banner51

Türk Lirası’na kur(t) kapanı!

BEN HABER GAZETESİ 74. SAYI

Gezi olayları başladığında (27 Mayıs 2013), 1 TL 54 ABD kuruşu (Cent); 
Rus uçağı düşürülmesi (24 Kasım 2015)  ve 15 Temmuz döneminde, 1 TL 35 ABD kuruşu (Cent) iken, bugün bu değer, darbe girişimi döneminin de yarısına  düşmüştür.
1 Türk Lirası, 18 Cent civarındadır…
Türk Lirası’nın son 5 yılda dolar karşısındaki değer kaybı yüzde 70’e yakındır
Bu kaybın büyük kısmı, yılbaşından bu yanadır. Son 8 ayda Türk Lirası,  dolar karşısında yüzde 60 değer kaybetmiştir.
Adını ‘kur atağı’ veya ‘kur(t) kapanı’ olarak söyleyebileceğimiz bütün her şey yaşanmaktadır… 
***
Bir ekonomi için bunun kaldırılması mümkün değildir… 
Bunun adı ne olursa olsun, sonuç ortadadır. Yönetilmesi için olağanüstü önlemler ve çok boyutlu bir çaba gerekmektedir. 
Bu konuda taraf olan Hükümet, üretici ve tüketicilerin sürekli bu süreçle ilgili birbirlerini bilgilendirmesi, alınacak önlemler ve sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılması şarttır.
***
Evdeki küçük yavrunuzun ateşlendiğini düşünün…
Nasıl ki bir anda babanın o günkü halı saha maçı, annenin eve gelecek arkadaşları, abla ya da abinin programı devre dışı kalıyor ve öncelik bir anda değişiyorsa; aynı durum burada da mevcuttur. 
Sürekli kontrol, bir takım ateş düşürücü önlemler ve nihayetinde en yakın sağlık kuruluşu…
En yakın sağlık kuruluşunun ekonomiler için IMF olması elbette çok sürpriz değildir. Ancak ekonominin de kendi öz değerlendirmesi olabileceği ve alabileceği bazı önlemler olduğu gerçeğini de unutmamak gerekir. 
Başta sorumluluk hükümettedir; yetki ve irade ondadır.
Elinde bu sorunla başa çıkabilecek en önemli enstrümanlara sahip olan da odur. Öncelikle bu konuda gereken güveni vermesi ve kamuoyuyla bu iletişimi paylaşması gerekmektedir. 
Dolarla yaptığı işlemleri derhal iptal etmesi, yerli ve milli ürün tercihini, kamu alımlarında kayırması ve teşvik etmesi gerekmektedir. 
***
Merkez Bankası, ‘…fiyat istikrarından sorumlu’ bir kurum olarak, onun da elinde birtakım önlemler mevcuttur. 
Bu konunun açık iletişimle bilgilendirilmesi, sonuçlarının paylaşılması esastır. 
Üretici kesimin de ithal ikameci bir yönelim sergilemesi, hükümet teşviklerinin de ithalatı azaltıcı bir boyuta odaklanması gerekmektedir. 
Üretim öncelikle ithalata dayalı iç talebi azaltmaya yönelik alanlara yönelmeli ve sonrasında ihracat öngörülmelidir. İhracat teşvikleri ve döviz kazandırıcı işlemler burada önem kazanmaktadır.
Vatandaşın da dövize ve ithalata dayalı tercihlerini ötelemesi, ‘yerlisi varken’  ithalatı tercih etmemesi esastır. 
***
Son husus ‘döviz talebidir’. Döviz de nihayetinde Türk Lirası ile alınıp satılan bir maldır.
İhtiyacı olmayan bu fiyattan döviz almasın...
Yabancılar da zaten bu fiyattan çıkmayacaktır. 3 TL olarak getirdiği dövizi, 6 TL ‘den alması ve çıkıp gitmesi demek, bütün kazandıklarını bırakıp gitmesi demektir. 
Bunun ekonomik bir yanı yoktur. Ekonomi paniği sevmez. Paniği, fırsatçılar sever.
Konunun esas noktası herkesin bu konuda farkındalık içerisinde olduğudur. Ekonomide sonsuz iniş ve sürekli çıkış yoktur. 
Kura bağlı her türlü işlemler ve süreçler gözden geçirilmelidir. 
Dolara bağlı ekonomilerin eninde sonunda bu tür kötü sürprizlerle karşılaşması kaçınılmaz olacaktır.

YORUM EKLE