Amazon’un Türkiye’ye Girişinin Beklenmeyen Etkileri

Hayırlı olsun. Amazon’un Türkiye’ye girişinin ekonominin ve toplumun geneline etkileri ise zamanla hissedilecek ve derin olacak.

Amazon’un Türkiye’ye Girişinin Beklenmeyen Etkileri

1. Fiyatların genel seviyesi düşebilir ama maliyet enflasyonu tüketiciye daha hızlı yansıyacak

Bu başlık önce karışık gelebilir. Ama enflasyon ile fiyatların genel seviyesini ayırt etmek lazım: Enflasyon fiyatların genel seviyesinin artış hızı. Enflasyonun temel nedenlerinden biri maliyet artışlarıdır. Mesela petrolün fiyatı artabilir. Yakında bizde olduğu gibi, döviz kuru artabilir, böyle olursa ithal edilen her ürünün maliyeti yükselir.

Amazon gibi elektronik ticaretçiler büyüdükçe, fiyat ayarlamanın maliyeti düşüyor. Amazon, bir tuşa bile basmadan yapay zeka algoritmaları ile fiyatları ayarlayabiliyor. Bir restoranda fiyatı artırmak için öncelikle başka restoranların fiyatlarını öğrenmek, sonra oturup karar vermek, sonra da menüleri tekrar bastırmak gerekirken, Amazon’da bu iş insan eli (veya aklı) değmeden yapılıyor. Geçen ay dünyadaki tüm merkez bankacıların toplandığı Jackson Hole’da sunulan bir makaleye göre, geleneksel perakendeciler de Amazon’un fiyatlarını takip ediyor. Artık fiyat şokları, mesela döviz artışları, tüketici fiyatlarına eskisinden daha hızlı yansıyacak.

Öte yandan, Amazon’un pazara girişinde tüketici fiyatları genel seviyesini bir miktar aşağı çekmesi beklenebilir. Fiyatların genel seviyesi diyorum, çünkü malum Amazon’un satışlarının sadece bir bölümü kitap. Şu anda Türkiye’deki ürün listesinde elektronik eşyalar, oyunlar, telefonlar, ne ararsanız var. Amazon cirosunu son 10 yılda 6 kat artırdığı halde temettü dağıtmayan bir şirket. Yani bildiğiniz hissedarlarına kar sağlayan geleneksel şirketlerden değil. Parasını, tüketiciye daha ucuza daha iyi hizmet verip işini büyütmeye harcıyor. Dolayısıyla her sattığı üründen para kazanmak gibi bir derdi yok.

2. Geleneksel sektörler sarsılacak

Ancak fiyatların düşmesi herkesin işine gelmeyecek. Amazon’un uzun vadeli ekonomik etkilerini görmek için 20 yıldır faaliyette olduğu ABD pazarına bakabiliriz. Amazon’un ilk satmaya başladığı ürün olan kitap piyasasında son 10 yılda ABD’deki kitapçıların %40’ı kapandı.

2016 yılında ABD’de toplam perakende ticaret %4 büyüdü, Amazon ise %40 büyüdü. Aynı sene tarihte ilk defa ABD’de perakende satış yeri sayısı azaldı. Hatta ABD’nin en büyük süpermarket zincirlerinden Sears geçen hafta iflasını istedi.

Türkiye’deki ilk kitapçı kaybımız geçen hafta kapanan Ankara Tunalı’daki Dost Kitabevi oldu. Yakında birçok D&R ve Teknosa şubesinin kapanmasını bekleyebiliriz. Daha önce yazıdığım gibi, 175 dükkanı olan D&R bu sene Boğaz’da yalı fiyatına satılmıştı. Etkinin diğer perakende sektörüne yayılması ise zaman alacak. ABD’de işsizlik tarihin en düşük seviyelerine düştüğü halde New York’ta birçok dükkan boş durumda. Zira Amazon nedeniyle perakende satış yapmak karlı olmaktan çıktığı halde, mülk sahipleri kiraları düşürmüyor. Bana biraz krizde Türk AVM’lerinin durumunu hatırlatıyor…

3. İşsizlik artacak

Gelelim esas konuya. Perakende sektörü en önemli istihdam kaynaklarından biri. Son zamanlarda, artık sanayide çalışmayı sıkıcı bulan gençler için de iyi bir geçim kapısı. Yıllar önce TOBB bünyesinde işsizlere daha birinci günden maaş ödeyecek ve iş garantisi olan imalat sanayiine yönelik eğitimler açtığımızda, eğitecek eleman bulamamıştık. Çünkü herkes cep telefoncuda çalışmak istiyordu.

Amazon geçen sene ABD’de ilk fiziksel dükkanlarını açtı. Bu dükkanlarda kasiyer yok. Ödeme işlemleri yapay zeka ile desteklenen sistemler tarafından otomatik yapılıyor. Amazon’un diğer önemli istihdam kapısı olan depolarında ise geçen sene robot sayısı %50 arttı. Amazon büyüdükçe geleneksel perakende sektöründe istihdam imkanları azalacak. Tüketicinin düşük fiyatla çok ürüne erişiminin sırrı olan, aracı maliyetlerinin azalmasının toplumsal maliyeti artan işsizlik olacak.

Hizmet sektörü iki ana kategoriden oluşuyor: Birincisi, finans, yazılım gibi dünya çapında işler. Diğeri ise, perakende satış, berberlik, terzilik gibi yerel işler. Birincisi yüksek nitelikli personel çalıştırıyor. Bu personelin niteliği bir tür global pasaport. Türkiye’de iş bulamazsa Hollanda’ya taşınabiliyor. İkincisi ise niteliksiz personel çalıştırıyor. Bu personelin Türkiye’deki işleri ortadan kalkarsa gidebilecek yeri yok.

Amazon’un yaptığı şey geleneksel perakende sektörünün yerine geçip, verimliliği artırmak. Temelde iyi bir şey. Ama önemli olan verimlilik artışının toplumsal etkilerinin hızını, toplumsal acıyı azaltacak şekilde yönetebilmek. İçinden geçtiğimiz ekonomik kriz, bu sürecin iyi yönetilmesi ihtiyacını artıracak.

Yapay zekaya dayanan iş modelleri geliştikçe işgücü pazarının nasıl polarize olduğunu Nisan 2018’deki TEDxİstanbul konuşmamda anlatmıştım. Ekonomi dijitalleştikçe yeni işer ortaya çıkacak, işgücünün şartlara uyum sağlaması için yeniden eğitilmesi lazım demek kolay. Herkese yeni beceriler kazandırmak ise zor. Birçok kişi eğitilebilir durumda olmadığı, temel becerileri çok zayıf olduğu için, bazen de imkansız. Eğitim kadar dijital dönüşümün hızını da kontrol etmek gerekiyor.

Mesela Amazon Hindistan’a girerken, önce Hint şirketlerinin dünyaya ürün satmasını sağlayan “fulfillment” hizmetlerinin kurulması şart koşulmuştu. Bu şart gerçekleştikten yıllar sonra Amazon’un Hintli tüketicilere satış yapmasına izin verildi. Türkiye’de böyle bir yola gitmedik.

Dijital dönüşüme adaptasyon konferanslar veya sosyal medyada robot videosu izleyerek olmuyor. Şirketlerimizin dijital dönüşüm için hız kazanmaları, kamu ile şirketlerin dijital dönüşüme adaptasyonu idare etmek için beraber hareket etmeleri lazım.

Güncelleme Tarihi: 12 Kasım 2018, 10:08
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER