Hoşgörüsüzlük bizi nereye götürüyor?

Son dönemlerde gerek İzmir genelinde gerekse Türkiye genelinde toplumsal olarak hoşgörüsüzlüğün, nezaketsizliğin ve öfke problemlerinin sıkça görülemeye başladığı gözlemlenmekte. Peki bunun altında ne var?

Hoşgörüsüzlük bizi nereye götürüyor?

ADİFE TERYAKİ-BEN TV Hemen her gün karşılaştığımız, özellikle trafikte, yolda giderken, iş hayatımızda , aile ve özel hayatımızda yaşanan bu olumsuz davranış modellerinin toplumun genelinde ne gibi problemler yaratabileceği ise merak konusu. Bu durumun altında yatan sosyo-psikolojik nedenleri incelemek adına psikolog,aile danışmanı ve psiko-pedogojik danışman Mızgin Kılıç'la BEN Haber adına bir söyleşi gerçekleştirdik.

SON DÖNEMDE GÖRÜLEN TOPLUMSAL HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN SEBEPLERİ NELER OLABİLİR?

 Bunu gelişmekte olan bir çocuğun büyüme evreleri gibi düşünebiliriz. Çocuk bu aşamada çok farklı duygu geçişleri sergileyebiliyor değil mi? Herhangi bir isteği gerçekleşmediğinde duygularını hemen o anda ani öfke patlamalarıyla, agresifliklerle ve ağlayarak sergiliyor. Ülkemizde de durum aynı bu örnekte olduğu gibi. İstekleri, düşündükleri, hayal ettikleri gerçekleşmeyen bireyler, toplumlar da tepkilerini bastırılmış öfkelerle, hoşgörüsüzlüklerle ve şiddete kadar varan davranış kalıplarıyla gösterirler. Ülkenin gelişmişlik düzeyine paralel, davranış kalıpları sergilemenin yanında kültürel kodlar, genetik faktörler de toplumların davranış biçimlerini etkilemektedir. Burada yetiştirilme tarzı da devreye giriyor. Genetik mirasla aktarılmış öfke yani doğuştan öfke ne yazık ki Türk toplumunda reddedemeyeceğimiz bir problem. Öfkenin ve hoşgörüsüzlüğün kaynağına inerek bu durumun ana nedenlerini bulabiliriz aslında. Toplumsal, bireysel öfkenin işlevleri vardır. Bu işlevlerden bir tanesi de kaygı işlevi. İnsanlar artık hayatta olan biten her şeye kaygıyla bakar duruma geldi. İş hayatı , özel hayat , gelecek kaygısı, bizim kontrolümüzde olup bitemeyen şeyler, hoşlanmadığımız durumlarla sürekli iç içe olmak, bunun ana kaynaklarından biri sayılabilir. Öfke dediğimiz duygu durumu yüzeydeki yansımadır aslında. Toplum/birey yaşananları bir veri gibi biliç dışında depolayıp farkında olarak ya da olmaksızın dışavurum sergileyebiliyor.

YAŞANAN BU HOŞGÖRÜSÜZLÜKTE EĞİTİM SİSTEMİ,AİLE BİRLİĞİ,EKONOMİK DURUMLARIN BİR ETKİSİ VAR MI?

Tabii ki.. En başta eğitim geliyor. Eğitimimiz çok yetersiz, çocuklukta aileden alınmaya başlayan eğitim, okul döneminde aldığımız eğitim yetersiz kalınca nezaketsiz toplum/bireyin oluşmasının önünü açıyor. Kişi eğitim hayatında nezaketi, hoşgörüyü öğrenmezse yetişkin birey olarak toplumun içine karıştığında nasıl davranması gerektiğini bilmiyor. Sergilediği davranış kalıpları normalmiş gibi farkında olmadan hayatına devam ediyor. Aile de öyle.. Aile deformasyonu dediğmiz şey de öyle. Şimdi bir erkek kendisine rol model olarak gördüğü ve güç dengesini sağlayan bir baba profilini çocukluktan kendisine işliyor, baba nasıl davranırsa o da hayatı boyunca öyle davranmaya devam ediyor. Kadını değersiz, bir hiçmiş gibi gösteren aileler ülkemizde haddinden fazla. Kadın şiddeti, toplumsal hoşgörüsüzlük sebepleri de hep bunlardan. E bunların yanında ekonomik problemler de doğunca toplum/birey depresyona, çöküşe doğru ilerliyor. Ekonomik yetersizlikler içinde olan bireylerin toplumsal yansıması da ne yazık ki iç açıcı olamaz.

 TOPLUMDA SABIRSIZLIK DA HAKİM. BUNU HANGİ SEBEPLERE BAĞLAYABİLİRİZ?

Maalesef ki toplumumuzda ego problemleriyle savaşan bir çok insan var. Ego, anlamadan düşünmeden hızlıca karşıt tepkiye sebebiyet veriyor . Toplumumuz entrika ortamlarını çok seviyor. Ufak Tefek Cinayetler adlı dizinin çok tutulmasını da bu sebeplere bağlayabiliriz. Bunların yanında engellenme toleransının düşük olması, hiç bir şey için sınır konulmak istenmemesi, kurallarda eksiklikler, kontrolsüzlük, öfkeyi yasaklama ve bastırma bunun nedenleri arasında sıralanabilir.

TOPLUMCA YAŞANILAN BU HOŞGÖRÜSÜZ ORTAMIN SONUCU OLARAK HANGİ PROBLEMLERLE KARŞI KARŞIYA KALABİLİRİZ?

Ülkemizde bu durum için yeterli eğitim ve yaptırımlar uygulanmıyor. Kişiler herhangi bir cezai yaptırımla karşı karşıya değil. Avrupa’da olduğu gibi terapi merkezleri bile bir nebze bu duruma fayda sağlayabilir. Fakat önüne geçilmedikçe toplum/birey pasif agresif davranışlar sergilemeye devamediyor. Unutkanlıklar, işe odaklanamamak , trafikte olsun, günlük yaşamımızda olsun her gün karşılaştığımız şiddet öfke, patlamaları, halsizlik, yorgunluk belli başlı problemler arasında. En son olarak da toplumsal çöküş geliyor zaten..

Güncelleme Tarihi: 22 Ocak 2019, 10:14
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER