Virüsün aldığı binlerce can yetmez mi? İllâ ki ailenizden birileri mi ölmeli?

Bugün Pazar ama keyfim yerinde değil.

Hafta sonu tatil gününü "gır-gır" yazılara ayırmıştım.

Sizleri biraz gülümsetebilmek, hafta boyunca yaşanan sıkıntılardan biraz olsun arındırmaktı amacım.

Bu hafta beni affedin!..

Çünkü çevrem "mikrop" kaynıyor..

Dikkat eden yok, diyelim ki "efelik" taslıyor, aldırış etmiyor. Peki karşısındakinin, annenin-babanın-kardeşinin-dedenin-amcanın-yeğeninin yaşamını tehlikeye atmaya hakkın var mı?

"Olmaz bir şey!!!" diyor.

İşte böyle bir aşamada lay-lay-lom yazmak ayıbıma gidiyor.

Onun yerine bugün Pazar olmasına rağmen sizi biraz korkutucu bir yazı ile bilgilendireceğim.

Belki vurdumduymaz birkaç kişiyi etkileyebilir ; hijyen-maske-mesafe kuralına uymasını sağlayabilirim..

*

Dr. Figen Demir Kardeş..

Anestezi mütehassısı, Adana Tabip Odası yönetim kurulu üyesi..

Çok ciddi ve söylemleri çok sert..

Diyor ki;

Her gün o yayınlanan tablo var ya; şu kadar test yapıldı, şu kadar hasta belirlendi. Bu kadar kişi iyileşti. Bu kadar kişi de hayatını kaybetti diye yazan..

O listeden ağır hasta, yoğun bakımda ölümle pençeleşen (entübe) vak'a sayısı kaldırıldı. Artık ne demekse; "zatürre" deniyor, ölüm döşeğindeki hasta sayısı açıklanmıyor. Biz de bilmiyoruz..

Ama alıştık değil mi?

Tabloda koronadan öldüğü açıklanan 15-20-25 kişi etkilemiyor, korkutmuyor..

Ölüyorlar, ölmeye devam ediyorlar..

Çünkü; "gidiyormuş" gibi algılanan korona gümbür gümbür geri geliyor, geldi bile!

*

Hiç düşündünüz mü?

Bir şekilde virüse maruz kalan ve ağırlaşınca "entübe" hastaların yaşatılmaya çalıştığı "yeniden hayata dönüş" denilen 3. Derece yoğun bakıma yatırılan hastaların yaşadıklarını..

Çektiklerini..

Ve nasıl can verdiklerini?

Ben yaşadım..

2017 sonu; 2018 başında..

18 gün yattım..

Koronadan değil; zaten o tarihlerde yoktu, gördüğüm tedaviden ağırlaşınca kaldırmışlardı.

Yaşanılanları dün gibi anımsıyorum ve Allah bir daha yaşatmasın diyorum..

Neyse biz dönelim bir korona hastasının yoğun başında yaşadıklarına ve nasıl can verdiğine..

*

Bilin ki, büyük olasılıkla tekrar gün yüzünü göremeyeceğiz servise yatırıldığınızda çırıl-çıplak ve cihazlara bağlı yaşam süreciniz başlayacak.

İşin kötüsü, hastalığınızda naz yapabileceğiniz, bir yudum su verecek, eşiniz, çocuğunuz da yanınızda olamayacak.
Şimdi gözlerinizi kapatın; ağır bir hastalık anınızı düşünün, hani tüm kaslarınızın ağrıyıp, kemiklerinizin sızladığı bir hastalığınızı.

İnsanın saçının ucu ağrır mı, saçlarınızın ucu bile sanki ağrıyor; saçlı derinizin, başınızın ağrısından bahsetmiyorum bile!!

Sırtınıza onlarca kiloluk yük binmiş gibi, elinizi kaldırıp bir bardağa uzanmak ne kadar zor olabilir ki ama oluyor işte!.

Hiçbir şey için enerjiniz yok! Adım atacak hâliniz yokken karın ağrısıyla tuvalete taşınmak boğazınızdan su dahil bir lokma zor geçerken ishalle devamlı kayıp ve halsizliğinizin gün geçtikçe artışı...

Hayatınızda kendinizi hiç bu kadar yalnız hissetmeyeceksiniz; gördüğünüz sadece doktorlar, hemşireler..

Aldığınız ve size verilen ilaçların yan etkilerini söylemiyorum bile.

Ve en önemli şey; lütfen şimdi ağzınızı burnunuzu kapayıp nefesinizi tutun, kaç dakika böyle kalabildiniz 1- 1.5, 2 dakika?

O kadar mı demeyin o kadar kısacık bir süre..

Nefes açlığınız gitgide artacak, aldığınız nefesi dokulara taşımak için kalbiniz iki katı hızda çarpsa da, yetmeyecek.

Doktorlar hemen size nefes olmak için ağzınızdan bir tüpü soluk borunuza yerleştirecek.

Hani son aylarda haber bültenlerinde sıkça duyduğunuz gibi, artık "entübe" vak'asınız.

Akciğerlerinizin işlev görür hâle gelmesi için insan gücüne mekanik cihazların gücü de eklendi, ama yine olmayacak, o lanet virüs pıhtılaşma sisteminiz dahil tüm sistemlerinizi öyle programlı ve sinsice ele geçiriyor olacak ki, ne akciğeriniz ne kalbiniz artık mücadele edemeyecek hale gelecek.

Ve sonsuzluğa göç ederken geride gözyaşları içinde eşiniz, dostunuz, anneniz, babanız belki de küçücük yavrularınız kalacak.

Son nefesinizi, onları göremeden, ellerinden tutamadan göçüp gideceksiniz.

The end!..

Haber bültenlerindeki vefat sayısını yükseltmek dışında artık bu dünyada başka bir hesabınız, geçireceğiniz tek bir dakikanız dâhi kalmamış olacak!.


*

Kusura bakmayın; "Pazar, Pazar, bir tatil günü moralinizi bozmak istemezdim' diyemeyeceğim; lütfen artık moraliniz bozulsun!

Şu düşünün diye size yazdıklarım, her gün yüzlerce, binlerce kişinin hayatının trajik senaryosu.

Lütfen artık bir silkinin, kendinize gelin!!

Tatil yapacağım diye tutturanlar, kafelerde, barlarda üst üste tepinip, naralar atarak yerlerde yuvarlananlar.. Sizler virüsü yayıyorsunuz ya; sizin yüzünüzden bugün kim bilir kaç kişi hayatını kaybetti acaba, hiç düşündünüz mü?.

*

Bakın; tatilciler daha evlerine dönmediler.

Okullar açılacak, havalar soğuyup, üşütme grip, nezle, öksürük artışı olacak..

Daha şimdiden pek çok ilde yoğun bakım yatağı sıkıntısı yaşanıyor.

Yeni normal ile beklenen "sürü bağışıklığı" gerçekleşmedi.

Ve bu artık bir insanlık savaşı; yenebilmek, daha çok canlar vermemek için bunları bilmeniz gerektiğine inanıyorum.

Söyleyin..

Daha nasıl anlatabilirim ki, nasıl?

Yaşananların ciddiyetini anlamanız, kurallara uymanız için illâ ki yakınlarınızdan birileri mi ölmeli, ölen binlerce kişi size yetmez mi????

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hasan sağın
Hasan sağın - 3 ay Önce

bende herkesten rica ediyorum işin cidiyetini düşünsünler sorumlu bir şekilde hareket etsinler başkasınada zarar vermesinler kurallara herkes uysun

Yakup Uykutalp
Yakup Uykutalp - 3 ay Önce

Verdiğiniz mesajlar için teşekkürler Hamdi abi. Maalesef herşeyin başı sağlık diyoruz ya eğitimsizlik vuruyor. Pandemiden ders çıkaramadık. En büyük eksiklik buradan kaynaklanıyor. Fırsatçılık ve ego tavan yapınca düşünceye teslim diyecek söz kalmıyor. Önce beyinlerden başlamak gerekiyor düşünceyi aşmak için. Benim fikrim "Kalite beyinde başlar ve beyinde biter." En kısa zamanda sağlıklı günlerde görüşmek üzere. Sevgi ve saygılar.