Suça eğilimi olan çocuklar...

Son günlerde İzmir’de defalarca motor hırsızlığı yapan yakalandığında umarsız ve sinkaflı yanıtlarıyla aslında ağlanacak halimize gülümseten 12- 13 yaşlarındaki bir çocuk... Sosyal medyada polislere efelenen, üstlerine yürüyen, "Sıkıysa arkamdan gel" diyerek varoş yürüyüşü diyebileceğimiz edalarla uzaklaşan bir sürü görüntü… Madde kullanan, bali koklayan, başkalarının evlerine girerek özel eşyalarını izinsiz olarak almanın hırsızlık  olduğunu düşünmeden sokaklarda büyüyen, davranışları ve değer yargıları toplum kurallarına uymayan bir grup masum gençlik... Ve ardından bu masum gençliğin suç makinesi halinde dönüşmüş CANİ insansı varoş halleri...    

         Suça Eğilimli Çocuk olarak adlandırdığımız SSÇ ‘leri her zaman çok masum buldum. Çocukların masumluğu eğitimsiz anne baba ve çevre etkileriyle CANİ kişiliklerin oluşmasına neden olurken, bazen genetik etkilerin de bunun nedeni olabileceğini gördüm.  SSÇ’lerin büyük çoğunluğunun çevresel etkiler nedeniyle suça itildikleri, suç olgusunun ve buna bağlı başıboş yaşamın dışında farklı bir yaşamı bilmedikleri için daha iyi bir yaşama sahip olmak için gerekli davranış kalıplarını gerçekleştiremediklerine tanık oldum. Henüz evlenme yaşına gelmeden 15-16 yaşlarında anne baba olduklarını 18 yaşına geldiklerinde ise SSÇ iken işledikleri suçlar nedeniyle cezaevine girip çocuklarını annesiz babasız bıraktıklarını acı ve üzüntüyle elimden bir şey gelmeden izledim. İlkokula başladıklarında okula gitmenin yerine sokaklarda oynamanın rahatlığını gören, okula gitmek istemediğinde gitmesi gerektiği söylenmeyen, sabah kahvaltısını yaptırıp kendi elleriyle öğretmenine teslim eden bir anneye sahip olmayan çocuk, düzene ayak uydurmayı tercih etme bilinci geliştirir. Esasen bakıldığında ebeveynlerden gelen okumamışlık ve ya yetersiz beslenme sonucu genetik olarak katlanarak devam eden düşük zihinsel veriler ve yaşadığı sosyal çevre etkisi çocuğun psiko sosyal gelişim düzeyini belirler. Üstelik erken yaşta evlenen ve 3'ten fazla çocuk dünyaya getiren bu insanlara kızan bizlerin, onlara sunulan yaşam koşullarının adil olmadığını bilmemize rağmen balık tutmayı öğretmeye çalışmamamızdan kaynaklanması ayrı bir konu…

        Bazen kızdığımız suça eğilimli çocukların hayatlarını incelediğimizde, bu etkilerin yanı sıra acı dolu hayat hikayesi onlara eşlik ediyor.  Başka yaşam biçimi bilmeyen çocuğun, izinsiz olarak eşya almanın hırsızlık olduğunu bilmesi ancak kendi yaptığını hırsızlık olarak adlandırmaması başka nasıl açıklanabilir ki?

      Terbiye yoksunu diye adlandırdığımız bu insanlara kızabiliriz. Ancak onlar yaşama aynı haklara sahip olarak doğmadılar. Biliyorum bu saatten sonra anne babalarına yapılabilecek çok fazla bir şey olmayabilir. Ancak o masum çocukların elinden tutabilmemiz ve bir denizyıldızını daha hayata kazandırabilmemiz mümkün…..

YORUM EKLE