"İhanet"

Prof. Dr. Esra Engin yazdı...

"İhanet"

Yüz yıllardır ihanet etmek yerine “Sen de mi, Brütüs” cümlesi kullanılır. Tam ihanet nedir? Nasıl bir şeydir? diye sorgularken, bunun hiç de tesadüf olmadığı (aslında yaşadığımız hiçbir şey tesadüf değil ki..) geldi aklıma. 15 Mart bir iki gün sonrası. Tam da MÖ 44 yılı 15 Mart’ ında Roma imparatoru Sezar’a bir bıçak darbesi indi ve ardından gelen bıçak saldırıları ile yaşamını yitirdi. Bu ilk bıçak darbesini, kimilerine göre oğlu yerine koyduğu, kimilerine göre gayrimeşru çocuğu Brütüs yaptı ve Brütüs ile karşılaştığı ve göz göze geldiği sırada Sezar “Sen de mi Brütüs. O halde yıkıl, Sezar…” dedi. Birçok kişi o günden bu yana en yakınlarındaki, en güvendikleri, en inandıkları kişilerin ihanetleri ardından hep Brütüs’ü andı durdu. Bir ders çıkardı mı insanoğlu nu olaydan? Tabii ki hayır… En yakınımızdakilerin ihanetlerine maruz kalıp durduk. Niye izin verdik pekiyi? Aklımız mı yoktu? Göremedik mi olabilecekleri? Ya da bu kadar mı hayır diyemiyoruz birbirimize?

İhaneti çok küçük yaşlarımızda deneyimliyoruz. Belki de o yüzden ihanete açık oluyoruz. Annemiz babamız ihanet ediyor ilk önce bize. Kardeşimiz doğuyor örneğin. İlk ihanetlerden birisidir bu. Bize sormuyorlar zaten onları paylaşır mıyız diye… Üstüne üstlük bir de “kardeşine dikkat et” laflarına maruz kalıyoruz küçücükken. Anne babadan gelen bu darbe ile artık eskisi gibi değerli olamayacağımız gerçeğini kabul ediyoruz. Haydi kardeşi de kabul ettik. Bir de en yakın arkadaşımız, artık yan komşunun çocuğu ile top oynamak istediğini söylüyor. Yalnız bırakıyor. O da yetmiyor bizim hoşlandığımız kız ya da oğlan, başka birine göz kırpıyor. Bizi çok beğendiğini söyleyen amirimiz, patronumuz pek de parlak olmayan başka bir çalışanına terfi veriyor. Büyük hayallerle kurduğumuz yuvamızda mutlu mutlu yaşarken, eşimiz “ben artık seninle yapamayacağım başka birini seviyorum” diyor. Buraya kadar tamam. Öğreniyoruz ihanetin varlığını…

Ya kendi kendimize yaptığımız ihanet. Bedenimize, ruhumuza yaptıklarımız. Onlar bize güvenmiş, varlıklarını bize teslim etmişler. Kötü besleniyor, az uyuyor, bize dayatılan sisteme ayak uyduruyor, bol stresli bir yaşamı seçiyor, bize iyi gelenlere yüz çeviriyoruz. Hayal ettiklerimizi yok sayıyor, bahaneler uyduruyoruz. Alın size benliğe ihanetin zirvesi. Öz benliğine ihanet edenlerin huzur bulmaları maalesef ki olanaksız oluyor. Zincir buradan devam ediyor. Çocuklarımıza tembih ettiğimiz hiçbir şeyi yapmıyor halde buluyoruz kendimizi. “Yemeğini ye” diyor, kendimiz kötü besleniyoruz. “Sigara sağlığa zararlı” diyor, kendimiz tüketiyoruz. “Bir sanat dalı ile uğraşmalısın” diyor, müzik bile dinlemiyoruz. Ne mi oluyor? Çocuklarımızın hayata olan inancına ihanet ediyoruz. Ve böylece kuşaktan kuşağa aktarılıyor ihanet.

Sezar, “Sen de mi Brütüs… O halde yıkıl Sezar” diyor. İnsanın en sevdiği, güvendiği tarafından ihanete uğradığında, yaşamın değersiz olduğunu anlatıyor bize bu ifade. Ama Sezar düşünmüyor vakti zamanında Brütüs’ e nasıl örnek olduğunu. Sezar tek adam olarak Roma’yı yönettiği zamanlarda, etrafındaki bir grup insanın ihanetine uğradı. Sezar etrafındakilerin düşüncelerine, isteklerine, söylemlerine kayıtsız olduğu için suikastçilere maruz kaldı. Belki daha anlayışlı, dikkatli ve düşünceli olsaydı, Brütüs de O ‘ nu örnek alırdı… Kim bilir…

Biz de doğayı seviyoruz, hayvanı seviyoruz, yaşamayı seviyoruz diyoruz. Ama çirkin binalar için katletmediğimiz ağaçlık alan bırakmıyor, bununla beraber oralarda yaşayan canlıları da katlediyoruz. Doğa bize diyor mu ki bana ihanet ettiniz diye? Sormayacak da… Biz yaptıklarımızın bedelini küresel ısınmayla ödüyoruz. Sonra yine, bu havalar niye böyle diye yakınıyoruz… Sonra da çok da haklıymışız gibi bu dünyaya çocuk getirilir mi? Diyoruz.

Sezar iyi bir baba olsaydı, Brütüs de adam olurdu… İnsanoğlunun insana evrildiği her yer cennete dönüşebilir… O cennette çocuklar da büyür… Hem de ihanetle değil, akılla, sevgiyle…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Şükrü  baş
Şükrü baş - 6 gün Önce

Dogru soze ne denir sogol devam

banner47