoruz ama o laflar doğru değil. Efendim İzmir spor camiasının neye ihtiyacı var? Bakın Akdeniz Oyunları, Üniversite Olimpiyatları İzmir’e birçok spor altyapısını kazandırdı. 4’ü kapalı 18 kortluk tenis kompleksimiz var ve Türkiye’de yok. Buz hokeyi yine öyle. Salonu açarken tepki gösterenler şimdi, geleceği göremediklerini söylüyorlar. Buz hokeyi takımımız Türkiye’yi Avrupa’da temsil ediyor. Şimdi bizim en az 3 tane yüzme havuzu yapmamız lazım kente. Bunlar konuşulurken Aziz Kocaoğlu’nun heykelini dikmeye gerek yok. Biz ne heykel istiyoruz ne de isim konmasını. Rahmetlik olduktan sonra kim ne isim koyarsa koyar, koymazsa da koymaz. Şimdi Bornova’da 10 bin kişilik bir stadı bitirmek üzereyiz. Söz verdiğimiz stadyumlar da şöyle, stadyum tartışmaları varken biz bahse konu 2 yeri önerdik. Benim söz verdiğimi söylüyorlar. Sadece ben söz vermedim. Faruk Özak söz verdi, Mahmut Özgener söz verdi, Yunus Bey söz verdi. Kocaoğlu söz verdi de yapmadı diye bir şey yok. Stadyum benim işim değil. Sağ olsun Spor Bakanı bir stadyum yapmak istemiş ve bir ihaleye çıkmış. TOKİ’nin mevzuatı buna çok uygun. Yer kesin değil ve istediği yeri önerebilir. Büyüklük kesin değil ve istenilen proje verilebilir. Gürsel Aksel’e mi çıktınız? Yalı’ya mı çıktınız? Bunu atletizm pistleriyle, yan sahalarıyla, yüzme havuzlarıyla yapalım. Zaten tenis kortları orada duruyor. Yukarıda Cevat Durak önceki başkanımız güzel bir kamp yeri yapmıştı. Orası bir spor vadisi olur ve spor turizmine de açılır. Aynı zamanda Karşıyaka burayı çalıştırır, alt yapısını güçlendirir ve belli bir noktaya gelir. Öbür türlü zengin bir adam kulüp başkanı olsun ve kulüp böyle gitsin yapısı doğru değil. Kulüplerin alt yapıdan spor yaptırması lazım. İnşaatı alan müteahhit belli. Bunlara diğer ihtiyaçlar da söylenecek. Yer gösterilecek. Başlayıp hak edişini yapacak. Bir kısmını Bakanlık bir kısmını biz vereceğiz. Hepsi birlikte bir spor kompleksi yapılacak. Aynı şekilde Gürsel Aksel de öyle. Uzundere’ye bir kompleks yapılsın biz üstümüze düşeni yapmaya hazırız. Belki yüzde 70’ini bile yaparız. Mesela Mehmet Sepil… Adam gelmiş bakmış ve buraya stat olmayacağını söyledi. Ben Mehmet Bey’i bu açıklamayı yaptığında görmemiştim bile. Esas stadyuma geldiğimizde de beni aşsa da bu iş şahsi fikrime göre Alsancak Stadı’nın bir özelliği var. İzmir’in spor tarihi burada. Stadın küçük olduğu da doğru. Oradaki milli emlak arazilerinden, TCDD’den alarak buraya dört başı mamur 30 bin kişilik UEFA kriterlerine uygun bir şehir futbol stadı yapılabilir. Hem geçmişi yaşatır hem de kentin ihtiyacını görür. Alsancak Garı’na 150 metre ve Halkapınar’a 500 metre olur. Atatürk Stadı ile ilgili de şöyle söyleyeyim, kentler bellekleriyle yaşıyor. Burası Türkiye’nin ilk olimpiyat stadı. Sporda bir çöküntü olduğu için İzmir’de burası değerlendirilemiyor. Burada uluslararası spor müsabakaları ve etkinlikler yapılabilir. Burası restore edilir, bakımı yapılır. Kent karar verirse yıkılabilir. Hatta kent karar verir, Alsancak Stadı yerine kent stadı buraya yapılabilir.” dedi.

EROL YARAŞ'IN KALEMİNDEN; "KİMİN HEYKELİ DİKİLMELİ?" OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

“Bütün seçimler arka arkaya yapılsın”

Kente yapılacak işlerin siyasi hesaplaşmalara kurban olmaması gerektiğini söyleyen Kocaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Benim bir görüşü var ve diyorum ki bütün seçimler 5 yılda bir yapılsın. Birer ay arayla yapılsın. Ondan sonra geriye kalan 55 ay adam gibi işimize bakalım. Şimdi ödüm patlıyor. Katı atık bertaraf tesisi seçime kurban gidecek, stadyumlar seçime kurban gidecek. Bakın her partinin milletvekili atama olduğu sürece gözüne girmek için birçok beyanatlar verir. Ne yapacak iktidar partisinin milletvekili? İzmir’de yerel yönetimin başı muhalif partide olduğu için bana vurarak yukarıda prim yapmaya çalışacak. En kolayı bu ama yanlış.”

“Eve giderim, Ankara’ya gitmem”

Milletvekili olup olmayacağına ilişkin merak edilen soruya da programda yanıt veren Kocaoğlu;

“Kesinlikle öyle bir şey yok. Kesinlikle de gitmem. Biraz büyük bir laf oldu ama kesinlikle gitmem. Bana İzmirli hemşerilerim İzmir belediyecilik tarihinde ilk defa 3. kez yetki ve görev verdi. Sağ olduğum, ayakta durduğum sürece görevimin başındayım. Eve giderim, Ankara’ya gitmem. Hele hele bir harpten çıkmışım, İzmirli görev vermiş. Sağlığım bozulursa ancak eve giderim.” dedi.

PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

“İzmir su fakiri”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, su konusunda da yeni projelerini anlattı. Kocaoğlu:

“Efendim şimdi öyle bir stresli iş yapıyoruz ki, neye başlayabilirsek, neyi bitirebilirsek diye bakıyoruz. Bakın İZSU 9 farklı ilçede oraların altyapılarını güle oynaya yapıyor. İZSU temiz suda da, dere ıslahlarında da, atık sularda da çok deneyimli. Yağmur suyu konusunda büyük projelerimiz var. Kentin tamamında temiz su ile pis su ayrıştırılması ilk kez yapılıyor. Bizim şimdi baraj projelerimiz var. İzmir’in dezavantajı yakın çevresinde yüzey suyu olmaması. İzmir aslıda su fakiri bir kent. Tahtalı bizim en büyük rezervimiz bu anlamda. Bizim yeraltı sularımız var. Güzelhisar Barajı için PETKİM ile anlaştık oradan su alıyoruz. Bizim su sıkıntımız yok ve normal şartlar altında da olmaz. 2008’de de sıkıntımız olmadı. Biz Tahtalı’nın suyunu kullanarak kentteki arsenik oranını düşürmek için strateji yarattık ve 5 gün boyunca bunu sağladık. Elbette 3-4 sene susuzluk olursa bizim de su sıkıntımız olur.” dedi.

Melih Gökçek ile aramda bir fark olacak”

Erol Yaraş’ın “Melih Gökçek sizinle çok uğraşıyor.” ifadesine “Sevdiğindendir.” yanıtını veren Kocaoğlu, Yaraş’ın, “Son olaylarda Ankara’nın suyunun bakanlık nezdinde sağlıksız olduğu görüldü. Neden sessizsiniz?” şeklindeki sorusuna şu yanıtı verdi:

“Efendim Melih Gökçek ile benim aramda bir fark olacak. Benim adım Aziz Kocaoğlu, onun adı Melih Gökçek. Başkasının zor durumundan, afetten, olağanüstü hallerden yararlanarak, rakibe vurarak prim yapılmaz. Bana göre doğru bir profil değildir. Ben onu yapmam. Herkesin kendi yoğurt yiyişi vardır. Benim yiyişim budur, Melih Gökçek ile de uğraşmam. Yardım olacaksa hiçbir ayrım olmadan yapmaya çalışırım.”

Erol Yaraş’ın, “Melih Gökçek’in sizi aradığını yardım ettiğinizi duydum.” ifadesine bilgi paylaşımında bulunuyoruz diyen Kocaoğlu, “Melih Bey de zarar ediyor ben de. Beraber yapalım dedik. Niye bilgiyi paylaşmayayım belki ben eksik yapıyorum. Biz her zaman paylaşıyoruz” cevabını verdi.

“Dünyada böyle bir lunapark kalmadı”

Ünal Ersözlü’nün yeni fuar alanı ve Kültürpark’ın geleceğini sorması üzerine Başkan Kocaoğlu, “Kültürpark’ın işlevi sınırlanacak. Burada kültür, sanat, spor ve park olacak. Oradaki kilit parkeler sökülecek. Mesela kafamızda İsmet İnönü Kültür Merkezi’ni, Atlas pavyonunu, FISU binasını, holleri yıkıyoruz ve orada kültür etkinliklerin, sergilerin, kitap fuarlarının, küçük mücevher fuarlarının yapılabileceği bir bina yapacağız. İzmir Sanat kalıyor, Açıkhava kalıyor. Ada, Göl, Golf gazinolarını zapturapt altına alıyoruz. Lunaparkı da şu an için tartışıyoruz. Zaten bu şekilde bir lunapark dünyada kalmadı. Konseptinin değişmesi lazım. Doğal Yaşam Parkı’nın hemen yanında 350 dönüm rezerv alanımız var. Orada gençliktir modüler akvaryumdur gibi şeyler düşünüyoruz. Tabiat Varlıkları Müzesi, uzay kampı vs. düşünüyoruz. Kültürpark’ın bitki örtüsünü 20 senelik periyotta yenileyeceğiz. Duvarlar konusunda da bizden sonra ileride gençler karar verir diye düşünüyorum.

“30 başkana eşit mesafedeyim”

Hamdi Türkmen’in yeni belediye başkanlarına ilişkin sorusunun hemen başında “Eskilerden Allah razı olsun” ifadesini kullanan Kocaoğlu yeni başkanlar için herkese eşit olduğunu söyledi.

Kocaoğlu, “Yeni başkanları başarısız bulmam söz konusu değil. Ben 30 belediye başkanına da eşit mesafedeyim. Bence hepsi iyi gidiyor. Aynı desteği Hasan Karabağ, Hüseyin Mutlu Akpınar ve Muhittin Selvitopu’na da gösteriyoruz. Genel Merkez bir karar verdi ve bir yapı kurdu. Bize düşen görev bu yapıyla birlikte kenti ileriye götürmek.” dedi.

“Tire’de ihalenin iptali için elimden geleni yapacaktım”

Tire’de yaşananlara da açıklık getiren Başkan Kocaoğlu, “30 Mart seçimleri, köylerin ve beldelerin kaldırılması üzerine kurgulandı. Kırsalda ve özellikle yeni bağlanan 9 ilçe içinde esas seçim arenası köylerdeki tüzel kişilik malları üzerine kurgulandı. Burada doğru bir politika üretmek zorundaydık. Bu malların özelliği ne? Bir gayrimenkuller var, bir de orada yaşayan insanların işlediği topraklar var. Şimdi Kozak Yaylası’ndaki fıstığı ne yapayım ben? Satacak mıyım? Orada adam dikmiş, yetiştirmiş, ortak kestaneler var, dut var. Var oğlu var. Mera var, otlak var. Buradan insanlar geçimini sağlıyorlar. Bir düzen kurulmuş. Bu düzeni bozmayacağımızı söyledik. Bunu kooperatiflere kiraya vererek çözeceğiz. Bize köy mallarından hiç gelmedi. Biz 30 dönümünün yukarısına Büyükşehir’in bakacağına yönelik bir madde olduğu için bu rakamın üstünün Büyükşehir’e aşağısının da ilçelere verilmesini istedik ve dağılım böyle yapıldı. Sonrasında Vali Bey, ‘Büyükşehir’e hiçbir şey vermeyeceğiz.’ dedi. Bize verilmedi ve ilçelere verildi. Önemli değil onlar mahkeme ne derse o olacak. Bunlar İl Özel İdare’nin malları da değil, karışmasın bu mallar. Sonuç olarak biz sözümüzün arkasındayız. Belediyeler gayrimenkulleri satmak istiyorsa satsın. Şimdi Ödemiş köylünün malını mı satıyor, neyi satıyor onu artık millet ve basın takip ediyor. Köy köy gezmişiz. İnsan sözüyle yaşar ve adam olur yahut sözüyle fırıldak olur. Biz bugüne kadar sözümüzün arkasında olduk. Yine şansımız varmış, Mehmet Birlik’in ihaleye girip alması… Yoksa başka bir adam olsa hadi kardeşim… Neyse sağ olsun Mehmet Bey vazgeçti. Konuştuk ve hiç ikiletmedi. Yalnız şu söyleyeyim, bunu başka birisi de alsaydı bu ihalenin iptali için elimden geleni yapacaktım.” ifadelerini kullandı.

“Yedirmeyiz”

Programın sonunda Vali Toprak ile ilişkilerde gelinen son noktayı da paylaşan Kocaoğlu, “Bizim her deyimimizin bir manası vardır. Bunları tahrip edemezsiniz ve başka manalar yükleyemezsiniz. Ham dediğim vatandaşın hakkının yenmemesidir. Hamhumsaralop karışık iştir. İkisi birbirine karışmasın. Yani yedirmeyiz.” diyerek göndermede bulundu.

Ayrıca Vahap Özaltay’dan altgeçit projesine de çok kısa olarak değinen Kocaoğlu, projenin ihaleye çıktığını, ihale sonrası inşaat sürecinin başlayacağını söyledi. 

Güncelleme Tarihi: 17 Ekim 2014, 11:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER