banner51

'Belediye Başkanları Örgüte Karışmamalı'

Üç Gazeteci Bir Konuk programının konuğu CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam oldu. Susam belediye başkanlarının örgüte karışmaması gerektiğini söyledi.

Burak Cilasun / Ben TV

Ben TV’nin amiral gemisi konumunda olup, usta gazeteciler Erol Yaraş, Hamdi Türkmen ve Ünal Ersözlü’nün her hafta dikkat çekici konuklara çarpıcı sorular sorduğu Üç Gazeteci Bir Konuk’ta konuk koltuğuna Mehmet Ali Susam oturdu. Yaklaşan yerel seçimlerden, İzmir’in sorunlarına kadar dikkat çekici açıklamalarda bulunan Susam, iktidara da sert eleştirilerde bulundu.

2015 SEÇİMLERİ BİR FIRSAT”

İlk olarak Erol Yaraş’ın, “2015 seçimlerine nasıl hazırlanıyorsunuz?” sorusunu yanıtlayan İzmir milletvekili, şu yanıtı verdi:

CHP aslında Türkiye’yi çok iyi tahlil eden ve bu anlamıyla çözüm yolları üreten programlar yapmış bir parti. Partimiz dünyayı ve 2015’i çok iyi tahlil ediyor. Türkiye çok önemli bir kritik dönemeçten geçiyor. İktidar ekonomi politikasının iflas ettiğini itiraf etme noktasına geldi. Ülkede çok ciddi bir kamplaşma yaşanıyor. Bu kamplaşma hem ideolojik, hem etnik kimlik ve inanç temelinde ülkeyi ayrıştırıyor. Son dönemdeki tartışmalar ülkenin çok önemli sorunları varken, tarihi ya da etnik kimliği karıştırarak, dersimi tartışan bir iktidar var. Açılım süreci denen süreçle Türkiye bölünmeye gitmiş. Güneydoğu’da bir otorite var. İktidar sıkıştığı zaman İmralı’ya giderek Öcalan’dan destek ister noktaya geliyor. Ciddi bir şekilde o bölgede devletin otoritesi gitmiş, bayrağa ve Atatürk heykellerine saldırı noktasına gelinmiş. Bu iç barış açısından riskli bir noktaya bizi getiriyor. Ülkede demokrasi ve özgürlük açısından ciddi sıkıntılar var. Bakın dün sağlık emekçileri sorunlarını anlatmak için Meclis’in önüne geliyorlar, taleplerini ve tepkilerini dile getirmeye çalışıyorlar. Biber gazıyla apar topar götürülmeye çalışılıyor. Arkadaş 20 tane insan orada otursa 1 saat ne olur? İstanbul’da Enerji Bakanı’na TEDAŞ’tan atılan işçilerin dertlerini anlatma talebi var. Bakıyorsunuz işçiler yerlerde sürükleniyor. Yaşanan dramlar ortada. Ermenek’te yaşananları görüyorsunuz. Türk tarımının çaresizliğini görüyoruz. Hep susturularak üstü örtülmeye çalışılan olaylar bunlar. Madenler Türkiye’nin doğal değerleri ama onu çıkaranlara değer vermeyen bir politika var. Bakın Türkiye dış siyasette herkesle arasını açmış durumda. Irak ile aramız açık, İran, Mısır, Yunanistan ve İsrail de öyle. Avrupa Birliği bizi artık AB’nin dışında görür bir noktada. ABD ile yaşananlar ortada. BM’nin önemli seçimlerinden Güvenlik Konseyi için aday oluyoruz ama aldığımız oy İrlanda ve İspanya’nın ardında kalıyor. Yeni bir arayış var, 2015 buna bir fırsattır.”

“Her konuda politikamız var”

Kamuoyunda CHP’nin kendi gündemini yaratamadığına ilişkin eleştirilere yanıt veren Susam, “CHP’nin her konuda bir politikası vardır.” dedi.

“CHP gündem oluşturmuyor değil. Bakın iktidarın başta medyayı kullanmakla gerçekleştirdiği bir algı operasyonu var. CHP gündemdeki konuların hangisinde yok bir bakalım. CHP bu ülkede tarımın ihmal edildiğini ve tarımın desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Geçen seçimde de bunu programa koydu. Toplumun diğer kesimlerine gelelim. Emekliler ve işsizler ile ilgili programlarımızı topluma açıkladık. Önergeler, bütçe görüşmelerindeki hamlelerimiz, milletvekillerimizin katıldığı organizasyonlar açık. Esnaflarımız için politikalarımız ortada. AVM karşısında esnafın yanında duruşumuz açık. Gençlerle ilgili politikalarımız hazır. Genel Başkanımız “Bana 4 yıllık iktidar verin bütün genç işsizlerimize iş imkanı bulacağım.” dedi.

“Ciddi bir korku imparatorluğu var”

Erol Yaraş’ın parti içindeki muhalefetin CHP’nin imajına zarar verip vermediğini sorduğu Mehmet Ali Susam, benzer durumları AK Parti’nin de yaşadığını söyledi.

“Partimiz içinde yaşananları memnuniyetle karşılamam mümkün değil ama bakın iktidar partisinden de kopmalar oldu. İçlerinde yeni partiler kuranlar oldu ve bir Bakan ayrıldı AK Parti’den. Neden bu durum göz önünde değil de Emine Ülker Tarhan’ın ayrılığı bu kadar gündeme taşınıyor? CHP’deki demokrasi çokseslilik ve karmaşa gibi gösteriliyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’nde de çok ciddi fikir ayrılıkları oluyor. Afyon’da yaptıkları son istişarede de böyleydi. CHP’yi eleştirmek kolay bir gelenek haline geldi. Herkesle birebir görüştüğümüz toplantılarda bize müthiş bir iktidar eleştirisi yapıyorlar. Bunu dışarı çıkınca kimse söylemiyor. Türkiye’de iktidar ciddi bir korku imparatorluğu kurmuş durumda. Sendikacılardan iş dünyasına kadar herkes eleştiride bulunduğunda sorun yaşayacağını görüyor. Bakın iktidarla ilişkisi olan sendikaların büyümesine. Bakın işveren örgütlerine… Kim iktidarla iyi ilişkideyse sorunları çözülüyor. Böylesi bir duruma tepki göstermek durumundayız. İktidarın bu durumuna tepki göstermek yerine “CHP olarak iyi muhalefet yapmıyorsunuz.” diyorlar. İnsanların daha çok beklentileri olduğunu biliyorum ve hak veriyorum ama “Yapılanların daha fazlasını istiyorum.” diyecek bir anlayışın bizi daha ileriye taşıyacağına inanıyorum.”

“Devlet ile hükümet iç içe geçti”

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, MİT’in CHP’ye karşı görevlendirdiği iddiasının ve “CHP’de Genel Başkan boşluğu mu var?” sorusunun Hamdi Türkmen tarafından sorulması üzerine Susam, “Genel Başkan boşluğu yoktur.” yanıtını verdi ve sözlerini şöyle sürdürdü;

“Genel Başkan kurultay iradesiyle ortaya çıkmıştır. Son kurultayda Genel Başkan bunu yapmama şansına sahipken kendi iradesiyle seçime gitmeyi istemiştir. Bakın hiçbir iktidar döneminde hükümet etmenin dışında devlete hükmetme anlayışında bir iktidar gelmemiştir. Bakın 12 yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, yürütmeden daha farklı bir noktaya gelmiştir. Türkiye’de devletin her kademesini ele geçirme adına her argümanı kullanmışlardır. İktidara gelirken bu ülkeyi AB’ye götüreceğiz dediler ama gelen süreç AB’den kopuş süreci oldu. Devletin birçok organı bugün iktidar dışındaki hiçbir güce adil yaklaşmıyor. Valiler, kaymakamlar hepsi böyle. Devlet ve hükümet iç içe geçmiş durumda. Öyle bir noktaya getiriyorlar ki güçler ayrılığından tek adamlığa geçiş isteniyor. MİT ise şu anda siyasallaşmıştır. Milli olması gereken bir istihbarat teşkilatı, daha çok iktidarın bir noktası haline gelmiştir. Devletin valisi yerine hükümetin valisi konumuna gelindi. Genel Başkan bir istihbarat teşkilatı ile ilgili böyle bir şey söylediğinde kıyamet kopması lazım. MİT’in muhalefet milletvekillerini fişlediği söylendiğinde yalanlama gelmedi. Genel Başkan bu dizaynın tehlikesinin altını çizmeye çalışıyor.

“Baykal da, CHP de başvuruda bulundu”

Hamdi Türkmen’in, Baykal’ın gidiş sürecinin de bu şekilde olduğuna yönelik iddiaları hatırlatması üzerine Mehmet Ali Susam bu iddialardan hem partinin hem de Baykal’ın rahatsız olduğunu söyledi.

“Bunu aydınlatma görevi devletindir. Hem Baykal’ın hem CHP’nin başvuruları vardır. Bunun talimatlarını verecek olan iktidardır. Ben hiçbir şekilde bunun bizden kaynaklanmadığını düşünüyorum. Türkiye’de gücü almış bir iktidar hormonlu büyüyerek devleti ele geçirdi ve bir korku imparatorluğunun yeşerdiği bir dönemi yaşıyoruz. Bu ülkede bir iktidar değişikliğine ihtiyaç var. Devlet kurumsal olmalıdır. Kurumlar amacına ilişkin işlemelidir. Ordusu MİT’i, yargısı, Meclis’i… CHP’ye ve Kemal Kılıçdaroğlu’na ihtiyaç vardır. Devleti tanıyan ve görev yapmış bir Kılıçdaroğlu, kurumları işletecek bir iktidarı kuracaktır. Biz 2015’e çözüm önerilerimizle geliyoruz. Sayın Genel Başkan’ın çok özverili çalıştığının da altını çizerim.”

“Kontenjan 1’i geçmemeli ve ön seçim olmalı”

Programın en dikkat çeken kısımlarından biriyse ön seçim konusu oldu. Susam, kesinlikle ön seçimden yana olduğunu ifade etti.

“Bir kere tüzüğümüzün gereği ön seçim zorunludur. Genel Başkan yığma üye yapmanın önünü kapatmak için aidat konusunu gündeme getirmiştir. Tüzüğümüz üye olan herkesin oy kullandığı bir ön seçimi hükmeder. Ben buna yürekten katılıyor ve inanıyorum. Seçime katılan parti üyelerinin sağduyusuna güveniyorum. Geçtiğimiz gün Hamdi Bey de yazmış. İzmir için bağımsız vekillerden bahsetmiş. İzmir için çalışabilecek kadroların olduğuna inanıyorum. İzmir’in siyasal birikimine güveniyorum. Partimiz bundan hiçbir şekilde taviz vermemeli ve çok da kontenjan kullanılmamalıdır. Kontenjan 1’i geçmemelidir.”

“Belediye başkanları örgüt işlerine karışmamalı”

Aziz Kocaoğlu’nun “Kongre delegesi” ifadesini de yorumlayan Mehmet Ali Susam, belediye başkanlarının ise seçime karışmaması gerektiğini ifade etti.

“Tüzük ön seçimin kimlerle ve nasıl olması gerektiğini söylüyor. İzmir’de toplam 126 bin üyemiz var. 2 bölgede de aşağı yukarı sayılar birbirine denk. Diğer yandan belediye başkanları sadece CHP’nin değil herkesin belediye başkanıdır. Partinin içinde bir kesimin de değil tüm partinin belediye başkanıdır. Belediye başkanlarının çok müdahil olması halkın gözündeki şehremini anlayışına yarar sağlamaz. Belediye başkanları, siyasi kısır tartışmaların üstüne çıkmış, partili partisiz herkesi dinleyen, hizmet eden kişiler olarak görülmemeli. Türkiye’de böyle bir yanlış uygulama var. Örgüt işlerine belediye başkanlarının çok karışmamasında yarar vardır. Hem kendileri için hem de parti için bu daha uygundur. Genel Başkan’ın da bununla ilgili beyanları ve tavrı vardır. Milletvekili de belediye başkanı da taraf olmaktan biraz daha uzak olmalıdır. Milletvekili de belediye başkanı da taraf olmayı aşmalıdır. Ben sadece CHP’lilerin milletvekili değilim ki, İzmir’in milletvekiliyim. Bana sorunla gelen vatandaşlara bu şekilde yaklaşmalıyım.”

Hamdi Türkmen’in “Ön seçim çare mi?” sorusuna oldukça net bir şekilde yanıt veren Susam, bu durumu örgütün ve toplumun beklentisi olarak ifade etti.

“Şu an örgütün ve toplumun beklentisi milletvekillerinin üyelerle yapılacak bir ön seçimden çıkmasıdır. 126 bin kişiyi İzmir’de ön seçime katmışsın. Buna sahip çıkmak için alana inilmiş. Bunu yapacak örgütün CHP’nin iktidara yürüyüşüne yapacağı katkı açıktır. Ayrıca Genel Başkan’ın bunu yapma hakkı var mı tüzük gereği? Var. Bunu belirli bölgelerde yapar. İzmir’in CHP’ye verdiği oyla birlikte önseçim daha iyi olacaktır.”

“Genel Başkan’ın İzmir’de yerel seçim sonuçlarından memnun olduğunu zannetmiyorum”

CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam, programdaki en çarpıcı açıklamalarından birini ise geçtiğimiz yerel seçime ilişkin olarak yaptı. Susam, Kılıçdaroğlu’nun İzmir’deki sonuçtan memnun olmadığını söyledi.

“Genel Başkan’ın yerel seçimlerde yaşananlardan hiç mutlu olduğunu zannetmiyorum. Bu durum bize 8 ilçe kaybettirdi ve bu ciddi bir handikaptır. Şimdi tartışmasız bir şekilde bu işin çıkış yolu ön seçimdir. Ön seçim olursa herkesin vicdanı rahat olur. Subjektif yaklaşımların doğurduğu sonuçlar partiye zarar veriyor ve yerel seçimde bunu gördük. ”

Susam, yeni dönemde vatandaşlara daha iyi hizmet etmenin garantisini ise ön seçimde gördüğünü belirtti ve, “Hizmetin garantisi, ön seçim ile verilecek. Milletvekili, “Ben vatandaşımın onayıyla geldim buraya.” diyecek. Bence bunun en iyi çözüm yolu demokrasiyi işletmektir. Ben seçmene daha çok gitmeliyim, derdine cevap vermeliyim demeli milletvekili. Genel Merkez’den atanan milletvekili halkla değil Genel Merkez’le arasını iyi tutmak durumundadır. Bunun değişmesi gerektiğine inanıyorum. Vatandaş ilişkisi iyi olmasa bile vicdanında başarılı gördüğüne inandığı vekili görür ve oy kullanır diye düşünüyorum.” dedi.

“İzmir ödüllendirilmeliydi”

Gerçekleşen son CHP Kurultayı’nın da masaya yatırıldığı programda hiçbir İzmirli vekilin MYK’da yer almayışına Susam şu yorumu getirdi:

“Tabii o Genel Başkan’ın takdiridir. İzmir’de bu göreve layık olabilecek arkadaşlarımız vardır. İzmir ödüllendirilmeliydi. Bunu Genel Başkan’a da söyledim. İzmirli arkadaşlar en az MYK’daki arkadaşlarımız kadar yeterli, donanımlı arkadaşlarımızdır. İzmir’in hakkı verilmeli. Ben her gündemle ilgili bütün meslek odalarını ararım. İlgili durumlarda ararım ve düşüncelerini ister, fikirlerini alırım. Buna esnaf da dahildir, eğitim, organize ve diğerleri de dahildir. Bizim kuruluşlarımız ise sorunları iktidar ile çözme yanlısı. Böyle bir durumda iradeye ihtiyaç var. Ben İzmirli milletvekillerine daha çok sahip çıkılması gerektiğine inanıyorum. Halkımız tarafından bizim eksikliklerimiz söylensin. Milletvekillerini çalıştıran biraz da sivil toplum örgütleridir. Talep gönderdikçe milletvekili kaçamaz bunlar. İzmir milletvekilleriyle İzmir’in daha çok kucaklaşmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Ben bu konuda iletişim eksikliği varsa daha çok talep gelmesini istiyorum çünkü İzmir’e inanıyorum. İzmir’in insan kaynağı çok güçlü. İzmir’in parlamentoya yansıtacağı tercihleri çok doğru şeyler. Türkiye İzmir ile övünmelidir. İzmir’e ciddi bir ilgi var. Ben bu İzmir dinamizmini parlamentoda daha çok hissettirmek istiyorum. Güç birliği oluşturalım istiyorum. Sorunların çözülmesini istiyorum.”

“Kendimi EBSO’ya zorla davet ettirdim”

Susam etkinlik davetlerine CHP milletvekili olarak katılımlarına ilişkin de değerlendirme bulunduğu konuşmasında şunları söyledi;

“Çok önemli bir koordinasyon var aramızda. Aziz Bey’in çağrılarına da zamanımızın yettiğince katılıyoruz. 10 Kasım yürüyüşüdür, zirvelerdir derken önemli bir kısmına katılıyoruz. Bir vekilin sadece belediyenin çalışmalarında değil, diğer noktalarda da olması gerektiği gerçeğiyle katılamadığımız da olabiliyor. Bunun üstünden CHP İzmir Milletvekilleri arasında bir koordinasyon eksikliğinin olduğunu sanmıyorum. Elimizden geldiğince iş birliği konusunda elimizden geleni yapıyoruz. Sizin programınızda Ender Yorgancılar sizin programınızda “Vekilleri seçildikten sonra görmüyoruz.” dedi. Ben her bütçe görüşmesinde Ender’i arıyorum. Ben kendimi zorla EBSO Meclisi’ne davet ettirdim. O kadar da milletvekillerine “Vur abalıya.” dememek lazım. “

“Kırmızı çizgimiz barış olmalı”

Ünal Ersözlü’nün çözüm sürecine ilişkin sorusu karşısında barış mesajları veren Mehmet Ali Susam, CHP’nin sorumlu bir politika izlediğinin altını çizdi.

“Sorunun yanıtını Salı günü Genel Başkan verdi aslında. Türkiye’nin çok önemli bir sorunudur terör sürecinde barış ve kardeşliğin egemen kılınması. Tüm vatandaşlarımızın bunu sağduyu ile çözülmesini istediğini düşünüyorum. CHP çok sorumlu bir politikayı üstleniyor. Genel Başkan riske girerek süreci desteklediğini söyledi ama bakın “Gelin Meclis’te tartışalım.” dedi. Bakın 30 yılda birçok sıkıntı yaşanmış, evlatlarımız şehit düşmüş. Böyle bir sıkıntının çözümü halkla olacak. Bir terör örgütü lideriyle yapılan görüşmelerde olamaz. Toplumun önerileriyle bir çözüm yoluyla bu sorun çözülmeli. Kırmızı çizgimiz barış olmalıdır. Bu da parlamentonun işidir. CHP bu konuda atılacak adımlarda başrolde olmaya hazırdır. Hiçbir çekimserlik yapma durumunda değiliz.”

“Parti adına Genel Başkan konuşabilir”

Sezgin Tanrıkulu tarafından bir televizyon programında Dersim özrü dilenmesine tepki gösteren CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam, parti adına konuşma yetkisinin Kılıçdaroğlu’nda olduğunu belirtti.

“Bizim tüzüğümüz parti adına açıklama yapma yetkisini Genel Başkan’a vermiştir. Temsil yetkisi Genel Başkan’dadır. Sezgin Tanrıkulu’nun görüşü, kendi görüşüdür. Bunu Genel Başkan da yaptığı açıklamalarda söylemiştir. Biz cumhuriyetin başından beri yapılan her şeyin eksiğiyle gediğiyle sahibiyiz. Bunu cumhuriyeti kuran tüm güçler birlikte yapmışlar. O dönemi nefrete bırakarak değil tarihçilere bırakarak bir komisyon kuralım. Yapılması gereken neyse devlet yapsın. Çünkü o dönem CHP tek parti. Yapılması gereken neyse tarihe bırakmak lazım. Bunu kaşımak çok da yararlı değil. Elbette o insanların çektikleri acılar konusunda devlet adım atmamalı demiyorum ama bunun üstünden politika yapmak bizi ileriye taşımaz zora düşürür. Adalet ve Kalkınma Partisi ne zaman zora düşse geriye dönüp bir polemik çıkarma kaygısında. Biz ayrışmayı değil, bütünleşmeyi, kaynaşmayı getirmeliyiz. Demokratikleşme konusunda adım atan bir Türkiye olmalıyız, inançlar üzerinden siyaset yapmak Türkiye’yi bir noktayı getirmez. Bizim arkadaşlarımız da buna alet olmamalıdır. CHP eskiden tek partiyken içinde herkes vardı.”

“İzmir kulüpleri bunu hak etmiyor”

İzmir’in kangreni haline gelen stadyum konusunda net ifadeler kullanan Susam, İzmir sporunun yaşanan gelişmelerden zarar gördüğünü söyledi.

“Bu noktanın çözülmesi çok net bir şekilde İzmir’de iktidarın samimiyetle adım atması ve yerel yönetimlerin desteğiyle olacak. Yerel yönetim ve merkezi yönetim ayrışmasından kurtulmak zorundayız. Binali Bey’e söyledim, tartışıp çözmeyi önerdim. Bu konuda samimi adım atmaya gerek var. Aziz Bey aylarca Spor Bakan’ından randevu alamıyorsa bu doğru bir şey değil. Bir milletvekili birini aradığı zaman cevap verilmelidir. Stat konusu ciddi bir yaradır ve samimi adım atmaya ihtiyaç var. İzmir kulüpleri bunu hak etmiyor. Hep beraber bu sorunun çözümü konusunda ben hazırım. İktidar güven vermeli. Stat tartışmalarından başka sonuç çıkmaması gerektiğine herkes inanmalıdır. İzmir sporu çok zarar görüyor.”

“İktidar lobilerin gücünü aşamıyor”

Milletvekilliğinin yanı sıra İESOB Onursal Başkanlığı unvanını da taşıyan Susam, esnafın AVM’lerle olan mücadelesinde iktidarın lobi engeline takıldığına ve bundan kurtulamadığına dikkat çekti.

“İktidar lobilerin gücünü aşamıyor ve parlamentoya getiremiyor. Ben Ticaret ve Gümrük Bakanı’ndan tarih istedim bunun için. 3 gün içinde gelecek demişlerdi, gelmedi. Komisyon başkanına neden getirilmediğini sorduğumda inceleneceğini söyledi. Çeşitli oyalamalarla geciktirme var. Altında yatan neden çok net bir şekilde perakende lobisinin baskılarıdır. Bu lobi çok ciddi bir şekilde etkiliyor. Esnafın da ciddi bir çıkış yapması lazım. TESK Başkanı’na da söyledim. Daha aktif olunması gerekiyor. Sonuçta bu lobi işidir. Kim baskı yaparsa iktidar etkileniyor. TESK’in ve Bakkallar Federasyonu’nun ciddi bir şekilde çalışması lazım. Ben elimden geleni yapıyorum ama işi yapacak olan iktidar partisidir. Ben Meclis gündemine getirmek istediğimde, Adalet ve Kalkınma Partisi üyelerinin oylarıyla bu konu reddedildi. Önümüzdeki günlerde bütçe var, seçim telaşı başlayacak. Bizim konu daha komisyona girmedi.” 

Güncelleme Tarihi: 21 Kasım 2014, 14:19
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER