banner51

"Bir varsın, bir yok"

Gamze Gürel yazdı...

"Bir varsın, bir yok"

Yüzünü, iki elimin arasına aldım. Sapsarıydı. Bütün organları iflas etmiş halde bacaklarından vücudunun atamadığı ödem, su damlaları halinde derisinin arasından sızıyordu. Farkında değildi olanların ve bir an önce evine gidip, rahatlamak istiyordu. O ise meraklı ve kaygılı beni tanımaya çalışan gözleriyle baktı bana...

Ölüm döşeğindeki bir insanı ziyarete gittiniz mi hiç. Sıkıntılar içinde bedenine sıkışmış halde o insanı gördüğünüz an; aranızda ne yaşanmış olursa olsun kırgınlıklar, kızgınlıklar, sen bana böyle yaptınlar, anlamsızlaşıyor...

Hepimiz bir gün öleceğiz. Kulağa nasıl da “aa evet biliyorum ama daha çok vardır” geliyor. Hani etrafımızda duyduğumuz ya da gördüğümüz acı olayların benim başıma gelmez egosu var ya..

Ölmek; sahipsiz bir bedenin koşturmacasında, ruhun kendini bu bedenden ( özgür kalmak için)

sıyırmak için her türlü gitme arzusudur..

Morga girdiğimde hala yaşıyor gibiydi bedeni.Daha soğumamış gözleri kapalı, başı yana yatmış umarsızca uyuyor hali vardı. Tuhaf bir huzur yüzünde “Aman ne haliniz varsa görün ben gidiyorum” hali hala gözümün önünde..

Biraz ürktüm. O bedenin biraz sonra toprağa girecek olma halinden çok, ruhunun sırra kadem bastığından; bizim daha algılayamadığımız bir boyuta geçmesinin bilinmezliği merak ve korku uyandırıyordu düşününce.

Etraftaki akrabalar, eş, dost ne kadar iyi olduğundan bahsediyorlardı sonra. “Ne yani kötü biri olsa, ölmeyecek miydi?” diyesim geldi, diyemedim.

Bir gün başlarına gelecek ve hiçbir çirkeflikle karşı koyamayacak olan sevmediğim akrabalarımın ölümün karşısındaki çaresiz yüzlerini görünce bana gülmek geldi tabii. Sonra sahte bir şekilde tokalaşıp sarıldım. Bu davranışımdan dolayı beni sahtekarlıkla suçlayabilirsiniz ama, hareketlerim insanlıklarına, dolayısıyla yaratana saygımdandı.

Bir varsın bir yok.

Bizde adettir. Cenazeden sonra ölen kimsenin evinde toplanıp dua edilir. Teyzemin evine girdiğimde içim fena oldu, onu çok özlediğimi fark ettim. Kim bilir saatlerini harcadığı temizleyip süslediği evle ne çok uğraştı. Mutfağını süslediği raflar, balkonundaki saksı saksı çiçekler ne yapacaklardı şimdi? Bütün bunlara bakarak daha çok özledim teyzemi. O an bir şişe rakıyı dikip, kafayı bulup, içeride dua eden cami hocasına koşup avazım çıktığı kadar “ BU DÜNYA YALAN! HER ŞEY GİBİ BURADAKİ İNSANLAR GİBİ” diye haykırasım vardı. Yapmadım. Zaten ailenin delisiydim. Hatırlatmaya gerek görmedim.

Hayatımızda bazı insanlar vardır, görüşemezsin. Aslında görmek görüşmek istersin, seversin, konuştuğunda bir şeyler paylaşırsın ama olmaz işte. Nedenini anlayamadığım... Belki önceliklerin artması belki hayat koşuşturmacası... Bir an o toplulukta onun da olmasını çok istedim.

Ne mutlu olurdu herkes bir arada.

Sonra düşündüm... Ölmeseydi toplanır mıydık!?


 

HİÇ

Olması gerektiği gibi mi olmalı her şey, hiç de değil...

Yaşam akıntısında bizi iteleyen, arkamıza yapışıp asla geri dönemezsin diyen zaman varken, tadını çıkarsak ne olur anlarımızın...

Şüphe ve kaygıdan uzak, müziğin süzülen notalarını andırsa nefes alışlarımız, tümüyle duysak benliğimizin sesini.

Varlığımızın bedene tutsak elleri gezinse fani topraklarda.

Kuş olsak bir anlığına, havalanıp göğe dalsak, ne olur...

Ne olur hiçbir şey

Hiç oluruz evrende büyürüz gider...

Gamze Gürel

Güncelleme Tarihi: 12 Aralık 2018, 16:02
YORUM EKLE
YORUMLAR
EMİNE ŞENIŞIK
EMİNE ŞENIŞIK - 7 ay Önce

GAMZECİĞİM YAZINDAN ÇOK ETKİLENDİM...ADETA İKİ YIL ÖNCEDE YAŞADIM...SİZLER SENİNDE DEDİĞİN GİBİ ÇOK SIK GÖRÜŞEMESENİZDE O SENİ VE GAYEYİ ÇOK SEVERDİ...SENİN GÖNLÜNDE RAHAT ETSİN DİYE SÖYLÜYORUM...BÖYLE BİR YEĞENİ OLDUĞU İÇİN GURUR DUYARDI...BEN DE GURUR DUYUYORUM... VE BİLİYORSUN Kİ SENİ BEN DE ÇOK SEVİYORUM...SEVGİYLE KAL,HOŞÇAKAL...

SIRADAKİ HABER