banner51

Tarih

İnsanoğlu bazen çok ilginç olabiliyor. Mesela binlerce yıldır bu dünyada türümüzün yaşadığını unutuveriyor. Sanki ilk defa kendisi yaşıyormuş gibi davranabiliyor. Sanki ilk aldatılan kendisiymiş, sanki ilk üzülen, hasta olan, kaybeden, yorulan, çabalayan, yalnız kalan kendisiymiş, ilk çocuğu kendisi yapmış, ilk diplomayı kendisi almış, ilk buluşu kendisi yapmış, ilk yöneten kendisiymiş gibi bir anlayışla ömrünü geçiriyor. Oysa geriye bakabilse şöyle durup, ne kadar çok ihanete uğrayan, ne kadar çok hasta, yorgun, çabalı, anne-baba, mucit, kral gelmiş geçmiş bu dünyadan. Hepsinin, herkesin sonu aynı olan bu ölümlü dünyadan. Diyelim ki zahmet edip tarih okumuyoruz, öğrenmiyoruz. Kendi yaşam öykülerimizi de dikkate almıyoruz üstelik. Aynı şeyleri ısrarla yaşayabiliyoruz örneğin. Üstelik de aynı hayıflanmalarla. Hiç ders çıkarmamışçasına. Ne bekliyoruz öyleyse? Ağlamaktan, üzülmekten, kendimize acımaktan mı hoşlanıyoruz yoksa? Hikayelerin tekrarı bir tesadüf değil mi aslında. Hepsini bu yüzden mi yaşıyoruz acaba? Belki biri ya da birileri bizi görüp, bizimle ağlasın, bizim için üzülsün, bizi sevsin diye mi yapıyoruz acaba tüm bunları?

Gerek var mı acaba bu kadar üzülmeye, aynı şeyleri tekrar tekrar yaşayıp kahrolmaya, biri ya da birileri bizi görsün, değer versin, sevsin diye kendimize bu kadar eziyet etmeye? Bunları yapmazsak da biri ya da birileri bizleri sevebilir oysa ki. Tekrar tekrar aynı şeyleri yaşamaya ve üzülmeye ihtiyacımız olmadan da değerli olabiliriz yani. Tabiki bunu için çaba gerekiyor. Biraz düşünmek gerekiyor. Çünkü tarihimizi okumamız gerekiyor. Öyle Osmanlı tarihi falan değil okuyacağınız. Kendi tarihinizi okuyun yeter. Bilinçli hayatınızda yaptıklarınıza göz atmanız yeterli. Bir tek nüans var. Tarih okurken çarpıtmamak, algı hatasına düşmemek gerekir. Amaç kendini geliştirmekse hep objektif olmak gerekir ki, anlamaya çalışmak gerekir ki üstümüze düşeni alabilelim. Bütüne bakabilelim. Sıkışıp kaldığımız çerçeveden çıkıp, resme, ya da sisteme dışarıdan bakabilelim. Ancak böyle gelişebilen, olgunlaşabilen bireyler olabiliriz. Gelişmek, olgunlaşmak ne işe yarar diye soranlar da olabilir. Onlara söyleyeceğim şudur, o kitaplarda okuduğunuz huzur ve gerçek sevgiye ulaşırsınız. Çünkü kendisini sevemeyenler başkalarını da sevemezler. Kendini sevmek de bütünü görebilmekten kendini kabul edip değiştirebilmekten ibarettir. Bireyin kendi dönüşümüne, gelişimine insan olma yolundaki çabasına şahit olabilmesi bu dünyadaki en büyük güçtür. O zaman başınıza ne gelirse gelsin, dünyada ilk defa yaşanıyormuş, yaşıyormuşsunuz gibi tepki vermezsiniz. Anı akışında ve huzurla yaşarsınız.

“Tarih, geçen zamanların şahididir. Onun gerçeklerini aydınlatır, anıları meydana çıkarır, günlük yaşamınıza yol gösterir ve eski zamanlardan bilinmeyen olayları anlatır” demiş Marcus Tullius Cicero. Ne güzel demiş… Huzurla kalın…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Şükrü baş
Şükrü baş - 3 hafta Önce

Kalemin e gönlüne bilgine nazar değmesin yolun açık olsun