ERÜ'de Taş Heykellerin Tarihi Anlatıldı

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Sanat Tarihi Kulübü’nün düzenlediği konferansta konuşan, Mimar Sinan Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Yaşar Çoruhlu, “Eski taşlardaki işlemeler ve yöntemler, o milletin sosyo-kültürünü ve sanat anlayışını gösterir” dedi.

ERÜ'de Taş Heykellerin Tarihi Anlatıldı
 
ERÜ Fen Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen ‘Türk Taş Heykellerine İkonografik ve Sembolik Bir Bakış’ konulu konferansa, Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Küçükler, Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kerim Türkmen, Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilay Karakaya, Yrd. Doç Dr. Aslı Sağıroğlu Arslan, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Taş heykellerin tarihine değinen, Mimar Sinan Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu, heykellerin eski toplumlarda kutsal sayıldığına vurgu yaptı. Taşların sosyo-kültürel tarih açısından önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Çoruhlu, şöyle konuştu:
 
“Eski Türk inanışlarına bakmak lazım. Bazı inanışlar vardır. Bunların başında da, tabiat ve atalarla ilgili olanlar vardır. Eski Türk topluluklarından günümüze kadar da birçok eser ulaşmıştır. Bu heykellerin taştan yapılmasının nedeni de, taşın ve yerin kutsal sayılmasından kaynaklanmaktadır. Bunların dikildikleri yerler, eski Türk mezarlıklarının yapıldığı yerler hep kutsal sayılan yerlerdir. Taş heykellerinin bu kadar çok yapılmasının nedenlerinden biri de, yerin kutsal sayılmasındandır. Eski Türklerde yer kutsal sayıldığı için, vatan da kutsal sayılmıştır. Doğrudan doğruya taşın kutsallığını gösteren bazı durumlar da vardır. Eski taşlardaki işlemeler ve yöntemler, o milletin sosyo-kültürünü ve sanat anlayışını gösterir.”
 
Eski Türklerin tamamen göçebe hayat sürmediklerini ifade eden Prof. Dr. Çoruhlu, “Eski Türkler tam anlamıyla göçebe değildiler. Bazı unsurları yerleşik olarak hayatlarını sürdürürken, bazı unsurları da yarı göçebe olarak yaşamlarını devam ettirmekteydiler. Ancak, son zamanlarda şehirleşme daha da artmıştır. Yüzyıllar boyunca bu ikili yaşam tarzı devam etmiştir. Günümüzde bile, yaylak kışlak tarzı yaşam belirli bölgelerde hala mevcuttur. Taş heykellerine çok çeşitli örnekler var. Bazıları bileşik olarak ifade edilen örneklerdir. Kaplumbağa kaideler genellikle hanedana ait yazıtların kaideleri olarak karşımıza çıkıyorlar. Bunlar, hem devletin büyüklüğünü, güçlülüğünü hem de hükümdarın kendisini yönetme gücünü ve kendisini yönetme gücünü tanrıdan aldığını vurguluyorlar.&rdquo
Güncelleme Tarihi: 09 Aralık 2014, 17:13
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER