Gül'den Kritik Açıklama

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, NATO zirvesi kapsamında bulunduğu Chicago'da Türk basın mensuplarına yönelik toplantı düzenledi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Gül, ''Silahlı insansız hava araçlarının satışı konusunda Obama yönetiminin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine, şunları kaydetti:
''Bizim biliyorsunuz, bunlar taleplerimiz. Dolayısıyla, bu taleplerimizi tekrarladım. Aslında yönetimin tavrı olumludur. Kongre'yi iknayla uğraşıyorlar. Kendilerine şunu dedim: 'Eğer bunlar tehlikeli silahlarsa, F-35 daha tehlikeli, F-16'lar daha tehlikeli. Yani, biz Türkiye olarak F-35 alıyoruz, imalatında da ortağız biliyorsunuz, o bakımından Kongre üyelerine de bunu böyle anlatmak lazım'. Yani bu kadar önemli müttefik olan bir ülkeye, kıskanç davranmamak gerekir, güvenmek gerekir. Bildiğiniz gibi Başkan Obama, Dışişleri Bakanı Clinton ve yardımcıları aslında ellerinden geleni yapmak için uğraşıyorlar''.

Gül, bir gazetecinin ''G-8 zirvesinden dönüşte Rusya tarafından son derece sert bir açıklama var. Özellikle batılı ülkelerin İran'a yönelik bir operasyonuyla ilgili olarak. Görüşmelerinizin herhangi bir bölümünde veya toplantıda İran gündeme geldi mi?'' soruna da şu yanıtı verdi:
''Herkes önceden bize pek prim vermek istemezdi, bir şeyden Türkiye birazcık bir prestij kazanır mı diye, bilseler bile içlerinde saklar, söylemezlerdi. Şimdi artık saklanmaz hale gelince konuşuluyor, söyleniyor, nihayet değişti. En büyük mesele gibi görünen İran'ın nükleer meselesi, Türkiye'nin ısrarıyla İstanbul'da yoluna girdi, yarın da herkes koşarak gidiyor Bağdat'a. Gayet olumlu düşüncelerle gidiyor herkes. Herhalde orada bir adım daha ileri gidilecek. Ama öyle İran'a saldırı gibi bir şey hiç kimsenin aklında yok doğrusu''.

Gül, Fransa'nın yeni Cumhurbaşkanı François Hollande ile görüşmesinde ''Fransa'nın Türkiye'ye yönelik tavrında yumuşama görüp görmediğine'' dair soru üzerine, şunları söyledi:
''Ben kendisine çok açık söyledim, 'Sizin ne derdiniz var Türkiye ile' dedim. 'Hangi konuda çıkar çatışmamız var, yani şu konuda sizin ve bizim çıkarımız çatışır, düşman gibi davranırız birbirimize, ne var' dedim, 'Var mı böyle bir şey? Yok. Dolayısıyla, yeni bir sayfayı açmak, yeni bir dönemi başlatmak yerinde. Ama eğer bizim bilmediğimiz bir şey varsa, söyle. Yani senden önceki başkan Sarkozy'nin kendi tavırları vardı. Ne demek, 20 yıl geçmiş, Fransa'dan Türkiye'ye daha bir devlet ziyareti yapılmıyor, yani düşman mı Türkiye. Ne oluyor, eğer varsa bilmediğimiz bir şey, söyle' dedim.
Doğrusu Sarkozy'nin tersine bir durum var ortada. Bunların hep farkında olduğunu gördüm. Hollande, Türkiye'nin Asya'da, Afrika'da, mağrip ülkelerinde, başka yerlerde ne kadar çok referans verilen bir ülke haline geldiğini görmüş vaziyette, Türk ekonomisini takip ediyor. Dolayısıyla, eminim ki doğru dürüst bir değerlendirme yapacaklardır kendileri ve süratli bir şekilde ilişkilerimiz değişebilir''

Görüşmelerinde Kıbrıs konusunun gündeme gelip gelmediğine yönelik soru üzerine Gül, ''Kıbrıs konusunu birkaç platformda konuştuk, daha doğrusu ikili görüşmeler çerçevesinde konuştuk. En çok tabi BM Genel sekreteriyle konuştuk, kendisinin biraz daha artık bu işte çekimser davranmaması gerektiğini, Türklerin elinden gelen her şeyi yaptığını. İşte sonunda (Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Dimitris) Hristofyas 'aday olmayacağım' dedi. Yani bu kadar çalışma, bu kadar toplantı boşuna mı gitti.
Bu işin bir son tarihi olmadan ve sonunda da bir şey çıkmazsa sorumlusuna karşı neticesi olmadan, bu işlerin, görüşmelerin tamamen israf olduğunu söyledim ve şunu da açıkça söyledim: 'Artık belli ki bu işler yürümeyecekse, o zaman başka alternatifleri, başka şeyleri münakaşa ederek, konuşarak devreye sokarız, buna da hazır olun'. Dolayısıyla yapacağımız başka ne var ki''

Gül, NATO zirvesi sırasında görüştüğü herkesi Suriye konusunda uyardıklarını belirterek, ''Bu mesele, biraz Türkiye'yi herkes yine çok takdir ediyor, oynadığı rolden dolayı falan, bir dakika dedik, bu Türkiye ile Suriye arasında bir ikili mesele değil. Bu Suriye ile bütün uluslararası camia arasında bir mesele, onun için BM Güvenlik Konseyi'nde, onun için gözlemciler gidiyor. Ama bu şekilde olmaz bu iş. Hepiniz taahhüdünüzü daha açık şekilde göstermeniz lazım ve daha sağlam durmanız lazım, bunları konuştuk'' dedi.
Gül, ''Kofi Annan'ın planının da aldatıcı, zaman kazandırıcı birşey olmaması lazım. Onun bütün maddeleriyle tam uygulanmasını sağlamak lazım. En çok üzerinde durduğumuz nokta bu. Onun için böyle 300 kişiyle falan olacak şey değil tabi, belki birkaç bin kişinin gitmesi lazım'' diye konuştu.

''Obama ile görüşmenizde İsrail ile ilişkiler konuşuldu mu?'' sorusunu da Gül şöyle yanıtladı:
''Bize birisi İsrail'le ilişkilerinizi aman düzeltir misin derken sözünü keseriz açıkçası, bu Başkan Obama da olsa. İsrail'e söyleyin deriz, onlar ilişkilerinizi düzeltsin bizimle. Onu düzeltmeleri için de yapacakları iş var, yapmaları gereken var. Onları yapmadıkları süre içerisinde ilişkiler düzelmez''
Cumhurbaşkanı Gül, ''Obama ile görüşmenizde Uludere saldırısı ele alındı mı?'' sorusunu, ''Uludere konusunda, Amerikan başkanıyla konuşacağım bir şey yok, Uludere'yi ne konuşacağız ki, bizim kendi meselemiz'' diye yanıtladı.

Güncelleme Tarihi: 22 Mayıs 2012, 08:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER