banner51

'Bizim Tek Derdimiz Hizmet'

2009 seçimlerinde başkanlık koltuğuna oturan ve başarılı bir dönem geçiren Bornova Belediye Başkanı Kamil Okyay Sındır ile Büyükşehir’e bakışını, yaklaşan yerel seçimleri ve gelecekteki hedeflerini konuştuk.

'Bizim Tek Derdimiz Hizmet'
 
GAMZE KURT / BEN HABER
 
Akademik bir ortamdan, siyasi bir ortama, belediye başkanlığına geldiniz. Bu geçiş sürecinde akademisyen olmanın avantajlarını ya da dezavantajlarını yaşadınız mı?
 
Bir akademisyen esas itibariyle toplumdan uzak birisi değildir. Öyle zannedilir ama tam tersi toplumla iç içe olmak zorundadır. Toplumun gerçek ihtiyaçlarını bilen ve ona göre bilimsel çalışma yapan bir kişidir. Her şeyden öte bir akademisyen toplumda aydın bir birey olabilmek adına sürdürmekte olduğu bilimsel faaliyetlerin yanı sıra, toplumun sorunlarına da duyarlı olan, toplumun ihtiyaç duyduğu akıl ve bilimdeki kararlara katkıda bulunan bir kişi olmak zorundadır. Bütün üniversite akademisyenleri için bu böyledir. Ben de akademik kariyerim boyunca hep meslek kuruluşları, STK’larla iç içeydim. Dolayısıyla bir belediye başkanı olabilmek adına girdiğim yol, benim akademik yaşantımdan apayrı değil. Her ikisi birbirini tamamlıyor, bütünlüyor. Tam tersine siyasette akademik bilgi birikimleri ve akademik terbiye, olaylara daha sistematik, daha bilimsel, daha akılcı bakabilme becerisini gösterebilmede önemli rol oynuyor. Bana çok faydası oldu. Üzüldüğüm nokta, kendi çalışma alanımda bir boşluk yarattım. Ama benden sonra gelen asistan arkadaşlarım da, benim el vermemle, bölümde bıraktığım boşluğu benden daha iyi götürebiliyorlar. 
 
DÜŞÜNEBİLEN HER İNSAN SİYASET YAPAR
 
Siyasete olan ilginiz nasıl başladı?
 
Siyaset aslında nedir? Siyaset, insanın, toplumun refahını artırmaya, yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik, mekansal ve yönetsel koşulları daha iyi bir duruma getirmek adına yapılan çalışmaların bütünüdür. Aslında hepimiz siyasetin içerisindeyiz. Ben zaten gençlik yıllarımda belirli bir sol siyasetin içerisinde yoğrulmuş biriyim. Aileden aldığım bir siyasi terbiye var. Örgütlü bir mücadele anlayışı hep var. Bunu da yaşamım boyunca sürdürdüm. Burada bir makam mevki olması gerekmiyor, ömrümün sonuna kadar da bu böyle devam edecek. Düşünebilen her insan siyaset yapıyor demektir. 
 
Büyükşehir ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Bornova’nın size dar geldiği zamanlar oldu mu?
 
Büyükşehir’i hiç düşünmedim diyemem, bunu söyleyebilecek hiçbir ilçe belediye başkanının olduğunu da zannetmiyorum. Büyükşehir Belediye Başkanlığı çok önemli bir görev. Zor ama üstünden kalkılamayacak bir görev değil. Bir ilçe belediyesini yönettiyseniz, bunun üzerinde bir Büyükşehir Belediyesi’ni de yönetebilirsiniz. İyi veya kötü ama en azından Büyükşehir’in işleyişini, kendi içindeki mekanizmalarını, yapısını ilçe belediye başkanlığı döneminde biliyorsunuz. Büyükşehir, ilçeden apayrı bir yer değil. İlçenin içerisinde olan, ilçeyle bütünleşik, ilçeyle örtüşen bir alan. Ulaşım, su, kanalizasyon, itfaiye, mezarlık hizmetleri ve bunların dışında tabii ki kentin bütününü alan, daha bütünsel bir yaklaşımla bir ilçenin değil de İzmir kentinin kimliğini kazandırmak, vizyonunu ortaya koymak, geleceğini kurgulamak çok önemli. Bu insana çok ciddi bir sorumluluk veren ama aynı zamanda daha gurur ve onur verici bir görev. Tabii ki aklımdan geçmedi değil ama Bornova’da geçirdiğim 1 dönemin sonunda burayı bırakıp da Büyükşehir’e taşınmak, sanki görevimi yarım bırakacakmışım gibi bir hissiyat uyandırıyor bende. 
 
 
BU YOLA GİRMEYE GEREK DUYMADIM
 
Ayrıca Büyükşehir’de benim kendi partimden bir belediye başkanımız var. Açıkçası onunla ilgili başarılı başarısız gibi bir niteleme asla yapmam. Onun devam edeceği düşüncesi ve duygusuyla böyle bir yola girmeye gerek duymadım. İzmir Belediyesi bir bütünşehir haline geldi. İzmir’in sınırları Büyükşehir Belediyesi’nin yetki ve sınırları içerisinde. Benim geçmişte akademik camiayla olan ilişkilerimin yanı sıra bir de tarım sektörüyle kırsalla, sendikalarla önemli ilişkilerim oldu. Dolayısıyla kenti daha ileriye taşıyabilecek duygu ve düşünceler her zaman var oldu. Büyükşehir’i düşünmedim değil. Düşündüm elbet. Ancak Bornova’ya biraz daha fazla ağırlık verdi. O düşüncemi kendime sakladım, kimseyle paylaşmadım. 
 
Henüz erken mi diyorsunuz? Bir dönem daha Bornova’da kalıp belki ondan sonra böyle bir yola girebilir misiniz?
 
Bana ihtiyaç duyulduğu zaman ben orada olurum. Genel Başkanımız ve MYK her şeyi biliyor, ilçe belediyelerini de büyükşehir belediyesini de inceliyor. Bir noktada potansiyel adayları da görüyorlar. Böyle bir talep gelirse, seve seve kabul ederim. Ama ben kendi kararımla Büyükşehir Belediye Başkanlığı için bir yola girmekten sakındım. 
 
ELEŞTİRMEM MÜMKÜN DEĞİL
 
“Ben Aziz Bey’in yerinde olsam bu konuda şöyle bir tavır sergilerdim” dediğiniz zamanlar oluyor mu?  
 
Benim Aziz Bey’i eleştirmem mümkün değil. Bu sözler bir eksiklik ifadesi olur. Ben CHP’li bir Büyükşehir Belediye Başkanı olan Aziz Bey’in en iyi şekilde hizmet üretmeye çalıştığını düşünüyorum. Bütün partililerin bu tür spekülatif söylemlerden kaçınması gerekiyor. Aziz Bey elindeki erki, bütün zorluklara ve güçlüklere, üzerindeki baskılara rağmen yapabileceğinin en iyisini yapmaya gayret ettiğini söylemeliyim. Herkeste, her şekilde bir hata, kusur, eksiklik görebilirsiniz. Önemli olan niyettir. Bu nedenle böyle bir eleştiride bulunmam söz konusu olamaz. 
 
Peki şu an Aziz Başkan ile bir diyalogunuz var mı?
 
Tabii ki. Aziz Bey bizim Büyükşehir Belediye Başkanımız. Benim ilçemle ilgili bir konu olduğunda beni arar, ben de kendisini ararım. Karşılıklı olarak birbirimize destek veren bir çalışma sürecinin içindeyiz. 
 
 
BAŞKAN ADİL DAVRANMAK ZORUNDA
 
Büyükşehir Belediye Başkanının Bornovalı olmasının Bornova için avantajları var mı?
 
Ben asla öyle bir avantaj olduğunu ifade edemem. Bu Aziz Bey’e haksızlık olur. Çünkü Aziz Bey artık bir ilçeye değil kentin bütününe hizmet eden bir başkan. Adil davranmak zorundadır. Bornova’ya ne yaptıysa, Karşıyaka’ya, Buca’ya, Bayraklı’ya da aynısını yapmıştır. Hatta belki oralara daha fazlasını yapmıştır. Çünkü kendi kentini kayırdığını düşünmesinler diye adaleti en iyi şekilde dağıtmaya gayret etmişlerdir.  
 
KUTUPLAŞMAMIZI İSTEYENLER VAR
 
İki güçlü başkan… Bir tarafta Aziz Kocaoğlu, diğer tarafta Kamil Okyay Sındır. İkiniz de Bornovalısınız. Her ne kadar dillendirmeseniz de arada bir uyuşmazlık olduğu aşikar. Neden?
 
Karşı karşıya gelen iki taraf değil, iki kurumun sorumluluğunu yüklenmiş, belli bir hiyerarşiye sahip, iki ayrı kişi var. Tabii ki bu iki kişi arasında ortak projeler olur. Ben hiçbir zaman iki karşı kutup olarak görmedim.  Tabii ki Aziz Bey Bornovalı bir siyasetçi. Dolayısıyla Bornova’da yaptığımız siyaset çalışmalarında buradaki siyasi arenada birlikte oluyoruz. Kendi ilçesindeki siyasette söz sahibi olmak istemesi en doğal hakkıdır. Aziz Bey de öyle bir hakkını kullanıyor. İlçe kongrelerinde, duygu ve düşüncelerini paylaşabilir. Bizim ilçe olarak yerelde gördüğümüz doğrularla, Büyükşehir’in bütününü ilgilendiren doğrular arasında kimi zaman  birbirini desteklemeyen, yan yana gitmeyen konular olabiliyor. Bunları birbirimizle paylaşırız. Özellikle çöp meselesi çok gündeme geldi. Yine Aziz Bey ile aramızda kısmi olarak çözdüğümüz bir meseleydi. Plan değiştirilmemiş olsa bile, katı atık transfer merkezinden büyükşehir belediyemiz şimdilik vazgeçti. Aziz Bey’e de sorsanız ‘benim Kamil Başkan ile bir sorunum yok’ diyecektir. Ama eminim ki kendisine, benim hiç söylemediğim hatta aklımdan bile geçmeyen şeyleri birileri yetiştiriyor. Bizi farklı yönlendiren, karşılıklı kutuplaşmamızı isteyenlerden kendimizi sakınmalıyız.
 
 
Basına da yansıdı, Aziz Kocaoğlu’nun sizinle çalışmak istemediği ve hatta Kılıçdaroğlu’na da bunu dile getirdiği söylendi. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Ben Aziz Bey’in kendi ağzından, kendi sesiyle, sözüyle basına yansımış hiçbir beyanat duymadım. Duymayacağımı da biliyorum. Dolayısıyla tamamen 3. 4. kişiler tarafından duyulduğu, söylendiği iddia edilen haberlere yorum yapmak da istemiyorum. Bunlara itibar etmiyorum. 
 
Bu konuyla ilgili kendisiyle konuştunuz mu?
 
Bundan birkaç ay önce kendisiyle konuştum. Gülerek, az önce söylediğim şeyleri söyledi kendisi de. Bana söylediği şey şu: “Bunlara itibar etmeyiniz. Bana da gelebilir bunlar size de gelebilir. Asla böyle bir şey yok.” Bu konuşmalarıyla beni rahatlattı, telkin etti. Bunların dışında bir gerginliğimiz olduğunu tahmin etmiyorum. 
 
Peki bir başkası için değil de neden sizin için söyleniyor tüm bunlar?
 
Onu bana değil, söyleyenlere soracaksınız. Siz Aziz Bey üzerinde yoğunlaştınız ama bizim hiçbir sorunumuz yok, kısa ve net söyleyeyim. Benim açımdan da Aziz Bey’in açısından da olması mümkün değil. Akıl ve bilimi kendine şiyar edinmiş iki belediye başkanının, kendini akla mantığa sığmayan bir sürece sokacağına asla ihtimal vermiyorum. 
 
 
Yerel seçimlere çok az bir süre kaldı. Hedeflediğiniz projelerde şuan hangi aşamadasınız?
 
Bir dönemi geride bırakıyoruz. Partimizin 2014 Yerel Stratejik Plan Taslağı var. Genel Başkan Yardımcımız Gökhan Günaydın’ın önderliğinde hazırlanmış bir stratejik plan. Burada açık ve net belirtilen, mevcut partili belediyelerimizin performans kriterlerine dayalı bir belirleme yapılacak. Bornova Belediyesi sadece İzmir’in değil, Türkiye’nin en başarılı belediyeleri arasındadır. Bir belediyenin, mali performansını bütçe hacmiyle ortaya koyabilirsiniz. 95 milyon liradan 225 milyon liralık denk ve borçsuz bir bütçe noktasına geldik. 
 
2009 yılında kişi başı 232 liralık yatırım ve hizmet üretirken, şu anda 525 lira hizmet ve yatırım üretiyoruz. Öz gelirlerimiz yüzde 53 düzeyinden yüzde 70-72 düzeyine geldi. İller Bankası’ndan gelen yüzde 28-30’luk bir pay söz konusu. Dolayısıyla İller Bankası geliri kesilse bile Bornova, kendi ayakları üzerinde durabilecek bir kurum haline geldi. Bütçemizi, faaliyete dayalı gerçek bir bütçe olarak koyduk ve gelir tahminlerimiz yüzde 99 küsur olarak gerçekleşmiştir. Böyle bir bütçe yönetimi belediye performansı açısından çok önemli. Yatırım harcamalarımız çok yüksek bir bütçe ortaya koymuştur. Bu performans verileriyle başarı zaten kendini ortaya koyuyor. 
 
Bizden önce yani 2007 seçimlerine baktığınızda yüzde 30’luk bir parti oyu varken, şu anda kamuoyu yoklamalarında –ki bu yoklama AKP tarafından yapıldı- Kamil Okyay Sındır’a oy verecek yüzde 66 oranında bir halk kitlesi var. Yani yaptığımız iş, vatandaşın memnuniyetini kazanmış ki, kamuoyu nezdinde de kendini oya dönüştüren bir sürece girmiş. 
 
Geçtiğimiz 5 yıllık dönemde, bina taşınmazları üzerinden söylüyorum yaklaşık 4’te 3’ü tamamlandı. Bu çok ciddi bir rakamdır. 5 yıllık dönemde Bornova’nın 20-25 yıldır kanayan bazı yaralarına merhem olduk. Planlı çalıştık, planlarımıza uygun faaliyetler ortaya koyduk. Bu planı yaparken halka ve paydaşlara sorduk. Mahalle mahalle dolaşarak, ihtiyaçları somut faaliyetlere dönüştürdük. 
 
DÜNYA NEREYE, BİZ ORAYA...
 
Gerçekleştiremediğiniz projeler var mı?
 
Biz ne öngördüysek hepsini yaptık. Ama bu süreç içerisinde daha yeni ihtiyaçlar, yeni talepler oluştu ve bunları da görerek yeni dönemde yeni projeler ortaya koyma ihtiyacını duyuyoruz. Seçim çalışmalarımızda neyi öngördüysek fazlasını yaptık. Bornova bir dünya kenti olabilmesi adına yola girdiğimiz bir kent. Bunun gereği olan tüm uluslararası ilişkiler, uluslararası platformlarda var olabilmek, buralarda etkin ve söz sahibi olabilmek, kardeş şehir ilişkileri gibi birçok faaliyetle, Bornova'yı bütün değerleriyle, Yeşilova Höyüğü'ndeki 8500 yıllık tarihiyle, Selçuklu Osmanlı dönemi çarşısı, Batı Anadolu'nun en eski camisiyle, levanten yaşamıyla, Homeros'un yaşam kenti, üniversite sanayi şehri nitelikleriyle, turizm ve tarihi özellikleriyle, Türkiye'nin tarım kültürünü belirleyen merkez olması niteliğiyle Bornova çok özel bir kent. Bu değerlerini daha da öne çıkaracak çalışmalar içerisine girdik ama Bornova’nın dünyadan soyut, kendi sınırları içerisinde kendine dönük bir kent olmaması gerekir. 
 
Dünya nereye gidiyorsa, gelişmiş ülkelerde yerel yönetimler, yerel otoriteler nereye gidiyorlarsa bizim de bunları görerek ortak bir sürece girmemiz gerekiyor. Özellikle çevre ve enerji konularında. Şu anda yeni dönemde özellikle bu konuların üzerine ağırlıklı gitmek gerekiyor. Tabi ki halkın diğer sosyal donatılı mekansal ihtiyaçlarını, taleplerini karşılarken, diğer yandan da daha vizyonel enerji, çevre gibi konularda pilot uygulamalarla mevcut imarlı alanlar veya yeni imar alanları oluşturarak çevreci, enerji verimli ve enerji üreten bir kent inşası ve mimariyle ilgilenmek gerekiyor. Bu vizyonel çalışmaları, projeleri Bornova'nın bir yandan kent, kültür sanat yaşamına, sosyal yaşamına yatırımlarla, hizmetlerle katkı koyarken biraz da bu vizyonel projelerle kenti şimdiden geleceğe hazırlıyor olmak gerekir. Yeni dönemdeki çalışmalarımız bu yönde olacaktır. 
 
 
Bu süreç içerisinde büyükşehir ile uyumlu bir dönem geçirdik diyebilir misiniz?
 
Tabi ki büyükşehir ile bizim uyumsuz olmamıza neden olacak bir şey olmadı. Büyükşehir belediyemizin kendi görev yetki ve sorumluluk alanları var. Örneğin ulaşım, otobüs, duraklar, güzergahlar, seferler büyükşehir belediyemizin yetki ve sorumluluğunda. Caddelerimiz, meydan bulvarlarımız, su ve kanalizasyon işleri, mezarlıklar, itfaiye gibi kentin bütününü ilgilendiren konular  Büyükşehir belediyemizin yetki ve sorumluluğunda. Onları da  büyükşehir belediyemiz çalışmalarıyla ortaya koyuyor. Biz de destek veriyoruz. İlçe belediyesi olarak yetki ve sorumluluk alanımızda yapmamız gerekenleri en iyi şekilde yapmaya gayret ediyoruz. Burada herhangi çakışan çelişen bir konuk yok. Bir tek katı atık meselesi ilçeyi ve büyükşehiri de ilgilendiren büyükşehrin sorumluluğunda ama ilçenin de kendi sınırları içerisindeki bir süreç olduğu için, bu konularda kimi zaman koordinasyonlu çözümlediğimiz konulardır. Yani bir çatışma ortamı olmadı. 
 
KİŞİSEL İHTİRASLARLA KAMU KURUMU YÖNETİLEMEZ
 
Yani uyumlu bir süreç geçirdiniz.
 
Tabi ki... Bornova Belediyesi bir kamu kurumudur. Kamuya hizmet eden bir kurumuz. Bizim kişisel hırslarımızla şahsımın kişisel hırslarıyla ihtiraslarıyla kamu kurumu yönetemezsiniz. Kamu kurumunu kamuya hizmet eden bir kurum olarak, yasanın öngördüğü çerçeve içerisinde yönetmek durumundasınız. Dolayısıyla benim ne büyükşehir belediyemiz ile ne diğer kamu kurumlarıyla kamusal alanda karşılıklı hırs ve ihtirasa dayalı bir hizmet anlayışı söz konusu olamaz. Er veya geç doğru noktada hizmet adına buluşmak gibi bir sorumluluğumuz var diye düşünüyorum. Hep öyle yaklaştık ve bu anlayışla da Bornova'da karşılıklı işbirliği, hizmet sürecini birlikte geçirdik büyükşehir belediyemiz de dahil olmak üzere. 
 
Yerel seçimlerle ilgili sizin tahminlerinizi almak istiyorum. İzmir'de yerel seçim savaşları sanki çetin geçecek gibi gözüküyor. 
 
Zaten bu bilinmeyen ya da yeni bir durum değil. İzmir bir kale gibi ifade edildi. Bir savunma durumu var İzmir'de. Bir savunmadan ziyade aslında demokrasiyi, cumhuriyetin temel değerlerini savunan bir İzmir halkı gibi bir algı var aslında. Ama ben tekrar söylüyorum İzmir bir kale falan değil. Kale Türkiye Cumhuriyeti sınırları tamamı içerisindedir. Bizim her noktada her yerde ve her şekilde sosyal devlet anlayışını demokratik, laik, sosyal hukuk devleti Anayasa’da tanımlanan ve Cumhuriyetimizin kuruluş ilkeleri ve değerleri üzerinde sağlam dimdik duruyor. Türkiye'nin her yerinde Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi ''Hattı müdafaa değil sattı müdafaa'' gibi bir sorumluluğumuz var. O nedenle gerek yerel seçimler, gerek genel seçimlerde siyasi parti olarak da Cumhuriyet Halk Partisi olarak kendi ilkeleri doğrultusunda en iyisini en doğrusunu yapma mücadelesi verecektir. İzmir'de de bu mücadeleyi veriyoruz, İzmir'de son derece başarılıyız. Yeni dönemde de bu başarı devam edecektir ama tabi iktidar partisi doğal olarak her siyasi parti gibi her kenti, her yerel yönetimi alma gayreti ve çabası içerisinde. İzmir'e daha da ağırlık veriyorlar. O ağırlığın getirdiği yapay bir gergin ortam olacaktır. Gittikçe de bu ortam gerginleşecek sağduyulu olarak, halka hizmeti ön planda tutan bir anlayışla bu süreci hepimizin geçirmesi gerekiyor.
 
65’İN ÜZERİNDE OY ALIRIZ
 
İzmir geneliyle ilgili yüzde verecek olursanız CHP yüzde kaç kazanır?
 
Şu anda Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bir sınırı var, çıtası var en üst düzeyde olduğunu düşünüyorum. Yüzde 30-35 çıtasında. Onun üzerine çok zor çıkar. Cumhuriyet Halk Partisi bu çıtayı biraz daha yükseltti. İzmir'de bir muhafazakar kesim var ki çok değişken oylara sahip. Ama bu kesimin de belli temel olmazsa olmazları var. Demokratik, laik, sosyal hukuk devletine bağlılık, Mustafa Kemal Atatürk ilkeleri ve onun yolunda gitmek, vatanını bayrağını sevmek, siyasi partilere böyle bakan ve bu bakışla anlayışla tercihini sandıkta kullanan bir kesim var. Bu kesimin büyük oranda CHP'li yerel yöneticilere ya da adaylara meyil edeceğini düşünüyorum. 2009'da büyükşehirde yüzde 55'e varan bir oranda seçmen tercihi almış bir il. İlçelerde değişiklik göstermiş olsa da bu oranın korunacağına inanıyorum. Seçim sattına girildiğinde herkes içini, taşları ortaya koyacak. Seçim sattında halkın huzurunda kim daha iyi inandırıcı ve doğru söz ve söylemlerde bulunursa, yaptıklarını ortaya koyarsa, yapabileceklerine halkı inandırırsa seçmen tercihini o yönde kullanacaktır. Onun için kesin bir hüküm rakam vermek doğru değil. 
 
Ama ben Bornova için söyleyecek olursam şahsım aday olduğu takdirde yüzde 65'lerin üzerine çıkacak bir oy potansiyelini görüyorum. Bizim ve AKP'nin yaptığı  kamuoyu yoklamaları gösteriyor. İlçeler itibariyle bakarsanız oy potansiyelini, seçmen tercihlerini en hızlı eğimi de yüksek olan bir şekilde arttıran ilçe Bornova'dır. Bunu seçim sonrasında da hepimiz göreceğiz inşallah. Ama bunun temel nedeni belediye başkanı olarak belediye meclisimiz, belediye çalışanlarımız ile birlikte ve halkın desteğiyle yürüttüğümüz bir yönetim dönemi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. 
 
 
TEK HAYALİM İYİ İNSAN OLMAK
 
Bir dönem milletvekilliğini de düşünmüş bir bilim adamı olarak elbette geleceğe dönük birçok hayal kurmuşsunuzdur. Şu ana kadar hayallerinizin ne kadarını gerçekleştirdiniz?
 
Ben milletvekili olmak, belediye başkanı olmak gibi hayallerle yola çıkmadım. Benim hayallerimde iyi bir insan olabilmek, topluma yararlı işler yapabilmek vardı. Çok şükür, ne mutlu ki akademik çalışmalarımda arzu ettiğim hedeflerime ulaşabildim. Bu sürecin de bir noktasına milletvekili adayı olmak ve belediye başkanı adayı olmak gibi şeyler girdi. Sadece bunları değerlendirdim. Bu noktaya geldim ama görüyorum ki gelecek adına yapılacak daha çok şey var. O nedenle bu süreçten kendimi soyutlayıp inzivaya çekilip rahat yaşamı da düşünebilirim. Yine üniversitede ya da başka bir alanda hayatımı kazanırım refah içerisinde bir hayat yaşayabilirim. Ama buna gönlüm razı olmuyor. Bu kentin İzmir, Bornova'nın ve Türkiye'nin geleceğine yönelik mutlaka yapılacak şeylerde gücümüz yettiğince, aklımız yettiğince birşeyler yapmak gerekiyor. Hayallerimde ulaşabildiğim, ulaşamayacağım yerler ulaşabileceğim en yüksek yer adım gibi birisi olabilmek. Yani kamil bir insan olabilmek. 
 
Hayallerinizdeki en pik nokta neresidir? Şunu yapmadan ölmeyeceğim dediğiniz bir şey var mı?
 
Çok samimi içten söylüyorum. Asla bir makam hedefim olmadı. Makamların hizmet için olduğunu düşünüyorum benim hizmet adına hedefim olur. O hizmetin gerektirdiği yetki ve sorumluluk neredeyse ona talip olmaya gayret ederim. Ama öyle bir makam hedefim asla olmadı. Bornova Belediye Başkanlık makamı da dahil olmak üzere. Ne mutlu bana ki o yetki ve sorumluluğu alabildim ve bir şeyler yapabildim. Daha yapabileceksem de yapmaya gayret ederim. Tek derdim olsa olsa o olur. Tabi burada benim kişisel çabalarım tercihlerim mutlaka çok önemli. Eğer siz bir şeyi isterseniz olur, istemezseniz olmaz. 
 
İzmirliler'e ve Bornovalılar'a son olarak ne söylemek istersiniz?
 
Önümüzde yerel seçimler var. Yerel seçimlerde bugüne kadar nasıl sağduyulu olduysalar Bornova ve İzmir halkımızın aynı sağduyuyu göstereceklerine inanıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi ile aynı yolda yürüyen başka siyasi unsurlar, parti veya sivil toplum kuruluşu, sivil insiyatifler mutlaka eğer aynı yolda yürüyorsak bu yollarımızı ayırmak isteyenlere izin vermeden el birliğiyle, güç birliğiyle farklılıklar olsa da bunları kendi içimizde çözebileceğimize inanarak destek vermemiz, yerel seçim sürecine de böyle bir güçle girmemiz gerekiyor. Kimse endişe duymasın. Ne Bornova, ne İzmir, ne Türkiye karanlığa gitmeyecektir. 
 
AVRUPA ENERJİ KENTLERİ ÜYESI
 
Biz Bornova Belediyesi olarak Avrupa Enerji Kentleri'nin üyesi olduk. Avrupa Enerji Kentleri binin üzerinde belediyenin üyesi olduğu bir dernek oluşumudur. Avrupa üyesi olan ülkelerden oluşan bir dernek. Biz ikinci belediyeyiz Türkiye'den. Yönetimine girdim bizzat. Başkan yardımcısı oldum özellikle Balkanlar'da, Türkiye'yi de içine alan bölgeden sorumlu başkan yardımcısı oldum. Bu konuda uluslararası anlamda enerji konusunda Avrupa'da imza attık. Karbondioksit alımında Bornova'da önce kurumsal, sonra kentsel olarak 2020 yılına kadar yüzde 25 oranında azaltmayı taahhüt ettik. Bununla ilgili eylem planımızı hazırladık, sunduk. Bu tür uluslararası platformlarda var olmaya çalışıyoruz. Kadın-erkek eşitliğine imzacı olduk. Avrupa belediyeler ve bölgeler konseyinin şu anda en üst karar organı olan siyasi komitesinde Türkiye Belediyeler Birliği'nin temsilcisi olarak üyeyim. Avrupa Belediyeler Bölgeler Konseyi’nin yerel yönetimlerde kadın erkek eşitliği şartına Türkiye'den ilk ve tek imzacı belediyeyiz. Tarihimize, kültürümüze, değerlerimize sahip çıkarak Bornova’yı bir dünya kenti olma sürecine soktuk. Bunların hepsi halkımız için ve Bornova'nın geleceği için yaptık yapmaya da devam edeceğiz. 
 
Güncelleme Tarihi: 31 Aralık 2013, 12:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER