'CHP İzmir'de Terleyebilir'

Türkiye'de son dönemde atılan her adımın tek bir hedefi var: 2019 seçimleri... Sistem değişikliğiyle birlikte tarihi nitelik taşıyan seçimler öncesinde yaşanan gelişmeler ve hamleler sandığa giden yolun daha da sertleşeceğini gösteriyor.

'CHP İzmir'de Terleyebilir'

BURAK CİLASUN / BEN HABER

Referandum ile birlikte gelen sistem değişikliği nedeniyle hem iktidar, hem de muhalefet için büyük önem taşıyan 2019 seçimleri yaklaştıkça siyasilerin söylemleri de sertleşiyor. Liderler mevcut potansiyelleri dışında kalan seçmeni de yanlarına çekebilmenin hesaplarını yaparken, satranç misali yapılan hamlelerde piyon, kale yahut vezir de dahil tüm taşlar iç içe geçmişken, tüm hesaplar kimin şah olacağı üstüne kurgulanmış durumda. İzmir'de ve ülke sathında yaşanan gelişmeleri yerelden genele Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanju Tosun yorumladı.

İzmir ile başlamak gerekirse, 2019 öncesinde AK Parti-MHP ittifakı, İYİ Parti faktörü ve CHP'nin iç dinamiklerini göz önüne alınca, nasıl bir seçim beklemek gerekir?

Öncelikle İYİ Parti'nin kimi aday göstereceği burada önemli. Bununla birlikte MHP ve AK Parti ittifakı çok önemli. Bir tarafta ittifak, diğer tarafta İYİ Parti'nin güçlü bir adayla çıkması CHP'nin 2019'daki yerel seçimlerde bir miktar oy kaybetmesine yol açabilir. CHP İzmir'de terleyebilir. Daha keyifli bir seçim yarışı izlenebilir. Bir de tabii Kocaoğlu faktörü var. Çünkü 1980'lerden beri İzmir'deki seçimleri inceleyen bir akademisyen olarak söylüyorum ki Kocaoğlu girdiği her seçimde hem milliyetçi seçmenden, hem de Kürt seçmenden oy alıyor. Bu oy alışverişini hem ittifakın hem de İYİ Parti'nin iyi analiz etmeleri gerekiyor. Eğer analiz edemezlerse Kocaoğlu rahatlıkla seçilir, ancak iyi analiz etmeyi başarırlarsa İzmir keyifli bir seçim yarışına sahne olur.

Peki İzmir İl Kongresi ile birlikte Kocaoğlu, İzmir'de partinin tek hakimi olduğunu gösterdi mi?

Sayın Kocaoğlu'nun tabii etkisi yadsınamaz. İzmir gibi büyük bir kentte büyükşehir belediye başkanlığı gibi bir görevin getirdiği çok büyük bir prestij var, örgüt tarafından önder kabul edilme var. Bir de erk sahibi olmanın avantajları var. Türkiye'de yerel siyaset, belediye başkanlarını patron yapıyor. Kişilerden ziyade bunu sistem oluşturuyor. Rahatlıkla seçilmiş bir il başkanı var ve Kocaoğlu'nun da buradaki aktifliğini görmek mümkün.

'AFRİN, SEÇMENİ KONSOLİDE EDER'

Türkiye, iç güvenliğini ve sınır güvenliğini sağlamak üzere sınırlarının dışında kalan Afrin'de operasyon gerçekleştiriyor. Operasyonun siyasi bir etkisi olacak mı?

Mevcut koşulda minimum yüzde 45 oranında AK Parti'ye yönelimi güçlü olan bir seçmen var. Bunu Sayın Erdoğan ile birlikte düşündüğümüzde 50'ye yaklaşıyor. Afrin'den çıkacak bir başarı Türkiye'nin ulusal birliği, bütünlüğü ve güvenliği için bir başarıdır tabii ama bu başarının siyasete de yansıyacak sonuçları olacak. Bu sonuçlardan da en fazla istifade edecek olan partinin AK Parti ve Sayın Erdoğan'ın olması muhtemeldir. CHP de operasyona verdiği destekle kendi içindeki bazı çevrelerden olumsuz eleştiriler alsa da negatif bir pozisyon yaşamıyor diyebiliriz. 2019 için Afrin'in sonucu etkili olur ama belirleyici olmaz. Esas olarak Afrin'in başarısı seçmeni daha da konsolide edebilir. Afrin seçmeni net bir biçimde konsolide edecek. Türkiye'nin en önemli sorunlarına ilişkin araştırmalarda terör ikinci, üçüncü sıraya düştü ama bu operasyon yeniden güvenlik kriterini seçmenin sandık başındaki tercihinde etkili hale getirecektir.

AK Parti-MHP ittifakı gerçekten bir milli cephe midir yoksa bu ifade çok kullanışlı bir propaganda malzemesi midir?

Türkiye'de 'milli' etiketi çok fazla prim yapıyor. Milli olmanın seçmende ciddi bir karşılığı var. Bunu hem iç hem de dış politikada prim yapan bir enstrüman olarak kullanmak çok da doğru değil bence. Çünkü evet bununla inşa edilecek değerler var ama kutuplaştırıcı bir etkiye de yol açabilir. Sonuçta Türkiye'nin tek derdi millilik üzerinden bir arada yaşamak değil. O zaman evrensel değerleri yok mu sayacaksınız millilikle kendinizi tanımlarken? Kaldı ki Afrin'e destek noktasında CHP'nin duruşunda milli olmayan ne? Sonuç olarak Afrin'deki operasyonun Türkiye'nin çıkarları için gerekli olduğu üstünden bir mutabakat sağlamak, bir siyasi kutuplaşmaya yol açmamak adına daha doğrudur. 

“MUHARREM İNCE'NİN BİRİKİMİ GENEL BAŞKANLIĞA YETMEZ”

CHP'de gerek olaylı kongreler, gerek İstanbul'daki yeni il başkanının söylemler, gerekse de genel başkanlık yarışı parti içinde tartışmalara yol açtı. CHP sandığa bir iç buhranla mı gidecek?

Yani iç buhran demek çok da doğru değil ama şu var ki CHP'de mahalle delegeliğinden başlayıp yukarıya doğru politika yapan herkes kendini eşsiz bir siyaset yıldızı olarak görüyor. Herkes her yere aday oluyor ve 'Ben bu işi çok iyi yaparım' diyor. İnsanların kendini tartması lazım. İzmir'de bile bunu görüyoruz. İnsanın biraz çapına bakması lazım. Üst pozisyonlara aday olma yetkinliğine sahip mi değil mi? Akıl var izan var. Bakın mesela Muharrem İnce'nin birikimi, potansiyeli CHP gibi bir partiye genel başkan olmaya yetmez. Bu kadar basit. İnce'nin vizyonu, Türkiye'nin ve dünyanın nereye gittiğine dair bakış açısı CHP gibi zamanın ruhunu okumaya ve AK Parti karşısında muhalefet yapmaya çalışan bir partiye yetmez.

Kılıçdaroğlu'nun yeter mi?

En azından deneyimi var. Bürokraside ve siyasette tecrübesi var. Tabii başarılı mı, başarısız mı o ayrı tartışma konusu. CHP'ye genel başkan adayı olacak kişinin çok ciddi iddiaları olması gerekir. CHP'nin lider adayları belagat üstünden lider olma peşinde. Güzel konuşan herkes CHP'ye başkan olabileceği iddiasında. 

MHP'ye gelirsek, Bahçeli partisini ittifakla birlikte güvenli limana taşıdı mı?

Güvenli limana çekilmenin tek zorunlu koşulu AK Parti ile yapılacak bir ittifaktı. Mevcut baraj nedeniyle MHP'nin parlamentoya giremeyeceğini araştırmalara bakarak söyleyebiliriz. Sonuca ulaşmaya odaklı bir ittifak MHP'yi parlamentoya sokacak. İYİ Parti'nin kurulması MHP'nin tabanında kaymalara yol açtı ama MHP için 'yok olacak' demek mümkün değil. Çünkü İYİ Parti ile MHP'yi karşılaştırınca MHP'deki ideolojik milliyetçiliğin İYİ Parti'de olmadığını görüyoruz. İYİ Parti de milliyetçi ama olaylara ideolojiler üstü bakmaya çalışıyor. 

İYİ Parti ve Akşener'in parti kuruluşundan siyasi doğruları ve yanlışları nelerdir?

İYİ Parti kemik ideolojik duruşun üstüne, daha geniş bir kitleye hitap edip kapsayıcı bir siyaset yapmaya çalışıyor. Bunun da karşılığı bir merkez partisi olma çabasıdır. Bence bu İYİ Parti açısından potansiyele dair bir artı. Bununla birlikte merkeze geçmek için kadrolar da çok önemli. Bu noktada seçmeni merkezde toplayacak bir kadro oluşturamadığını görüyorum. Aktörlerin çeşitlendirilmemesi bu görüşümün oluşmasında etkili olmuştur.

Bugün başsız bir HDP var. CHP, SHP dönemindeki gibi bir modelle HDP oylarına talip olabilir mi?

İstanbul'daki yeni il başkanı Canan Hanım'ın söylemlerini baz alırsak öyle bir girişim var. Tabii bunun genel merkez tarafından da sahiplenilmesi lazım ama bunun bir maliyeti de olur. Herhangi bir etnik kimliğin tutsağı olmadan, Kürtçülük yapmadan herkesin hakkını savunma odaklı sosyal demokrat kimliğe CHP bürünebilir. CHP bu konuda iki arada bir derede. 

“ERDOĞAN 10 ADIM ÖNDE”

Gelinen noktada Erdoğan'un Cumhurbaşkanlığı için bir rakibi var mı? Yani bugün seçim olsa Erdoğan'ın başkan olacağını söyleyebilir miyiz?

Bugün seçim olsa mevcut koşullar içinde kontrgaranti olmasa da Sayın Erdoğan'ın yüzde 50+1 oy alma hususunda bir adım değil, 10 adım önde olduğunu söyleyebiliriz. Tabii önümüzde Türkiye için uzun olduğunu söyleyebileceğimiz bir buçuk yıllık süreç var.
 

Güncelleme Tarihi: 02 Şubat 2018, 10:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER