'Başbakanlık Ofisi Birkaç Ay Sonra Açılır'

AK Parti İzmir’in patronu Bülent Delican Davutoğlu’nun verdiği Başbakanlık Ofisi kararını İzmir için bir miat olarak yorumluyor ve ekliyor: İzmir’de uluslararası toplantılar yapılacak. Bakanlar Kurulu İzmir’de toplanacak. Tüm bakanların bu kentte olmasıyla en basit bir konu bile çok çabuk çözülecek, muhatabını bulacak.

'Başbakanlık Ofisi Birkaç Ay Sonra Açılır'
GAMZE KURT / BEN HABER
 
AK Parti İzmir İl Başkanı Bülent Delican, Ben HABER’e çarpıcı açıklamalarda bulundu. Başbakanlık Ofisi’nin çok yakında açılacağını belirten Delican, “77 milyonluk Türkiye’nin Başbakanı İstanbul ve Ankara’dan sonra üçüncü ofisi İzmir’de açacak. İzmir’e her ay 2 kere gelen bir Başbakan’ın İzmir’in kendine ait kent sorunlarını mutlaka bitirmesi gerekecek. Yani bu kentin altyapısıyla ilgili hiçbir sorunu kalmayacak” dedi.
 
Öncelikle kısa bir kongre değerlendirmesi almak istiyorum sizden. Katılım nasıldı? Beklentilerinizi karşıladı mı?
 
15 Eylül’den bu yana bizim ilçe kongreleri takvimimiz vardı. O günden itibaren çok ciddi kongre çalışmaları yaptık. Birçok ilçemizde ilçe başkanlıkları değişti, yenilenenler oldu. Bunları tamamladıktan sonra tekrar arkadaşlarımıza bir hayırlı olsun diyememiştik. Hem ziyaretimizi yaptık hem de kongreyi istişare etme fırsatı bulduk. 7 Haziran seçimleri için bu büyük kongrenin ne kadar önemli olduğunu, aslında seçimlerin işaret fişeğini İzmir’den atacağımızı söyledik, bu yüzden de katılımın çok yüksek olmasını ve ilçelerin de bu motivasyonu sağlamasını istedik. Sağ olsunlar bizi kırmadılar o iradeyi gösterdiler. Tek adayla gidilen bir kongrede delegelerin sandığa gelmesi çok önemliydi. 468 oyla bizi seçtiler.  Bu koltuğu delegelerin de desteğiyle tam manasıyla doldurmak, siyasi açıdan çok önemliydi. Kongreye bakacak olursak, en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştü. 
 
Kongrede Başbakan Davutoğlu İzmir’den çok önemli mesajlar verdi. Bunlardan biri de Başbakanlık Ofisi idi. Başkan Kocaoğlu bu projeye destek verirken birçok CHP’li ve MHP’li vekil AK Parti’yi eleştiri yağmuruna tuttu. Siz İzmir’de bir Başbakanlık Ofisi olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Eleştirilere ne yanıt verirsiniz?
 
Sayın Başbakanımızın müthiş bir İzmir sevgisi var, bu proje de onu gösteriyor. Başbakan İzmir’e çok önemli mesajlar verdi. Kalkınmanın ve yeni Türkiye’nin çıkış noktasının İzmir olacağını söyledi. Kongreden 1 hafta önce Ankara’ya gittiğimde de bana İzmir’i sordu Sayın Başbakanımız. Projelerinin ve sürprizlerinin olduğunu, İzmir’e artık daha sık geleceğini söyledi. Ben aslında tahmin etmiştim. Ama tabi sürpriz olduğu için biz bunu konuşmadık. Bu verdiği mesajlarla İzmir’de müthiş bir kabul gördüğünü, Sayın Başbakanımıza İzmir’de bir sevgi oluştuğunu biz zaten görüyoruz. Ofis sözüyle de İzmir’in her zaman yanında olduklarını açık net ifade etti. 77 milyonluk Türkiye’nin Başbakanı İstanbul ve Ankara’dan sonra üçüncü ofisi İzmir’de açacak. İzmir’de müthiş bir potansiyel var ve ticaretin başkenti olmaya aday bir şehir. Sayın Başbakanımız İzmir’in bu anlamda bir boşluğu olduğunu gördüğü için de özellikle kendisi buraya ofis açmak istedi ve 1 ay içerisinde 2 kez geleceğini belirtti. İzmir’e her ay 2 kere gelen bir Başbakan’ın İzmir’in kendine ait kent sorunlarını mutlaka bitirmesi gerekecek. Yani bu kentin altyapısıyla ilgili hiçbir sorunu kalmayacak. Kendisi bunu bire bir takip edecek. 35 projeden sonra İzmir’de Sayın Binali Yıldırım’ın 3 dönemi doldurmasıyla birlikte sanki projeler bırakılacakmış, takip edilmeyecekmiş gibi bir hava yaratıldı. Sayın Yıldırım’ın seçilememesinden sonra İzmir bırakıldı gibi bir hava yaratıldı. Ama tabii doğru bir hava değildi bu. Buranın ne kadar sahiplenildiğini Başbakan’ın gelişiyle görüyoruz. O gün biz valilikteyken birkaç öneri oldu, Başbakanımız ‘hemen gidip bakalım’ dedi. Yani kendisi bu kadar heyecan duyuyor, bu konunun bir an önce çözülmesini istiyor. 
 
 
"Ofis kısa süre sonra açılır"
 
Peki ofisin açılması ne kadar sürer sizce?
 
Tabii Başbakanımız seçim sonrası dedi ama muhtemelen, o günkü konuşmalardan da benim anladığım kadarıyla bir an önce yapılmasını istiyor. Yani çok kısa bir sürede bu gerçekleşir. Hatta bence ofis için en uygun yer, istiklal mücadelemizi kazandığımızı ilan ettiğimiz, bayrağımızı çektiğimiz yer olan valilik binası. Ben oranın simgesel ifadesinden dolayı uygun olduğunu söylemiştim. Ki zaten belediye binasına da çok yakın bir yer orası. Başkan da İzmir’in sorunları için çok ciddi bir destek görecek oradan. Zaten Aziz Kocaoğlu’nun bu tavrını ben doğru buluyorum. İzmir’in artık bahanelere tahammülü yok. Aziz Bey o konuda doğru bir yaklaşım sergiledi. Diğer iki partinin yanlış tutumlarına rağmen başkanlık sorumluluğunu göstermiş. Siyasi partiler sadece eleştirmek için muhalefet yapılacağı zihniyetindeler. Kaldı ki muhalefet sadece eleştirmek için değil, katkı koymak için de yapılır. Türkiye’de muhalefet anlayışı, AK Parti’yi yok etmek hiçe saymak anlayışından dolayı kurulu olduğu için bu yaklaşımın ne kadar yanlış olduğunu Aziz Kocaoğlu bir bakıma aklıselim olarak göstermiş. İzmir’in önünün açılması lazım. İzmir’in asla kaybedecek 1 saniyesi bile yok. Halkın seçtiği, bu makamlarda oturan insanların zaman kaybetme lüksü yok. AK Parti Türkiye’nin yıkılmış düzenini tekrar ortaya koyuyor. Bunu anayasa değişikliğiyle de taçlandıracak. İzmir açısından baktığımızdaysa Başbakanlık Ofisi İzmir için bir miattır. 
 
"Başbakan İzmirliyle buluşacak"
 
Başbakanlık Ofisi’nin İzmirlilere nasıl bir faydası dokunacak? İzmirliler bu pozitif hamleyi nasıl hissedecek?
 
İzmir’de uluslararası toplantılar yapılacak. Bakanlar Kurulu İzmir’de toplanacak. Tüm bakanların bu kentte olmasıyla en basit bir konu bile çok çabuk çözülecek, muhatabını bulacak. Türkiye’de maalesef hala birçok şeyi bürokrasi engelliyor. Ama buna direkt müdahale ettiğinizde bu işler çözülür. Sayın Başbakan, İzmir’e ait sorunları çok daha iyi bilecek ve sahiplenecek. Düşünün koskoca Türkiye’yi yönetirken İzmir’e ne zaman sıra gelecek diye düşünüyorduk. Bunu aşmış olacağız artık. İzmir ön planda bir kent haline gelecek. Başbakanımız İzmirliyle buluşmak istiyor. Sokaklarında dolaşacak, kılcal damarlarına girecek. Yani bu, ofise geldim, yazdım, çizdim, iki görüşme yaptım şeklinde değil. Mesela akşam gelecek bir Kemeraltı’nda dolaşacak, Kordon’a çıkacak, Mavişehir’e gidecek, Kadifekale’ye çıkacak halkla iç içe olacak. İzmir’in içinde yaşayacak. Belki hafta sonu gelecek Çeşme’ye, Gümüldür’e gidecek, sayfiye yerlerini dolaşacak, dinlenecek. İzmirli çok önemli bir muhatap buldu burada. İzmir, merkezi hükümet tarafından hem kucaklanmış olacak hem de sorunları ivedilikle çözülmüş olacak. Bir de başbakanın bulunduğu yere kendisiyle görüşmek için dünya çapında yatırımcıların, iş adamlarının geldiğini düşünün. İzmir ekonomik anlamda da bundan etkilenecek, otelleri dolup taşacak, belki yatırım yapacaklar. İzmir o kabuğunu kıracak. İzmir, demokrasinin ve istikbalin kalesi. İzmir, her dönemde geleceğe ve yeniliğe pirim vermiş bir kent. Aslında ufuk çizgisinde aynı noktada birleşiyor AK Parti ile. Ama baktığınız zaman o ufuk çizgisinin önüne kumdan duvar örüldü. AK Parti ile bir türlü aynı ufukta buluşturulmuyor. Göreceksiniz o duvarların hepsi yıkılacak. 
 
Davutoğlu’nun İzmir heyecanını ve sizin söylemlerinizi göz önünde bulundurarak Başbakanlık Ofisi’nin 1-2 ay içerisinde açılacağını söyleyebilir miyiz?
 
İnşallah… Temennimiz o. Bizim isteğimiz de o. Yoğun bir takvim bekliyor bizi de…
 
Davutoğlu’nun İzmir ile ilgili yaptığı önemli açıklamalardan biri de Göztepe ve Karşıyaka’ya yapılacak 15 bin kişilik statlarla ilgili oldu. Statlar konusunda kararlı olduklarının bir kez daha altını çizdi. Peki sizin şahsi görüşünüzü merak ediyorum. 750 bin nüfuslu Trabzon’a 42 bin kişilik stat yapılırken 4 milyon nüfuslu İzmir’e 15 bin kişilik stat yapılmasını siz nasıl değerlendiriyorsunuz? İzmir’e haksızlık ediliyor mu sizce?
 
İzmir’in Alsancak ve Atatürk Stadı var zaten. Atatürk Stadı kullanılıyor, Alsancak Stadı da yenilenecek. Alsancak’ın deprem yönetmeliğiyle ilgili bir sıkıntısı var o yenilenmeye çalışılıyor. Alsancak Stadı’nın da en az 25 bin kişilik kapasitesi var. Bunları hep yanlış değerlendiriyoruz. Bunlar butik statlar, tüm dünyada olduğu gibi. İlçelerin kendi takımlarının yapacakları karşılaşmaların oynanacağı statlar. Esas büyük statlar zaten var. Baktığımız zaman aslında eksik olan tamamlanıyor burada. Mesela Trabzon’a bakın, oranın stadı yok onun için yapılıyor. Ama İzmir’de iki tane stat var zaten. Alsancak, yenilenerek, genişletilerek yeniden yapılacak. Aynı yere, aynı stat, çok daha işlevsel ve deprem yönetmeliğine uygun bir şekilde yapılacak. 
 
"İzmir o potansiyele sahip değil"
 
İstanbul’un olduğu gibi keşke 50 bin kişilik bir stadı olsa İzmir’in de…   
 
İstanbul’da 80 bin kişilik Atatürk Stadı var ama… Şu an için bir daha bir daha yatırım yapmanın pek manası yok. Siz de tabi İzmir’de her ilçede bu büyüklükte statlar olsa diye düşünüyorsunuz. Ama İzmir henüz o potansiyele sahip değil. Tabii ileride olacaktır. Ama şimdilik bu takımların yaşayabilmesi için de onların istediği gibi statlar yapılacak. Öncelikle Göztepe… Onda hiçbir problem yok çünkü. Ben zaten Sayın Başbakanımıza Göztepe’yle ilgili de çok net konuşmuştum. Başkanın da istediğini, hukuki bir probleminin olmadığını söylemiştim. Biz memnunuz yani, bu statlar bir an önce yapılmalı. 
 
 
"Kiraz’da parti değil başkan güçlü"
 
Kiraz Belediye Başkanı Saliha Şengül’ün AK Parti’ye katılması tüm İzmir’de şok etkisi yarattı. O kadar gizli bir operasyondu ki MHP’liler bir yana birçok AK Parti’linin de bu siyasi transferden haberi yoktu. Siyasette iki kişinin bildiği sır değildir derler. Siz bu transferi gizli tutmayı nasıl başardınız?
 
Biz bu işi Allah rızası için yaptığımızdan dolayı, siz onu sır olarak görüyorsanız, ne belediye başkanına, ne partimize ne de herhangi bir üçüncü şahsa, sır olarak kalır. Partimizin böyle bir anlayışı var. O yüzden bu konuyu aramızda tuttuk. Hanımefendi zaten bizim kendi kızımız. Yabancı da değil. Babası Durmuş Bey bize yıllarca hizmet etmiş bir insan. Tabi şunun da göz ardı edilmemesi lazım. İzmir’de cumhurbaşkanlığı seçiminde AK Parti’ye en çok teveccüh göstermiş ilçe Kiraz. Kalkıp da MHP’ye gösterilmedi o teveccüh. Geçmişe baktığınız zaman zaten MHP’nin orada oy oranları çok düşük. Aday zaten kendisi çok güçlü. MHP de o yüzden istedi hanımefendiyi. Hanımefendi zaten çok genç, çalışkan bir arkadaşımız. Bizimle beraber çalışmasından ben çok mutluyum. 7. belediyemiz olarak bize de bir ivme kattı. Saliha Hanım’ın hem bayan olması, hem çalışkan olması, hem de ilçesinde çok seviliyor olması bizi teşvik etti. Kendisiyle görüştük. Hayırlısıyla bu işi bitirdik. 
 
Teklif kimden geldi? Kulislerde sizin böyle bir teklifte bulunduğunuz söyleniyor.
 
Onları boş verin. O iş artık bitti. Onlar çok da açmaya gerek olmayan konular.
 
"Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan fırça yedik"
 
Bu transferden kısa bir süre önce MHP ile Saliha Hanım arasında bir görüşme olduğu ve Saliha Hanım’ın partisinden memnun olduğu iddia edildi. 
 
Bu transfer Kiraz için hayırlı oldu. Kiraz’a biz zaten hizmet ediyorduk. Bu işte sahiplenilip takip edildiği zaman ne olursa olsun o iş daha hızlı yürür. Bu AK Partili belediyeler için de CHP’li ve MHP’li belediyeler için de böyle. Biz Aziz Bey’i neden teşvik ediyoruz? ‘’Neyiniz varsa gelin götürelim hükümete. Hangi konuda tıkanıyorsanız çözelim’’ diyoruz. Cumhurbaşkanımız Başbakan iken 2004 yılında, rahmetli Piriştina yeni vefat etmişti, Aziz Bey de hem konuya hakim olmak hem de kalan projeleri tamamlamak için sık sık Ankara’ya gidip geliyordu. Biz o dönemki il başkanımız Ali Aşlık’a şunu söyledik; “Neden bu kadar çok gidip geliniyor? Biz burada siyaset yapıyoruz hiçbir şeyden haberimiz yok. Gitmeden önce bize de söylensin. Biz de ona gönderelim” gibi çok ukalaca, belki de daha yeni olmamızdan dolayı, böyle bir taleple il başkanına gittik. O da Başbakanımıza aktarmış. Başbakanımız çok sinirlenmiş. O gün bize bir fırça geldi. “Otursunlar oturdukları yerde. Yeni bir bürokratik alan mı açmaya çalışıyorlar? Ben çalışanın sonuna kadar arkasındayım. Bırakın başkan neyi varsa getirsin” dedi Başbakanımız. Biz hemen susup yerimize oturduk tabi. Bu benim için çok ciddi bir kriterdir. Şimdi onu daha iyi anlıyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği bir şey vardır. “Bana çok çektirdiler” der. Belediye başkanlığı döneminde kendisine çok engel olmuşlar. O yüzden Aziz Bey’e aynı şeyi yaşatmadı. Öyle lanse edildi ama büyükşehir yasasından sonra İzmir’in gelirleri son derece arttı. İzmir, İzmit’ten sonra Türkiye’nin en borçlu belediyesiydi. Hazine borçlarından yaklaşık 400 trilyon para silindi. Geri kalanı taksite bağlandı. Aziz Bey de bu borçları sağdık bir şekilde ödedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mali yapısı o dönemde güçlendi. Eğer hükümet ayrımcılık yapmış olsaydı o borçları silmeyebilirdi. İzmir’i cezalandırmaya kalkabilirdi. Asla yapmadı bunu hükümet. Sayın Cumhurbaşkanımızın “Benim hayalim” dediği 2060 yataklı şehir hastanesinin İzmir’e kurulmasına izin verir miydi? Bakın şimdi çalışmalar devam ediyor, inşallah en kısa sürede başlayacaklar yapına. 
 
"Belediye iş üretemiyor"
 
Bu noktada yerel yönetimleri mi eleştirmek gerekiyor? 
 
Para var, tüm Türkiye’deki belediyelerle aynı parayı alıyorsun. Şimdi siz onlarla aynı yapıda parasal güce sahipsiniz, aynı imkanlara sahipsiniz. Kusura bakmasınlar artık iş üretilmesi lazım. Burada problem, belediyenin maalesef biraz da iş üretememesinden kaynaklanıyor. Hiçbir şeyin arkasına saklanmamak lazım. İzmir 7 veriyor 1 alıyor diyorlar. İstanbul’a bakın, İstanbul 15 veriyor, verdiğini alabiliyor mu? Hayır. Yöneten kentler diğer şehirleri de taşımak zorunda. Bu ülkemizin bir gerçeği. Eğer biz bunu değiştirmeye kalkarsak bölgesel uçurumlar artar. Müthiş bir göç olur. Bunun o boyutunu hiç düşünmüyorlar. İzmir’in altyapısı bu göçler için yeterli değil. İzmir’in altyapısını güçlendirmek gerekiyor. Şöyle bir dolaşın Konak’ta. Brezilya’da, Meksika’da bile böyle şeyler yok. Çok kötü bir görüntü var İzmir’de. Bu da yerel iradenin, iradesini kullanmamasından kaynaklanıyor. Kentsel dönüşümle ilgili örneğin Başbakanımız çok net konuştu. “Hükümete mal olsa da ben bu işi çözeceğim” dedi. Bu kadar kararlı bir merkezi hükümet var. Aziz Bey kentsel dönüşüm yasasını kabul etmedi. “5216 sayılı yasaya göre Büyükşehir’e göre yapacağım planlamayı” dedi. Hala daha plan çıkmadı. Planlamalar çıkmayınca da kent tıkanıyor. Hükümeti eleştirirken yerel iradenin “Acaba ben ne yapıyorum?” demesi lazım. Bunu çıksınlar söylesinler. Verilmeyen ne var İzmir’e? 
 
"MHP’ye yakışmadı"
 
MHP çok sert bir dille eleştirmişti Şengül’ü. Siz eleştirilere buradan ne cevap verirsiniz?
 
Eleştiri değil. Doz kaçtı, suçlama ve hakarete dönüştü. Bir insan siyaset yapacağı partiyi değiştirebilir ama bu dünyanın sonu değildir. Ona hakaret etmeye de gerek yoktur. Önemli olan siyaset yaparken kimliklere ve kişiliklere asla ve asla müdahale edilmemeli, onlara hakaret edilmemelidir. Fikirler üzerinden konuşulabilir. Fikirleri eleştirebilirsiniz. Eleştiri de belli bir doza kadardır. Eski Türkiye’nin ideolojik söylemleriyle, içi boş, artık taraftar bile bulamayan söylemlerle yapılan açıklamalara baktığınızda, siyasi şov veya siyasi bir Kaf Dağı yaratılmaya çalışıldı. Bir hanımefendiye asla konuşulmayacak tarzda, çok çirkin hakaretler, bir siyasi partiye söylenmeyecek sözler sarf ettiler. Ki biz onlara asla hakarette bulunmadık. Ben Türkiye’deki insanların artık bunlara pirim verdiğini düşünmüyorum. Milliyetçi muhafazakar kanat bizim için çok önemlidir. İçimizde birçok milliyetçi muhafazakar arkadaşımız var. Onların da buna pirim vermediğini biliyorum. Çünkü MHP’nin içerisinde son derece kaliteli seçmenler var. Bu söylemler belki onları da zedeledi, onların da kalbini kırdı. Bence siyasi dilin, hele ki İzmir gibi bir kentte çok daha dikkatli, çok daha seçerek kelimeleri kullanması lazım. O yüzden biz kınıyoruz bu yapılan açıklamayı.  İzmir MHP il örgütüne böyle bir açıklama yakışmadı. 
    
"İzmir’den bakan çıkarabiliriz"
 
Genel seçimler yaklaşıyor. AK Parti İzmir’de muhalefet konumunda. Peki partiniz İzmir’de nasıl bir strateji belirleyecek?
 
Genel seçimlerde çok sayıda milletvekili çıkarmak istiyoruz. Çünkü İzmir’in sorunlarına hakim olan, İzmir’i bilen ve İzmir adına temsil edilmeleri bizim için çok önemli. Belki İzmir’den, yerelden de bakan çıkarabiliriz o potansiyel var. Zaten Sayın Başbakanımız İzmir’de olacak. Bizim kriterimiz herkese gitmek, İzmir’e olan sevgimizi anlatmak, Başbakanımızın sevgisini paylaşmak. Ki zaten o da bizimle olacak. Biz bu kentin gelişimi için, daha verimli olabilmesi için katkı koymaya çalışan insanlarız. Biz hizmetkar olarak bu işe girdik. Siyaset aslında bir hizmetkarlıktır. Vatandaşa bu hizmeti verebilmemiz için de vatandaşın bu kanalları açması lazım. Biz Türkiye’de bu sınavı başarıyla geçtik. İzmir’de de geçebiliriz. Peki diyeceksiniz ki “İzmir’in size neden bu şekilde güveni yok?” O güven problemi de bu algı duvarlarıyla yaratıldı. Biz bu güveni mutlaka tesis etmek zorundayız. Bizim yaşamlarımıza bakın, tamam bir şeyi ispatlamak zorunda değiliz ama biz İzmirli olarak yaşıyoruz. Biz aslında çok büyük bir mozaiği temsil ediyoruz. Bizim bu mozaiği çok iyi anlatmamız lazım. Belki bu zamana kadar aşamadığımız nokta bu. Bunu aştığımız zaman da İzmirli bizi kucaklayacaktır. 
 
İthal aday tartışmalarını nasıl yorumluyorsunuz? AK Parti’de bu seçimlerde ithal aday görür müyüz sizce?  
 
İthal olarak bakmayalım. Hepimiz Türkiye’de yaşıyoruz. Türkiye insanı olarak biz hepimiz kucaklaşmış insanlarız. Biz Binali Bey’i çok sevdik örneğin. İthal olarak hiç görmedik. Şunu da görmek lazım. Bakanların bir dinamizmi var. O dinamiği kente yansıtıyorlar. Ben Urfa’da gördüm bunu. Sayın Bakan Urfa’yı çok hareketlendirmiş. 
 
Yani Bakan milletvekili adayları görebilecek miyiz İzmir’de?
 
Genel merkezin bu konudaki tutumu ne olacak bilmiyorum. Sayın yöneticilerimiz nasıl uygun görürlerse biz de tabii ki partimizi burada onlarla birlikte en iyi şekilde temsil edeceğiz. Ama bu ayrıştırma da çok doğru bir ayrıştırma değil. 
 
"Bakanlar artık İzmir’de daha çok çalışacak"
 
Ama ne yazık ki İzmir’de evi olmayan CHP milletvekilleri bile var. İzmir’e hiç uğramıyorlar.
 
Ona bakarsanız CHP’de İzmirli Parti Meclisi üyesi yok. Orası tüm Türkiye’ye ulaşmış siyasi bir hareket olsa bir derece. Doğu’da yoklar mesela. AK Parti Türkiye’nin tamamını kucakladığı halde “ben aktif dinamik bakan gönderiyorum” diyor. Bizim zaten artık Başbakanlık Ofisi avantajımız var. Dışarıdan bakanlarımız da gelmiş olsa, Başbakanımız her ay burada olacağı için onlar da performanslarını artırmış olacaklar. Mecburen İzmir’de daha fazla mesai yapacaklar. Çünkü her ay Başbakanımıza İzmir’de bunları sunmak zorunda kalacaklar. Sonuçta en başta Başbakanımız burada olacak, onun olduğu yerde de Bakanlar Kurulu’nun tamamı burada olsa yine de problem çıkmayacaktır. 
 
Siz de yeni bir başkansınız Sayın Serter de öyle. Partisel anlamda uyum yok ama İzmir için uyumlu bir iletişim olabilir mi aranızda?
 
Yeni Türkiye’de artık bunlar yok. Siyaset topluma hizmet etmek için var. Biz birileriyle kavga etmeye gelmedik. Biz kavga etmeyeceğiz, mücadele edeceğiz. 
 
Güncelleme Tarihi: 16 Şubat 2015, 10:10
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER