banner51

'Esnaf ve Sanatkar Gerektiğinde Askerdir'

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen 4. Esnaf ve Sanatkarlar Şurası’na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim medeniyetimizde, bizim millet ve medeniyet ruhumuzda esnaf ve sanatkar gerektiğinde askerdir, alperendir. Gerektiğinde asayişi tesis eden polistir, gerektiğinde adaleti sağlayan hâkim, hakemdir" dedi.

'Esnaf ve Sanatkar Gerektiğinde Askerdir'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğü tarafından, ’Esnaf ve Sanatkârların 2023 Vizyonu, Güçlü Esnaf, Güçlü Ekonomi’ başlığı ile düzenlenen 4. Esnaf ve Sanatkârlar Şurası’na katılarak bir konuşma yaptı. Ankara Ticaret Odası Congresium salonunda gerçekleşen şurada yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, Esnaf ve Sanatkârlar Şurası’nın her iki yılda bir kasım ayında toplanması için 2012’de yönetmelik düzenlemesi yapıldığını belirterek, iki yılda bir esnaf ve sanatkârlar ile temsilcilerinin bir araya geleceği, sorunları ortaya koyacağı, çözüm önerilerini değerlendireceği şurayı çok önemli gördüğünü vurguladı.
 
"ESNAF VE SANATKARLAR MİLLET, DEVLET VE VATAN RUHUNU İNŞA EDEN MİMARLARDIR"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şurada alınacak sonuçların, Türkiye genelinde esnaf ve sanatkarın karşı karşıya kaldığı sorunların çözümüne vesile olacağına inandığını ifade etti. Başbakanlık döneminde her fırsatta esnaf ve sanatkârlarla bir araya geldiğini, gönülden gönüle sohbet ettiğini, esnaf ve sanatkarın sorunlarını gerek doğrudan doğruya esnafla gerekse temsilci örgütleriyle görüşerek her zaman gündemde tuttuğunu, çözüm mücadelesi verdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Esnaf ve sanatkârlar, hiç tartışmasız milletimizin, devletimizin ve vatanımızın inşasında en büyük sorumluluğu ifa etmiş kesimdir. Millet, devlet ve vatan ruhunu inşa eden mimarlardır" dedi.
 
"DÜNYANIN HİÇBİR ÜLKESİNDE ESNAF VE SANATKÂRLAR, BİZDEKİ KADAR KÖKLÜ BİR GELENEĞE SAHİP DEĞİLDİR"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir medeniyetinde esnaf ve sanatkarın bu kadar köklü bir geleneğe, bu kadar önemli bir vazifeye sahip olduğunun görülmediğini, Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu’nun ahi teşkilatının esnaf ve sanatkâr demek olduğunu, Beylikler Dönemi’nin de aynı şekilde değerlendirilebileceğini söyledi. Osmanlı Devleti’nin, Osman Gazi’nin ahi usulüne göre kılıç kuşanmasıyla hayat bulduğuna, 6 asır boyunca da ahilik kültürü, geleneği ve ahilik ahlakının Osmanlı’yı ayakta tuttuğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, neredeyse 10 asırlık bu gelenek ve ahlakın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda ve bugünlere ulaşmasında hep öncü olduğunu söyledi.
 
"MİLLET VE MEDENİYET RUHUMUZDA ESNAF VE SANATKAR GEREKTİĞİNDE ASKER VE ALPERENDİR"
 
Geleneğimizde esnaf ve sanatkâr demenin, ticaret yapan, alan satan, sırf ekonomik faaliyette bulunan insan demek olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim medeniyetimizde, bizim millet ve medeniyet ruhumuzda esnaf ve sanatkar gerektiğinde askerdir, alperendir. Gerektiğinde cephede vatanını savunan şehittir, gazidir, kahramandır. Gerektiğinde asayişi tesis eden polistir, gerektiğinde adaleti sağlayan hâkim, hakemdir. Gerektiğinde de şefkatli bir ağabeydir, kardeştir. Taksici, şoför deyip geçemezsiniz, o mahallenin eminidir, mahallenin ağabeyi, bekçisidir. Bakkal, kasap, manav, terzi deyip geçemezsiniz, o mahallenin adeta ruhudur, sokağımızın, semtimizin adeta vicdanıdır. Esnafı çıkartıp aldığınızda Türkiye tarihinden geriye hiçbir şey kalmaz. Esnafı çıkartıp aldığınızda bizi biz yapan, bizi millet yapan, temelden, özden, ruhtan geriye hiçbir şey kalmaz" diye konuştu.
 
"BİZİM MEDENİYETİMİZDE ESNAFIN DERDİ HELAL PARA KAZANMAKTIR"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bin yıllık ahi geleneğine bakıldığında, paranın esnaf ve sanatkarın hayatında önem ve değer bakımından en alt sırada olduğunun görüleceğini ifade ederek şöyle konuştu: "Önemli olan ahlak, dürüstlüktür. Önemli olan şu içinde bulunduğunuz, birlik, beraberlik, kardeşliktir. Esnaf, ’Bismillah’ der dükkânını açar, akşama kadar da müşterisini değil, modern kavramla tüketiciyi değil, nasibini bekler, kısmetini bekler. Bizim medeniyetimizde esnafın derdi, ne olursa olsun para kazanmak değil, helal para kazanmaktır."
 
"BÖYLE BİR ESNAF VE SANATKÂR CAMİASI, GEÇMİŞİMİZ VE GELECEĞİMİZ ADINA İFTİHAR VESİLESİDİR"
 
Selçuklu ve Osmanlı döneminde, bakırcıların yaptıkları işe, vurdukları çekice bile derin bir anlam yüklediğini, çekiçlerini bakırın üzerine her darbede indirip ’tak tak’ diye ses çıkarken, bakırcının dilinden, gönlünden, kalbinden ’Allah Allah’ diye zikir geçtiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, keçecilerin de, yünü vücutlarına vurdukça ’Allah Allah’ diye Hakk’ı zikrettiklerini belirterek, "Böyle bir medeniyet, böyle bir medeniyet tasavvuru var. Öyle bir kesim, öyle bir teşkilat düşünün ki en az bin yıldır her gün, her an kendisine ve arkadaşlarına şunu tavsiye etmiş, ’elini açık tut, kapını açık tut, sofranı açık tut, elini bağlı tut, dilini bağlı tut, belini bağlı tut.’ İşte böyle bir teşkilata, böyle bir geleneğe, zihniyete sahip olmak bizim için, milletimiz, devletimiz ve vatanımız için eşi bulunmaz bir talihtir. Böyle bir esnaf ve sanatkâr camiasına sahip olmak geçmişimiz adına da geleceğimiz adına da iftihar vesilesidir. Rabbim, bu milleti ekmeksiz, susuz, havasız, vatansız bırakmasın. Ama onlar kadar böyle bir esnaf, sanatkâr geleneğinden, böyle güzel bir camiadan ve cemiyetten de inşallah mahrum bırakmasın" diye konuştu.
 
ÇÖZÜM SÜRECİ’NDE ESNAF VE SANATKARLARIN ROLÜ
 
Çözüm Süreci’nde esnaf ve sanatkârların çok kritik ve hayati bir yerde durduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, teröre en fazla bedel ödeyen kesimler arasında esnaf ve sanatkarların bulunduğunu, batıda, kuzeyde ve güneyde terörün ekonomi üzerindeki olumsuz etkisine bedel ödenirken, doğu ve güneydoğuda bunlara ek olarak haraç, kepenk kapatma, yoksulluk ve göç nedeniyle bedeller ödendiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çözüm Süreci’nin anne babalar kadar bölgedeki esnafı ve sanatkarı da umutlandırdığını kaydederek, dükkanları yakılıp yıkılan birçok esnafın bulunduğunu, bu esnafa hükümetin gerekli desteği verdiğini ve vermeye de devam edeceğine inandığını belirtti. Son bir buçuk yıldır, tüm sabotaj girişimlerine rağmen muhafaza edilen Çözüm Süreci’nin, esnafın da huzur ve güven ortamını teneffüs etmesini sağladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6-7 Ekim olaylarının yeni bir kışkırtma, tahrik olarak ortaya çıktığına dikkati çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bunlara rağmen bunu bu şekilde muhafaza edeceklerin en başta esnaf ve sanatkârlar olacağını, esnaf ve sanatkârlar arasında Kürt, Türk, Arap ayrımı bulunmadığını çünkü onların ahi ve kardeş olduğunu vurguladı.
 
"NE TERÖR TEHDİDİ NE DE SOKAKLARI KARIŞTIRMA TEHDİDİ TÜRKİYE’NİN İSTİKAMETİNİ ZEDELEMEYECEK"
 
Ahilik hukukunu, ahlakını muhafaza ederek esnaf ve sanatkârların terörün oyununu bozacaklarına gönülden inandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çözümü Süreci konusunda söylentilere, dedikodulara, şehir efsanelerine asla ve asla itibar etmeyin. Bu işin çerçevesi bellidir, sınırları ve marjı bellidir. Bu bir pazarlık süreci değildir, bu bir taviz süreci, bir alma verme süreci asla değildir. Her zaman söyledim, silahlar bir kenara konulacak, ne mesele varsa konuşarak, uzlaşarak, siyaset zemininde çözüme kavuşacak. Bunun dışında hiçbir yola, hiçbir yönteme Türkiye Cumhuriyeti asla fırsat vermez, zemin ve imkân da vermez" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne terör tehdidinin ne sokakları karıştırma tehdidinin ne de işlenen barbarca cinayetlerin Türkiye’nin istikamet çizgisini zedelemeyeceğini, hazırlanan yargı ve güvenlik paketlerinin uygulamaya girdikten sonra bu durumun çok daha farklı bir güvence altına alınacağını belirtti.
 
"77 MİLYONUN HUZUR, BARIŞ VE KARDEŞLİĞİ İÇİN BU YOLA ÇIKTIK"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, "Biz birilerini memnun etmek için, birilerini tatmin etmek için değil 77 milyonun huzurunu, barışını, kardeşliğini sağlamak için bu yola çıktık. Şımarıklığa, başıbozukluğa da bizim tahammülümüz olmaz. Kobani bahanesiyle sokağa çıktılar, üstelik de hemen tamamı Kürt olmak üzere 50’ye yakın kardeşimizi barbarca, vahşice katlettiler. İçinde hemen hiç sivil bulunmayan bir kasaba için 200 bin insan zaten bizim ülkemize gelmiş. Orada 2 bin savaşçı var. Sokakları ateşe verenler şu anda Halep gibi büyük bir şehrin karşı karşıya kaldığı tehlikeyi dikkat edin hiç gündeme getiriyorlar mı? Hâlbuki ekonomi, tarih, kültür ve medeniyet orada. Hiç gündeme getiriyorlar mı? Niye? Halep’teki insan değil mi? Halep’teki can değil mi? Cevabı belli. Üst akıl Halep’i önemsemiyorsa taşeron akıl da önemsemiyor. Bunlar taşeron. Esed barbarlığı altında 300 bin insanın katline seyirci kaldılar hatta Esed’in barbarlığına destek verdiler; şimdi Kobani üzerinden güya vicdan şovu yapmaya çalışıyorlar. Herkes bilsin. Biz, bizim meselemizi üst akılla ya da üst aklın taşeronlarıyla değil, milletimizle beraber çözüyoruz’ ifadesini kullanan Erdoğan, "Bu çözümde yer almak isteyene, katkı sunmak isteyene her kim olursa olsun süreçte yer vardır. Ama üst aklın esaretinde, farklı niyetlerin içine girenlere, sabotaj peşinde, terör ve tehdit peşinde koşanlara da önce millet ardından devlet gereken cevabı verir. Şımarıklığa, özellikle de başıbozukluğa, fırsatçılığa, sonu gelmeyen yersiz, tutarsız isteklere milletimizin tahammülü yoktur" dedi.
 
Milletle, esnaf ve sanatkarlarla birlikte bu meseleyi çözeceklerini, Çözüm Süreci’nin muhafaza edilmesinde, istikrarla ileri gitmesinde esnafın ve sanatkarın o bin yıllık kültür ve ahlakıyla aktif vazife üsteleneceğine inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 12 yıl içinde esnaf ve sanatkârın çok önemli sorunlarının çözüldüğünü, çözüm yoluna girdiğini, ilgili kanunların çıkarıldığını, mevzuatın yenilendiğini, krediler noktasında tarihi iyileştirmeler yapıldığını ifade etti.
 
BAĞ-KUR’A PRİM BORCU OLAN ESNAFA EMEKLİLİK MÜJDESİ
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, esnaf, sanatkârların kredi faizinin 2002 yılında yüzde 47 iken, bugün yüzde 4-5 aralığına kadar çekildiğine işaret ederek, "Esnafımızın kullandığı kredi miktarı 153 milyon liradan 80 kat artışla 12 milyar liraya ulaştı. 80 kat artış. Pirim borçları, SSK borçları, oda ve birliklere olan borçlar konusunda iyileştirmeler yapıldı" dedi. 6552 sayılı torba yasayla Bağ-Kur’lu esnafın SSK’ya prim borçları konusunda da bir yapılandırma hakkı getirildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi sizinle önemli bir müjdeyi paylaşmak istiyorum. O da şudur: Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bugün öğleden sonra inşallah Halk Bankası ile bir protokol imzalayacak ve bununla emeklilik imkânı var, fakat prim borçlarını ödeyemediği için emeklilik hakkını kazanamayan Bağ-Kur’lu kardeşlerimize inşallah Halk Bankamız, 0,97 aylık faizle ve 36 ay vadeli olacak bir kredi vermek suretiyle Bağ-Kur’lu bu borçlarını ödeme imkânını yakalayacak ve emeklilik hakkını kazandığı gibi de bütün sosyal haklardan hemen anında istifade etmeye başlayacak. Bu yapılandırma kredisinden istifade edeceklerin sayısı 279 bin 422 Bağ-Kur’lu. Şu anda hükümetimizin bu noktada atacağı adımla yapılandırmaya konu miktar, 3,6 milyar Türk lirası. Tüm Bağ-Kur’lu kardeşlerime Halk Bankamızın SGK ile yapacağı bu protokolle birlikte şu anda gerçekten güzel bir imkân hazırlanıyor. Tabii kredi borcunu, krediyi çektiği tarihten 3 ay sonra ödemeye başlayacak, bir de bu imkân geliyorö diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu şekilde Bağ-Kur’luların emeklilik konusundaki sıkıntılarının da aşılacağını belirterek, "Bakanımız gerek Halk Bankası yönetimi, hükümetimiz, hepsini huzurlarınızda kutluyorum, tebrik ediyorum" dedi.
 
Ekonomi büyüdükçe daha da fazlasının yapılacağını, Türkiye’nin esnafın ve sanatkârın alın teriyle büyümeye, büyüdükçe de esnaf ve sanatkârı büyütmeye devam edeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, esnaf ve sanatkârlarla aralarındaki istişareyi, irtibatı muhafaza edeceklerini kaydetti.
 
"BU MİLLETİN VE VATANIN MENFAATLERİNİ GÖRMEYENLERE KARŞI AHIMIZ ÇOK AĞIRDIR"
 
Hiçbir sorumluluk almadan, hiçbir riskin altına girmeden, adeta parmağını dahi kıpırdatmadan, yan gelip yatan, yattığı yerden de önüne gelene çamur atan bir zihniyet bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ama biz bürokratın koşturmasını istiyoruz, teknokratın koşturmasını istiyoruz. Hükümetin, bakanların sürekli koşturmasını istiyoruz. Cumhurbaşkanı bu noktada asla istisna değildir. Koşan, koşturan, terleyen bir Cumhurbaşkanı istiyor, böyle bir Cumhurbaşkanı olmanın gayretini, mücadelesini veriyorum. Siyasetin bütün taraflarından bizim arzumuz, beklentimiz de budur. Oturduğu yerden, yattığı yerden her yapılanı eleştiren, her yapılandan şikâyet eden, millete değil, uluslararası çevrelere, uluslararası medyaya servis yapan bir siyaset, Türkiye’nin sorunlarına çözüm üreten bir siyaset olamaz. Millet, devlet, siyaset, esnaf, sanayici, işçi ve memur herkes el ele verecek, herkes ter akıtacak ve Türkiye bu sayede inşallah istikrarla büyümesini idame ettirecek. Öyle bir yargı düşünün ki ihalesi iki yıl önce bitmiş bir Galataport olayında bakıyorsunuz ihaleyi yürütmeyi durdurma kararı vermiş. İş bitmiş, adam ödemesine başlamış. Uluslararası projeler üretiyor. Bu işin inşaatı başlayacak" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu nasıl bir vatanseverliktir, nasıl bir milliyetperverliktir? Cumhurbaşkanı’nın ‘ihanet-i vataniyye’ diye bir suçu var. Peki yargıcın nesi var? O neyle yargılanacak. Biz ülkeyi nasıl uçuracağız, bunu düşünüyoruz, bunu konuşuyoruz, beyler yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Bu bir değil, iki değil, üç değil, dört değil, beş değil, devamlı. Dert başka. Bu noktada izan arıyoruz. Bu meseleyi çözmemiz lazım. Belli bir nazarla olaylara bakamazsınız. Hakikat gözlüğüyle bakmaya mecbursunuz. Onun için adalet arıyorum. Buna mecburuz. Bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Yani burada, bu milletin menfaatlerini, bu vatanın menfaatlerini görmeyenlere karşı inanın ahımız çok ağırdır" diye konuştu.
 
"PARALEL YAPININ ESNAF VE SANATKÂRIMIZI NASIL SÖMÜRDÜĞÜNÜ BUGÜN DAHA NET GÖRÜYORUZ"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Güvenlik Kurulu’nda aldıkları tavsiye kararının, sıradan bir karar olmadığını belirterek şöyle söyledi, "Legal görüntü altında illegal faaliyetlerle ulusal güvenliğimizi tehdit eden tüm unsurlara karşı bu mücadele sürecek. Nitekim Bakanlar Kurulu da kararını almıştır. Bugünden geriye dönüş Allah’ın izniyle olmayacak. İnşallah her zaman ileriye bakacak, her zaman ve birlikte ileriye yürüyeceğiz. Türkiye’nin uçması lazım. Bizi dışarıdan bitiremezler, bizi ancak içeriden bitirirler. İşte bunlara karşı tavrımız farklı olmalı." Son bir yıl içinde esnaflarla buluşmasında, paralel yapı ve çözüm süreci olmak üzere iki önemli hususa dikkatleri çektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Paralel yapının, esnafımız ve sanatkârımıza nasıl musallat olduğunu, kimi zaman gönüllü olarak ama çoğu zaman şantajla, kumpasla, baskıyla esnaf ve sanatkârımızı sömürdüğünü bugün artık çok daha net olarak gördük ve görüyoruz. Paralel yapıyla ilgili olarak gerek yurt içinde, gerek yurt dışında yaptığımız son derece isabetli uyarılar, bakıyoruz, paralel yapının bazı müttefiklerini, bazı yol arkadaşlarını da rahatsız ediyor. Bütün cesaret çağrılarımıza rağmen maalesef şantajın bazı siyasiler üzerinde hala etkili olduğunu görmek de açıkçası bizi üzüyor" dedi.
 
"TÜRKİYE’NİN ULUSAL GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDEN BU YAPIYLA MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Afrika 2. Ortaklık Zirvesi sırasında Ekvator Ginesi’nde, Afrikalı dost ve kardeş ülkelere yaptığı uyarıların birilerini rahatsız ettiğini belirterek, "Afrikalı dost ve kardeşlerimizi bu sinsi yapı hakkında uyarmak bizim tabii vazifemizdir ve hakkımızdır. Zira farklı maskeler altında, bir misyoner ve ajan tavrıyla bu yapının Afrika’da faaliyet göstermesi, ülkemiz adına da dost ve kardeş ülkeler adına da ciddi bir tehdittir. Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eden bu yapıyla mücadelemiz, milletimizin de verdiği yetki uyarınca hız kesmeden devam edecek. Esnaf ve sanatkâr kardeşimin de bu mücadeleye omuz verdiğini, destek verdiğini biliyorum ve her birinize bu manada da teşekkür ediyorum" diye konuştu.
 
Esnafın eli, kapısı ve sofrasının her daim açık olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ancak sadakası ve zekâtı inşallah yanlış ellere değil, gerçekten ihtiyacı olanlara ulaşmaya devam edecek. Bir yanlış örnek, bütün güzellikleri örtmez. Ülkemizde hamdolsun, öğrencilere samimiyetle el uzatan, yoksulların elini karşılıksız tutan, gençlere milli ve manevi değerleri hiçbir karşılık beklemeden aktaran nice dernek var, vakıf var, nice teşekkül var. 780 bin kilometrekare içinde bu ülkenin gerçek gönül mimarlarına, elinizi, kapınızı ve sofranızı her daim açık tutacağınıza yürekten inanıyorum" dedi.
 
"BİN YILLIK GELENEĞİMİZDEN SAPMADAN ÂHİLİK ANLAYIŞINI EBEDİYETE KADAR MUHAFAZA EDECEĞİZ"
 
Esnafın acımasız ve ahlaksız bir iktisadi anlayışın altında ezilmesine hep birlikte karşı çıkılacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Esnafı ve esnaf ahlakını dışlayan değil, onu çürüten ve saf dışı bırakan değil, esnaf ve esnaf ahlakıyla yoğrulmuş yeni bir iktisadi anlayışı hem ülkemize, hem de dünyanın idrakine söyletmek zorundayız. Bunu da inşallah birlikte başaracağız. En modern imkânlara sahip olacağız, yeni sorunlara yeni çözümler üreteceğiz. Ama inşallah özden, ruhtan, bin yıllık o gelenekten sapmadan, ahilik anlayışını da ebediyete kadar muhafaza etmenin mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Sizler, esnaf ve sanatkârlar olarak bu milleti, bu ülkeyi, özellikle de ekonomiyi ayakta tutacaksınız. Biz de sizlere karşı vazifemizi hakkıyla yerine getireceğiz. Biz tedbirleri alacağız, teşvik edici olacağız, gerektiğinde düzenleyici olacağız. Biz yolları açık tutacağız, emniyeti, istikrarı temin edeceğiz. Sizler de o açılan kapılardan, o açılan yollardan emin şekilde, huzurlu şekilde ilerlemeyi inşallah sürdüreceksiniz" diye konuştu.
 
"HÜKÜMET, HER ZAMAN ESNAF VE SANATKARIN YANINDA YER ALACAKTIR"
 
Hükümetin, gerek yasal düzenlemeler gerek devletin sağlayacağı imkânlarla her zaman esnaf ve sanatkarın yanında yer alacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstikrar, idare-i maslahat asla değildir. İstikrar, mevcudu muhafaza etmek ama ileriye gitmek için de sürekli atılım yapmaktır. Yani geriye gitmeden, kararlı şekilde ileriye doğru gitmektir. Ama idare-i maslahat yerinde durmaktır. Statik olmaktır, statükoyu korumaktır, patinaj yapmaktır. İdare-i maslahat geçici bir süre işe yarayabilir ama sonra büyük bir gürültüyle çöker. İstikrar öyle değildir. İstikrar, mevcudun üzerine sürekli yenisini eklerö dedi. Milletin, idare-i maslahatın bedelini 2000 ve 2001 krizlerinde çok ağır yaşadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllarca işi idare ettiler, yıllarca mevcutla yetindiler, yıllarca var olanın üzerine yenisini eklemediler. Sonuç büyük bir çöküş oldu. Biz ise en başından itibaren yere sağlam bastık, mevcudu muhafaza etmenin yani idare-i maslahatın değil, mevcudun üzerine yenilerini eklemenin yani istikrarın mücadelesini verdik" değerlendirmesini yaptı.
 
TÜRKİYE’NİN EKONOMİK BÜYÜMESİ VE İSTİKRARI
 
’İdare-i maslahat’ anlayışı yerine ’istikrar’ diyerek hareket ettikleri için millî gelirin üç kattan fazla büyüdüğünü, ihracatın 36 milyar dolardan 158 buçuk milyar dolarlık rekor seviyeye çıktığını, IMF’den borç alan değil IMF’ye borç verecek duruma gelindiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin G-20 dönem başkanlığını üstlendiğini, 2015’te G-20 zirvesinin Türkiye’de yapılacağına, 12 yıl önce 27 buçuk milyar dolar olan Merkez Bankası rezervinin 133 milyar dolar seviyesine yükseldiğine işaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bunların atılımla olabileceğini vurgulayarak, "Yerinizde durarak, yerinizde sayarak bunları yapamazsınız. Kendinizi, ülkenizi dünyaya kapatarak bunları yapamazsınız. Risklerden uzak durarak, risklerden kaçarak istikrarı sağlayamazsınız, ekonomiyi büyütemezsiniz. Türkiye, bölgesel meselelerle neden bu kadar ilgili’ diyenler oluyor. ‘Mısır için, Filistin için susalım; Suriye’yi ve Irak’ı görmezden gelelim’ diyenler oluyor. Bunu medyada söyleyenler, yazanlar çizenler oluyor. Bakın açık söylüyorum, Mısır’a, Filistin’e, Suriye’ye, Irak’a susmak da mümkün, bu da bir seçenek. Avrupa nasıl susuyorsa, nasıl görmezden geliyorsa biz de susabilirdik, görmezden gelebilirdik. Ama o zaman büyük devlet olamazsınız" dedi.
 
"UFKUMUZ HİÇBİR ZAMAN BAŞKENTLERİN VE DEVLET BİNALARININ İÇİNE HAPSOLMAMIŞTIR"
 
İnsanların 12 bin kilometreden bu bölgeye neden geldiğinin üzerinde durulması gerektiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini, "Susarsanız, sessiz, tepkisiz kalırsanız Ahi Evran’ın, Hacı Bektaş’ın, Hacı Bayram Veli’nin asırlardır bu medeniyet için alın teri dökmüş ahilerin, esnafın, sanatkârın karşısına alnınız ak çıkamazsınız. Ahi ne demektir biliyor musunuz? Ahi, Dicle’nin kenarındaki koyunu kendisine dert edindiği kadar, Nil’in, Tuna’nın kenarındaki koyunu da kendisine dert edinendir. Bizim esnafımızın ufku, hiçbir zaman dükkânının önü olmamıştır. Bizim insanımızın ufku, hiçbir zaman sokağının, mahallesinin sınırı olmamıştır. Bizim devlet olarak, ülke ve millet olarak ufkumuz hiçbir zaman başkentlerin, devlet binalarının içine de hapsolmamıştır. Devlet dairelerinde oturup, siyasi parti genel merkezlerinde oturup, semtindeki gerçeklerden bile haberi olmayan bir bürokrat, siyasetçi ve idareci anlayışı Türkiye’yi büyütemez ve büyütememiştir. Bazılarının işi gerçekten çok kolaydır. Ankara’da ofisinde oturacaksın, nerede iş yapılıyorsa onu kıyasıya eleştireceksin. Ekonomiyi eleştir, demokrasiyi eleştir, Çözüm Süreci’ni, Suriye politikasını, Irak politikasını eleştir. Hz. Mevlana ne diyor; ‘Pergel gibi bir ayağın burada merkezde olacak, diğer ayağınla âlemleri gezeceksin.’ Biz de bunu maalesef yanlış anlayıp, iki ayağını da merkeze sabitleyip oradan her konuda ahkâm kesenler var" diyerek tamamladı.
Güncelleme Tarihi: 26 Kasım 2014, 15:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER