"U" dönüşü şart

23 Haziran seçim sonuçları neredeyse her şeyi değiştirdi.

Tabi öncelikle İstanbul’un siyasi haritasını…

Ve AK Parti’nin kaleleri olarak bilinen bir çok ilçede İmamoğlu, üstünlük sağladı.

Malumun tekrarı ama olsun; biliyorsunuz Yüksek Seçim Kurulu'nun İstanbul seçimlerini iptal ve yenileme kararının ardından mazbatası elinden alınan Millet İttifakı'nın adayı Ekrem İmamoğlu, ilk seçimde 13 bin oy önde olduğu rakibi Cumhur İttifakı'nın adayı AK Partili Binali Yıldırım'a yaklaşık 807 bin oy fark attı:

İmamoğlu yüzde 54.21, Yıldırım yüzde 44.99…

Oysa 31 Mart seçiminde İmamoğlu yüzde 48.80, Yıldırım yüzde 48.55 oy almış, İmamoğlu 13 bin oy farkla yarışı göğüslemişti.

Sayılmaz dendi, tekrar seçim yapıldı, Yıldırım'ın oy kaybına karşı, İmamoğlu oyunu artırdı.

Yani 2.5 ay içinde en az 800 bin oy AK Parti’den, MHP'den ve SP'den CHP'ye aktı…

Bir değişiklik de, 31 Mart'ta AK Parti’ye ve Yıldırım'a oy veren özellikle AK Parti ve MHP seçmeninin fikir değiştirip bu kez CHP'ye oy atması oldu.

Çünkü 23 Haziran'da da aynı seçmen listesiyle seçime gidildi ve oy kullanan sayısında sadece yaklaşık yüzde 1'lik bir artış oldu.

Yeni gelen ve yüzde 1'lik artı katılım oranını sağlayan grubun da büyük bölümü CHP'ye yöneldi.

***

31 Mart'ta yapılan yerel seçimlerde İstanbul'un 39 ilçesinin 14'ünde Ekrem İmamoğlu, 24'ünde ise Binali Yıldırım, Silivri İlçesi'ni ise MHP adayı kazanmıştı.

23 Haziran’da tekrarlanan seçimlerde ise, İstanbul'un 39 ilçesinden 28'inde Ekrem İmamoğlu, 11'inde ise Binali Yıldırım galip geldi.

Buna göre ilçelerde de seçim tekrarı yapılsaydı, AK Parti kazandığı 24 ilçeden 13'ünü kaybedecek, CHP İstanbul Büyükşehir Meclisi'nde çoğunluğu ele geçirecekti.

İmamoğlu; Bayrampaşa, Bahçelievler, Beyoğlu, Çekmeköy, Eyüpsultan, Fatih, Sancaktepe, Şile, Tuzla, Üsküdar, Beykoz, Çatalca ve Zeytinburnu olmak üzere 13 ilçeyi Binali Yıldırım'dan almış oldu. İmamoğlu ayrıca MHP'nin elinde bulunan Silivri'de de kazandı.

***

Kusura bakmayın ama siyasette, buna; “kendi kazdığı kuyuya düşme” denir.

Çünkü, AK Parti’nin uğradığı sosyal ve ekonomik zemin kaybını 2014 ve 2019 mahalli seçimlerinin mukayesesi çarpıcı olarak ortaya koymaktadır. Nitekim daha 5 yıl önce mahalli seçim sonucunda AK Parti’nin kazandığı illerin GSMH içerisindeki payı yüzde 70 iken bugün bu pay yüzde 30,1’e inmiş durumda. İlk altı  büyükşehir belediyesinin beşini kazanan CHP’nin yönettiği illerin toplam GSMH içerisindeki payı ise yüzde 62,76’dır.

***

Şöyle bir 15 yıl öncesine gidelim mi?

AK Parti’nin  kurulduktan sonra, 2004’te yapılan ilk İstanbul yerel seçimlerinde aldığı oy yüzde 41.7.

CHP, adayı Sefa Sirmen ile yüzde 26.40’da kalmış.

2009; yine Kadir Topbaş aday. Yüzde 44.71 ile seçilirken, CHP’nin aldığı oy yüzde 36.98…

2014; Kadir Topbaş ve AK Parti’nin oyu yüzde 47.95’e yükseliyor.

Ama aynı yükseliş, Mustafa Sarıgül ile CHP’de de görülüyor, yüzde 40,08 ile noktalanıyor.

31 Mart 2019; AK Parti’nin adayı Binali Yıldırım, aldığı oy yüzde 48.55. CHP, İmamoğlu ile yüzde 48.80, yani 13 bin oy farkıyla 25 yıl sonra İstanbul’u kazanıyor.

Olmaz; deniyor.

Hani yenilen pehlivan güreşe doymazmış denir ya, onun gibi.

Şaibeli şekilde seçimlerin 23 Haziran’da tekrarlanması kararı çıkıyor.

Sonuç; İmamoğlu yüzde 54.21 ile bugüne kadar İstanbul’da yapılan yerel seçimlerde tüm zamanların en yüksek oyuyla seçiliyor.

AK Parti, Binali Yıldırım ile 2014’ü bile yakalayamıyor, yüzde 44.9  oy oranı ile 2009’a dönülüyor.

***

İstanbul seçimlerinin verdiği mesaj, Erdoğan ve AK Parti’nin, her alanda acilen bir “U” dönüşü yapma zamanının geldiğine işarettir.

Yani; Erdoğan'ı başlangıçta başarılı kılan şeye dönmek ve sürdürülebilir kalkınma ve istihdam yaratmaya odaklanmak gibi…

Yüksek faiz oranlarının enflasyona yol açtığı gibi alışılmadık fikirleri bırakması, merkez bankasının bağımsızlığını geri getirmesi atılması gereken ilk adımdır.

Milletin tansiyonunu düşürmek ve AK Parti’ye yeniden sempati duymalarını sağlamak için beklentilerine gelince; damadı Berat Albayrak'ı kendisine ekonomi brifingi verenlerin arasından çıkartması, acil bir kabine değişikliği ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile tarım ve hayvancılığı bir türlü kalkındıramayan Pakdemirli ile yollarını ayırması bekleniyor.

Erdoğan yapabilir mi?

En azından şimdi-hemen zor gibi.

Ancak hepimiz daha önce çıkarına uygun olması durumunda, Erdoğan’ın ödün verme ve U dönüşleri yaptığını gördük ve yaşadık.

Sanki bunu tekrar yapmasının zamanı geldi gibi.

Aksi, İstanbul seçim sonuçlarıyla başlayan süreç, Türk siyasetindeki uzun hakimiyetinde, sonun başlangıcı olabilir."

YORUM EKLE
YORUMLAR
Soner Göksel
Soner Göksel - 5 ay Önce

Bırak bildiğini yapsın.yol gösterme.hamdi bey