banner9

'Sınırlı Yetkili' Milletvekilliği Geliyor

Hamdi Türkmen yazdı: Seçimler erkene alınmazsa 3 Kasım 2019‘da nitelik ve nicelik olarak farklı bir sistem için oy kullanacağız. Başbakanlık makamı ortadan kalkacak, bu da sonuç olarak TBMM’yi ve milletvekillerini “sınırlı yetkili” hale getirecek...

'Sınırlı Yetkili' Milletvekilliği Geliyor

HAMDİ TÜRKMEN YAZDI...

Erken ya da daha önceden ilan edilmiş tarihler geldiğinde er-geç seçimler yapılacak.

Buna göre,  seçmen sandığa, seçim takvimi normal sürecinde işlerse; yerel seçimler için 29 Mart 2019’da; genel seçimler için ise, 3 Kasım 2019’da gidecek.

Yerel seçimlerin bir önceki süreçteki benzerlerinden farkı olmayacak. Büyükşehir, il ve ilçelerimizi 5 yıl süreyle yönetecek belediye başkanlarını seçeceğiz.

Ama 3 Kasım 2019 seçimleri, önceki genel seçimlere göre nitelik ve nicelik olarak daha farklı olacak.

Başbakanlık makamı ortadan kalkacak, bu da sonuç olarak TBMM’ni  “sınırlı yetkili” hale getirecek...

Seçmen, Cumhurbaşkanlığı (Başkanlık sistemine geçişi);  yani parlamenter rejimden kopuşu, sayısı 600’e çıkartılan “sınırlı yetkili milletvekilleri” için sandıkta oy kullanacak.

Takvim normal işlerse; yerel seçimlere 12 ay; genel ve Cumhurbaşkanlığı içinse 20 ay kaldı.

Seçim öncesi son 3 ayı; aday belirleme ve propaganda çalışmasına ayırın; geriye ne kaldı, siz düşünün!..

***

İktidar Partisi ve hükümet sözcüleri erken seçim olmayacak; “gündemimizde böyle bir konu yok” deseler de; burası Türkiye, ne olacağı-biteceği belli olmaz.

Erol Yaraş’ın “Ben Haber Gazetesi”ndeki köşesinde bir uyarı var. Yaraş, şunu anlatmaya çalışıyor:

MHP Lideri Devlet Bahçeli, erken seçim meraklısıdır. 2000’li yıllarda Türkiye’nin düzlüğe çıktığı bir dönemde, erken seçim dedi ve ülkeyi seçimlere sürükledi. Bugün de kafasına eser, iktidarın da görüşünü aldıktan sonra, her an “erken seçim” açıklaması yapabilir…

Doğru bir tespit.

Nitekim iktidar partisinde  de yavaştan yavaşa “erken seçim” dillendirilmeye başladı. AK Parti’nin, Büyük Kongresi’ni erkene almak istemesi, siyaset bilimcileri tarafından “erken seçim hazırlığı” olarak değerlendiriliyor.

Yaşayarak göreceğiz…

***

Yerel seçim tarihinin erkene alınacağı görüşünde değilim.

Ama Başkanlık ve genel seçimler, yerel seçimlerin önüne alınabilir.

Bu teklif i ya da isteği, iktidar partisinden beklemek yanlış olur.

Çünkü erken seçim, istikrarsızlık ve maliyet demektir.

İktidardaki partiler bunu ilk açıklayan olmak istemezler.

Yani; eğer erken seçim olacaksa, bu öneri danışıklı-döğüş gibi MHP Lideri Bahçeli’den gelmek zorunda.

Adı da hazır: Ortak mutabakat ile alınan seçim değişikliği …

*** 

Herkes görüyor ve biliyor ki; 2018’de siyasete yön verebilecek gelişmeler yaşanmaya başladı.

Muhalefet partileri de boş durmuyor. Onlar da 2019 hesaplarını olası bir erken genel ve cumhurbaşkanlığı seçimine göre yapıyorlar. 

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in beklentisi; darbe girişiminin ikinci yıldönümü olan 15 Temmuz 2018'de erken seçim yapılacağı yönünde.

***

Sonuç ne olursa olsun; Türkiye, Cumhuriyet tarihinde bugüne kadar hiç yaşanmamış yepyeni bir seçim tarzına hazırlanıyor.

Öncesinde uygulamaları olmadığından farklı yorumlar yapılıyor.

Bunlardan ön önemlisi “kutuplaşmayı” keskinleştiren ittifaklaşmadır.

Başkanlık seçimleri için yüzde 50+1 oy alma gereksinmesi doğal Genel seçimlerde iki “taraf” olacak ve biri kazanacak.

Eskiden yüzde 36-45 bandında iktidar olunurken, şimdi  iktidar olmak için mutlaka yüzde 50+1 oy alınması gerekiyor.

Bu nedenle de; kimsenin kimseyi kaybetmek gibi bir lüksü yok.

Özellikle yüzde 1 oya sahip küçük partiler, el üstünde tutulur hale geldi.

Saadet Partisi’nin ülke genelinde yüzde 4 oyu var. Yeni sistem seçimler için bu oylar olağanüstü önemli. 

Saadet’e seçimlerin “kilit partisi” nedmesinin nedeni de bu.

Yüzde 4’lük oy oranı Türkiye’de tüm dengeleri değiştirebilir ve Başkanlık sistemine geçişi engelleyebilir.

Bugünkü tablo böyle…

***

İktidara hemen her konuda destek veren MHP, "partiler ittifakı" ile milletvekili genel seçimlerine girecek. Amaç  baraj altında kalmamak. Büyük Birlik Partisi de iktidar ile birlikte yürüyecek. Onda da sorun aynı; baraj altında kalan parti olmamak.

İkisi de, AK Parti’nin kanatları altında hem Cumhurbaşkanlığı seçimi için Erdoğan’a güç vermek hem de meclise girebilmek. 

Saadet Partisi’nin izleyeceği “rota” henüz netleşmedi. CHP ile ittifaka sanki göz kırpıyor gibi ama, bu sıcak temas, aday belirlenmesi sürecinde bozulabilir de... 

Türkiye’de sol oyların hepsini alt alta, üst üte, yan yana toplasanız yüzde 35-40 bandını geçemiyor.

Yeni sistem % 50+1 istediği için, CHP “sol ittifakla” bütünleşse bile kazanması olanaksız.

Saadet ve İYİ Parti ile toplumun  genelinin kabul edeceği bir aday etrafında ittifak kurmak zorundalar. 

Bu mümkün mü?

Farklı görüşteki seçmen tabanına sahip 3 partinin; “ortak adayda” uzlaşabilmesi pek kolay değil, hatta zor!..

*** 

Bir de 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün durumu var. Başkanlık seçimlerinde ne yapacağı da merak konusu. 

Gül’ün son KHK'ya yönelik eleştirisinin AK Parti’de sert karşılığı olmuştu. Gül’ün izleyeceği yolun ya da aday olup olmayacağı kararını seçimlere 6 ay kala netleşeceği görüşündeyim.

Sonuç olarak; Türkiye ilk kez, siyasi partilerimizin "resmi ittifakla seçime girmesi" ile birlikte seçim barajı zaten doğal olarak ortadan kalkmış olacaktır.

Baraj altındaki partiler ittifak içinde barajı aşmış kabul edilecektir.

Bir başka gelişmede  "dar bölge" ve "daraltılmış bölge" sistemi de yeni uygulanacak seçim sistemi içinde ve yapılacak değişiklikler arasında tartışılan konulardır.

Bu benim de yıllardan beri uygulanması gerektiğine inandığım bir gelişmedir.

Çünkü, "dar bölge" ve "daraltılmış bölge" sistemi halkın kendisini temsil edecek kişileri seçmesi açısından daha doğru bir sistemdir. 

Güncelleme Tarihi: 08 Mart 2018, 12:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER