Yalan haberde dünya birincisiyiz!

Ben söylemiyorum.

Söyleyecek olsam, yazıma şöyle başlardım:

“Kurbağa ahvale bakıp dertlenmiş; “Konuşacak çok şeyim var… Fakat ağzımı açarsam su dolar diye korkuyorum!..”

Çünkü bu aralar durumum bu!..

O’nun için Oxford araştırdı diyor ve bizleri yakından ilgilendiren dünyaca ünlü bu üniversitenin çalışmasını paylaşmak istiyorum.

*

Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü, yanıltıcı ve sahte haber konusunda 37 ülkede bir araştırma sonuçlarını yayınladı.

Bilin bakalım yalan haber sıralamasında birinci kim oldu?

Türkiye!..

Yanıltıcı, sahte ve yalan haberde, yüzde 49 ile listenin başındayız.

Bizi, Avrupa ülkeleri arasında yüzde 44 ile Yunanistan, yüzde 42 ile Macaristan, yüzde 38 ile Romanya ve yüzde 36 ile Çekya takip ediyor.

“Fake-news”, yani sahte haber ifadesinin en yaygın olarak kullanıldığı Amerika Birleşik Devletlerinde bu oran yüzde 31 düzeyinde.

Yanıltıcı ve sahte haberlerin en az görüldüğü ülkeler ise; Almanya, Danimarka, Hollanda ve İngiltere…

Araştırmanın yapıldığı tarihte, ülke nüfusunun yüzde 49’u, son bir hafta içinde uydurma habere maruz kaldığını söylemiş.

Sadece bu değil ki?

Siyasi görüşünü açıklamaktan çekinenlerde de Türkiye ilk sırada…

Araştırmaya göre Türkiye, yüzde 65 ile internette siyasi görüş açıklamaktan en çok endişe duyan topluma sahip ülkeler arasında birinci sırada yer alıyor.

Nedeni ise "yetkililerle sorun yaşama" ihtimali.

Türkiye'yi bu alanda yüzde 63 ile Vietnam, yüzde 57 ile Malezya ve yüzde 56 ile de Brezilya takip ediyor.

*

Hani iki ucu .oklu değnek denir ya; sanal haber platformları ve sosyal medya mecraları aracılığıyla küresel çapta bir artış yaşayan sahte ve yanıltıcı haberleri; iktidar da, iktidara karşı olan muhalefet de kullanıyor.

Ne yazık ki, yalan ve yanıltıcı haber yayılımı, siyaset, ekonomi ve toplumsal olaylarda tahribat gücü yüksek kitsel silaha dönüşmüş durumda. Bu da pek çok ülkede ciddi etkiler yaratıyor.

Özellikle sosyal ağlar yoluyla toplanan kişisel verilerin de kullanımı yoluyla dezenformasyon çok daha keskin ve nokta atışı olarak yapılıyor.

Son olarak ortaya çıkarılan Cambridge Analytica ve Facebook veri skandalları ABD Başkanlık seçimlerinden Brexit referandumuna kadar pek çok önemli olayda yanıltıcı ve kışkırtıcı haber ve dezenformasyonun nasıl etkili biçimde kullanıldığına örnek gösteriliyor.

Araştırmaya göre, özellikle haber kaynakları ve mecra alternatifleri sınırlı, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde bu yöntemler, otoriter liderler tarafından iktidarda kalmak için kendi toplumlarına karşı kullanılıyor.

Sonuçta bilişimin hızı ve ağırlığı artarken haberlerin doğruluğu azalıyor.

*

Teknolojinin getirdiği olanaklar, vatandaş haberciliği ismi verilen yeni bir olguyu yaratırken diğer yandan gazetecilik ve habercilik standartları erozyona uğruyor.

Ve biz, dünyada hızlanan iletişim, yapay zeka yazılımları ve küçülen teknolojiler nedeniyle gazetecilerin işlerini kaybettiği ancak standartları olan güvenilir haberlere ve haberciliğe en çok ihtiyaç duyduğu dönemi aynı anda yaşıyoruz.

Bu da kavram kargaşası ve bilgi kirliliği yaratıyor.

Son örnek ülkemizdeki enflasyon ile ilgili.

Devletin enflasyonu ve vatandaşın enflasyonu birbirinden farklı.

Peki hangisi doğru?

Ekonominin iyiye gittiği algısını oluşturmak için açıklanan devletin ki mi, zamlarla bunalmış durumdaki vatandaşın ki mi?

*

Kısacası; son yıllarda pek çok konudaki birinciliklerimize bir yenisi daha eklenmiş oldu:

Sahte, yanıltıcı ve yalan haberde dünya liderliği!..

YORUM EKLE