Uygarlığa talibiz, yozlaşmaya değil!

Millet olarak iki farklı coğrafyanın tam ortasındayız.
Bir tarafımız doğu medeniyeti, diğer yanımız batı.
Tarih boyunca sürekli çekişen bu iki medeniyet arasında
Millet olarak zaman zaman taraflardan birine meyletsek de
Şimdiye dek kendi kültürümüzü muhafaza edip,
Bugünlere kadar aktarmayı başardık.
*
Peki ya bugün?
İşte bugün dünden daha zor bir cenderedeyiz.
Sosyal medyanın artık bir uzvumuz gibi olduğu,
Ulaşımın böylesine kolaylaştığı bir çağda
Kültürel aktarımlar arasındaki baş döndürücü hız,
Tüm güzelliğiyle birlikte bir tehlikeyi de beraberinde getiriyor.
Nedir bu tehlike?
Baskın kültür...
*
Gençler baskın kültür adı verilen popülerizm nedeniyle
Her geçen gün birbirine benzemekte
Türkçe gibi okyanus büyüklüğündeki bir dilin
Yalnızca minicik bir zerresiyle anlaşmakta.
Modernlik yabancı dizi izlemeye indirgenmekte,
Yurt dışına ve özellikle batıya olan hayranlık,
Giderek kendini öykünmeye bırakmaktadır.
*
O halde her şeyi devletten beklemeden
"İş başa düştü" diyeceğiz dostlar.
Batıdan bilim, sanayi, teknoloji öğreneceğiz elbet.
Felsefeden sanata çok şeyi kendimize uyarlayarak da alacağız.
Burada işin özü Ziya Gökalp de saklı.
Neyi savunuyor Atatürk'ün "Fikir babam" dediği Gökalp?
Kültür ulusaldır, uygarlık ulusların ortak malıdır.
*
Demek ki bugün birinci vazifemiz
Ulusal kültürümüze sahip çıkmak,
Ulusların ortak malı uygarlıkta geri kalmamaktır.
Zira yozlaşmanın önünü alamazsak
Binlerce yıllık Türk kültürü, bir alt kültüre dönüşecek ve
Bu da bizim hem geçmişimize, hem de
Gelecek nesillerimize olan en büyük hatamız olur.

YORUM EKLE