banner51

Sıra...

Sıra deyip geçmeyin. Bakın ne anlamları var. Gündelik hayatımızda birçok kuyruk, sıra bekliyoruz. Bankada, otobüs durağında, herhangi bir büfede, gişede, kısacası insanlara hizmet veren her türlü kurum, işletme ve dairede. Bir şekilde sıramızı bekliyoruz. İyi bir gözlemci iseniz, aynı eylemi insanoğlunun farklı şekillerde yaptığını görürsünüz. Kimisi sıra numarasını alır kenarda bir yerde sessiz sedasız sıranın kendisine gelmesini bekler, diğeri sırası gelmeden önünde kim var kim yok ezip geçerek, ön sıralarda bir yer edinmeye çalışır. Kimisi diğerinin bu sosyopatik davranışlarına bağırıp, çağırarak tepki gösterir, kimisi bana dokunmayan yılan bin yaşasın ne yaparlarsa yapsınlar diye olan biteni izlemeye koyulur. Kimisi görevli ile tartışır, işinin hızlı bir şekilde olmasını ister, kimisi “ama görevlide insan canım çay, kahve içmesin mi? bence çok da iyi çalışıyor” der. Bütün bunlar aynı mekan içinde aynı duyumda, aynı kişilere verilen tepki çeşitlerinden bazıları. Yani mevzu çoğunlukla durumun kendisi olmaz hayatımızda. Mevzu o olaylara ve durumlara yüklediğimiz anlamlardır. Sıraya gelince, sıra insanoğlunun en zorlandığı yerlerden biridir. Çünkü sabretmesi gerekir, insan olması gerekir, başkalarına saygı duyması gerekir, en az kendisi kadar diğerinin de işi önemlidir. Yani sıra, bir kişinin hayatı yaşama biçiminin bir göstergesidir. Bir diğer yer de trafiktir hayatı yaşama biçimi için. Onu da başka zaman tartışırız. Bir toplumun sıra beklerken yaptığı davranışlar toplumda yaşayan bireylerin davranışlarına dair bize çok fazla ipucu verir.

Dün bir dairede sıra beklemek gereken bir işim vardı. Birkaç görüntüye şahit oldum ki -ara sıra bir bilim adamı iseniz bol keseden atmamak için halkın içinde dolaşmak, gözlem yapmak gerekir- hayal kırıklığım arttı yaşananlardan. Dairede birkaç kadın, bol miktarda erkek vatandaş sıra beklemek durumundaydık ve hepimizin elinde sıra numarası bulunuyordu. Görevliler kafalarını bile kaldıramıyorlardı yaptıkları işten. Daireye girdik iki kadın. Bekleme koltuklarında sadece erkek vatandaşlar oturuyor yaşları yirmi beş ile otuz arasında. Hepsinin kıyafeti dikkat çekici, altlarında hiç alışamadığım ve erkeklere bir türlü yakıştıramadığım paçası dar pantolonlar, saçları çok popüler tarzda kesilmiş, oldukça fit görünümlü vücuda sahipler –belli ki body building yapıyorlar- kollarını birleştirmiş, bacaklarını açmış oturuyorlar. Bir ikisi kendi aralarında sohbet ediyor, etraflarına bile bakmıyorlar, kim var kim yok, yaşlı mı var kadın mı var, çocuk mu var. Her neyse, bir yetişkin olarak ayakta bekledik biz. Sonra oldu ne olduysa. Bir az önce fiziksel olarak tariflediğim genç erkekler veznedeki kadın çalışan ve diğer masadaki erkek çalışan ile tartıştılar. Sıraları gelmediği halde serzenişte bulunup, ortamın havasını da bozdular. Beni en çok hayal kırıklığına uğratan ise üslupları idi. Sanki dünyada kendilerinden daha önemli bir varlık yokmuş gibi ifadeler kullanıyorlardı. Neyse ki mesele çok uzamadı. Hoş, son zamanlarda nereye gitseniz benzer görüntülerle karşılaşıyorsunuz. Yani istedikleri kadar giyinip süslensin beden geliştirsin bu delikanlılar, öncelikle bu üslupla hayata tutunmaları çok da mümkün görünmüyor, bir partner ilişkisinde de zorlanacakları belli. İlişkilerinin uzun süreli olma olasılığı da yok. Çünkü karşı tarafta insan olarak en az onun kadar değerli olduğundan bir süre sonra ipler kopacaktır.

Demem o ki, sıra bekleme tarzımız yaşamı, kendimizi, hayatı yaşama biçimimizi çok güzel özetliyor bence. Ancak bir bireyin diğerine göstereceği saygı ve üslup yirmi beşli yaşlarda gelişmez. Daha ilkokul sıralarında öğrenilir. Yani bir sıradan diğerine transfer oluyoruz. Bunun için ne mi gerekli? Önce eğitim ile ilgilenen yetkili mercilerin her dersin öncesinde insan nasıl olunur dersini öğretmeleri, velilerinde okul bahçesinde çocuk beklemekten vazgeçmeleri, çocuklarına bir diğeri ile yaşamayı öğretmeleri, bir başkasının da en az kendisi kadar değerli olduğunu göstermeleri gerekli sanırım. Benden söylemesi…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ertuğrul Bilen
Ertuğrul Bilen - 5 gün Önce

Canım kızım her zaman olduğu gibi harika yazmışsın.

sukr baş
sukr baş - 4 gün Önce

Bize elli sene önce nasıl oturulup kalkilicagi adabı Muaşeret dersi verilirdi utanirdik haya ederdik bunlar tedavülden kalktı gecmis olsun