Danıştay Töreninde Balyoz Eleştirisi

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkan Yardımcısı Talay Şenol, Danıştay'ın 144. kuruluş yıl dönümü nedeniyle düzenlenen, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan'ın da katıldığı törende yaptığı konuşmada Balyoz davasındaki bazı uygulamaları eleştirdi.

Danıştay Töreninde Balyoz Eleştirisi

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkan Yardımcısı Talay Şenol, yargıcın, devlet organlarına, yargı örgütüne, yargılamanın taraflarına karşı ve her şeyden önce kendine karşı da bağımsız olmalısı gerektiğini belirterek, “Maalesef çeşitli seviyelerdeki hakim ve savcılarımız devleti korumayı, insan haklarını korumanın üzerinde tutan tutum ve davranışlar sergilemektedirler” dedi.

Talay Şenol, Danıştay'ın 144. kuruluş yıl dönümü nedeniyle düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Türkiye'de acilen çözülmesi gereken sorunların başında yargılamaların uzaması ve makul sürede bitirilememesinin geldiğini, bu sorunun hem adli hem de idari yargının temel sorunu olduğunu belirtti.
Ancak yargının hızladırılması amacıyla yapılacak düzenlemelerin adaletin esas amacı olan hakkın gerçek sahibine teslimine ilişkin işleyişe, hukuk ve yargılama güvenliğine zarar vermemesinin önemine işaret eden Şenol, yargının yükünün azaltılabilmesi için Danıştay'ın ve yerel mahkemelerin gerek sayı, gerekse kaliteli yargıç bakımından güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Hukuk devletinin olmazsa olmaz unsurlarının başında yargı bağımsızlığının geldiğini kaydeden Talay Şenol, yargı bağımsızlığının, anayasacılığın, insan hakları ve demokrasinin korunmasının ve hukuk devletinin köşe taşlarını oluşturduğunu belirtti.

Şenol, “Yargıç, devlet organlarına, yargı örgütüne, yargılamanın taraflarına karşı ve her şeyden önce kendine karşı da bağımsız olmalıdır. Maalesef çeşitli seviyelerdeki hakim ve savcılarımız devleti korumayı, insan haklarını korumanın üzerinde tutan tutum ve davranışlar sergilemektedirler” diye konuştu.
Türkiye'deki hukuk öğretim ve eğitiminin yapıldığı hukuk fakültelerinin ve mezunlarının bugünkü durumuna bakıldığında, çok ciddi bir hukuk öğretim ve eğitim reformuna ihtiyaç olduğunu belirten Şenol, dünya standartlarına göre yeterli eğitim kadrolarına ve maddi olanaklara sahip fakülteler kurulması, mevcut fakültelerin de bu standartlara uygun hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kamuoyunda “Balyoz davası” olarak bilinen davanın yargılama aşamasında, avukatların “mahkemenin uyguladığı usulü eleştirdikleri, eksik kalan delillerin toplanmasını istedikleri yani mesleklerini icra ettikleri” için duruşma salonundan çıkarıldıklarını söyleyen Şenol, “Son derece incitici olan dahası savunma hakkını engelleyen bu uygulamayı kabul etmek, olağan ve adil yargılanma ilkesine uygun bulmak mümkün değildir. Dileğimiz yasama organının başta adil yargılanma hakkı olmak üzere evrensel hukuk ilkelerine aykırı olan Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki bu düzenlemeyi değiştirmesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile paralellik sağlanarak çelişkinin giderilmesidir” dedi

Yeni anayasa çalışmalarına da değinen Şenol, yeni anayasanın, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerleri olan üniter, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerini benimseyen, insan haklarını korumayı temel hedef olarak gören ve bunu güvence altına alan, hakları çoğaltan ve kullanılmasının önündeki engelleri kaldıran, demokrasi ve hukuk devleti konularında evrensel standartları yakalayan bir anayasa olması gerektiğin vurguladı. Şenol, “Devletin şeklini, cumhuriyetin niteliklerini, devletin bütünlüğünü, bayrağın şeklini, resmi dilin Türkçe, ulusal marşın İstiklal Marşı, başkentin Ankara olduğunu düzenleyen ilk üç maddesinin aynen korunması gerekir” dedi.

Güncelleme Tarihi: 10 Mayıs 2012, 18:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER