Yaşasaydı bugün 102 yaşını kutlayacaktı

Tanıştığım günün

kşamında öldü!..

5 ve 6 Temmuz; hiç unutamayacağım günlerdir.

Unutulmaması gereken gün derken; 6 Temmuz büyük kızım Hande Türkmen'in doğum günüdür.

5 Temmuz ise, Türk Edebiyatının ustası ve mizah yazarı Aziz Nesin'in ölüm yıldönümüdür.

Tarih 5 Temmuz 1995, günlerden Çarşamba.

İzmir'in efsane Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina, o yıllarda DSP'den milletvekili.

Telefonla aradı, Aziz Nesin'in İzmir'de olduğunu, Dost Kitapevi'nin davetlisi olarak Alaçatı'ya geldiğini, saat 16.30-20.00 arası kitaplarını imzalayacağını ve küçük bir söyleşiye katılacağı bilgisini verdi, "Hadi sen de gel. Sonra bizim siteye (Çeşme Dilara Sitesi'nde o yıllarda Piriştina ile komşuyuz. Yazlıklarımız karşılıklı) gidip yemek yiyecek, soluklanacağız."

Alaçatı'ya yetişemem ama, yemekte birlikte oluruz, dedim.

Aziz Nesin ile hiç tanışmamış, bir arada olamamıştık. Bu nedenle hayranı olduğum bu değerli insanla birlikte olmayı her şeyden çok istiyor ve arzu ediyordum.

O yıllarda Yeni Asır'da çalışıyorum. Görevim de Genel Yayın Yönetmenliği.

Yeni Asır'daki işlerimi, oyalanmadan, biraz da koşuşturarak bitirdim. Gazetenin birinci sayfasını yaptık, çizdik; yardımcıma bırakıp Aziz Nesin'e yetişmek için Çeşme'ye yola çıktım.

Neredeyse akşam karanlığı çökecek, hava nasıl sıcak, nasıl sıcak sormayın!!!

Yanıyor, kavruluyor ortalık...

Tıpkı bugünkü gibi diyeceğim ama; 24 yıl önce o gün 5 Temmuz Çarşamba günü aşırı nem nedeniyle hissedilen sıcaklık tavan yapmış durumda.

Arabamın derecesi, 40'ı gösteriyor.

Dışarıda olsam, hissedilen kesin 42-44 derece olacak.

Bu sıcak da kim bilir Alaçatı ne durumda derken araç telefonum çaldı.

Ahmet Piriştina; Hamdi hava çok sıcak, Aziz Bey (Aziz Nesin) hafif rahatsızlandı, keyfi kaçtı. Biz eve geçiyoruz, orada bekliyoruz...

Doğal... 80 yaşında, kalp ve şeker hastası bir insanın, bu sıcaklarda dışarıda ne işi var ki?

Yanlış seçim... Ama olmuş bir kere...

Xxx

Araç klimasını 17 dereceye indirdim. Bastım gaza...

Çünkü yetişmek istiyorum...

26 dakikada Çeşme'ye girdim.

Baktım, rahmetli Piriştina'nın yazlığının önünde çimlerin üzerinde oturuyorlar.

Hemen eve girip, üstümü aceleyle değiştirdikten sonra iki adım yanlarına koştum.

Ahmet (Piriştina) tanıştırdı.

Türk edebiyatının usta kalemi, gelmiş geçmiş en büyük mizah yazarı, bana göre 20'inci yüzyılın Nasrettin Hocası Aziz Nesin ile koyu bir sohbete koyulduk.

Pek iyi değildi. Sıcağın etkisinden belli ki henüz kurtulamamıştı.

Huzursuz. Endişeli. Sıkıntılıydı.

Mine Piriştina'nın hazırladığı nefis yiyeceklerinden bile ancak bir-iki lokma tadabildi.

Yarım saat ya oturduk, ya oturmadık. İzin istedi; "Yoruldum biraz dinleneyim" dedi.

Xxx

Saate baktım; 22.00, yani 10' civarı.

Aziz Nesin'i oldukça yorgun ve halsiz bir durumda, sekreteri Aydan Hanım'la beraber Çeşme Çiftlikköy yolundaki Kardia Otel'ine uğurladık.

Otele varınca Alaçatı'daki imza gününde üzerinde bulunan şort ve tişörtü bile çıkarmadan öylece yatağa uzanmış.

Yaklaşık 1-1.5 saat sonra Ahmet Piriştina telefonla arandı.

Biz oturmuş, yemeğe devam ediyor, rakılarımızı yudumluyorduk.

Aziz Nesin'in kalp krizi geçirdiğini ve vefat ettiği haberini verdiler.

Şaşırdık.

Üzüldük, kahrolduk, hatta inanamadık...

Ahmet, hemen fırladı, otele doğru yola çıktı.

Ben ne yapacağımı şaşırmıştım.

Bir saat önce tanıştığım o değerli insan, ölmüştü...

Xxx

Duramadım, ben de Kardia Otele koştum.

Rahmetlinin başında Ahmet Piriştina, Dr. Ali Rıza Bey, jandarma komutanı ve savcı vardı.

Gerekli işlemler yapıldı, yasal süre beklendi ve saat 02.15 sularında Aziz Nesin'in naaşı, Çeşme Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı"
Zaten Nesinin ölüm yıldönümünün 6 Temmuz olarak kabul edilmesinin nedeni, cesedinin hastaneye 6 Temmuz'da getirilmiş olmasıdır.

Ancak bu değerli insanın hayata gözlerini yumduğu gün 5 Temmuz'dur.

Xxx

Biliyor musunuz, Nesin özel hayatında çok cimri bir insan olarak tanınmıştır.

2. el kıyafetler giydiği ve kimseye çay dahi ısmarlamadığı konuşulur.

Aziz Nesin'in bu özelliğini TRT 'de yayımlanan, Oğuz Aral'ın sunuculuğunu yaptığı "Mizah Yolcuları" programındaki kendi anlatımından öğrenmiştim.

"Ben kendi cimriğilimi, kendim ilan ettim; kimse benim cimri olduğumu bilmiyordu" demiş, subaylığı ve gazeteciliği süresince kendi özel işleri için devletin mürekkebini dahi kullanmadığını, hatta hokkanın kapağını da mürekkep uçmasın diye açık bırakmadığını anlatmıştı.

Örnek olarak da "Dünyanın en cimri adamı" dediği Halil Lütfü Dördüncü ile aynı gazetede çalıştığı sırada yaşadığı bir anısını anlatmıştı:

Bir alacaklısının gazete binasına gelerek borcunu istediğini, o sıra kendisinde paranın olmadığını söyleyen Nesin, avans istediği Halil Lütfü Dördüncü'nün "tamam o saatte alırsın" diyerek ısrar etmesi üzerine, aralarında geçen konuşmayı şu sözlerle seslendirmişti:

Bana (Aziz Nesin anlatıyor); "Bakarsın adam ölür, ben sana parayı vermekten kurtulurum. Bakarsın sen ölürsün, ben yine parayı vermekten kurtulurum' dedi.

Ben o zaman dedim ki; 'Efendim, benim şansım yok. Ne adam ölür, ne ben ölürüm. Siz ölürsünüz ben parayı alamam..."

Xxx

Eserleri yabancı dillere en çok çevrilen Türk yazarlar arasında olan Nesin'in asıl adı, Mehmet Nusret Nesin'dir. 20 Aralık 1915'te Heybeliada'da doğan Nesin, Kuleli Askeri Lisesi'ni, 1937'de Ankara'da Harp Okulu'nu bitirip teğmen oldu.

1944 yılında üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullandığı" suçlamasıyla askerlikten uzaklaştırıldı.

2 Temmuz 1993'te gerçekleşen Sivas Katliamı'ndan yaralı kurtulan Aziz Nesin, 5 Temmuz'da kalp krizinden hayatını kaybettiğinde, vasiyeti üzerine kimsesiz çocuklar için kurduğu Nesin Vakfı'nın bahçesine, ailesinin dışında kimsenin bilmediği bir ağacın altına gömüldü.

Nesin geride 36 hikaye, 10 roman, 6 anı, 4 masal, 7 fıkra kitabı ve sayısız köşe yazısı bıraktı.

Xxx

Bugün yaşasaydı 102 yaşında olacaktı. Bugün, sizlerle doğum gününe özel, ardında bıraktığı birbirinden güzel 16 sözle veda etmek istiyorum:

- Hayalim; küçük bir çocuğa 'ne kadar seviyorsun' dediğinde, açıp elini iki yana 'İşte bu kadar' derken ki o masum sevgiyi bulmaktı.

- Aynı kağıdın arka ve on yüzleri gibiyiz. Sonsuza dek beraber; ama hiç bir zaman birbirlerini görmeyen.

- Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, diyerek yaşattığınız yılanların bir sonraki hedefi siz olursunuz.

- Ne kadar kalmak istesek de bazen gitmek zorunda kalırız. Ve ne kadar gitmek zorunda olsak da kalmaktan yanadır sol yanımız.

- Türk erkeğinin dünyanın en kıskanç erkeklerinden biri olmasının sebebi; sevgililerine değil, kendilerine güvenmediklerindendir.

- Korkmuyorum diyenler ya başkalarına yalan söylüyorlar, ya kendilerine yalan söyleyip kendilerini kandırıyorlar ya da bilmeyerek insan olmadıklarını söylüyorlar.

- Hiç kimseye güvenmiyorum diye bir şey yoktur, "Zamanında o'na güvendiğim için, artık kimseye güvenmiyorum" diye bir şey vardır.

- İçimde bir merak öyle bir merak ki ölümümden bir ay sonra bir güncük yaşamak ve dostu düşmanı suç üstü yakalamak.

- Aşığım sana cümlesinin sonundaki a harfi terk etti seni. O da üzülmüyor gittiğine, sen hala aşığım san beni.

- Bir gün bu ülkenin başucuna bir not, yanağına da bir öpücük kondurup gideceğim. Çok tatlı uyuyordun uyandırmaya kıyamadım diyeceğim.

- Belki sıkıca sarılabileceğimiz bir sevgilimiz olmadı, belki yalnızız. Ama bilinsin ki, adam gibi sevdiğimizdendir yalnızlığımız.

- Nasıl bittiyse bundan öncekiler, bu da biter. Bite bite sonunda ben de biterim. Olur biter.

- En güzel şiir matematiktir. Yeryüzünde şimdiye kadar "İki kere iki dört eder"den daha güzel bir dize yazılmamıştır sanırım.

- İşin zoruna gideceksin. Her zaman zoru dene. Zoru yapamasan bile, zoru yapmaya çalışarak hiç olmazsa kolayını yaparsın.

- Ne ölünün arkasından konuşulur, ne de gidenin. Çünkü ha ölmüştür, ha gitmiştir kalan için.

- Hayatım süresince boyum kadar kitap yazdım ama beni sevmeyenler buna da mazeret bulup -onun zaten boyu kısaydı- diyebilirler.

YORUM EKLE