Türkiye turizmi ve markalaşma

Turizm sektöründe yoğun bir rekabet var.
Sadık müşterilere sahip olmak ve katma değer yaratmak için farklılaşmak gerekiyor. 
Bir marka, tüketiciyi çekebilecek ve onun ihtiyaçlarına cevap verebilecek ürünleri sunmak zorundadır…
***
Türkiye, turizm çeşitliliği bakımından son derece şanslı….
Denizler, göller, dağlar, kumsallar, tarihi eserler, antik kentler, müzelerdeki koleksiyonlar, termal kaynaklar, modern ve bakımlı tesisler, yemek ve eğlence kültürü açısından Türkiye mükemmel bir ürün seçeneğine sahip. 
Hizmet ve mimari yönden, dünyayla yarışabilecek ölçüde iyi yönetilen turistik tesisler var. 
“Türkiye’nin turizm ürünü”, orta ve alt gelir grubundan müşterileri çekmek üzere tasarlanıyor. Bunun sonucunda,  güzel tesisler yok pahasına pazarlanıyor. 
Öte yandan, yüksek harcama potansiyeline sahip turistler; başta İtalya, Fransa, İngiltere, ABD ve İspanya olmak üzere kendi markalarını daha iyi pazarlayan ülkeleri tercih ediyorlar.
Kaliteli tesislere yıllarca gitmekten hoşlanan bu grup için Türkiye, zihinlerde bir kere gelinecek bir ülke olarak algılanıyor.
***
Dünyada turizm tüketicisi değişiyor. Yeni turist tipi, yaşadığı tatilin hafızalardan silinmeyecek biçimde olmasını talep ediyor. 
Marka değerlerimizi yükseltmek istiyorsak; turizm ürünlerimizi de müşteri odaklı olarak tasarlamalı, tanıtmalı ve pazarlamalıyız.
Turizmde doğru hedef ve kitleyi bulmak zorundayız.
Herkes için her şey sunmak hayaliyle marka yaratılması mümkün olmaz. 
Türk turizmi geniş kitlelere ucuz paketler sunmak üzerine yapılanmasının sıkıntısını yaşıyor.
Markalaşmanın en önemli sırrı; memnun müşterilerin tavsiyesidir.
Bu yüzden iletişime ve tanıtıma önem vermek gerekiyor. 
Hedef kitlelere nasıl ulaşılacağı belirlenmeden ve sonrasında onlara verilecek mesajları tasarlamadan, marka yaratılmaz…
Turizmde başarının kesin çözümü ‘marka’ olmaktır.

YORUM EKLE