Muhalefetten Yaylım Ateşi!

CHP Parti Sözcüsü Haluk Koç, 17 Aralık yolsuzluk soruşturması hakkında ‘takipsizlik’ kararı veren Savcı Ekrem Aydıner’ın kınama cezasının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde özel bir düzenlemeyle kaldırılmak istendiğini açıkladı.MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ise , düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP Parti Sözcüsü Haluk Koç, 17 Aralık yolsuzluk soruşturması hakkında ‘takipsizlik’ kararı veren Savcı Ekrem Aydıner’ın kınama cezasının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde özel bir düzenlemeyle kaldırılmak istendiğini açıkladı. Koç, "Yarın kendi yolsuzluğunu örtmekle görevlendirdiğiniz ve daha önce kınama cezası alan bu savcıyı Yargıtay’a üye olarak mı atamaya çalışıyorsunuz? Böyle bir niyetiniz var mı?" diye sordu. Koç, böyle bir hukuk düzenlemesi garabetine Meclis’in alet edilmeye hazırlanıldığını söyledi. 
 
'TÜRKİYE GÜVENİLMEYEN ÜLKE KONUMUNA DÜŞÜRÜLÜYOR'
 
Partisinin Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından gazetecilere gündemi değerlendiren Haluk Koç, Davutoğlu'na 'paraşütle emir ve komuta ile asıl gibi görülen vekil' yakıştırmasında bulunarak, başvekilin söyledikleri ve yaptıklarının süratle zıtlık göstermeye başladığı eleştirisinde bulundu. Başbakan Davutoğlu'nun, uluslararası basın kuruluşlarında yavaştan yavaştan 'tiye' alınmaya başlandığını aktaran Koç, Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi Başbakan Davutoğlu’nun da süratle tekzip edilmeye başlandığını bildirdi. 
 
Haluk Koç, şunları kaydetti: "Sayın Davutoğlu, bir görüşme sonrasında ’ABD, Suriye stratejisini yeniden değerlendiriyor. Türkiye’nin de istediği gibi Esed’in iktidardan gitmesi için kendine esas hedef haline getiriyor’ açıklamasını yaptı. Birden bire havuz medyası coştu. Mesajı alan yandaş kalemler başlık üretmeye başladı. Birkaç örnek; 'Obama Esed gitsin diyor.' Türkiye’de belli yayın organlarında verilmeye başlandı. Çok geçmedi, ABD savunma Bakanlığı Güvenlik sözcüsü, ‘ABD’nin Suriye stratejisinde değişiklik olmadığını' açıklayıverdi. Obama da G20 zirvesinde bu sözleri teyit etti. Çünkü ABD akıllı. Daha önce girdiği ilişkilerin Suriye için aynı olmadığını biliyor. Suriye denkleminin arkasında İran - Suudi Arabistan denkleminin olduğunu görüyor.
Berbat bir Dışişleri Bakanlığı’nın ardından başbakan tarifine sokulmaya çalışılan Davutoğlu... Bir gayret var Türkiye’de. Derin saplantılarının hevesi içinde. Açıkça yalan da konuşarak, olduğu yerde duruyor. Bunlar dünya kamuoyunun gözü önünde olan olaylar. Bir siyaset algısı ve siyasetçinin nasıl tiye alınabileceğini özellikle anlattım."
 
Buna benzer, yakın dönemde birçok olay olduğunu ifade eden Haluk Koç, şu örnekleri verdi: "Bazı derlemeler yaptım. Başbakan, ABD’nin Suriye devlet başkanı Esed’i hedef alması halinde Türkiye’nin kara harekâtına geçeceğini söylemişti. ABD sözcüsü: ‘Bizim pozisyonumuz değişmedi. Biz IŞİD’e odaklanmış durumdayız.’ diye karşılık verdi. Cumhurbaşkanı, 'Peşmergeye koridor açılmasını ben istedim, Obama’dan' diyor. John Kerry, 'Türkiye’nin bu adımı atması bizim taleplerimiz sonucunda gerçekleşti' dedi. Biden'ın konuşmasından dolayı ‘Erdoğan’ı aradığı ve özür dilendiği kamuoyuna servis edildi. Biden sonra, ‘Ben, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan asla özür dilemedim. Kendisini iyi tanırım. İlgilendim.’ diye bir diplomatik cevap verdi. Hükümet açıklama yapıyor: 'ABD’nin Irak Suriye koalisyonunda yer almayacağız' diyor. ABD Dışişleri Bakanı Kerry, 'Türkiye koalisyonda ön safta yer alacaktır' açıklamasını yapıyor. Bir politikacı nasıl itibarsızlaştırılır? Nasıl tiye alınır? Sadece ABD ile olan ilişkiler boyutunda örnekler vermeye çalıştım. Başkası bu gün düştü: Bir Alman televizyonuna verilen demeçte, 'Erdoğan’ın görüşü IŞİD’e yakın. ABD’nin birçok sebepten ötürü IŞİD'i hedef aldığı, Türkiye’nin ise beklentisinin Esed olduğu anlatılıyor.' Yani dünyada da şüpheler hâkim, Türkiye’de de şüpheler hâkim. Yani Küba’da dağlarda cami silueti arayan Başbakan kafasında inanç temelli bir görüş ve muhatapları tarafından IŞİD’e yakın temsilci olarak görülüyor, uluslararası medyada. Fotoğraf bu. Bu zatlar önemli Türkiye’nin itibarına gölge düşürüyorlar. Türkiye ciddi bir adım atacak olsa, güvenilmeyen ülke konumuna düşürülüyor." 
 
'G20’DE BÜTÜN ÜLKELER TÜRKİYE’DEKİ YOLSUZLUKLARI SORACAK'
 
Koç, Davutoğlu’nun 17 Aralık rüşvet operasyonunu kapatmak için göreve ışınlandığını da ileri sürdü. Koç, Türkiye’nin G20’de dönem başkanı olacağı süreçte, önceliğinin dünyada yolsuzluğun azaltılması olacağını açıklayan Davutoğlu’na şöyle seslendi: "Siyaset kendi hicvini kendi içinde yaratıyor. Dünyaya çağrı yapıyor, Davutoğlu, 'Gelin bizi makaraya alın. Bakın neler neler söylüyoruz, ne çağrılar yapıyoruz.' diyor. Oysa kendi ülkemizde, yolsuzlukları soruşturmamak için ne dümenler çeviriyoruz, bu da bizim kendi iç hesabımız. Sayın Davutoğlu, bu açıklamayı yaptı. Dünyada Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele edeceğini ilan eden ve çağrı yapan Davutoğlu’na şunları hatırlatmak istiyorum: 
 
Bütün ülkeler soracak bu soruları. Yardım edeceğiz, kendisine muhalefet olarak. Hazır ol. Yav kardeşim sen yolsuzlukla mücadele edeceksin de Almanya Deniz Feneri davası vardı, milyonlarca Euro’yu sizinkiler iç ettiler. Ondan sonra, hırsızlıktan mahkum olan kişiler hakkında Türkiye davaları açıldı. Bu davaları, yıllarca süründüren senin başbakanın değil miydi, diye soracaklar. Bu hırsızları devletin en üst makamlarına oturtup, devlet koruması ile bunları koruyup devletin savcılarını yargılayanlar sizinkiler değil miydi? Dönemin Başbakan’ın oğlunun vakfına tek seferde, 100 milyon dolar bağışın ne karşılığında yapıldığı, bu iş için hagi imar değişikliklerinin gerçekleştirildiğini saklamak, gizlemek üzere kendi ülkende hukukun iğfal edildiği görmedin mi, diyecekler. Öyle ya alem kör, bizimkiler akıllı. Devletten ihale alan dünün başı boş adamlarının, bunlardan alınan paralarla oluşturulan haram havuzu ile gazete televizyon satın alıp insanların üzerine saldırtan sizin hükümetiniz değil mi, diyecekler. Bu sorular gelecek. Bakanlar ve bakan çocukları arasındaki konuşmalar, Reza’nın önüne yatan Bakanın konuşmaları, dönemin Başbakanı ile oğlunun meşhur sıfırlayın dün resen Adli Tıp Kurulu tarafından tepeleri bilimsel olarak da doğrulandı, 17 Aralık soruşturması, takipsizlik kararı verilen savcı sizin tarafınızdan görevlendirilmedi mi?’ Yolsuzluklarla dünya çapında mücadele edecek Sayın Davutoğlu’na kendi ülkesindeki fotoğrafları gösterecekler. Hadi onu da geçtik. Parlamenter bir demokrasisiniz. Sizin Meclisinizin denetleme yetkisi var. Burada Soruşturma Komisyonu var. Soruşturma Komisyonunda, belgelerin çalındığını, buharlaştırıldığını sormayacaklar mı? Bu ülke senin ülken değil mi? Hırsızların makbul insan olarak tarif edildiği ve polislerin savcıları kovaladığı bir ülkeni Başbakanı olarak dünyada yolsuzlukları önlemek gibi için ne gibi önerileriniz olacak? Bir şey söylemek imkânsız hale geldi.” 
 
CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI MALİYETİNE YAPILABİLECEKLER
 
Koç, maliyeti 1 milyar 370 milyona mal olan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın da merdivenin 4 milyon lira olduğunu bildirerek, Ankara’nın dış ilçelerinde dolaştığını ve esnafların burnundan soluduğunu aktardı. 
 
Koç, 20 çeşit vergi altında inleyen esnafın, çalışanların, besicilerin, atama bekleyen öğretmenlerin, her gün sosyal medyada seslerini yükseltmeye çalışan binlerce insan olduğuna dikkat çekerek, saraya harcanan para ile şunların yapılabileceğini anlattı: "685 tane okul 24 derslikli, 680 öğrenci yurdu, 685 tane huzurevi, 100 yataklı 55 devlet hastanesi, 274 tane engelliler için rehabilitasyon merkezi, 100 bin maden işçisinin sığınabileceği 2 bin 500 yaşam odası, 2 tane 817 milyar kWs enerji üreten baraj, 14 atık su tesisi, 9 bin 10 km içme suyu şebekesi yapılabilirdi. Tüm emeklilere 136 lira bir seferlik ikramiye verilebilirdi. 34 bin 250 adet 100 metre kare ev, 24 bin öğretmen işe alınabilirdi, 106 bin kişi asgari ücretten işe alınabilirdi. 2 milyon 600 bin öğrenciye bir sefere mahsus 600 TL burs verilebilirdi, 342 milyon 500 bin zeytin ağacı dikilebilirdi."
 
'PAZARLIK MASASINDA REHİN: TÜRKİYE'
 
Çözüm süreci müzakere masasında Türkiye’nin tutuklu olduğunu da anlatan Koç, eşit hukuku paylaşan, eşit yurttaşlığın meşru siyasi zeminde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tartışılabileceğini de dile getirdi. Gizli kapaklı yapılan pazarlıktan bir şey çıkmayacağına işaret eden Koç, "O masada her zaman tutuklu ve rehin olan Türkiye’dir." diye konuştu.
 
 
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
Yeniçeri, "Çözüm süreci diye bir sürecin olmadığını, bir metafor ve halkı adatmaya yönelik algı" olduğunu savunarak, Güneydoğu'da devleti azaltmak, örgütü çoğaltma süreci yaşadığını söyledi. Süreç konusunda iktidar kanadından yapılan açıklamalara dikkati çeken Yeniçeri, "AKP için gafletin, dalaletin, aldanmanın sınırı olmadığını gösteriyor. Kedinin fareyle oynadığı gibi AKP ile oynuyorlar. Siz aldanmaya hazır olduğunuz sürece Sayın Akdoğan sizi aldatacak birileri her zaman bulunur" dedi.
 
CAHİLCE BENZETME 
 
Dersim konusunda Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "modern Kerbela" dediğini belirten Yeniçeri, bunun bir devlet adamının yapacağı en talihsiz ve en cahilce benzetme olduğunu söyledi. Yeniçeri, "Sayın Davutoğlu'na soruyorum; Hz. Hüseyin hangi köprüyü yıktı, hangi Mehmetçiği şehit etti, hangi Kürdistanı ilan etti? Yezit orada kimdir, senin başında oluğun Hükümet mi?" diye konuştu.
 
MAKAMI GÜLÜNÇ DURUMA DÜŞÜRMEYE HAKKI YOK 
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın "Amerika'yı Kolomb'tan 300 yıl önce 1178'de Müslüman denizciler keşfetti" dediğini, bu açıklamasının ardından dünyada "alay konusu" olduğunu savunan Yeniçeri, "Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamını gülünç duruma düşürmeye hakkı olmadığını" söyledi.
 
HER KONUDA NİYE AÇIKLAMA YAPIYOR? 
 
Erdoğan'ın bedelli askerlikle ilgili açıklaması konusunda Yeniçeri, konuyla ilgili olarak TSK'nın ortaya koyacağı tavrın başat faktör olduğunu kaydetti. "Bedelli askerlik konusunda Erdoğan niye konuşuyor? Her konuda niye açıklama yapıyor? Kendisi Cumhurbaşkanı mı, Başbakan mı, parti genel başkanı mı, bilelim. O makamı bırak gel Meclis'e, milletvekiliysen milletvekilliğini, Başbakan ise başbakanlığını yap" diyen Yeniçeri, Cumhurbaşkanlığı'nın tarafsızlığının Anayasal zorunluluk olduğunu kaydetti.
 
TÜRKİYE BAĞIRSAKLARINI TEMİZLEMELİ 
 
Yeniçeri, "Adli tıbbın, 17 Aralık soruşturmasıyla ilgili tapelerin doğruluğuna ilişkin kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Yeniçeri, "Bir olgunun yansımasıdır. İktidar suçüstü yakalanma telaşıyla 'montaj, dublaj' diyerek işin içinden sıyırmaya çalışıyor. Bundan sonra gelen hükümetin yapması gereken Erdoğan'dan başlayarak bu Hükümet yetkililerinin bütün akrabalarının, eş dostlarının malvarlıklarını araştırmak olmalı. Türkiye bağırsaklarını temizlemeli. Ağzına karar kirlenmiştir" karşılığını verdi.
 
TEHDİT PKK'DAN DEĞİL AKP HÜKÜMETİNDEN 
 
Çözüm Süreci ile ilgili olarak "sekreterya ve heyetin genişlemesi"ne yönelik ifadelerin sorulması üzerine Yeniçeri, yapılanların yeni kurulan devletin bakanlar kurulu ve el altından adım adım Kürt devletinin olgunlaştırılması olduğunu ileri sürdü. Yeniçeri, "Bunların hepsi Cumhuriyet'e, milletin vatanıyla bölünmez bütünlüğüne, devletin varlığına yönelik tehdittir. Biz tehdidin PKK'dan değil, AKP Hükümeti'nden geldiğini biliyoruz. Ey Hükümet, PKK silahla sana diz çöktürdü mü çöktürmedi mi, silahla demokrasiyi devre dışı bıraktı mı bırakmadı mı açıkla. AKP; PKK ile el altından anayasal düzeni, yasaları, hukuku, Türkiye Cumhuriyeti devletini yok sayan tavırları karşısında yargılanacaktır. Hele benim elime düşerlerse Allah kurtarsın onları. Her şeyi affedebiliriz ama Bayrağa ve vatana yönelik kastı asla affedemeyiz. Arif Nihat Asya'nın Bayrak şiirini yasakladılar, sansürlediler. Bu şiiri sansürleyeni sansürlemek boynumuzun borcu olsun. Bunların canına okumak bizim emellerimizden birisi olacak" diye konuştu. 
 
 
 
 
 
 
 
Güncelleme Tarihi: 19 Kasım 2014, 17:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER