"Değerler..."

Prof. Dr. Esra Engin yazdı...

"Değerler..."

Yaşlanan koskocaman bir dünya…Dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insan…Yüzlerce ülke, binlerce şehir… Bir o kadar da kültür, dil, inanç ve değer… Kendimiz başta olmak üzere ilişkide ve iletişimde olduğumuz bir çok kişi ile aslında değerlerimizle anlaşabiliyoruz, seviyoruz, kıymetli yapıyoruz.

Değerler insanların yaşam tarzlarına yön veren, eğitimi biçimlendiren, seçimlerini etkileyen, içsel dünyalarında kendilerine, diğer insanlara ve hayata dair bakış açılarını biçimleyen birçok alt kavramı da içinde barındıran, çocukluğumuzdan bu yana benimsediğimiz, yaşarken pekiştirdiğimiz aslında karakteristik özellikler dediğimiz birçok ayrıntının yapı taşını da oluşturuyor. Somut, elle tutulur –para- olabildiği gibi, soyut elle tutulamaz –sevgi- da olabiliyor. Aile, ahlak, statü, saygı, dürüstlük, hoşgörü, bunların hepsi bir kişi için önemli olabilse de yaşamı belirleyen, değerlerin kişi için sıralamasıdır. Örneğin özgürlük gibi bir değer bireyin ilk sıralaması içinde yer alıyorsa, bu değeri ilk sıralarda yer almayan biri ile uzun soluklu bir ilişki yaşamak istediğinde sıkıntılar ortaya çıkabiliyor.

Bir insanın diğerine ulaşabilme yolu değerlerden ibaret. Dünyanın neresinde olursa olsun maalesef ki kan bağı, dil, kültür, din insanları birbirine değerlerden daha yakın tutamıyor. Nasıl mı oluyor? Diyelim ki birbirini seven iki genç insan, aynı ülke, aynı şehir, aynı din, benzer kültürlerde yetişmiş olsun. Eğer benzer değerlere sahip değillerse ilişki maalesef çok da uzun sürmüyor. Boşanma davalarında sıkça rastladığımız meşhur cümle şiddetli geçimsizlik sebebi yine değerlerin farklılığından kaynaklanıyor. Ne yazık ki eşimizle dostumuzla olan ilişkilerimizi, değerlerin benzerliğine ya da farklılığına bakmaksızın kurabiliyoruz. Aynı mahallede büyüdüğümüz, kan bağımız olan, sempati duyduğumuz ya da fiziksel çekim hissettiğimiz insanlarla ilişkilerimizin iyi gitmesini bekliyoruz. Ama olmuyor… Çünkü sevdiğimizi düşündüğümüz insan (lar) materyalist, ahlakçı, statü düşkünü olabiliyor ve yaşamlarında bu değerler ilk sırada yer aldığı için bizim değerlerimizle ters düşebiliyor, ilişkide sorunlara sebep olabiliyor. Bunun aksine, kültürüne, diline, dinine aşina olmadığımız, başka bir ülkede yetişmiş biri ile de yakınlık kurarak anlaşabiliyoruz.

Değerlerimiz benzediği için bir yazarı, politikacıyı, sanatçıyı benimseyip ardından gidebiliyoruz. Değerlerimiz küçümsendiğinde incinebiliyor, hırçınlaşabiliyoruz. En saygı duyduğumuz insanlara bile bu nedenle kötü davranabiliyor, yakından tanımadığımız birine değerlerimizin benzerliğinden dolayı saygı duyabiliyoruz.

Nerede, kimlerle, ne şekilde benzeşip, ayrıştığımızın önemi olup olmadığı tartışılabilir bir konu olabilir elbette. Ancak toplumsal bir varlık olan insanoğlunun değer yargıları ne olursa olsun bir arada yaşamayı öğrenebilmesinde sevgi ve hoşgörünün ilk sırada tutulması önemlidir. Sevginin ve hoşgörünün olmadığı bir yerde diğer değerlere de yer olmadığı fikri, elbet bir gün aklını kullanabilen her kimsenin farkındalık çemberine takılacaktır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
İnci Erefe
İnci Erefe - 4 gün Önce

Değerlerimizin bizi yönetebildiğini çok gerçekçi bir yaklaşımla anlatan bir yazı

SIRADAKİ HABER