Baykal: Gerçekle Yüzleşmek İstedim

CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Antalya’dan 1’inci sıra kontenjan teklifine rağmen önseçime girme kararının gerçekle yüzleşme arzusu olduğunu söyledi. Baykal, "Gerçekle yüzleşmek istedim. Bir takım tartışmalar, söylentilerle siyaset yapılmasından hoşlanmıyorum. Benim hakkımda alınacak karar başımla beraber. Bundan hiçbir şikayet söylemem mümkün olmaz. Bunu içime sindirdim. Bunu yaşayalım" dedi.

Baykal: Gerçekle Yüzleşmek İstedim
 
Deniz Baykal, seçim bölgesi ve memleketi Antalya’da 1999 yılında yapılan önseçimin üzerinden geçen 16 yılın ardından önseçime hazırlanan bir milletvekili aday adayı olarak gazetecilerle Atatürk Parkı’nda biraya geldi. “Ben bir aday adayı olarak" sözleriyle konuşmasına başlayan Baykal, 29 Mart’ta yapılacak önseçimin partisi için gereklilik olarak ortaya çıktığını söyledi.
 
Önseçimin yeni ve önemli bir deneyim olduğunu dile getiren Baykal, “Siyaseti tesadüflere, kişisel ilişkilere ya da bireysel takdirlere tümüyle bırakmak, yaşadığımız deneyim gösteriyor ki sıkıntı doğuruyor. Siyasetin bir ana belirleyicisi, temeli olacak. O da tabanını, örgütünün, parti üyelerinin temel tercihi olmalıdır. Demokrasilerde ana kural budur" dedi.
 
YÖNETİM KADROLARI TABANDAN UZAKLAŞTI
 
Partinin yönetim kadrolarının tabana duyarlı, tabanı yansıtan, tabanı anlayan ve tabanın duyarlıklarını anlayan kadrolardan oluşması gerektiğini dile getiren Baykal, şunları söyledi:
 
“Ama bizim yaşadığımız son büyük köklü değişim, benim ayrılmama, ondan sonra birbiri ardına çeşitli kurultayların yapılması, yönetim kadrolarında ani değişikliklerin gerçekleştirilmesi parti yönetiminde tabanın sesini aktaran, yansıtan ağırlıklı bir duyarlılığın ortaya çıkmasına fırsat vermedi. İyi niyetli, değerli ve gerçekten nitelikli insanlardan oluşan Parti Meclisi yapısı ortaya çıktı. Bu Parti Meclisi yapısı partinin parlamentosunu belirleme yetkisine sahipti, o yetkiyi kullandı. Ama kullanırken kendisinin yaşamadığı bir temel duyarlılık kaybolmaya başladı. Halbuki buna ihtiyaç var. O hepimizin kıblesi. Parti, örgüt, taban bunlar önemli. Bu kaybolunca boşlukta siyaset yapar gibi birbiriyle kişisel ilişkileriyle siyaseti şekillendirir gibi bir duruma düştük. Bunun aşmanın yollarından biri de önseçimdir. Önseçim bize istikamet versin."
 
’BUNU İÇİME SİNDİRDİM’
 
Önseçimi Antalya için özellikle istediğini kaydeden Baykal, ancak önseçimle Antalya siyasetinin kendine gelebileceğine inandığını söyledi. Önseçimin yapay çekişmelerin, sürtüşmelerin etkisinden sıyrılmasını sağlayacağını belirten Baykal, “Antalya siyasetinin gerçek hiyerarşisi ortaya çıksın, buna ihtiyaç var" dedi.
 
Önseçiminin, partinin Antalya’da ancak bu şekilde başarı sağlayacağına olan inancıyla değil, kendisi için de ayrı bir anlamı olduğu için istediğini anlatan Baykal, “Gerçekle yüzleşmek istedim. Bir takım tartışmalar, söylentilerle siyaset yapılmasından hoşlanmıyorum. Benim hakkımda alınacak karar başımla beraber. Bundan hiçbir şikayet söylemem mümkün olmaz. Bunu içime sindirdim. Bunu yaşayalım" diye konuştu.
 
KARAR GÖRÜŞMEDEN SONRA ALINDI
 
Bu anlayış çerçevesinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun 1’inci sıra kontenjan teklifini teşekkür ederek reddettiğini açıklayan Baykal, partinin 3’üncü sıra kontenjan adayı Çetin Osman Budak’la ilgili de Kılıçdaroğlu’yla değerlendirmede bulunduğunu; Genel Başkan’ın kendisinden onay alma ihtiyacını hissettiğini aktardı. Deniz Baykal, “Olmasa daha da iyi olur ama Genel Merkez’in kontenjan kullanma hakkına saygı gösteririm. O kontenjanın da Çetin Bey olması noktasında kanaatimi, düşüncemi, ’Çok iyi, çok uygun, değerli bir insandır’ şeklinde belirttim" diye konuştu. Antalya için her şeyin bu görüşmeden sonra başladığını belirten Baykal, mevcut tablodan mutlu olduğunu söyledi.
 
Baykal, önseçim kararının kendisi ve kendisine yakın kadroları tasfiye için alınmış karar olduğuna yönelik iddiaları ise kesin bir dille reddetti. “Siyasette belli bir deneyim yaşamış kimsenin ’Bana ebedi kontenjan verin’ deme hakkı yoktur" diye konuşan Baykal, ihtiyaçların bu noktada belirleyiciyi olduğunun altını çizdi ve “Ben kendimde böyle bir hakkı görmüyorum" dedi.
 
TABAN DEVREYE GİRİNCE DEDİKODU KAÇAR
 
Önseçim kararının ardından partide aday adaylarının belli bir disiplinle çalışmaya başladığını kaydeden Deniz Baykal, “Antalya’da yığınla dedikodu, sürtüşme var. Ama bu kampanyadaki 96 adayın şu ana kadar tümü, partinin başarısına yardımcı olacak bir sorumluluk duygusunda kampanya yapıyor" diye konuştu.
 
Çalışmaların delege, üye ayarlama çabasının çok dışında devam ettiğini kaydeden Baykal, “Tabanın ağırlığı kendini hissettirmeye başladı. Herkes haddini bilmeye başladı. Siyaset bu. Taban devreye girince dedikodu kapıdan dışarı çıkar. Taban daha ciddi ilkelerle, değerlerle bakar. Bunu herkes görüyor ve kimse yapmıyor. Bu önemli bir kazanım" dedi.
 
’BAYKAL LİSTESİ OLMAYACAK’
 
29 Mart’ta yapılacak önseçimde hiçbir şekilde anahtar liste yapmayacağını belirten Baykal şöyle konuştu:
 
“Ben hiçbir biçimde bir anahtar ya da kilit neyse liste yapmayacağım. Eğer üyelerimiz bana oy verirlerse bundan onur ve mutluluk duyarım. Takdir onlarındır. Ama ’Sen bana oy vermekle kalamazsın kardeşim buna da buna da oy vereceksin’ deme hakkını kendimde görmüyorum. Ben siyaseti bu anlayışla yapmışım, öyle talimatla falan bunların hepsi boş laflardır. Yetki bendeyse kendi anlayışıma göre yaparım listeyi. Herkes de bilir benim yaptığımı."
 
DEMİREL’LE ZİNCİRBOZAN ANISI
 
Önseçimin seçilip seçilmeme konusunda bir riski barındırdığını kaydeden Baykal, “Risk mi risk. Ben yenilmeyi içime sindiriyorum" dedi. Baykal, bu konuda 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’le Zincirbozan’da beraber olduğu günlerinden bir anısını anlattı. Zincirbozan’da günlerin satranç, tavla, dama gibi oyunlarla geçtiğini belirten Baykal, “Ben de oynamazdım, dolaşırdık. Kim ne oynuyor, maç nasıl gidiyor falan. Kulakları çınlasın Demirel dolaşır, herkese de akıl fikir verirdi. Söylediklerinin de mantığı var, doğru. Bir yerde birisi dedi ki, ’Gayet güzel müdahaleler yapıyorsunuz. Siz de oturun, oynayalım.’ Demirel dedi ki, ’Biliyorum da yenilmeyi içime sindiremiyorum.’ Tipik Demirel cevabı. Ama ben yenilmeyi içime sindirdim" diye konuştu.
 
Bunu siyasete saygı olarak değerlendiren Baykal, “Yenilip yenilmemenin ötesinde, gerçek, doğru siyasetin işlemesini önemsiyorum. Siyasetin sırtını iktidar odaklarına dayamış, kamu kaynaklarıyla iş çevirme siyasetiyle değil taban siyasetiyle işlemesini çok önemsiyorum" dedi.
 
Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2015, 14:39
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER