15 Temmuz 2018'de Sandıklar Kurulur mu?

Erken bir seçimin yapılacağına yönelik hazırlıklarını AK Parti neredeyse tamamladı. MHP ile yapılan BBP’nin de katılımına onay verdiği ''Cumhur İttifakı'' başta olmak üzere devlet bürokrasisi; köylüden işçiye, memurdan emekliye yönelik ekonomik paketler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Hepsinin hedefi tek; 15 Temmuz 2018’de yapılacak olası bir erken seçimde sandıktan iktidar olarak çıkmak.

15 Temmuz 2018'de Sandıklar Kurulur mu?

HAMDİ TÜRKMEN YAZDI...

Ne zaman ki anketler havada uçuşmaya başlarsa; “seçimlere daha zaman var ama, göreceksiniz erkene alınacak” derim.

Siyasiler ve kamuoyu tarafından “hayır” dense de, “olmaz” diye direnilse, yalanlansa da bugüne kadar yanıldığımı hiç anımsamıyorum.

İddia ediyorum; AK Parti, MHP, BBP ile “Cumhur İttifakı” tamamlanıp netleştikten sonra Türkiye için “erken seçim” süreci başlamıştır. Tarih de verebilirim: 

15 Temmuz Pazar günü.

Türkiye’de seçmen bu tarihte sandığa gidip hem belediye başkanlarını, hem milletvekillerini, en önemlisi de Başkanlık sistemine geçiş için üç ayrı oy kullanacaktır.

Bunun gerçekleşebilmesi için Anayasa değişikliği mi gerekiyor? 

Bekleyin önümüzdeki günlerde hazırlıklar tamamlandıktan sonra Meclis gündemine gelecektir.

***

Dönelim havada uçuşan anketlere…

Bu anketleri yapan şirketler de bunu hissetmiş ya da gizli-kapaklı haberdar olmuşlar ki, erken seçim sonuçları ortaya çıkınca, kendi tahminlerine yakın olan sonuçlarla değerlendirilmek için anket üzerine anket yapıyorlar.

Kuşkusuz seçim anketleri yapmak sıradan işler değildir.  Yani, sadece soru ve cevap pratiği ile olguyu basitleştirmek sosyoloji ve istatistik bilimlerine haksızlık olur.  

Medya organları seçimlerin kaygan zeminine yaklaştıkça bizlere kendi verilerini birer kılavuz olarak göstermek heyecanı ile tahmin yayınlarını iyice sıklaştırırlar.  Anket tekniği ile seçim sonuçlarını tahmin edebilmek konusunda artık üstat sayılan saygın şirket sahipleri de, ekranlarımızı sahiplenir ve bizleri kullanacağımız tercihler üzerinde bazen genel, bazen de özel alanlara doğru yönlendirirler.

Bu tür yönlendirme manevralarını da genellikle anket şirketlerine para ödeyen medya kuruluşları ve de özellikle siyasi partiler yaptırırlar.  

Nitekim, seçim tarihleri erkene çekilmese bile yerel ve genel seçimlere nerede ise bir yıllık bir süre kalmışken, bugüne kadar çok dikkat çekici iki anket sonucu yayınlandı.

İlk tahminler, AK Parti tarafından ısmarlanmış ve kendi çizgisine yakın bir şirkete yaptırılmış seçim anketidir.

Bu grubun elde ettiği sonuçlara bakıldığında, iktidar partisi olan AK Parti ve MHP ortaklığı genel seçimler sonrası yüzde 55 gibi bir zaferle sandıktan çıkmış olacaktır.

İkinci anket çalışmasını yapan şirket, eski deneyimlerimizle daha gerçek sonuçları verebilen, bu nedenle de güvenilirlik katsayısı yüksek bir gruptur. Ancak sonuçlarının henüz olgunlaşmamış olduğunu söylemekte ve bulgularını kısmen gevelemekle yetinmektedir.

Sonuç şudur; görülüyor ki, Türk seçmeni, nispeten küçük partilere vereceği oylarla bir etkin sonuca varamayacaktır.  

Böyle düşünen MHP ve BBP liderleri kendilerini AK Parti’nin siperine atarak baraj altında kalmak riski nedeni ile bir ittifak yapma ihtiyacı duymuştur.

Hatta MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin önerisi ile bu birlikteliğe “Cumhur İttifakı” adı konmuştur. Anlaşıldığı kadarı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu ittifaka Saadet Partisini de katabilmek arzusundadır. Ancak Sayın Temel Karamollaoğlu’nun OHAL düzeni ile seçime girilmesine karşı çıkması ve erkler ayrılığı kuralının bozulmasına itirazı ile konu şimdilik rafa kaldırılmış görünmektedir.

Olağan kurultayını henüz tamamlamış olan CHP ise, yeni yönetici kadrolarını atayarak kendisini gelmekte olan ve belki de sürpriz bir seçime karşı hazırlamaya başlamıştır. 

CHP; hazırlıklarını tamamlamak üzere oldukları tüzük kurultayı ile partinin iç düzeninin güçlenmesini ve daha demokratik işleyişe kavuşmasını düşünmektedir.  Umarım bu çalışmaları seçim hazırlıklarını aksatmamış olur.

***

Bu arada artık tabela partisi kıvamına indirgenmiş diğer küçük partilerin değerli yöneticileri eğer CHP çatısını düşünmemekte direnirlerse, sadece kendileri yok olmakla kalmayacaklar, inandırdıkları demokrasiyi arzulayan seçmenin de oyunun heba olmasına neden olacaklardır.  

Unutulmamalıdır ki, siyasete soyunmak bir kişisel hobi değil, toplumsal sorumluluk taşımayı zorunlu kılar. Örneğin; AK Parti kurucularından olmakla birlikte partisinin yürümekte olduğu yolu benimsemeyerek ayrılan Sayın Abdüllatif Şener, kurduğu parti yürümese bile tercihi kullanmış ve sorumluluk alarak demokrasi bileşenleri arasında yerini alan özel bir örnek olmuştur.

***

Bugün için Türkiye siyasetinin geldiği nokta, on altı yıldır iktidarı elinde tutan AK Parti’nin, devlet içi organizasyonlarını tamamlamak üzere olduğunun alarmını vermektedir.  

AK Parti; 2019 ya da 15 Temmuz 2018; yani bu yıl yapılması öngörülen erken genel seçimlerinde de iktidarını tek başına yürütebilmek şansını kullanmak için, seçim ekonomisi ve seçmeni etkileyecek tüm incelikleri kotarabilecek yola girmiş bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki; Suriye’nin kuzeyindeki askeri harekâtın primi de AK Parti’nin hanesine yazılacaktır.

Özetlersek;  yapılacak olan genel ve yerel seçim sonuçları Türkiye Cumhuriyeti’nin kaderini çizecek bir sandık buluşması olacaktır. 

Türk Seçmeni, 2018 ve 2019 yerel ve genel seçimleri ile çocuklarımızın, torunlarımızın ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kaderini yönlendirmekten sorumlu olacaktır!.. 

Son söz:  “Kendisini idare edemeyen, başkasının emri altında yaşamaya mahkûmdur!”  (Victor Hugo ).

Güncelleme Tarihi: 24 Şubat 2018, 11:10
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER