Türk turizmi için "Yeni Normal" benzetmem: Saldım Çayıra, Mevlam Kayıra..

Kesinleşti..

Bu yıl turizmde, Covid-19 belası yüzünden "yeni normal"; kendin pişir, kendin ye modeli olacak..

Tüm tesisler, plajlar, eğlence mekanları "yerli"ye endeksli çalışacak.

Çünkü sahillerde mumla arasak yabancı turist bulmak mümkün olamayacağı gibi, bulsak da "çulsuzu" gelecek.

*

Türkiye ilginç bir ülke..

Yabancı turist için alınmadık tedbir kalmıyor; hatta güllerle karşılıyoruz ama, "yerli" ye gelince, yüzümüze bakan bile olmuyor.

İyi de birader, O'nların ki "para" da bizim ki "zerzevat mı?"

*

Yıllardır tüm sektör; otelcisi, motelcisi dahil yerli turist için "Onlar nasılsa bizden" mantığı güdüldü.

Defalarca uyardık; "yapmayın, etmeyin bindiğiniz dalı kesiyorsunuz, gün gelir muhtaç olursunuz" dedik ama dönük bakmadılar bile..

Bugün "baş tacımızsınız" diyorlar, tabi o horladıkları, küçümsedikleri insanları bulabilirlerse..

Resmen kestikleri ağacın dibinde can çekişiyorlar.

*

Nitekim; yaz ortasındayız, gelen sinyaller hiç de keyif verici ve olumlu değil.

Yabancı yok, maalesef yerli de yok denebilecek kadar az.

Hareketlilik, ki turizmciler buna "doluluk oranı" diyor; yüzde 15'ler seviyesinde.

Açma, kapat daha iyi durumu..

Zaten çok sayıda işletme sezonu hiç açmadı, açanlar da bugün yarı yarıya pişman.

Ama çaresizler..

Çünkü laf aramızda Turizm Bakanı "açacaksınız" baskısı yaptı, şimdi de açık tutmak için baskıyı sürdürüyor.

*

Sınavlar bitti, yeni normal yaşama geçildi, yasaklar kaldırıldı, Temmuz ortalarına geliyoruz hala "tık" yok.

Tek umut önümüzdeki "Kurban Bayramı"; o da hangi derde çare olacak belli değil.

*

Napcaz?

Sektöre yeni bir taze kan gerek ama nasıl?

Avrupa ülkelerinin uçuş yasağını ve karantina sürecini kaldırması ciddi bir çare ama; ne zaman?


Galiba, yabancı turist hiç gelmeyecekmiş gibi düşünmek zorundayız.

Sicil di, micil di diye bakmadan  acilen her isteyene tatil kredisi verilmeli, konutta olduğu gibi 6 ay ya da bir yıl ödemesiz olmalı, bunu verecek anlaşmalı bankalar ödemeyi fatura karşılığı, direk konaklama sektörüne yapmalıdır.

Bundan faydalanacak konaklama sektörleri de öncelikle istihdam garantisi vermeli ve çalışanlarının maaşlarını ödediklerini belgelemelidir.
Bu şekilde sektör canlandırılabilir; "ölmüşüz ağlayanım yok" durumu "yoğun bakım" seviyesine yükseltilebilir.

Peki bir çare olur mu?

Hiçbir şey yapmamaktan iyidir, derim..

*

Sorun çok tabii..

Pandemi nedeniyle karayolu ulaşımı, daha çok tercih ediliyor.

Şunu bilin; yola çıkan çoğu kişi çıktığına bin pişman durumunda.

Yollardaki restoranlar ve mola tesislerinde kontrol yok.

İzmir/Bodrum/Kuşadası/Didim/Marmaris/Fethiye güzergahındaki kahvaltı, çöp şiş, kuyu tandır, pide, et restoranlarını denetleyen falan yok.

Saldım çayıra, Mevlam Kayıra durumu..

Sorsanız, müşteri yok diye ağlıyorlar ama sundukları hizmet, hijyen koşulları ve lezzet tam anlamıyla dip yapmış durumda.

*

Ama..

Aydın'ın il sınırlarına girin, yol boyunca "Topuklu Efe" Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun devasa resimleri var.

Resim çok, denetim hiç yok!..

*

Biliyorsunuz değil mi; okullar, ağustos ortası-sonu açılacak!

Anlamı şu:

15 Ağustos'tan sonrası için bir beklentiye girmek, girmemekten daha iyi olacaktır.

Bu yaz turizm trenini kaçırdık..

Buna rağmen bu yıl tesisini açıp turizme hizmet veren kim olursa olsun "Şeref" ve "cesaret" madalyası ile ödüllendirilmelidir.

Sonuç:

Bugün turizm sektöründe ne yazık ki, "Batan batar, kalan sağlar bizimdir" mantığı hakim.

Bu geleceğimiz için derin yaralar açabilecek olan bir vurdum duymazlıktır.

Sonu felaket olur..

YORUM EKLE