Vatandaşın hali...

Geçtiğimiz günlerde çok ünlü bir elekronik eşya perakende mağazacılık zincirinin Türkiye'deki en üst düzey temsilcisiyle sohbet etme fırsatımız oldu. Belli başlı birkaç firmamız dışında teknolojik ürünlerde dışa bağımlı yaşadığımız için kura bağlı satış oranlarını sordum. Zira 2 sene önce bu tarihlerde dolar kuru 3.65-3.66 aralığında değişiyordu. Diğer bir deyişle 2017'nin bugünlerinde 500 dolar 1830 lirayayken bugün ise 2900 lira! Hal böyle olunca aldığım cevapsa oldukça çarpıcı. Olduğu gibi aktarıyorum:

"Ürün satış rakamlarının kurdan etkilenmediğini söylemek mümkün değil. Örneğin dizüstü bilgisayar satış oranları birkaç yıl öncesine göre yüzde 30'a varan düşüş yaşadı. Buna karşılık zaruri bir ihtiyaç olduğundan dolayı beyaz eşya grubu ise en az etkilenen grup oldu. Cep telefonu satışları bile normalde çok fazla etkilenmezdi ama onda dahi düşüş var. Hem satış rakamı olarak düşüş var, hem de satın alınan ürünlerin segmentinde düşüş var. Bunlarla birlikte tüm gruplarda az ya da çok düşüş olduğunu söyleyebiliriz."

Cevabı duyduktan sonra akşam uzun uzun düşündüm. Hayatımız da tıpkı teknoloji mağazasının ürün kategorisine dönüşmüş durumda. Zaruri olanı aldıktan sonra, geri kalana erişemiyoruz. Eriştiğimizde de segment düşürüyoruz.

Bu olayın bir gün sonrasındaysa düşündüğümü karşımda buldum. Basmane'de bulunan metro istasyonuna indiğimde turnikeler önünde ciddi bir kalabalıkla karşılaştım. Saatime bakıp 18:45 olduğunu görünce teşhisi koymaksa güç olmadı. Bunca vatandaş 15 dakika sonra başlayacak olan indirimli geçişi bekliyordu. İşten evine dönen, eşine, evladına kavuşmak isteyen, bir an önce akşam yemeği için sofraya oturarak karnını doyurmak isteyen onlarca vatandaş 15 dakika boyunca saatin gelmesini bekledi. Tabii bu arada istasyon daha da kalabalık oldu.

Şimdi diyenler olacaktır, "Bir buçuk lira için 15 dakika beklenir mi?" Beklenir kardeşim beklenir. 25 gün çalışan bir insan, sabah akşam bu indirimden yararlanırsa ayda 75 lira, sadece sabah yahut akşam yararlanırsa 37,5 lira tasarruf ediyor. O parayla da pazar masrafının bir kısmını görüyor.

Bunları neden mi anlattım? Rekabet seviyesinin sosyal medya sayesinde her gün daha da vahşileştiği, buna karşın refah seviyesinin ise kayıpları oynadığını görün diye. Her geçen gün artan cehalet, şiddet, gerilim, boşanma vs. gibi olayların nereden geldiğini bilin diye. Teknolojiden, sanattan, kültürden gittikçe kopan bir toplumun ne hale geldiğini görün diye. İhtiyaçlar hiyerarşisinin dibini ekmekle sıyırırcasına yaşayan ve mağara adamına dönüştürülen bir toplumda huzurun da, güvenin de olmayacağını anlayın diye.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sinan Kızıltan
Sinan Kızıltan - 3 hafta Önce

Çok çarpıcı güzel bir yazı olmuş

Ahmet CANTÜRK
Ahmet CANTÜRK - 3 hafta Önce

Gerçekler bunlar.