banner51

Yüksel'den Bacanak Cemo Çıkışı

CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel hükümete yolsuzluk ve rüşvet operasyonu üzerinden yüklendi. İzmir’deki Liman Operasyonu’yla ilgili olarak ‘Bacanak Cemo’ hatırlatmasında bulunan Yüksel, AK Partili Ali Aşlık’ın ‘yargılanan Aziz Kocaoğlu’nu neden aday gösterdiniz’ eleştirisine, ‘biz gittik yargılandık, siz de gidin yargılanın’ diye seslendi.

Yüksel'den Bacanak Cemo Çıkışı
CHP’nin rüşvet ve yolsuzluk operasyonuna tepkisi bir kez daha Meclis kürsüsünden dile getirildi. CHP İzmir Milletvekili Alaaattin Yüksel 12 Şubat’taki konuşmasında hem 17 Aralık operasyonuna gönderme yaptı hem de İzmir’deki Liman operasyonunda tartışılan Binali Yıldırım’ın bacanağına ‘Bacanak Cemo’ diye seslendi. İşte Yüksel’şn konu hakkında yaptığı o açıklamaların Meclis tutanaklarına yansıyan bölümü…
 
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
 
Önce 17 Aralıkta neler olduğunu bir kısaca hatırlayalım. Hoş, AKP'li milletvekili arkadaşlarımız bizim bundan söz etmemizden çok hoşlanmıyorlar, hatta bunu sürekli gündemde tutmamızı da ayıplıyorlar. Benim çok sevdiğim bir halk deyişi vardır "Ayıptır söylemesi, yapması değil." diye yani siz her türlü yolsuzluğu, rüşveti alacaksınız, her türlü hırsızlığı yapacaksınız, bunu dile getirenleri ayıplayacaksınız. Bu doğru bir şey değil.
 
4 bakanla ilgili olarak hazırlanan fezlekelerle milyarlarca dolarlık yolsuzluktan söz ediliyor ancak bu bakanlarla ilgili düzenlenen fezlekeler hâlâ Meclise getirilmiyor. Sadece dün Meclise gelen 25 dokunulmazlık dosyası arasında eski Bakan Egemen Bağış ile ilgili bir dosya bulunuyor. Bağış'la ilgili gelen dosyada kişiye hakaret gerekçesiyle dokunulmazlığının kaldırılması isteniyor. Halk Bankası Genel Müdürünün evinde ayakkabı kutuları içinde 4,5 milyon dolar çıkıyor, Başbakan iki gün önce El Cezire televizyonundaki röportajında bunun bir yolsuzluk olmadığını, yolsuzluk olabilmesi için devlet kasasından bir paranın çıkmasını gerektiğini, bu paranın devlet kasasından çıkmadığını iddia ediyor. Peki, Sayın Başbakan, bu para nedir o zaman, niye bu kadar büyük para, 10 trilyon Türk lirası evdedir, niye ayakkabı kutulularının içindedir? Bir memurun hem de bir banka müdürünün evinde bu kadar büyük nakdin bulunması doğal mıdır?
İçişleri Bakanının oğlunun evinde 7 adet kasanın, para sayma makinesinin bulunması… Bakan operasyon sırasında oğluyla telefonda konuşuyor,
Bakan: "Oğlum evde kaç para var?" diye soruyor,
Oğul: "Sen biliyorsun baba, çok kalmadı, 3-5 kuruş işte."
Bakan: "Kaç para oğlum?"
Oğul: "1 trilyon işte baba."
 
Bakan, oğluna akıl veriyor, "Bu parayı Sarraf'a danışmanlık yaptığın için ondan aldığını söylersin, hatta yeğenin onun yanında çalışıyor, yeğeninin sana olan borcunu ödediğini söylersin." diye de akıl veriyor.
 
Bakan Zafer Çağlayan'ın kolunda 700 bin TL'lik hediye saat. Bunlar rüşvet değil mi Sayın Başbakan? Sahi nerede bu eski mağdur bakanlarımız? Gelseler de şuraya, Meclise hem gözümüz şöyle 700 bin liralık bir saat görse hem de bize neler olup bittiğini bir anlatsalar diyorum. Tüm bunlar yaşanırken yolsuzlukların üzerine gideceğinize, üstünü örtemeye, kapatmaya, dikkatleri başka alanlara çekmeye çalışıyorsunuz çünkü ucu size de dokunuyor.
 
Oğlunuzun başında olduğu vakıf TÜRGEV hesabına 90 milyon 999 bin 90 lira para yatırılması iddialarına, askeriyeden maliyeye, iş adamından belediyelere herkes vakfa arazi ve arsa yağdırıyor, iddialarına yanıt vermiyorsunuz. Hani, insanın aklına kötü şeyler geliyor. Yoksa bu vakıf işi, Osmanlı işi rüşvet ve yolsuzlukla, nüfuz ticaretiyle servet edinmek işi midir? Başbakan "Bu, paralel devlet işidir" diyor.
 
Değerli arkadaşlar, 17 Aralık operasyonundan sonra nur gibi bir devletimiz daha oldu: Paralel devlet. Bu paralel devletle ilgili Amerikalı bir tarihçi Robert Paxton ilk kez bu deyimi kullanıyor fakat bu deyimi, öyle devlet içinde devlet anlamında, derin devlet anlamında kullanmıyor. Nazi Almanya'sında, Hitler Almanya'sında, kendi ideolojileri doğrultusunda, kendileri gibi düşünmeyen muhalifleri yok etmek için, Yahudilere soykırım uygulamak için, Gestapo ve SS'ler gibi oluşturulmuş paralel yapılardan söz ediyor. İtalya'da, Mussolini İtalya'sında, faşist ideoloji doğrultusunda muhalifleri yok eden kara gömleklilerden söz ediyor.
 
Başbakan ne yapıyor? Önce, özel görevli Adalet Bakanı atıyor. Özel yetkili Bakan Bekir Bozdağ, müsteşara ve savcılara, bu rüşvet operasyonunun durdurulması için baskı yapıyor. Yürütmenin özel görevli Bakanı, bakın, bugün, dün bombadan daha tehlikeli bulduğunuz kitabın yazarı Ahmet Şık'ı, Nedim Şener'i Avrupalarda övüp masum olduklarını, hapse girip yargılanmalarının cemaat işi olduğunu anlatmaya çalışıyor.
 
BACANAK CEMO DA!
 
Başbakanın havuz lideri olarak belirlediği Binali Yıldırım'a bağlı TCDD İzmir Liman İşletmeleri yolsuzluğunda 14 kişi tutuklanmıştır. Bu tutuklananlar arasında bacanak Cemo da rüşvet, yolsuzluk operasyonu içinde bulunan… Bu "Cemo" ifadesini ben kullanmıyorum, Cemalettin Bey'in TCDD Genel Müdürüyle yaptığı konuşmalarda TCDD Genel Müdürü kendisine bu rüşvet ve ihale meselelerinde yardımcı olurken "Cemo" diye hitap ediyor. Cemo, önceden haberdar edildiği için, uygun günde gidiyor ifade vermeye, uygun savcıya, mesai saati dışında gidiyor ve tabii ki salıveriliyor. Tutuklananlar arasında, Liman İşletme Müdür Yardımcısı Birol Bafra da var. Kendisi, Samsun'dan İzmir'e atanmış. Bafra'yla birlikte, limandaki dökme yük taşımacılığı ihalelerinin hemen hepsini Samsun merkezli Ahtapot Denizcilik almaya başlamış, hemen bütün ihaleler Ahtapot Denizcilik'e veriliyor. 21 ihaleye fesat karıştırıldığı ve 38 rüşvet olayının yaşandığı iddiası var. Bu iddialar, İzmir Denizcilik sahibi Halil Demir'in ifadelerinde de çok açık biçimde yer alıyor. Rüşvetlerin bacanak "Cemo" tarafından "jammer" kullanılarak AVM tuvaletlerinde alındığı tespit ediliyor.
 
Binali Yıldırım'a bağlı, İzmir Liman İşletmeleri yolsuzluğunu kapatmak için savcılar tehdit edildi; emniyet müdürleri, emniyet müdür yardımcıları görevden alındı; İzmir'de yüzlerce polis, Türkiye'de 6 bin polisin görev yerleri değiştirildi, bazılarının 2-3 kez görev yerleri değiştirildi; bu kış kıyamette eşleri işlerinden oldu, çocukları okullarından oldu.
 
AKP'yi destekleyen avukatlar, avukatlar derneği, Adalet ve Hukuk Derneği, Bağımsız Hukukçular Platformu, Genç Baro ve Yargıda Reform Grubu isimli 5 platformun üyesi avukatlar; Başbakan Erdoğan, Adalet Bakanı Bozdağ, İçişleri Bakanı Âlâ'nın da aralarında bulunduğu 12 kişi hakkında yargı görevini etkilemeye teşebbüs, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, T. C. organlarını aşağılama, suçluyu kayırma iddiasıyla suç duyurusunda bulundular.
 
Yapılan teknik takipler sonucunda, rüşvet olarak toplanan paraların kamu ihalelerine karşılık olarak verildiği, bu ihalelerle ilgili listenin Binali Yıldırım tarafından tutulduğu ve örgüt üyelerini gerek kendi aralarında gerekse TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman ve Karayolları Genel Müdürü ve diğer TCDD yetkilileriyle görüşmeler yaptıkları ve taahhüt edilen ihaleleri takip ettikleri tespit edilmiştir. Ulaştırma eski Bakanı Yıldırım'ın başında bulunduğu Bakanlık bünyesindeki kurumların yapım ihalelerini bazı işadamlarına verdiği, karşılığında yüzde 10 kâr, komisyon istediği belirlendi. Binali Yıldırım'ın, Ulaştırma Bakanlığı bünyesindeki kamu ihalelerinin kime verileceği listesini yaptığı, hangi ihaleyi hangi firmanın alacağını daha önceden belirlediği açıkça ortaya çıkmıştır. ATV, Sabah yolsuzluğunda Hükûmete yakın işadamlarından 630 milyon dolar para toplama işi de Binali Yıldırım'a verilmiştir.
 
Binali Yıldırım, Ahlatlıbel'deki PTT'nin sosyal tesislerinde işadamlarını toplayıp 8 işadamından "İki ay içinde 630 milyon dolar para vereceksiniz." diyor. İbrahim Çeçen ve Mehmet Cengiz Bakan Binali Yıldırım tarafından Ankara'ya çağrılıyor. Binali Yıldırım toplantıda, Turkuvaz grubunun Cengiz, Kolin ve Limak grupları tarafından satın alınmasını emrediyor Başbakan talimatıyla. Toplantının ardından, önceden ihale verilmeyen Çeçen'den de para istendiği için Çeçen buna isyan ediyor, para vermeyeceğini söylüyor. 300 milyon ABD doları ödeme yaptıkları anlaşılan Cengiz, Kolin, Limak üçlüsü ihtiyaç duydukları paranın bir kısmını, Ulaştırma Bakanının aracılığıyla Ziraat Bankasından, Arap Türk Bankasından alıyorlar. Cengiz İnşaatın patronu "Ama hakikaten iyi bir şey oldu. Binali kalırsa yaşadık." diyor çünkü Binali kalırsa ihaleleri onlar alacaklar. Bu paralar karşılığında para aktarımında bulunan şirketlerine Palu-Genç demir yolu ihalesi, Erzincan-Diyarbakır-Mardin demir yolu ihaleleri gibi birçok ihalenin kendilerine verileceği sözü veriliyor.
 
Hükûmet hükûmet değil sanki suç örgütü arkadaşlar. "Tape"lerde kayıt dışı 100 milyon TL'lerin ödendiği anlaşılmıştır, bu kurumların varlığı biliniyor. Maliye Bakanı acaba bu kurumlarla ilgili ne yaptı? Türkiye'nin en saygın kurumlarının üzerine giderken bunlarla ilgili ne yapılmıştır?
 
Bu nedenle, Binali Yıldırım'ın bakanlığı dönemi boyunca açılmış, sonuçlanmış veya devam eden ihalelerde yolsuzluk yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerçeklerin tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması için kamuoyunun aydınlatılması gerekmektedir. Gelin bir araştırma komisyonu kuralım, hırsızlık var mı yok mu, rüşvet, yolsuzluk var mı yok mu, bunu bir araştıralım.
 
AZİZ KOCAOĞLU'YLA İLGİLİ BÖLÜM
 
AKP Milletvekili ALİ AŞLIK: “Öyle tapelerle mapelerle milleti kandıramazsınız, bilir anlar, bu millet âlim değil ariftir. Onun için, malum adı Alaatin Yüksel'e… Siz madem bu kadar namuslu, siyaseti bu kadar namus üzerine yapıyorsunuz. O zaman niye bir başka aday göstermediniz de Aziz Kocaoğlu'nu gösterdiniz? Hâlâ yargılanıyor. Yargılanan bir adamı…”
diyen AŞLIK’a YÜKSEL şöyle yanıt verdi:
 
Binali yıldırıma hırsız demiyoruz çok ciddi iddialar var. Gelin destek verin, bir araştırma komisyonu kuralım araştıralım diyoruz bir,
İkincisi, 1 tane ihaleden bahsediyor sayın konuşmacı. Biz 1 ihaleden değil 21 ihaleye fesat karıştırmaktan ve 38 rüşvetten söz ediyoruz.
 
Üç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'yla ilgili akşam da söylediniz, doğrudur. Aziz Kocaoğlu, Binali yıldırım soruşturmasında olduğu gibi 1 yıl falan değil boyunca dinlenmiştir ve kameralarla izlenmiştir. Sekiz yıl boyunca dinlenmenin sonucunda 2011 Haziran seçimleri öncesinde operasyon yapılıp evlerinden, iş yerlerinden insanlar alınarak hapishanelere atılmış, yirmi iki ay hapis yatan bürokratlar vardır ve o sözünü ettiğiniz iddianamede tek bir rüşvet, zimmet, haksız zenginleşme, irtikap yoktur ve bu bizim sözünü ettiğimiz TCDD İzmir Liman İşletmesi yolsuzluğuna ilişkin tapeler hakim kararıyla hâkim kararıyla dinlendikten sonra ortaya çıkan konuşmalardır. Bundan söz ediyoruz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı neden yargılanıyor biliyor musunuz, ne var iddianamede? Süt var, yoksul çocuklara üreticinin sütünü alıp bedava vermesi var. Mandalina üreticilerinin mandalinasının tarlada kalmaması için onlara yardım etmek var. "Şevval Şam'ı niye ihalesiz İzmir'e getirdiniz?" diye var. Şevval Sam'dan kaç tane var değerli arkadaşlar?
 
Bakın, Aziz Kocaoğlu mahkemeye gitti. Biz yüz saat boyunca mahkemede yargılandık. Siz de çıkın, bir şey yoksa, yoksa rüşvet, yoksa yolsuzluk, yoksa hırsızlık, çıkın hâkim önüne, yargılanın. Bütün istediğimiz budur, bunu söylüyoruz.
 
Biz yargılanıyoruz. Yüz saat boyunca yargılandı o bürokratlar ve her şeyi gayet güzel açıkladılar. Hiçbir suçlarının olmadığı gayet açık bir şekilde ortaya çıktı.
 
Siz yargıya, savcılara baskı yapacağınıza, emniyet müdürlerini, polisleri, kamu görevlilerini sırf istediğinizi yapıp yolsuzluklarınızın üzerini ört bas etmediler diye görevden alacağınıza, yürekliyseniz çıkın yargılanın ve de aklanın.
Güncelleme Tarihi: 15 Şubat 2014, 10:24
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER