banner51

Ege Koop'un Ankara Zirvesi

Ege Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan, 'Kentsel Dönüşüm ve Yerel Yönetimler' konulu panelde konuştu.

Ege Koop'un Ankara Zirvesi

 

Aslan, konuşmasında dinleyenlere şöyle seslendi;
 
Ege-Koop; konut üretme ve kent kurma işlevini yerine getirirken, Atatürk’ün kooperatifçilik tanımının ve felsefesinin oluşturduğu anlayışla “Türk insanının maddi olanaklarıyla zekâ ve yeteneklerini birleştirerek” dar ve sabit gelirli 100 binin üzerinde kişinin sevgisini, sevdasını; özgürlüğünü ve gelecek umudunu yaşayıp paylaştığı 26 bin modern konutu ve 11 ayrı ilçede çağdaş kent parçalarını her türlü fiziki; sosyal, kültürel, sağlık, eğitim, ulaşım, iletişim alt yapısı ve yeşil çevre dokusuyla inşa etmiş ve böylece; kaliteyi, bolca üretimi ve hakça paylaşımı gerçekleştirmiştir.
 
Ege -Koop bünyesinde bugüne kadar doktor, mühendis, avukat, subay, işçi, memur, emekli, işadamı ve serbest meslek sahibi gibi çeşitli mesleklerden üyelerin yer aldığı 200 kooperatif faaliyet göstermiş, temeli atılan konutlar öngörülen süreden 2-3 yıl önce ve ortalama 2,5 yılda tamamlanmış; üstelik, Türkiye’de başka örneğine rastlanmayan bir anlayış ve uygulamayla kooperatif ortaklarına para iade edilmiştir. 
Ayrıca; Ege-Koop’un ürettiği kentlerde, bölgecilik ve hemşehricilik bilincinin yerini, kentlilik bilinci ve dayanışması almış, böylece kentlileşme, sosyal değişim ve dönüşüm sürecine katkı sağlanmıştır. 
Ege-Koop; kooperatifçilik dünyasının günümüzdeki üretken, güvenilir ve markalaşmış başarılı örneklerinden biridir.
İzmir’in 11 ilçesinde, hangi görüş açısından bakarsak bakalım; Ege-Koop’un İzmir’e kazandırdığı ve İzmir’i inci gibi bezeyen, gerdanlık gibi süsleyen 11 kent parçasını görürüz. 
 
İZMİR'İN SİLUETİ DEĞİŞTİ
 
Türkiye’nin 3.büyük kenti İzmir’in %70’nin üzerinde sağlıksız konutların olduğunu üzülerek söyleyebilirim ki; bir an için Ege-Koop’un İzmir’e kazandırdığı modern kentleri yok varsayarsak, görmezsek; İzmir’in bugünkü manzarasının, siluetinin nasıl da değiştiğini görürüz.
Modern, yaşanabilir kentleşmenin en önemli göstergesi, ölçüsü; kişi başına düşen yeşil alandır.
İzmir’in en çevreci ve en yeşil yaşam alanları; Ege-Koop’un gerçekleştirdiği projeler, oluşturduğu kentlerdir. Ege-Koop’un projelerinde kişi başına düşen yeşil alan; Avrupa standartlarına uygundur.
Ege-Koop’un bugüne kadar tamamladığı projelerinde inşaat alanındaki fidanlar ve yeşil doku korunmuş; peyzaj düzenlemeleri, parklar, hobi bahçeleri, oyun alanları ve çim ekimleri dışında çeşitli meyve ağaçları ve hatıra ormanı olarak da 400 bin çam fidanı dikilmiştir.
Ege-Koop’un projeleri; yeşil ve mavinin kucaklaştığı birer “doğa cenneti”dir.
Ege-Koop; sadece fidan dikmekle, yeşil çevre dokusu oluşturmakla kalmamakta; diktiği fidanların, bitki örtüsünün, ektiği çimlerin, düzenlediği park ve bahçelerin titizlikle bakımını yapmakta, büyüyüp dal-budak salmasını sevinçle izlemekte ve adeta “çocuk büyütür” gibi heyecan duymaktadır.
Ege-Koop’un felsefesinde “insana saygı ve çevreye dostluk” vardır.
 
 
YEREL YÖNETİM ÖNEMLİ
 
 
Yaklaşan 2014 yerel seçimler, yerel yönetimlerin, belediye hizmetlerinin bir kez daha önemini kamuoyunun gündemine getirmiştir. 
 
Yerel Yönetimler; yaşamımızın tüm kesitlerini kapsayan bir görev alanına ve etkinliğe sahiptirler. 
 
Mutfakta kullandığımız sudan alışveriş yaptığımız çarşı-pazara, soluduğumuz havadan yürüdüğümüz cadde-sokağa, dinlendiğimiz park-bahçeden eğitim gördüğümüz okula, yemek yediğimiz lokantadan tedavi gördüğümüz sağlık kuruluşuna, oturduğumuz konuttan yaşadığımız kentin imar planına kadar yerel yönetimlerin geniş bir görev ve sorumluluk alanı bulunmaktadır. 
Bu nedenle; çağdaş anlayışa sahip yerel yönetimlerin insan odaklı ve sosyal içerikli olması gerekir.
İnsan odaklı sosyal belediyecilik anlayışının temelinde, insanlara yaşanabilir, kaliteli bir ortam sağlamanın dışında, “rant” yaratmak, belli kesimlere “çıkar” sağlamak, “haksız” zenginleşmelere olanak hazırlamak ve kenti “halksız” yönetmek anlayışına asla yer olamaz, olmamalıdırlar da…
Sosyal belediyecilik özünde; sağlıklı, fiziksel ve sosyal altyapılı, yeşil çevre dokulu, planlı ve yaşanabilir kent oluşturarak insanların hizmetine sunmak felsefesi bulunmalıdır. 
 
KENSTSEL DÖNÜŞÜM FIRSATI
 
Kentsel dönüşüm; Türkiye için çok önemli, kaçırılmaması gereken bir fırsattır.
Kentsel dönüşüm; siyaset üstü milli bir proje olmalı, entegre yaklaşımla kentin alt ve üst yapısını kapsayacak bir şekilde bütüncül olarak ele alınmalıdır.
Kentsel dönüşüm projelerinin örgütlenmesi; tüm hak sahiplerinin katıldığı ve etkin rol aldığı bir “KENT ORTAKLIĞI” çatısı altında olmak zorundadır. Bu çatının; bir “sivil toplum kuruluşu -STK” kapsamında örgütlenmesi gerekmektedir. Daha açık ifade etmek gerekirse kurgulanacak KENT ORTAKLIĞI’nın temel elemanlarını “Özel Sektör, Kamu Sektörü ve Yerel Unsurlar” oluşturmalıdır. Yani buradaki paydaşlar; yerel yönetimler, merkezi hükümet, konut sahipleri, muhtarlar ve kooperatif üst birliklerinden oluşmalıdır.
 
Örnek bir kentsel dönüşüm projesi KENT ORTAKLIĞI temel alınarak; “hazırlık, proje, uygulama ve sürdürülebilirlik” aşamaları ile başarılı bir şekilde uygulanabilecektir.
 
Kentsel dönüşümde konut kooperatiflerine özel, öncelikli ve ağırlıklı bir yer verilmelidir.
Çünkü; konut kooperatifleri demokratik, katılımcı, saydam, hesap verebilir, denetlenebilir bir yapısal özellik taşımaktadır.
Konut kooperatiflerinde ortaklar, eşit hakka ve statüye sahip olarak yasal gerekle her yıl yapılan ve gerekli hallerde de olağanüstü toplanabilen genel kurullarda hesap sorabilmekte denetleyebilmekte ve karar sürecine eşit şekilde katılabilmektedirler. 
Genel Kurullarda, görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyen, usulsüzlük yapan ve kooperatif ortaklarını zarara uğratan yönetim ve denetim kurulu üyeleri değiştirilebilmekte, yıllık faaliyetleri “ibra edilmeyen” kooperatif yöneticileri için de yargı süreci başlatılmaktadır. Bu denetim mekanizmalarına ek olarak; kooperatiflerin bağımsız denetim kuruluşları tarafından da belirli periyotlarla denetimleri sağlanmalıdır.
 
Bu nedenle; güvenilir, geçmişi temiz, başarıları kanıtlanmış konut kooperatifleri aracılığıyla yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde ortakların zarara uğramaları, mağdur olmaları olasılığı kıyas yoluyla yok denecek derecede azdır.
Ege-Koop; bugüne kadar, büyük bölümü kent dışında olmak üzere, İzmir’in 11 ilçesinde adı konmamış 11 kentsel dönüşüm projesini başarıyla uygulamış, 100 bin kişinin yaşadığı, aynı zamanda “sosyal dönüşümün de sağlandığı” her biri “yüzük taşı” gibi 11 kenti İzmir’e kazandırmıştır.
İzmir’de Ege-Koop, Ankara’da Kent-Koop gibi geçmişi geleceğine kefil kooperatif üst birlikleri, kentsel dönüşüm sürecinde üretken ve belirleyici bir konumda olmalıdırlar. 
Ege-Koop’un 27.Olağan Genel Kurulu’nda “oybirliği”yle alınan kararla, İzmir genelinde kentsel dönüşüm çalışmalarına hemen başlanması için bir kurul oluşturulmuştur.
Bu kurul; İzmir’in ilçelerinde kentsel dönüşümle ilgili çalışmalarını, araştırma ve değerlendirmelerini bir program dahilinde sürdürmektedir.
İzmir’de konutların %45’i fiziki ömrünü tamamlamış, %50’si gecekondulardan ve kaçak yapılardan oluşmakta, halkın %38’i de kirada oturmaktadır. İzmir’de kent bütününde 220 bin riskli konut var. Bu nedenle; İzmir’in risksiz, sağlıklı konutlara, yeşil çevre dokusuna, modern kentleşmeye yani; kentsel dönüşüme olan acil ihtiyacı; tartışma götürmez bir gerçektir.
 
KENTSEL DÖNÜŞÜM SADECE YIKMAK DEĞİL
 
İzin verirseniz; kentsel dönüşümden neyi anladığımızı ve bu operasyonun hangi ilkeler bazında yürütülmesi gerektiğine ilişkin görüşlerimi özet olarak dikkatinize sunmak istiyorum:
Kentsel dönüşüm; sadece riskli konutları yıkıp yenisini yapma operasyonu değil; aynı zamanda kaliteli yaşam açısından, sosyal ve kültürel değişim ve dönüşümdür.
Kentsel dönüşümde, geleceğin, 2050’lerin planlandığı bir vizyonla kentlerin yapılandırılması gerekmektedir.
Kentsel dönüşüm; fiziksel dönüşümün yanında sosyo-kültürel değişim ve dönüşüm olarak algılanmalıdır.
Kentsel dönüşüm; kentin tümünü kapsayacak entegre ve altyapısıyla, sosyal donatılarıyla, eğitim olanaklarıyla, çevre dokusuyla yaşanabilir kent yaratmayı hareket noktası kabul etmelidir.
Kentsel dönüşümün “rantsal dönüşüm”e çevrilmemesi prensibinden asla uzaklaşılmamalıdır. 
Kentsel dönüşümde belediyeler; ortalarda dolaşan fırsatçı bazı açık gözlerin konut sahiplerini çeşitli vaatlerle kandırmalarına, dolandırmalarına engel olacak önlemleri belirleyip etkili bir biçimde uygulamaya koymalıdırlar. 
Kentsel dönüşüm, çevreyle barışık, aynı zamanda kentin tarımda, sanayide, ticarette, turizmde ekonomik gelişmesine ve kalkınmasına katkı sağlamalıdır.
Kentsel dönüşüm; yerinde yapılmalı, insanların hatıralarından, geleneklerinden, kültürlerinden koparılmadan modern yaşama geçişlerini sağlamalıdır.
Kentsel dönüşüm; kentlilik bilinciyle, insan odaklı, kentin tarihiyle, kültürüyle ve sosyal dokusuyla uyum içinde olmalıdır.
Kentsel dönüşüm; yeni bir yaşam tarzını ve birlikte yaşama anlayışını halkla beraber planlamayı hedeflemelidir.
Kentsel Dönüşüm; paydaşlarla uzlaşıyı ve karar sürecine paydaşların katılımını mutlaka esas almalıdır. 
Kentsel dönüşümde; Ege-Koop gibi başarısı kanıtlanmış, güvenilir, kooperatif üst birlikleri, yerel yönetimler, muhtarlar, sivil toplum örgütleri, merkezi Hükümet işbirliği ve uyum içinde etkili, düzenleyici ve belirleyici konumda olmalıdırlar.
Günümüzde; örneğin berber dükkanı açmak için ustalık belgesi aranırken, can güvenliğimizle doğrudan ilgili müteahhit olmak için ne eğitim, ne meslek formasyonu ve ne de deneyim gibi hiçbir koşul aranmamaktadır. İsteyen herkes ben müteahhidim diye inşaat yapabilmektedir. Bu nedenle yurdumuzun çeşitli yerlerinde bu şekildeki kuralsız meslek sahibi müteahhitlerin yaptığı apartmanlar yıkılmakta ve böylece can ve mal kaybı meydana gelmektedir. 
Kentsel Dönüşüm’ün aktörlerinden biri olarak müteahhitler; meslek mensubu olarak belli kurallara, koşullara bağlanmalı ve mutlaka denetlenebilir bir yapıya kavuşturulmalıdırlar. 
Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2012, 09:20
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER