banner51

'Meslek Örgütleri Olarak Kınıyoruz'

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) “Basında Davalar Yılı: 2014" başlıklı toplantı düzenledi. Toplantıda gazetecilerin 2014 yılında uğradığı fiziksel şiddetten siber saldırılara, akreditasyondan yayın yasağına, gözaltılardan haklarına açılan davalara kadar pek çok konu ele alındı.

'Meslek Örgütleri Olarak Kınıyoruz'
“İÇİMİZ KARARIYOR"
 
TGC Konferans Salonu’ndan düzenlenen toplantıya TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGS Başkanı Uğur Güç, TGS Genel Sekreteri Mustafa Kuleli katıldı. Toplantı konuşan Olcayto, “Davalara baktığımız zaman içimiz kararıyor" dedi. Olcayto, Türkiye’de halkın bilgilenme kanallarının tıkandığını, mahkeme yasaklarıyla halka bilgi ulaşmadığını, bununda en önemli sorunlardan biri olduğunu ifade etti.
 
Davaların bir kısmının kişisel davalar olduğunu belirten Turgay Olcayto, “Kişisel davalar çok azdır. Onlar biraz bizim konumuzun dışında. Ama asıl olan gazeteciler üzerinde baskı oluşturmak amacıyla açılan ağır para ceza istemli davalar" diye konuştu.
 
“MUHALİF SESLERİN SESLERİ KESİLMEYE ÇALIŞILIYOR"
 
TGS Genel Başkanı Uğur Güç ise konuşmasında “Maalesef 2014 yılı gazetecilik için kara değil kapkara bir yıl oldu" dedi. Güç, 500’ün üzerinde gazetecinin işten atıldığını ifade ederek,  şunları söyledi:
 
“Bu yıl kadar gazetecilerin mağdur olduğu bir yıl sanıyorum Cumhuriyet tarihinde ya da daha öncesinde olmadı. Medya, gazeteciler baskı altına alınarak görev yapmaları engellenmeye çalışılıyor. Muhalif seslerin sesleri kesilmeye çalışılıyor. Direk hükümetin eliyle yapılıyor. En kötü olanı da yargıda gazetecilerimiz ceza alıyor, tutuklanıyor. Yıllardır mücadele ediyoruz. Geçtiğimiz yıllarda da bir çok arkadaşımız cezaevindeydi. Onlar için de mücadele ettik. Birçok arkadaşımızı mücadeleler sonucunda dışarıya çıkardık. Fakat bu mücadeleler bitmeyecek gibi görünüyor. Davalar sonucunda hapse atılan gazeteci olmaz umarım. Bunun için elimizden gelen ne varsa bunları yapmaya çalışacağız."
 
“217 GAZETECİ DARP EDİLDİ"
 
Konuşmaların ardından TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, “Basında Davalar Yılı: 2014" sunumunu gerçekleştirdi. Güneş sunumunda, 2014 yılının gazeteciler için zor geçtiğini belirterek, “217 gazeteci darp edildi, 2013’de ise 186 gazeteci darp edilmişti" dedi.
 
Sibel Güneş, 2014 yılında ellerine ulaşan rakama göre, 559 gazeteci, yazar ve medya çalışanın işine son verildiğini belirterek, şöyle devam etti:
 
“83 gazeteci istifa etti. Toplu işten çıkarmalar yıl boyunca sürdü. 2010 yılında tutuklu gazeteci sayısı 104’tü, Aralık’ta bu sayı 19’a düştü. KCK basın davasından yargılanan ve cezaevinde tutuklu olan gazeteciler var. 2009-2013 yılları arasında 200’e yakın gazeteci cezaevine girdi çıktı. Hepsinin bu ülkede terör örgütü üyesi olduğu ileri sürüldü. Şimdi de gazeteciler daha farklı nedenlerle suçlanıyorlar. 2014 yılında gazeteciler için en gündem de ki konu işsizlikti. 2014’te 30 olay hakkında yayın yasağı getirildi. Yüksek Seçim Kurulu 30 Mart seçimler sürecinde, Ocak, Şubat, Mart döneminde 22 televizyon kuruluşuna 176 yayın durdurma cezası verdi" dedi. Güneş gazetecilik faaliyetini yerine getirenlerin, terör örgütü üyeliğiyle suçlandığına dikkat çekerek, “Bu karanlık tablonun ortadan kaldırılması için de gazetecilerin her zamankinden dayanışmaya ihtiyacı var görünüyor."
 
“TİPİNİZİ BEĞENMEDİKLERİ İÇİN MAKUL ŞÜPHELİ OLARAK SİZİ İÇERİ ALABİLECEKLER"
 
Sunumunda ardında gazetecilerin sorularını yanıtlayan TGC Başkanı Olcayto, 14 Aralık operasyonuyla ilgili soruya şöyle yanıt verdi:
 
“TGC sadece gazeteciler açısından taraftır. Çünkü son zamanlarda medyada türeyen bir anlayış var. Çamur at izi kalsın diye. Biz hiçbir tarafın yandaşı değiliz. Ne iktidarın, ne şu partinin, ne bu partinin, ne de Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle paralel yapının. Biz sadece gazeteciler açısından tarafız. Hiçbir şekilde tasvip edilmeyecek bir olaydır. Ve düşünün bir twitterda fenomeni ’fuatavni’; ’Zaman gazetesine baskın yapılacak’ diyor. Ertesi gün gazeteyi alıyorsunuz, Adalet Bakanın bir açıklaması var, ’Böyle bir şey yok nereden çıkarılıyor’ diyor. Pazar günü gazete basılıyor. Polisler geliyor. Arada bir fark var, bu defa biraz daha medenice, hiç değilse tebligat yapılıyor. Eskisi gibi sabahın beşinde evlere gelmiyorlar ya da çalışma yerlerine. Bu nereden bakarsanız bakın, düşünceyi ifade özgürlüğüne getirilen bir engeldir. Düşünceyi ifade özgürlüğü önünde engeller hiç bitmiyor. Halkın habere ulaşmasını engellemektir. O kanaları tıkamaktır. Üçüncüsü de hem kamuoyu üzerinde hem de medya üzerinde korku yaratmaktır. Ben buna korku iklimi diyorum. Ve insanları edilgin kılmaya yönelik davranıştır. Gerekçe diyorsunuz, sağlıklı bir gerekçede bulamıyorsunuz. Makul şüphe, 4 Aralık’ta meclisten geçti. Meclisten bu kadar kolay geçmemesi gerekiyordu. Çünkü belki batı toplumlarında da var makul şüphe. Bunun için çok donanımlı iyi eğitilmiş, kolluk gerekir. Konusuna hakim savcılar gerekir. Türkiye’de düşünün yarın cadde yürürken bile sizi çevirebilecekler ve tipinizi beğenmedikleri için makul şüpheli olarak sizi içeri alabilecekler. Gazetede yazdığınız bir yazıdan ötürü, ’bu daha ileride de kötü şeyler yazabilir’ diye sizi içeri alacaklar. Bugün Zaman Gazetesi’ne ve Samanyolu televizyonuna yapılan muameleyi de biz bu bağlamda görüyoruz. Meslek örgütleri olarak kınıyoruz. Batı toplumu da aynı şekilde tepki gösteriyor. Basın özgürlüğüne düşünce ve ifade özgürlüğüne gelecek her darbenin önünde meslek örgütlerinin olması gerekiyor"
 
“BİLDİĞİM KADARIYLA EKREM DUMANLI BİR GAZETECİ"
 
“Ekrem Dumanlı’nın başka bir işi mi var?" diyen Olcayto sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Örgüt mü kurmuş. Örgüt kurmuşsa o zaman açık açık söylenmesi lazım, toplum da bilsin. Çamur at izi kalsın gibi ortada bırakmamaları lazım. Makul şüphe... Nedir şüpheniz o zaman onu da söylesinler. Bildiğim kadarıyla Ekrem Dumanlı bir gazeteci. Kitapları olan, gazetecilikten başka da işi olmayan bir arkadaş. Bir gazetenin yöneticisi. Yeri belli yurdu belli. Böyle baktığınız zaman bir insana terörist demek için elinizde ufak da olsa ip uçları olması lazım. Onları kamuoyuyla paylaşmanız lazım. Yoksa, ’makul şüphe ile aldık, bakıyoruz’ diyerek insanları özgürlüğünden mahrum etmemelisiniz. Özellikle gazetecileri."
 
ÇARŞI DAVASI
 
TGC Başkanı Olcayto, bugün görülmeye başlayan Çarşı Davası ile ilgili olarak da, “Bugün bir dava var. Dava üzerinde durmak istemiyorum, nihayet açılmış bir davadır, bugün de devam ediyor. Atılı suç darbe. Yahu siz inanıyor musunuz Çarşı grubunun darbe yapacağına? Ama bu çocuklar yargılanıyorlar ciddi ciddi ve bu çocukların üzerinde bir baskı var. İstenen ceza 18 yılı bulan ağır hapis. Adam mı bıçakladılar, yol mu kestiler? Bunların tek suçu var, Gezi olayına katılmışlardır, aktif olarak katılmışlardır. Geziyi desteklemişlerdir. Çok bilinen bir grup oldukları için bunlardan başladılar. Bu davayla diğer gençleri de korkutabiliriz diye düşünüyorlar" dedi.
Güncelleme Tarihi: 16 Aralık 2014, 15:23
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER