banner51

'Dünya 5 Ülkenin İnsafına Bırakılamaz'

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Ortadoğu ve dünyada barışın sağlanması için, başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere küresel kuruluşların yeniden yapılanması gerektiğini söyledi. Mevcut BM yapısının krizleri çözmeye ve savaşları sonlandırmaya müsait olmadığını savunan Kurtulmuş, "Tam tersine kim güçlüyse BM Güvenlik Konseyi’nde kim güçlü ülkelere sırtını dayadıysa borusunu öttürdüğü bir dünyada yaşıyoruz. 5 büyük ülkenin insafına tüm dünya bırakılamaz" dedi.

'Dünya 5 Ülkenin İnsafına Bırakılamaz'
Gaziantep Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde düzenlenen ’Ortadoğu’da Barış: Aktörler, Sorunlar ve Çözüm Arayışları’ sempozyumu düzenlendi. Ortadoğu’da yaşananlara dikkat çekmek, çözüm üretmek ve barış önerileri bulmak adına düzenlenen sempozyuma; Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş; NATO eski Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Gaziantep Valisi Erdal Ata, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Cemal Kalyoncu, bürokratlar, STK temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
 
TÜRK VATANDAŞLIĞINA GEÇEN SURİYELİ PİYANİST SAHNE ALDI
 
Sempozyumun başlangıcında ilk olarak sahneye kısa süre önce çatışmalardan kaçarak Türkiye’ye gelen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı kararnameyle Türk vatandaşlığına geçen Suriye asıllı piyanist Tambi Asaad sahneye çağırıldı. Sahneye çıkan ve ’müzik dehası’ olarak gösterilen Tambi Asaad, piyano başına geçerek okunan İstiklal Marşı’na eşlik etti, ardından sergilediği piyano resitaliyle salondan alkış aldı.
 
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz, amaçlarının Ortadoğu’da yaşananlara dikkat çekmek ve çözüm önerileri ile barışa katkı sunmak olduğunu söyledi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise Ortadoğu’nun önemli bir sınavdan geçtiğini ifade ederken, Türkiye’nin yardım elini uzatarak insanlık sınavından başarıyla geçtiğini ifade etti.
 
RASMUSSEN: IŞİD MUTLAKA DURDURULMALI
 
NATO eski Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Ortadoğu’da isyan, iç savaş ve terörizmle mücadele edilirken Türkiye’nin bölgede istikrar ve fener umudu gibi parladığını söyledi. Türkiye’nin siyasi ve ekonomik başarı elde ettiği bölgedeki ülkelerin kaos ve çatışmaların adresi olduğunu belirten Rasmussen, iç savaşın sürdüğü Suriye ile mezhep çatışmalarının devam ettiği Irak’ta IŞİD adıyla bir grubun ortaya çıktığını belirterek, "Kendilerine İslam Devleti diyorlar ancak bunlar ne İslam ne de devlettir. Sadece terör, işkence, cinayetle hareket etmektedir. Yüz binlerce insan çatışmalardan kaçıyor ve 1,5 milyondan fazla mülteciye Türkiye ev sahipliği yapıyor. Yükselmekte olan şiddet dalgası sınırların ötesine taşınıyor ve bütün uluslararası camianın çabası bu oluşumları geri çevirmeye yoğunlaşıyor. Ama bu sorunu çözmek için önce anlamamız lazım" dedi.
 
Arap baharının son 40 yılda nüfusu iki katına çıkan Arap gençliği tarafından başlatılan bir hareket olduğuna değinen Rasmussen, "Bu sarsıcı artışa pek çok ülke siyasi ve ekonomik gelişme yönüyle ayak uyduramadı. Yeni istihdam alanları yaratmak, nüfusun büyüme hızına yetişmedi. Yüksek işsizlik ve yaşam kalitesi düştü. Bazı ülkelerde nüfusun yarısından fazlası 30 yaşın altındadır ve aynı rejimin altında doğmuş büyümüş yaşıyor. Yolsuzluğa bulaşmış beceriksizlikle performans gösteren rejimler ahlak ve ideolojik olarak sorunlu. Eldeki iktidarı tutma kararlılığı umutsuzluk ve öfke yaratıyor. Arap ülkelerindeki gençler özgür ülkelerdeki daha iyi standardı görüyor ve kendileri için aynı değişimi istiyor. Bu anlaşılabilir ve meşru bir durum. Ama nüfusla ilgili durum saatli bomba konmuş gibi oldu ve nihayet patladı. İşsizliğe, yolsuzluğa onlarca yıl süren diktatörlüğe karşı Ortadoğu’da bu kitle hareketleri tüm kesimleri bir araya getirdi. Herkesin tek isteği rejimleri devirmekti. Ancak rejimler, mesela Suriye’de Esad askerleriyle, tanklarıyla, füzeleriyle karşılık verdi. Böyle olunca özgürlük savaşı olarak başlayan konu sağ kalma mücadelesine dönüştü" diye konuştu.
 
IŞİD’E KARŞI SAVAŞANLARA KARADAN DA DESTEK VERİLMELİ
 
Ortadoğu ülkelerinde yaşanan çatışma ve kaos ortamının aşırı ideolojilere sahip gruplara fırsatlar yarattığını ve IŞİD’in ortaya çıktığını anlatan Rasmussen şöyle devam etti:
 
"IŞİD gibi oluşumlar Irak’ta başladı, Suriye’deki kaostan yararlanarak oraya bulaştı. IŞİD geniş alanlarda hüküm sürüyor, fonları petrol yataklarını kontrol etmekten ve bireysel bağışlardan geliyor. Barbarca diktatörlük oluşturmayı amaçlıyorlar ve tüm Ortadoğu’da bölgedeki en ciddi tehdit. Dünyanın her tarafındaki kültürler, daha iyi bir yönetim ve hayat isteyen herkes için tehdittir. IŞİD mutlaka durdurulmalı bu en büyük tehlike. Aciliyetle üzerine gidilmeli, hava saldırıları devam etmeli. ABD liderliğindeki askeri katkılar sağlayan ülkelere bu noktada teşekkür edilmeli. Hava desteğinin yanı sıra karada da IŞİD’i karşı topraklarını savunan insanlara destek vermeliyiz. Yaşadıkları yeri cesaretle savunurken aslında bizi de savunuyorlar, bundan dolayı onlara yardım kendimize yardım olur. Biran önce IŞİD’in ikmal hatlarını ve fonlarının geldiği yolları kesmemiz lazım. IŞİD’in nasıl operasyon yaptığını, nasıl terörü başka yerlere ihraç ettiğini, başkalarına ve bize saldırttığını düşünerek bunu durdurmamız lazım."
 
SURİYE’DE BOSNA MODELİ UYGULANMALI
 
İç savaşın sürdüğü Suriye’de biran önce Bosna Hersek modeli uygulanarak çatışmaların sonlandırılması gerektiğini vurgulayan Rasmussen şöyle konuştu:
 
"Suriye’de rejim o kadar inatçı ve muhalefet o kadar parçalanmış durumda ki Esad’ın ortadan kalkması halinde bunların birbiriyle savaşacağı ihtimalini gözardı edemeyiz. Bunun için seçilecek yol Bosna Hersek’teki model uygulanmalı, iktidar erkini devlet çerçevesi içerisinde yerel halkla paylaşılmasıdır. Bu mükemmel bir çözüm değil ama Bosna’da uygulandığında savaş durdu. Burada da uygulanmalı ve uluslararası camia Suriye’de de Bosna çözümü gibi çözüm bulmak zorundadır. İktidarı terk etmeye Esad’ı razı ederek ülkenin etnik, dinsel çizgiler çerçevesinde paylaşılmasını sağlamak lazım. Esad’ı nasıl razı etmek mümkün olabilir? Muhalefetin ve ordunun ılımlı kesimlerine destek vererek. Bu iç savaşı akşamdan sabaha bitirmez ama ılımlı muhalefetin yeni kazanımlar elde etmesini ve Esad hükümeti ile masaya oturması sağlarız. Çünkü politika, dövüşme yerine konuşma sanatıdır. Arabuluculuk için elimizden geleni yapalım. İhtiyacımız olan budur ve bunu tüm bölgede teşvik etmemiz gerekiyor. Özgür toplumlar Ortadoğu için demokratikleşme süreci başlatmalı. Demokrasi anlayışı hem bir fırsat, hem de yükümlülük olarak ortaya konulmalı. Türkiye bu noktada güçlü rol oynayabilir, çünkü reformların şampiyonu olmuş bir ülkedir. Çünkü Türkiye; Avrupa ile Ortadoğu ve Asya arasında önemli rol oynayan aktördür."
 
MEZHEPÇİ POLİTİKALAR DURDURULMALI
 
Rasmussen, NATO’nun Suriye’de müdahale etmemesinin sebebinin bölge ülkelerinin ve Suriye muhalefetinin bölünmüş fikirlerinden kaynaklandığını ifade ederken, Ortadoğu’nun sorunlarını çözmek için mezhepçi politikaları durdurmak gerektiğini belirterek, "Alevi azınlığın Sünni çoğunluğa veya Sünni çoğunluğun farklı bir etnik yapıya hükmü kabul edilemez. Suriye’de barış ve çözüm için uluslararası barış gücüne ihtiyaç var. Bosna’ya 20 bin kişi gitti, Suriye için daha büyük olacaktır bu rakam ama bunun için bölge ülkelerinin rol oynaması gerekiyor" dedi.
 
PKK’YA ÇAĞRI
 
Sınırda tampon bölge oluşumunun Suriye bazı bölgede topraklarını işgal etmeye denk olacağını kaydeden Rasmussen, bunun için asker gerekeceğini ve uluslararası kamuoyunun bu gerekçeden dolayı isteksiz kaldığını savundu. Rasmussen, çözüm süreci ile olumlu Türkiye’de önemli adımlar atıldığını dile getirerek PKK’ya çağrıda bulunarak, "Suriye ve Irak için ileriye doğru adım atmak için gücü bölmek gerekiyor. Bu ülkelerde; tüm etnik gruplar ve ana kimlikler bir arada yaşamalıdır. Ben bağımsız Kürdistan yanlısı değilim ama Türkiye burada önemli rol oynayabilir. Sizin de PKK ile sorunlarınız var. Buradan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çözüm yolu bulmak için yaptıklarından dolayı kutlarım. Umarım bu çözüm sonucuna varır ve hükümet ile PKK tarafı arasında olumlu sonuç doğar. PKK’ya da; silahları bırakmaları ve Türk devleti içerisinde yaşamayı kabul etmelerini ve olumlu katkıcı bir politik siyasi sürece katılmaları çağrısı yapıyorum" dedi.
 
Rasmussen, İran’ın nükleer silah çalışmalarından kaygılı olduğunu söylerken İsrail’in elinde nükleer silah programı olup olmadığını ise bilmediğini ifade etti. Rasmussen bu arada Filistin sorununun çözülmesinin birçok sorunu çözeceğine inandığını da kaydetti.
 
KURTULMUŞ: BM YENİDEN YAPILANMALI
 
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ise dünya barışının ve dengesinin sağlandığı coğrafyanın Ortadoğu olduğunu savunarak, bölgede barışın sağlanmadan dünyada sağlanamayacağını söyledi. Birinci dünya savaşı ile birlikte kaos ve krizlerin başladığını ve sürecin halen tüm canlılığı ile devam ettiğini anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
 
"2014 sonunda bu dönemde dünyada halen düzensizlik hakim. Bunu karamsar olmak için değil durum tespiti için söylüyorum. Soğuk savaş dönemindeki çift kutuplu denge durumu ortadan kalkmış, gücü elinde bulunduranların dünyaya hakim olduğu bir dönem yaşanıyor. Suriye’deki krizi çözemiyoruz, yıllardır devam ediyor ve devam edecek gözüküyor. Suriye’yi çözemezsiniz Ukrayna’yı da çözemezsiniz. Mevcut BM yapısı krizleri çözmek, savaşları sonlandırmaya müsait değil, tersine kim güçlü ise BM Güvenlik Konseyi’nde kim güçlü ülkeleri sırtını dayadıysa borusunu öttürdüğü bir dünyadayız. Biz dünya sisteminin çözüm üretecek noktaya gelmesini nasıl sağlayacağız buna yoğunlaşmamız lazım. Türkiye olarak dünyanın var olan ve yönetemeyen uluslararası kurum ve kuruluşları fonksiyonlarını yitirmiş olanların yeniden yapılanmasının dünya barışı için zaruri olduğunu söylüyoruz. 5 büyük ülkenin insafına tüm dünya bırakılamaz. Bunun için BM ve diğer küresel kuruluşların yeniden yapılanması önemli bir husustur."
 
TÜRKİYE İLHAM KAYNAĞI ÜLKE
 
Türkiye’nin bölgedeki kavganın sebebini anlayarak barış aranması gerektiği kanaatinde olduklarını ve büyük güçlerin bölge üzerinde bir asırdır böl, parçala, yönet stratejisini yürüttüğünü savunan Kurtulmuş, şunları söyledi:
 
"Bu stratejinin bugün aklı karışık şekilde uygulandığını hepimiz görüyoruz. Ama biz daha fazla bölünme değil, bütünleşme, birlik ve dirliği sağlamak istiyoruz. Etnik farklılıklarla ülkelerin dağılmasını değil, bu farklılıkları zenginlik olarak kabul eden yeni anlayışla yapılanmasını hayal ediyoruz. Türkiye siyasi ve iktisadi istikrarıyla ilham kaynağı bir ülkedir. Son 20 yıl içinde Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu, Kuzey Afrika şimdi Doğu Avrupa kaoslar içinde kavrulurken, çok şükür Türkiye bu süre içerisinde siyasi, iktisadi istikrarını korumuştur. Bu da demokratik süreçleri işletmiş olmamızdan kaynaklanıyor. Darbelere maruz kalmasına rağmen sitemimiz ortaya sandığı getirmeyi başarmış millet irade ve kararını yönetime getirmiştir. Son yıllarda bunu artırıyoruz ve demokratik sürece katkısını artırdıkça bu demokratik örneklilik artacaktır. Bölge halkları yeni ayrılık dağılmış parçalanmasına karşın Türkiye çözüm süreci ile en büyük sorunu ortadan kaldırıyor. Tüm olası iç ve dış provokasyondan haberdarız ama millet desteği oldukça ve silah bırakma iradesi devam ettiği sürece çözüm süreci başarıyla sonuçlanacaktır."
 
Rasmussen’in ifade ettiği gibi Bosna Hersek modelinin başarılı olacağına inanmadığını anlatan Kurtulmuş, kantonal yönetim anlayışının ülkelerin iyi yönetilememesinin gerekçelerinden olduğunu ifade ederek, "Bu bölgedeki insanlar asırlardır birlikte yaşama kültürüne sahiptir. Uluslararası camia olarak verilecek destek ülkelerin demokratik süreçlerini hızlandırmak, tüm etnik grupların Suriye’nin parçası olarak görmektir. Esad rejimini kenara çekilmeye sağlar, demokratik unsurlar ile birlikte yeni bir demokrasiyi Suriye’de inşa etmeyi başarmak en doğru yönetim olur, aksi durumlar ise parçalanmayı büyütür" diye konuştu.
 
İSRAİL TÜP BEBEK OLARAK DOĞDU
 
Arap baharını çıkaran temel sebebinin haksızlık, rüşvet ve zulüm içerisine girmiş rejimlere yönelik nefret olduğunu savunan Kurtulmuş, İsrail’in ikinci dünya savaşının ardından tüp bebek olarak doğduğunu ve saldırgan bir tutum sergilediğini belirterek, "Arap baharı ile bölge ülkelerinde başlayan karışıklıkların önemli nedeni rejimlerin tutumudur. Bir başka neden ise İsrail politikalarıdır. İsrail birinci dünya savaşı sonrası oluşmaya başladı, ikinci dünya savaşı sonrası tüp bebek olarak doğdu. Sonuçta İsrail hükümetleri saldırgan tavırlarını sürdürdü. Kuruluşunda kendisine bırakılan toprakları değil daha geniş toprakları hedef aldı. Zulümlerin Ortadoğu’da barışı önleyen nedenlerin başında İsrail geliyor. Buna karşı hür, gelişmiş, demokratik dünya yeterli desteği verdi mi? Hayır" dedi.
 
POLİTİK ŞARTLAR DEĞİŞMEZSE IŞİD GİDER MIŞİD GELİR
 
Suriye’nin Irak gibi petrole sahip olmadığını ve bunun işgali önlediğini savunan Kurtulmuş, Suriye’de biran önce hayata geçirilmesini istediği uçuşa yasak bölge uygulamasının rejimi köşeye sıkıştıracağına inandığını ifade etti. Bölgede biran önce politik şartların düzeltilmesini aksi halde terör örgütlerinin sonlandırılamayacağını dile getiren Kurtulmuş şöyle dedi:
 
"Buradaki planların perspektifine bakınca mesele Esad rejimini yok etmek değil, IŞİD’in Suriye’den uzaklaştırılmasıdır. Burada ciddi perspektif farklılığımız var. Terörist organizasyonların sonuç olduğu düşüncesindeyiz. IŞİD’e bugün dünyanın her yerinden batıdan da katılanlar var. Bu siyasi istikrarsızlıkların sonucudur, neden değildir. Mücadele ederek IŞİD’i bitirdik farz edelim ama politik şartlar devam ederse IŞİD gider MIŞİD çıkar. Bunda kesin çözümü sağlamanın yolu Suriye halkının farklı unsurlarının siyasal süreçlere katılımının sağlanmasıdır. 300 bin insanı öldürmekten çekinmemiş, en güzel tarihi şehirlerinden Halep’i havadan bombalayarak tüm zenginlikleriyle yok etmiş bir rejimden bahsediyoruz. ’Çekil kenara’ desek Esad ’baş üstüne’ mi diyecek? Bunu demeyeceğine göre Suriye rejiminin hareket edemez hale gelmesini sağlamak lazım. Bu kapsamda uçuşa yasak bölge önemli ve gecikirse anlamını kaybedebilir. Yakın dönemde barış umudu gözükmüyor. Bu ortamda Suriye’deki sıradan vatandaş IŞİD gibi karanlık yapının peşine takılıyor. Bu halka uluslararası camianın umut vermesi gerekiyor, insanlar 3-5 ay sonra barış olacağını bilmeli. Bunun için biran önce yapılacak uygulamalar ve atılacak adımlar ile Esad rejiminin elini kolunu bağlamak lazım."
 
Kurtulmuş, 6 bina yakın insanın IŞİD’e katılmak için geldikleri sınırda yakalanarak ülkelerine gönderildiğini, katılımın önlenmesi için gençlerin kendi ülkelerinden çıkmalarının engellenmesi gerektiğini kaydetti.
Güncelleme Tarihi: 19 Aralık 2014, 15:21
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER