'Biraz da Türkiye'ye Teşükkür Etmek Lazım'

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Mardin’de TÜSİAD’ın düzenlediği toplantıda, Kobani’de IŞİD saldırıları nedeniyle Türkiye’yi sessiz kalmakla suçlayan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ü eleştirdi.

'Biraz da Türkiye'ye Teşükkür Etmek Lazım'
Suriye Kürtlerinin, Türkiye'nin doğal müttefiki olduğunu belirten Akdoğan, "Biraz da teşekkür etmek lazım. 150 bin insana kapısını, gönlünü açan Türkiye'ye birisi de çıkıp Allah rızası için teşekkür etmez mi? Eleştirelim, sorgulayalım, 'yetersiz oldu', 'şu da yapılsın' diyelim ama teşekkür etmesini de bilelim" dedi.
 
TÜSİAD’ın Mardin Artuklu Üniversitesi’nde düzenlediği ’Çözüm sürecinin iktisadi boyutuna katkı: Alternatif Turizm Konferansı’ Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve işadamları ile davetlilerin katılımıyla gerçekleşti. Konferansta IŞİD’in Kürtlerin yaşadığı Kobani’ye yaptığı saldırılar sık sık gündeme geldi.
 
TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer, farklı din, dil ve medeniyette insanların yıllarca bir arada yaşamasıyla adeta barış ve hoşgörünün sembolü olan Mardin’in, Birleşmiş Milletler Bilim Eğitim ve Kültür Teşkilatı’nın (UNESCO) Dünya Mirası Listesi’ne alınması yönündeki çalışmalarını heyecanla takip ettiklerini ve en kısa zamanda Mardin’i UNESCO listesinde görmek istediklerini söyledi. Dinçer geçen yıl başlatılan çözüm süreci ile bölgeye gelen turist sayısında büyük artış yaşanmasını mutlulukla karşıladıklarını belirtti.
 
ÇÖZÜM SÜRECİNE İNANIYORUZ
 
Çözüm sürecine en baştan beri destek verdiklerini kaydeden Dinçer, "Bölgede iş ve yatırım yapılabilir bir huzur ortamının sağlanmasına temel oluşturan çözüm sürecine inanıyor ve bu konuda güçlü bir desteğin oluştuğunu memnuniyetle gözlemliyoruz. Ülkemizde uzun yıllar devam etmiş olan terör sorunu, toplumsal barış ve huzur ortamını bozmuştur. Bu durum Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizin kalkınma sürecinden yeterli pay alamamasına ve bölgeler arası gelişmişlik farkının giderek artmasına neden olmuştur. Son bir senedir süren barış ortamının sürdürülebilmesi için çaba sarf etmek, tüm toplum kesimlerinin ve kurumlarının ortak sorumluluğudur. Bu nedenle bu sorumluluğun bilincinde olarak, biz, TÜRKONFED ile birlikte şiddet ve terörün geri dönüşü olmayacak bir şekilde ülke gündeminden çıkarılabilmesi için çözüm sürecinin ekonomik ayağına sahip çıktık. Çünkü çözüm sürecinin sürdürülebilir olması ve amacına ulaşması için bölgenin ekonomik kalkınmaya ihtiyacı vardır. Bu bağlamda, Cizre’de ilkini, Batman’da ikincisini gerçekleştirdiğimiz Doğu ve Güneydoğu Anadolu Yatırımcı Danışma Konseyi’ni oluşturduk. Yatırımcı Danışma Konseyi toplantılarımız ile adı yıllarca şiddetle, terörle anılan bölgenin iş ve yatırım potansiyelini ortaya çıkarmaya hep birlikte gayret ediyoruz. Bölge yatırımlarının önündeki engellerin azaltılması ve bölgenin yatırım yeri olarak imajının güçlendirilmesi içintaleplerimizi ve irademizi açıkça gösteriyoruz. Bu nedenle ’yatırıma devam diyerek’ 3’üncü Toplantımızı 6 Kasım’da Van’da gerçekleştiriyoruz" dedi.
 
AHMET TÜRK’ÜN KOBANİ TEPKİSİ
 
Konuşmasına Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Süryanice "Hoşgeldiniz" diyerek başlayan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ise, IŞİD’in Şengal’de, Kobani’de Kürtlere saldırmasına ve katletmesine rağmen Türkiye’nin sessiz kaldığını belirtip eleştirdi. Mardin’e gereken önemin verilmediğini belirten Türk, "Bugün ekonomik kalkınmayı tartıştığımız bir günde bölgemizde ve ülkemizde gerçekten halkların geleceğini karartmaya yönelik IŞİD saldırılarının yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Şengal’de Ezidi kardeşlerimizin katliamını gerçekleştiren, kadınlarına, kızlarına tecavüz eden bir anlayış karşısında suskunluğumuz halen devam ediyor" dedi.
 
"KARDEŞLERİNİZİN IRZLARINA GEÇİLİYOR, SESSİZ KALIYORSUNUZ"
 
Suriye’nin Rojava bölgesinin Kobani şehrinin etrafının kuşatıldığını ve bir katliamla karşı karşıya gelinmesine rağmen Türkiye’nin suskunluğunu anlamakta zorluk çektiklerini belirten Türk, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Yıllardan beri her siyasetin dile getirdiği bir söz var. ’Türkler ve Kürtler kardeştir.’ Sizin kardeşlerinizin kızları, kadınları tecavüze uğrarken burada susmanın anlamı yok. Bu suskunluk sadece Türkiye’ye zarar vermiyor. Geleceğimize zarar veriyoruz, geleceğimizi karartıyoruz. Çözüm sürecinin olumlu bir noktada olduğu bir süreçte, çözüm süreci konusunda herkesin bütünleştiği bu süreçte, çetelerin katliamı karşısındaki bu suskunluk, gerçeken bizim umutlarımızı ortadan kaldırıyor. Eğer bir ülkede ekonomik kalkınmayı esas alıyorsak, demokratik değişim ve dönüşümü, demokratik bir dönüşümü oluştaramazsak, ekonomik kalkınmayı sağlamak mümkün değil. Dünyanın hiç bir yerinde demokrasisi güçlü olmayan hiç bir ülkede, ekonomik kalkınma gelişememiştir. Başbakan yardımcımız burda. Belki kardeşlik için son fırsatların olduğu günlerdeyiz. Bugün Kobani etrafı gerçekten kuşatılmış. Kobani’nin hemen yakınında toplarla şehre ateş ediliyor ve insanlar öldürülüyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu kardeşlik hukukunu gerçekten görerek ve buna uygun politikalar oluşturarak bu sürece müdahale etmelidir. Kendi kardeşlerine destek vermelidir. Burada çok güzel şeyler ifade etmek isterdim. Kalkınma konusunda yapılması gerekenleri sizinle paylaşmak isterdim ama böyle bir ruh haliyle bunları tartışmayı da çok uygun görmüyoruz. Birlik, kucaklaşmak ve birbirimize sahip olunması günüdür bugün."
 
AKDOĞAN AHMET ABİ DEDİ, SİTEM ETTİ
 
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Bitlis’te dün 3 polisin şehit olduğunu belirterek, Ahmet Türk’e, "Ahmet abi" diye hitap etti. Akdoğan, "Biraz önce Ahmet abi ruh halinden bahsetti. Benim ruh halim de daha şehitlerimizin naaşları toprağa verilmeden bu konuları çok da konuşmak istemiyorum açıkçası. Ama elbette hayat devam ediyor. Ama bunlar yaşanmasın diye bu konuları da cesaretle konuşmak durumundayız" dedi.
 
ÖRNEK ALINABİLECEK TEK MODEL TÜRKİYE’DİR
 
Ortadoğu ve güney sınırların her geçen gün şiddeti artan bir yangın yeri gibi olduğunu kaydeden Akdoğan, Suriye’nin alev alev yandığını, her gün yüzlerce masum sivilin Esad zulmünden veya eli kanlı terör örgütlerin katliamlarında can verdiğini, kurtulanların çareyi Türkiye’ye sığınmakta bulduğunu dile getirdi.
 
Ortadoğu’da yeni üreyen ve türeyen terör örgütlerinin saldırıları le dünya tarihinde eşine az rastlanır trajedilere şahitlik ettiklerini kaydeden Akdoğan, Ortadoğu ülkelerinin de aslında adeta diken üzerinde durduğunu söyledi. Akdoğan, "İstikrarsızlık adası haline gelen bölgemizde Türkiye bir istikrar abidesi olarak yükseliyor, mazlumların sığınağı oluyor ve çözüm süreciyle bölgeye önemli bir siyasi mesaj veriyor. Bölgedeki iç çatışmaların, mezhep savaşlarının, etnik ve ideolojik çatışmaların, toplumsal gruplar arasında yaşanan ayrışma ve sosyal travmaların örnek alabileceği tek model Türkiye’dir, Türkiye’nin çözüm süreciyle bölgeye sunduğu reçetedir. Bu yüzden sayın başbakanımız, ’Bölgenin tek bir başarı hikayesi var, o da çözüm sürecidir’ demiştir" dedi.
 
BÜYÜK DEVLETLER SADECE BAKIYOR
 
Akdoğan, Suriye’deki katliamlardan dolayı 6 milyon insanın göç etmek zorunda kaldığını, 1,5 milyon insanın Türkiye’ye sığındığını, katliamdan, açlıktan, zulümden kaçan insanların Türkiye’ye yöneldiğine dikkati çekip, "Türkiye mazlumların adeta sığınağı oldu" dedi.
 
Son günlerdeki çatışmalardan dolayı yeni bir göç dalgasının yaşandığını, on binlerce insanın bu kapsamda Türkiye’ye geldiğini belirten Akdoğan , "Sadece bir iki günde 150 bin insanı kabul edebilmek, ağırlayabilmek büyük bir başarı. Bu büyük bir devlet ve büyük bir millet olmanın göstergesi. Kapılarını, gönlünü, kucağını açan, o insanlarla her şeyini paylaşan başka bir ülke yok. Büyük devletler sadece bakıyor, konuşuyor. Türkiye’ye ev ödevi veriyor. Peki siz ne yaptınız? Türkiye 1.5 milyon insanı burada ağırlıyor. Siz taşın altına elinizi koydunuz mu?" dedi.
 
TEŞEKKÜR ETMESİNİ DE BİLELİM
 
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Kardeşim Türkiye yıllardır, ’Ortak mücadele’ diyor, terör örgütleri ile hepsi ile siz ne yaptınız? Türkiye’yi hep yalnız bıraktınız 1,5 milyon insanın yükünü Türkiye çekiyor, siz sadece konuşuyorsunuz. Bu yüzden kimsenin Türkiye’ye ev ödevi verme gibi bir lüksü yok. Biraz da teşekkür etmek lazım. 150 bin insana kapısını, gönlünü açan Türkiye’ye birisi de çıkıp Allah rızası için teşekkür etmez mi? Eleştirelim, sorgulayalım, ’yetersiz oldu’, ’şu da yapılsın’ diyelim ama teşekkür etmesini de bilelim. Sadece eleştirerek siyaset yapılmaz. Marifet birazda iltifata tabiidir. Kucağınızı açacak, hizmet götüreceksiniz, birileri eleştirecek böyle bir siyaset anlayışı olmaz" dedi.
 
MAZLUMA DA ZALİME DE KİMLİĞİNİ SORMADIK
 
Sağlanan yardımlar için teşekkür edilmesi gerektiğini de kaydeden Akdoğan, "Devlete, hükümete değil Türkiye’deki halka millete teşekkür edilmesi gerekiyor. Mazluma hiç bugüne kadar kimliğini, etnik kökenini, mezhebini sormadık. Zalime de sormadık. Zalime de sırf zalim olduğu için karşı çıktık. Müslüman görünümde olsa da, aynı mezhepten aynı etnik kökenden olsak da karşı çıktık" dedi.
 
"SURİYE KÜRTLERİ DOĞAL MÜTTEFİĞİMİZDİR"
 
Suriyeli Kürtlerin Türkiye’nin tarihi dostu ve doğal müttefiği olduğuna dikkati çeken Akdoğan, "Suriyeli Kürtler tarihsel olarak Esed rejiminin değil, Türkiye’nin tarihi dostu ve doğal müttefikidir. Kim kiminle işbirliği yaparsa yapsın, akrabalık, komşuluk ilişkisi sebebiyle oradaki Kürtler başka bir rejimin ve ülkenin olmaktan ziyade, Türkiye’nin tarihi dostu ve doğal müttefikidir. Bu süreçlerde sırtınızı kime dayadığınız da önemli. Zorda kaldığınızda o sırtınızı dayadığınız insanlar size yardıma gelmiyor. O tarihi dostlarınız ve doğal müttefiklerinizden yardım istiyorsunuz. O zaman bugün geçmişe bir sünger çekerek, durum ve pozisyonları yeniden belirlemek gerekiyor. Ondan sonra insanları suçlayacaksınız" dedi.
 
Türkiye’nin yaptığı insani yardımlara da değinen Akdoğan, Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeyi düşündüğünü belirterek, şunları söyledi:
 
BİZİ ELEŞTİRENLER BİZE BAKIYOR
 
"İnsani yardım konusunda Türkiye şu anda dünyada üçüncü sırada. Bu yardımların yapılması dolayısıyla Türkiye bölgede öne çıkan bir aktör oldu. Zorda kalan kim olursa Türkiye’ye bakıyor Türkiye’den medet umuyor. Etrafındaki ateş çemberine rağmen Türkiye’nin güçlü olması, dosta düşmana bir şekilde mesaj vermesi, öngörülü, güçlü bir siyasi yapıya sahip olmasının büyük bir şanstır. Türkiye bir taraftan bu kirli savaşın mağdurlarına hamilik ediyor, diğer yandan kendi içimizde yaşadığımız kronik sorunları çözmek için çok ciddi adımlar atıyoruz. Bizi eleştirenler bugün hiç utanıp, sıkılmadan, ’Siz doğru söylemişsiniz’ de demeden derinleşen sorunun içinde yine bize bakıyor, ’Niye şunu da yapmıyorsunuz?’ diyorlar. Yıllardır, ’Esed rejimine karşı bir tavır takınılmaz, insani bir duyarlılık sergilenmezse orası bir bataklığa dönüşüyor’ diyoruz. ’Irak’ta Maliki yönetimi ülkeyi bölünmeye götürüyor’ dedik. Gelinen noktada ne oldu? ’Bu adamla olmuyor’ dediler ve değiştirdiler. ’Esed giderse ne olacak, alternatif var mı?’ sorusu pasiflik üretti. Mesele daha da derinleşti. Tüm bunlara rağmen Türkiye’yi güçlü bir şekilde, istikrar abidesi olarak bölgede tutmak zorundayız. Bunun kilit noktası da başlatılan çözüm sürecinin başarıyla ulaşması, nihayete ermesidir."
 
RET VE İNKAR POLİTİKASINI DEĞİŞTİRDİK
 
30 yılı aşkın süredir akan kardeş kanının insanlara tarifsiz acılar yaşattığına dikkati çeken Yalçın Akdoğan, gencecik fidanların hayatlarının baharında toprağa düştüğünü, annelerin, eşlerin yüreklerinde korku ve gözlerindeki yaşın eksik olmadığını söyledi. Akdoğan, "iktidara geldiğimiz andan itibaren bu konuda ne yapılması gerekiyorsa yapmaya çalıştık. Demokratik açılımla, daha sonra atılan adımlarla milli birlik ve kardeşlik projesi ile son olarak çözüm süreciyle büyük riskleri göze aldık. Ret ve inkar politakasını değiştirerek işe başladık ve bu kapsamda paradigmayı değiştirdik" dedi.
Güncelleme Tarihi: 27 Eylül 2014, 15:37
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER