Bağımsız Türkiye, Türk Kadınının eseridir

“Kurtuluş Savaşı’nı kadınlar kazandı” demek hiç de abartılı bir ifade değildir. Bu hakkı Türk Kadınlarına, daha savaş sırasında birçok yazar ve siyaset adamı, komutan, teslim etmiştir. 

Bağımsız Türkiye, Türk Kadınının eseridir

8 Mart Dünya Çalışan Kadınlar Günü’ne başka bir açıdan; ülkemiz için “kadınlarımızın” ne kadar önemli olduğunu yazarak farklı bir “pencere” açmak istiyorum.
Net ve kesin…
Kurtuluş Savaşı’nı kadınlar kazandı” demek hiç de abartılı bir ifade değildir. 
Bu hakkı Türk Kadınlarına, daha savaş sırasında bir çok yazar ve siyaset adamı, komutan, teslim etmiştir. 
Kurtuluş Savaşı’na başlarken Türkiye’de kadınlar hak ve özgürlükleri bakımından ne durumdaydılar? 
1919 ilkbaharında İstanbul’da kadınlar hakkında gözlemlerde bulunan bir Fransız kadının Fransa’daki bir gazetede yayımlanan ve Türk basını tarafından iktibas edilen yazısında “Artık bin bir gece memleketinden uzak bulunuyoruz” denilerek; onun İstanbul Kız Öğretmen Okulu’nda gördükleri şöyle aktarılmaktadır: 
“Bu okulda Avrupa’daki gibi bir eğitim uygulanmaktadır. Türk kızları çok yeteneklidir. Çarşaflarının altına giydikleriyle modayı da izlemektedirler. Çok iyi el işlere yapmakta, keman çalmaktadırlar. Çok evlilik de hemen hemen kalkmıştır. Türk kadınları, yüksek fikri seviyeleriyle kadınlar arasında gerçek bir devrim yapmıştır. Türk kadınları artık asırlarca yaşadıkları hayattan çıkmışlardır…
Aynı Fransız yazara göre; Hasta Adam’ın doğrulması muhtemeldir. Bu konuda kadınlar arasındaki inkılâp ve tekâmül büyük bir etki yapacaktır, yorumu yapılmıştır. 

Xxx

Nitekim; 30 Ekim 1918’de başlayan Mütareke döneminde İstanbul basınında kadınlar için sayfalar açılmış, İkinci Meşrutiyet döneminde patlayan kadın özgürlüğünün sürmesi ve gelişmesi için yayınlar yapılmıştır.
 Yakup Kadri 1921 tarihli bir yazısında, kadınların on yıl öncesine göre şu işleri yaptığını anlatmaktadır:
“Yüzlerini açmak, sokağa manto ile çıkmak, yalnız başlarına istedikleri yere gitmek, erkeklerle birlikte tiyatrolara gidebilmek, memleket işlerine karışmak, hayır derneklerinde çalışmak, dairelerde memurluk, ticarethanelerde kâtiplik, satıcılık yapabilmek, yüz bin kişilik siyasi mitinglerde konuşabilmek…”

Xxx

Fransız L’Humanite yazarlarından Magdelena Marks da; Türkiye’den gönderdiği mektuplarından birinde “Türk kadınlığının hürriyeti, savaşın başladığı tarihten başlamıştır. Çok evlilik, harem artık yok. İktisat, geleneği alt üst etti. Kızlar artık üniversiteye, devlet memurluğuna girebiliyor” diye yazmıştır. 
Mütareke döneminde Türk gazeteleri dünya kadın hareketi hakkında haberler vermekte, Türk kadınlığının özgürlüğü için bu yayınlardan dersler çıkarılmaktadır. 

Xxx

Gelelim Kurtuluş Savaşımıza…
Kurtuluş Savaşı, Türk kadınlığı için o zamana kadar görülmedik bir özveri, örgütlenme, hizmet dönemi olmuştur. 
Çünkü artık düşman, anayurdun ta içlerine girmiştir. Bu durum, eşkıyanın talan için bir evin içine girmesinden farksızdır ve kadının yalnız evi, yuvası, eşi, oğlu, kızının hayatı değil, kendi ırzı da saldırı altındadır.
Tehlikenin gelişini öncelikle İstanbul’un aydın kadınları fark ederler. Kadınlar içinde tepkilerini ortaya koyma imkanına onlar sahiptiler. 
“Kadıköylü Kadınlar” imzasıyla gazetelere gönderilen ve 18 Kasım 1918’de Akşam Gazetesi’nde yayımlanan bir yazıda;  “Millî haklarımızı muhafaza edecek hükümet ve erkek yoksa biz varız” denilmiştir. 
Osmanlı Hanımlar Derneği, 24 Mart 1919’da Batı başkentlerindeki kadın derneklerine bir muhtıra göndererek onların analık duygularına hitap etmiş, Türkiye temsilcilerinin de Paris Barış Konferansı’nda dinlenilmesini istemiştir. 
Daha İzmir’in işgalinden 38 gün önce 7 Nisan 1919 tarihli Memleket Gazetesi’nde “Türk kızı da millî mücadeleye atılmalıdır” başlıklı bir yazının yayımlanması, erkeklerin de kadınlardan beklentilerini ve onlarla omuz omuza mücadele etmeye niyetli olduklarını göstermektedir. 
“Türk kızı, Türk genci, haydi vazife başına! Vazife başı; vatan sinesi, halkın sahasıdır. Türklerin kız ve erkek çocukları el ele, kalp kalbe vereceklerdir. Halka koşmazsak, temelimiz yıkılmış, işimiz bitmiş demektir…” 

Xxx

Düşmanın Bursa’ya kadar gelmesi üzerine Bolu kadınları, Büyük Millet Meclisi’ne bir dilekçe yazarak ırz ve namuslarını kendilerinin koruyabilmesi için silah verilmesini istemişlerdir. 
İzmir’in işgali üzerine, İstanbul’a çekilen protesto telgrafları içinde Ayşe, Fatma imzalı olanlar da vardır. 
Üsküdar kadınları, Doğancılar’da toplanarak İngiltere ve Fransa temsilcilerine çektikleri telgrafta, işgale razı olmayacaklarını belirtmişlerdir. 
Bursa kadınları da Ankara Müdafaai Hukuk Cemiyetine çektikleri telgrafta, ölmeye hazır olduklarını anlatmışlardır. 
Erzurum Kadınları ise Murat Paşa Camii’nde toplanarak; İzmir, Antalya, Maraş gibi yerlerin işgal edilmesi ve buralarda yapılan vahşete göz yumulmasının önüne geçilmezse hakkın savunulması için başka araçlara başvuracaklarını anlatmışlardır. 
Edirne’de binlerce kadın Sultan Selim Camii’nde toplanarak İtilaf Devletleri’nden İzmir için adalet istemiştir. 
İzmir’in işgali üzerine İstanbul Üniversitesi’nde yapılan toplantıda, Kız Üniversitesi’nin temsilcisi, direnişte erkeklerle birlikte olacaklarını ilan etmiştir.

Xxx

Türkiye için o karanlık günlerinde, Türk Kadını, sıranın miting kürsülerine çıkmasına geldiği kararını alır.
Bu Türkiye tarihinde ilk kez olmaktadır. 
Fatih, Üsküdar, Kadıköy, Sultanahmet mitinglerinde Halide Edip, Meliha Hanım, Sabahat Hanım, Naciye Hanım, Zeliha Hanım, Münevver Saime, Şükûfe Nihal coşkun konuşmalar yapmışlar, vatanın bağımsızlığının ve birliğinin yok edilemeyeceğini haykırmışlardır. 
Kastamonu kadınları da Kız Öğretmen Okulu’nun bahçesinde toplanmışlar, Zekiye Hanım kadınlara “Gerekirse öleceğiz!” diye seslenmiştir. 

Xxx

Kurtuluş Savaşı yıllarında İstanbul’da daha önce kurulmuş kadın derneklerine yenileri katılmış, Anadolu’da da kadın dernekleri kurulmuştur. 
Vatan savunması, örgütlenme bilincini de geliştirmiştir. 
Asri Kadınlar Cemiyeti, Kadınları Çalıştırma Cemiyeti, Biçki ve Dikiş Yurdu Hanımları Cemiyeti, Türk Çalıştırma Cemiyeti, Türk Kadınlar Cemiyeti, Şehit Ailelerine Yardım Birliği, İstihlakı Millî Kadınlar Cemiyeti İstanbul’da çalışan kadın örgütleridir.
 Anadolu’da Alaşehir Türk Kadınlar Cemiyeti, Kasaba İslam Kadınları Cemiyeti’nin adı geçmekteyse de en güçlü ve yaygın kadın örgütü Sivas Anadolu Kadınları Müdafaai Vatan Cemiyeti’dir. 
26 Kasım 1919 günü kurulan bu dernek; Amasya, Konya, Kayseri, Viranşehir, Erzincan, Yozgat, Niğde, Pınarhisar, Burdur, Kangal, Aydın, Balıkesir’de şubeler açmıştır. 
Anadolu’da çalışan diğer kadın örgütleri Kastamonu Hanımları Çalıştırma Cemiyeti, Asker Kardeşlerimize Muavenet Cemiyeti, Antalya Muaveneti İçtimaiye Cemiyeti Hayriyesi’dir. 
Ülkenin yarısının diğeri üzerine göçmen olduğu bir dönemde Hilali Ahmer kadınlarının gerek İstanbul’da gerek Anadolu’da yaptığı hizmetler ise unutulamaz.  
Yardım toplamada ve yardım yapmada Anadolu kadınları birbirleriyle yarışmışlar,  hastaların yaralarını sarmışlar, hatta onların topladıkları malzemeyle Kastamonu’da bir hastane açılmıştır. 

Xxx

Kurtuluş Savaşı kadınlarının gördükleri en meşakkatli iş, kötü hava koşullarına rağmen Samsun, İnebolu gibi limanlara yığılan savaş malzemesini kağnılarla cepheye taşımalarıdır. 
Sayıları 20 bin olduğu belirtilen kadınların o günlerde ve daha sonra yazılan birçok yazıda, bu konudaki kahramanlıklarının sayısız örneği verilmiştir. 
Ali Fuat Cebesoy, kadınların bu işi yapmalarını “Soylu ve yüce bir manzara” diye tanımlamaktadır. Mustafa Necati, bu kadınları tarihteki ünlü Kartacalı Kadınlara benzetmektedir. 
Kastamonu’nun Seydiler Köyünden Şerife Bacı’nın şiddetli bir soğukta Kastamonu yakınlarında kağnıdaki çocuğunun üzerine kapanıp donmuş olarak bulunması,  kağnı kollarında yaşananların bir örneğidir. 
Fransız muhabir Schliklen, bu kadınlar için “Vatana adanmış vücutlar” diye yazmıştır. 
Türkiye kadınları silah kuşanarak cephede görev almıştır. 
Aydın yöresinde, Çukurova’da ve Güneydoğu’da çete savaşlarından başlayarak siperlerde çarpışan, orduya asker toplayan, üsteğmen rütbesine kadar yükselen kadınlar vardır. 
Halide Onbaşı, Erzurumlu Kara Fatma, Binbaşı Emire Ayşe, Ayşe Çavuş, Çete Ayşe,  Tayyar Rahmiye, Kılavuz Hatice, Gül Hanım, Gördesli Makbule, Ayşe Kadın, Adile Hanım, Asker Saime, Türk Jandark’ı Küçük Nezahat bunların en tanınmışlarıdır. 
Türk devrimi, daha savaş sırasında kadınların yurt savunmasındaki bu hizmetlerini takdir etmiş, kadınlara şükranlarını sunmuştur. 
Nitekim; bir çok kadına İstiklal Madalyası verilmiştir. 
Millî Müdafaa Vekili Refet Paşa, Sakarya zaferini kadınların, esas olarak da köylü kadınlarının eseri olduğunu söylemiş, Mustafa Kemal Paşa bu savaşta en çok takdir edilmesi gerekenlerin Anadolu kadınları olduğunu belirtmiştir.
Kurtuluş Savaşı’nı temsil eden anıtlardaki kadın figürleri milletin kahramanlıklarını unutmadığını göstermektedir. 
Dünya Kadınlar Günü’nde böyle bir yazıyı; bu kahraman kadınlarımız ve bacılarımızı bir kez daha anmak ve Türk Milleti olarak şükranlarımı sunmak için gündeme taşımayı uygun gördüm.
Biz de onları rahmetle anıyor ve yattıkları mekanın cennet olmasını diliyorum.
Günümüzde de onların izinden giderek, Türk kadınının Kurtuluş Savaşı’nda başlattıkları devrimi bugün sürdürebilir kılan tüm kadınlarımızı selamlıyorum. 

Kaynak: Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Kadınları, Uyusal Eğitim Derneği Yayını, Ankara, 2010.

Güncelleme Tarihi: 10 Mart 2018, 10:17
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER