Güç üzerine...

Prof. Dr. Esra Engin yazdı...

Güç üzerine...

Sağ olsun internet ve teknoloji… Bir kelimeyi yazıyorsun ekrana, karşına bir sürü bilgi akıyor. Ne büyük nimet aslında. Çok çabuk hallediveriyorsun işlerini. Mesela “güç” yazdım ekrana, karşıma neler çıktı “Güç, birim zamanda yapılan iş miktarı” şeklinde açıklanır. Güç, o işin tamamlanması için gerekli olan enerjinin hangi hızda harcandığını ifade eder. Dolayısıyla işin ne kadar hızlı yapıldığını gösterir.” O zaman bu tanıma göre internet bir güç oluyor. Yazıları hazırlamak için okumak ve araştırmak gereken zamanı azaltıyor. Yani birim zamanda yaptığımız iş miktarı artabiliyor. Bu da bizi güçlü kılıyor. Biraz daha okudum karşıma çıkan bilgileri, “Bir cihazı çalıştırmak için birim zamanda ne kadar enerji kullanıldığını “Güç” kavramı ile ölçeriz. Gücü hesaplamak için kullanılan formül ise Güç=Enerji/Zaman şeklindedir. Enerjinin sözlük anlamı “iş yapabilme kapasitesi” olarak tanımlanır.

Üzerinde düşününce, günlük hayatta kullandığımız cümleler çağrışımla geliverdi. “Enerjimi boşa harcamamam gerek.” Güçlü olmalıyım. Ne kadar ömrüm kaldı ki… Bilmiyorum. “Tüm gücümü toplayıp devam etmeliyim.” “Gücüm kalmadı benim artık, bütün bu olan bitenle savaşmaya…”, “Biraz daha enerjik olsam aslında fena olmazdı”, “İnsanlar nelere enerji harcıyor, ben nelerle uğraşıyorum. Böyle giderse gücüm kalmaz.”, “Ben de daha güçlü olabilirim aslında. Ondan neyim eksik.”, “Enerjimiz tutmadı bizim, aslında iyi insan ama olmadı işte.”, “Güçlü olmak lazım bu devirde.”...

Fizik terimleri günlük yaşantımızda epey varlık sürdürüyorlar bu cümlelerden anlaşıldığı üzere. Enerjimizi iyi kullandığımızda güçlü olabiliyoruz anlamına gelen bu cümleleri biraz daha açacak olursak, şikayet ettiğimiz ne varsa, bugüne kadar bizi yorduğuna inandığımız ne varsa bıraktığımızda serbest bir enerji açığa çıkıyor. Bu enerji ile istediğimiz şeyleri yaparak daha güçlü olabiliyoruz. Tabi ki gerçek güç istiyorsak. Kendi içsel gücümüzü kullanabilmek istiyorsak. Bazen koltukta oturma biçiminizi değiştirdiğinizde vücut bölgelerinize binen yükü dengelemiş, ya da azaltmış olursunuz. Biraz rahatlık veren bu yeni oturuş biçimi ile daha rahatlamış, daha hafiflemiş hatta birazdan ayağa kalkıp başka başka şeyler yapabilecek gücü yeniden hissedebilirsiniz. Yaşam da güçlü olabilmek de böyledir. Harcadığınız enerjiyi en aza indirerek daha kısa sürede daha çok şey yapabilmektir. O nedenledir ki, bazı insanlar bakarken diğerleri yaşarlar. Çok da uzun olmayan bu ömür denen yolculuk da enerji/ zaman formülünü aklımıza gelen her olayda kullanabilme gayretidir bizi ayakta tutabilen. İster kabul edelim ister etmeyelim, kızdığımız, üzüldüğümüz her türlü durumun içeriğine baktığımızda, bizi anlamayanlara, sabit duranlara, pozisyonlarını hiç değiştirmeyenlere yüklediğimiz anlamlar ve bu anlam enerjilerini, boşa sarf ettiğimiz duygusu vardır.

Güç sahibi olmak, bizi anlayanlarla, esneyebilenlerle, koltuktan kalkabilenler ya da ayakta da var olabilenlerle kurduğumuz ilişkilerle çok yakından ilgilidir. Bir isme, bir cisme, bir kişiye, bir fikre körü körüne bağlanmak, serbest enerjinin açığa çıkmasını, enerjinin bloke edilmesi de gücü engeller. En büyük gücün bilgi olduğu yüzyıllardır bilinen bir gerçektir. “Bütün insanlar doğal olarak bilmek ister” der Aristotales. Sokrates için ise eğitim, daima gelişen ve gelişmek zorunda olan bir süreçtir ve kişi, öğrenmenin bitmeyen sonsuz çabalarına katlanmalıdır. Bu yüzden, doğruya ulaşmada geleneğe ve otoriteye gözü kapalı bağlanmanın karşısına aklı ve sorgulamayı koymalıdır ki ancak insan kendisini böyle eğitebilir fikrindedir.

Eğitilebilir olup olmadığımızı düşünebilmek ümidiyle…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Şükrü  baş a
Şükrü baş a - 3 ay Önce

Allah yolunu açık etsin Harikasın

SIRADAKİ HABER