Akkaş'a İstifa Çağrısı

Bursa’da, istikrarı bozmaya yönelik hareketlere karşı durmak için yeni oluşturulan "Huzur Hareketi", görevini yaparken hukuk kurallarına uymayan herkesin cezalandırılmasını isteyerek, Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş’ı istifaya çağırdı.

Akkaş'a İstifa Çağrısı

 

Huzur Hareketi’nin, Türkiye ve dünyada barış, huzur ve istikrarı bozmaya yönelik hareketlere ve seçilmiş kişi ve hükümetlere karşı yapılan hukuk dışı müdahalelere, hukuk içinde kalarak direnen bir fikir hareketi olduğunu ifade eden avukat Bülent Şeker, ilk açıklamasını Bursa Adliyesi önünde yaptı. Adliye önünde toplanan 13 kişi adına konuşan Avukat Şeker, “Seçim ile iş başına gelmiş meşru hükümete karşı herhangi bir şekilde darbe girişimi olması halinde bu darbeye gerekli duruşu sergilemeye hazır olduğumuzu belirtmek ve masumiyet karinesine, soruşturmanın gizliliği ilkesine aykırı davranarak, seçimle iş başına gelmiş hükümete karşı yapılan komplonun sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Maksadımız, yapılan yolsuzluk soruşturmalarına veya açılan kamu davalarına karşı çıkmak değildir. Biz, yolsuzlukla mücadelenin her zaman yanında olduk, her zaman da yanında olacağız ama bu vesile ile milletin iradesi vesayet altına alınmamalıdır. Bu bir araç olarak kullanılıp da seçimle iş başına gelmiş hükümet düşürülmemelidir. Burada önemli olan milletin menfaatidir. Milletin menfaati düşünülerek hareket edilmelidir. Yolsuzlukla ve hukuksuzlukla mücadele eden insanların bizzat hukuka uymaları gerekir. Eğer böyle olmazsa Türkiye’de kargaşa çıkar, Türkiye’de büyük sorunlar ortaya çıkar” dedi.
 
 
 
"YOLSUZLUKLAR ARAÇ OLARAK KULLANILMAMALIDIR"
 
Türkiye’deki yolsuzlukların yeni olmadığını, yarın da olacağını ifade eden Avukat Şeker, “Bu, bir araç olarak kullanılmamalıdır. Özellikle yapılan bu soruşturmada birçok hukuka aykırılıklar tespit etmiş bulunmaktayız. Bunlardan bazıları şöyledir: Bazı soruşturmalar 2 yıl ve daha uzun süredir devam etmektedir. Bir soruşturmanın bu kadar bekletilmesi suçtur. Bu görevi ihmal ya da görevi kötüye kullanma suçu oluşturabilir. Bir hukuki araştırmadan sonra ortaya çıkacaktır. Yine bazı soruşturmaların UYAP sistemine işlenmediğini görüyoruz. Bu Sulh Ceza Mahkemesi kararı olmadan yapılamayacak bir şeydir. Biz buna karşı çıkıyoruz. Yine bazı soruşturmaların basına sızdırıldığını görüyoruz. Bunun basına sızdırılma zamanı da önemlidir. Hukukumuzda masumiyet karinesi ve hiç kimsenin baştan suçlu ilan edilmemesi esası vardır. İnsanlar mahkumiyetleri kesinleşinceye kadar masum sayılır. Buna masumiyet karinesi deniyor ve soruşturmanın gizliliği esastır” diye konuştu.
 
Yolsuzluk soruşturmasının zamanlamasının da çok manidar olduğunu ifade eden Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Bir soruşturma yapılıyor. İnsanlar suçlu mu, değil mi belli değil. Soruşturma yapılsın, bunda bir sakınca yok ama tam da seçimlere 3 ay kala, bir milletvekilinin manidar açıklamasından sonra adeta düğmeye basılmışçasına basına bildiri dağıtılıyor. Bundan başsavcının bile haberi yok. Sonra insanlar yargısız infaz ediliyor. Hiç kimsenin henüz suçlu olup olmadığı belli değil. Yargılama sonuna kadar da belli olmayacaktır. Bir savcının basın bildirisi ile kendi üstü olan başsavcıyı şikayet etmesini doğru bulmuyoruz. Bir başsavcı ya da hakim, dilekçesiyle, kararı ile konuşur. Basın açıklamasıyla konuşmaz. Bu tür davranışlar bir siyasetçiye yakışır. Bir hukukçuya, savcıya yakışmaz. Çok kıymetli savcı ve hakimlerimiz var. Biz hiçbir zaman böyle bir hareket görmedik. Bundan sonra da göreceğimizi sanmıyorum. Kendi üstünü suçlayan bu savcının bence derhal istifa etmesi gerekir. Onu istifaya davet ediyoruz.”
 
Suç duyurusunda bulunduğu kişilerin çok önemli olmadığını, önemli olanın hukuk kurullarının ihlali olduğunu ifade eden Şeker, “Görevini yaparken hukuk kurallarına uymayan herkesin cezalandırılması için müracaatta bulunacağız. Başvurularımız her geçen gün artacak” dedi.
Güncelleme Tarihi: 31 Aralık 2013, 14:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER