Şirketin ismi Türk, uyruğu Hollanda!

Çanakkale’nin Kirazlı Atikhisar Havzası’nda, Kanadalı altın şirketi Alamos Gold’un yerli taşeronu Doğu Biga Madencilik tarafından yapılan ağaç katliamına karşı çıkmayan yok gibi.

Kanadalı altıncı firma elin yabancısı. Katlettiği doğa da kendi memleketi değil. Ama böylesine acımasız katliama bir Türk firmanın adı ve aracılığı karışınca, işin rengi değişiyordu.

Ama bunun da bir kandırmaca olduğu ortaya çıktı.

Doğu Biga Madenciliğin ne yazık ki adı Türk ama kendi değil. Hisselerinin yüzde 100’ü, yani tamamı Alamos Gold, yani Kanadalı şirkete ait.

Ticaret sicil gazetesinde böyle yazıyor.

344 milyon sermayeli şirketin tüm hakimiyeti Alamos Gold ‘un, uyruğu ise Hollanda’ya ait.

Hollanda merkezli işletilen Alamos Gold, 2003 yılında kurulmuş…

Kanadalı Alamos Gold, sadece Türkiye’de değil, dünyanın başka yerlerinde de maden işletmeciliği yapıyor.

Türkiye’de Kirazlı, Ağı Dağı ve Çamlıca’da madenleri var. Şirketin Türkiye'de üç projesi bulunuyor. Bu üç proje de Çanakkale il sınırları içerisinde. Yoğun olarak işletmesi olduğu diğer ülkeler ise ABD ve Meksika.

Aslına bakarsanız, internet sitesini dikkatlice inceleyince, siyanürle altın araması yapan bu şirket, oldukça sabıkalı.

Nitekim Meksika’da yaptığı aramalarda maden karşıtlarına karşı farklı yollara başvurduğu iddiaları hakim.

Öyle ki aralarında Alamos Gold’un da olduğu Kanadalı maden şirketlerinin Meksika başta olmak üzere, faaliyet gösterdikleri tüm ülkelerde işlerini yürütebilmek için yerel uyuşturucu kartelleri, suç örgütleri veya paramiliter gruplarla işbirliği yaptıkları ileri sürülüyor.

İddialara göre bu suç örgütleri ve terör gruplarına hem çıkardıkları madenlerden pay veriyorlar, hem de kendilerine karşı ses yükselten, aleyhlerinde eylem yapanlara, yazılar yazanlara gözdağı verdirilmesi sağlanıyor.

***

Bu tür alışkanlıklarını bilen(!) kendi ülkesindeki bazı siyasetçiler, altıncı şirketi “kara listeye” almış durumdalar.

Bunların başında Kanada Komünist Partisi geliyor. Parti geçenlerde Alamos Gold’un Çanakkale’deki projesine karşı sürdürülen eyleme de destek verdi. Partinin “Kanadalı bu tekeller ve Kanada emperyalizmi dünya genelinde halka ve toprağa zarar veren belalardır” açıklaması yaptı.

SOL International’ın geçtiğimiz pazar Çanakkale’de yapılan eyleme ve daha önce TKP tarafından yapılan açıklamaya ilişkin haberlerini sosyal medyadan paylaşan Kanadalı Parti, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Binlerce kişi Kanadalı altın şirketi Alamos Gold tarafından yüz binlerce ağacın yok edilmesini protesto etmek için maden sahasına yürüdü. Bu şirket ve aynı zihniyetteki şirketler, dünya genelinde halka ve toprağa zarar veren belalardır. 

Bu tür sınai ormansızlaştırmalar iklim değişikliğinin en kötü etkilerini ağırlaştırmakta, toprak erozyonunu hızlandırmakta ve toprağa ağır biçimde zarar vermektedir. Ardından gelecek altın madeni ise daha da kötüsünü getirecektir. Ve tüm bunların nedeni Kanadalı madencilik şirketinin kârını artırmak içindir…

***

Türkiye’de madenciliğin ilginç bir tarihi var.

Antik çağlarda başlıyor. Bir Cumhuriyet öncesi var. Cumhuriyetin ilanından sonra 1935’de MTA’yı kurarak madencilikte millileşmeye geçilmiş. 1985 de ise 3213 sayılı Maden Kanunu çıkarılmış. Bir de yasal değişikliklerle günümüz madenciliği var.

 Antik dönemden Osmanlı Devleti’nin son dönemine kadar madencilik Anadolu topraklarında çeşitli şekillerde sürmüştür. Özellikle Osmanlı Devleti’nin son döneminde kapitülasyonlar neticesinde Ege Bölgesi başta olmak üzere, Karadeniz’de yabancı şirketler maden aramış ve var olanları çıkarıp işlemişlerdir.

Cumhuriyet’in kurulması ile devletleştirme gerçekleştirilmiştir. Yabancılar tarafından işletilen madenler kamuya geçirilmiştir. Aynı dönemlerde Türk özel sermayesi de madencilik sektörüne girmiştir. Daha önce Ermeniler ve Rumlar’dan kalan maden ocakları el değiştirmiş ve işlenmeye başlanmıştır.

Ne var ki, 1935’ten 1985 yılına kadar devlet eliyle sürdürülen madencilik sektörü bu tarihten itibaren büyük değişimlere uğramıştır. Özellikle 24 Ocak 1980 ekonomik kararlarının alınması ve akabinde darbenin gerçekleşmesi ile bu kararların uygulanması için ortam uygun hale gelmiştir.

Bu amaçla 1985 yılında 3213 sayılı Maden Kanunu çıkarılarak sadece maden işletilmesinin değil aynı zamanda maden aramacılığının da özel sektör eliyle yürütülmesi sağlanmıştır.

Bu dönemde Cominco (Kanada), Rio Tinto (Avusturalya), Tüprag (Eldarodo Gold iştiraki (Kanada)), Inco, Anglo American (İngiltere-Güney Afrika), Euro Gold gibi büyük uluslararası şirketler Türkiye’ye aramacılık amacıyla giriş yapmışlardır.

***

Türk madenciliğinin yol haritasını burada noktalayıp, Kaz Dağları’na tekrar dönelim.

Belli ki  Kanada orijinli Alamos Gold şirketinin, altın madeni kurmak için binlerce ağacı katletmesine ve doğayı tahrip etmesine iki gün önce çok büyük dünya çapında ses getirecek bi destek geldi.

Bölgedeki doğal güzelliğin korunması için başlatılan Su ve Vicdan Nöbeti’ne dünyanın duyarsız kalamayacağı bir destek geldi.

Ünlü bestecimiz ve piyanistimiz Fazıl Say, 18 Ağustos Pazar sabah Kaz Dağları’ndaki doğa katliamına ‘dur’ demek için ormanda konser vereceğini açıkladı. Büyük bir olay.

Göreceksiniz sadece ülkemizde değil, uluslar arası platformlarda tüm dikkatler Kazdağları’na çevrilecektir.

Say, sadece konser düzenleyeceğini bildirme ile kalmadı, bir de açıklama yaptı:

“18 Ağustos Pazar sabahı Kaz Dağları’ndaki korkunç doğa katliamına ‘dur’ demek için bir orman konseri planlıyoruz. Orman içindeki müsait mekanın tam yerini sizlere bir kaç gün içinde bildireceğiz. Piyano; bu sefer orman için geliyor Kaz Dağları’na.
Geçen yıl Truva için gelmiştim. Hatta bir de; bugün bestelediğim ‘Kaz Dağları Marşı’ bestesinin ilk seslendirilişi olacak o sabah. Bu ağaçlara, doğaya, yaşamaya ithaf bir marş. Dostlar; söz müziğin olsun. Konser doğa orman için, ama elbet insanlar da davetlidir. ‘Doğadaki en büyük erdem yaşatmaktır’ der düşünürler…

Biz de ‘bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine’ olacağız bu durumda, güzel ülkemizin, binlerce yıllık tarihine ve doğasına elimizden geldiğince sahip çıkacağız.

Sesimizle, müziğimizle… Çanakkaleliler ve tüm Türkiye ile beraber.”

***

Kaz Dağları ile ilgili iki kelam etmeyen kalmadı gibi.

Ama en anlamlısı belki de 12 yaşındaki Eylül Hazal Şahin’in Kanada’da yaşayan çocuklara yardım çağrısında bulunmasıydı.

Küçük kız bir mektup yazdı. Kaz Dağları'nın altından daha değerli olduğunu vurgulayan Minik Eylül, mektubunda şu cümleleri kullandı.

“Kanadalı Sevgili Kardeşlerim;
Ben 12 yaşında Eylül Hazal.
Bu mektubu Sizlere Türkiye'nin Kaz Dağları'ndan yazıyorum…
Bu dağların Mitolojik adı IDA'dır… Troya efsanesinin geçtiği yerlerdir…
Burası doğanın en güzel yerlerinden biridir.
Oksijeni çok, çiçeği çok, hayvanları çok olan dağlardır…
Bu dağlarda yaşayan “Göçer” insanlar, ihtiyaçları için bir ağaç keserken bile ağacın karşına geçip özür diliyorlar…
Çünkü bu insanlar için ağaç kutsaldır…
Bu dağlar da tarihin her döneminde kutsal görülmüştür…
Şimdi, sizin ülkenizden ‘Alamos Gold' adlı Şirket, bu güzel dağlarda siyanür ile altın arıyor…
Milyonlarca ağaç yok ediliyor…

Hayvanların doğal ortamı yok ediliyor…
Sizlerin, ülkenizde beyaz fok yavrularını yok edenlere karşı verdiğiniz mücadeleyi biliyorum… Ve şimdi sizden Kazdağıları (İDA) için yardım istiyorum…
Ülkeniz zaten Zengin. Daha zengin olması için İDA dağlarındaki ağaçların, çiçeklerin, hayvanların yok olmasına izin vermeyin lütfen…
Ülkenizdeki basın kuruluşlarına, siyasetçilerine, Başbakana sosyal medya aracılığıyla bu durumu bildirin lütfen…
Kanadalı bu şirketin, bu dağlarda altın aramasından vazgeçmesini isteyin lütfen…
Bu dağların kendisi “ALTINDIR” zaten…”

***

Son bir bilgi…

Ağaç katliamına dur demek, altın madeni işletilmesini engellemek için bölgede toplanan 7’den 70’e herkes, topluca söylenen bir “Kaz Dağları” andı okumaya başladı.

Her toplantıda yüksek sesle söyleniyor. İnsanlar andı okuduktan sonra kendi kendilerini dakikalarca alkışlıyorlar.

İşte o Kaz Dağları Andı:

Ağaçların ayakları yok kaçmaya…
Elleri yok dövüşmeye…
Dilleri yok sövmeye…
O halde…
Kaz Dağlarımızı biz savunacağız biz…
Bu dağlarda durursa kalbim bir gün…
Düştüğüm yere gömün…
Yüreğim dağ çiçeklerindedir…

YORUM EKLE