Türklüğü siyasete hapsetmek...

Çözüm sürecinin ardından şu ara yeniden
"Türk nedir? Türk kime denir?" soruları gündemde.
İşi siyasetçilere bıraktığımızda ortaya çıkan sonuçla,
Uzmanlarına ve tarihe bıraktığımızdaki sonuçsa bambaşka...
Kabul edelim ki milletlerin kaderini siyasetçiler tayin edebilir;
Ancak milletlerin kim olduğunu, kimlerden oluştuğunu söylemek
Zamanın ve tarihçilerin işidir.
***
Tartışma ve talihsiz açıklamalara hiç bulaşmadan,
En başta söylemek gerekir ki Türklük kavramını
Türkiye'nin yüzölçümüne hapsetmek,
Milliyetsizleştirerek "Amerikalı" ifadesi gibi üst kimlik yapmaya çalışmak
Türklüğe karşı cinayet işlemekten farksızdır.
Azerbaycan'dan tutun da Gagavuzya'ya,
Türkmenistan'dan tutun da aklınıza gelebilecek
Tüm Türk yurtlarına büyük bir hakarete teşebbüs etmektir.
Orhun abidelerinin üstüne beton dökmek ve
Soy birliğini inkar etmektir.
Türklük bir soy belirtiyorsa, onu soydan ayırmak da
Cehaletin siyaset bulmuş halidir.
***
Peki sorun ne? Medeniyet, hars ve millet kargaşası...
Geçmişte Osmanlı sınırlarında kalan milletlerin birlikteliği
Osmanlı medeniyetini oluştururken,
Millet kavramının yerinde ümmet ve tebaanın oluşu, 
Merkezde ise Türk harsının olduğu aşikar...
Neden mi? Eğer Osmanlı'dan doğan devletlerden
Yunanistan, Bulgaristan, Ermenistan, Ürdün vb. ülkelerde
Osmanlılık kavramı üzerinden bir siyaset üretilmiyorsa,
Medeniyet ve kimlik tartışmalarının yaşandığı tek devlet
Türkiye Cumhuriyeti ise; bu durumun temel sebebi
Türk milletinin merkezde yer almasından kaynaklı olarak
İmparatorluğun bakiyesi ve varisi olmasındandır.
Bugün ülkemizin adının, milletimizle aynı olması tesadüf müdür? Hayır.
Ülkesi için mücadele etmiş tüm milletler kadar haktır.
Yemen'den, Galiçya'ya, Çanakkale'den Kut'a kadar
Dökülen kanların, verilen emeğin karşılığıdır.
İnkar ve reddetmekse geçmişimize karşı kabahat işlemektir.
***
O halde Osmanlı medeniyetinin bir parçası olmasına karşın
Bu medeniyete yapılan saldırıların savuşturulmasında rol almayanların,
Merkezdeki harsın medeniyete sirayet etmesine de karşı gelmeye hakkı yoktur.
Bununla birlikte Türk milletinin bazı fertlerinin,
Tarihte kurulmuş olan medeniyeti, milli kimliğinin önüne koymasıysa
Kültürel bir olguyu tehlikeli bir siyasete dönüştürme riski taşımakta ve
Tartışmalı ayrıldığı milletlere karşı ülkesini savunmasız bırakmaktadır.
***
Nihayetinde millet dediğimiz kavram;
Soy, dil, ülkü ve kültür birliği ile ortak geçmişten
En az üçüne sahip insanların bir araya gelmesiyle oluşuyorsa
Elimizi vicdanımıza koyalım;
Soyca Türk olmasına karşın
Dil, ülkü, kültür ve ortak geçmişi kaybetmiş,
Türklük şuurundan kopmuş bir birey mi Türk'tür?
Yoksa Türkçe konuşan, adetleri yaşatan, Türk yurdunun uygarlık yolunda
Başarısı için gönülden ter döken ancak soyca Türk olmayan biri mi?
***
Soyca Türk olmayanların, kültür ve medeniyetimize aidiyet duymasıysa
Ancak ustaca kurgulanmış, kentten köye benimsenmiş bir ülküden geçer.
Türklüğü bir medeniyet ülküsü yapmanın yolu
Dünyayı tahakküm altına alma hayalleri değil,
Huzur, adalet ve güvenlik vadedebilmekten geçer.
Unutmayın;
Ulu Önder Mustafa Kemal'in Taş kırılır, tunç erir ama Türklük ebedidir"
Sözüne atfen, siyaset değişir ama Türklük ebedidir. 
Gerisiyse hissiyat ve hissettiklerini yaşayabilmektir.

YORUM EKLE