banner51

Sihirli şeyler...

Her birimiz çocukluğumuzda sihre, sihirli şeylere inanırdık. Sizi bilmem ama, ben hep büyücü olmak ve kötü insanların yaptıkları kötülükleri bozmak isterdim. Aslında çocukluğumuzda hayalini kurduğumuz hayatların sahibi oluyoruz ve bunun farkına bile varmadan çoğunlukla ömür bitiyor. Yani anlayacağınız tesadüf diye bir şey yoktur bu hayatta. Kaderimiz bizim ellerimizde. Aslında her birimiz birer sihirbaz ya da büyücüyüz. Yaşamlarımızı değiştirebilecek güce sahibiz. Ancak alışmışız beyaz atlı prensi beklemeye. Sanki beyaz atlı prens gelince her şey düzelecek, hayatımız istediğimiz hale gelecek. Ya da bazılarımız hayatlarını sihirli bir lamba bulmak için harcarlar. Sihirli lambanın içinden çıkan lamba cini üç dilek soracak ve dileklerden birisi çok para, diğeri çok havalı bir pozisyonun sahibi olmak, diğeri de malumunuz cinsel arzularımızın tatmini için gereken nesneler olacaktır. Nedense o sihirli lamba bir türlü denk gelmez. Sonuç, hayıflanmalarla geçen bir ömür olur.

Belki zaman zaman hayatta yorulmadan, çaba harcamadan bir şeylerin önümüze gelmesi hiç de fena gelmiyor kulağa… Ancak yaşam tecrübelerim ve yaptığım iş gereği şunu rahatlıkla dile getirebilirim ki; havadan gelen her ne varsa ne kıymeti oluyor, ne de gerçekten mutlu ediyor. Enteresan bir şekilde doyumsuz insanoğlu dahasını istiyor, ne elindekinin kıymetini biliyor ne de huzurlu bir şekilde anın keyfini çıkarabiliyor. Uzun lafın kısası, böyle yaşayan ya da yaşamaya çalışanlar gerçekten içten samimi bir mutluluğu yakalamakta zorlanıyorlar. Ne söylemeye çalıştığımı daha iyi anlamak istiyorsanız etrafınıza bakmanız ve hikayelere odaklanmanız yeterli. Siz odaklanana kadar, bir iki örnek verebilirim. İki genç adam düşünün birinin arabasını babası almış olsun, diğeri kendi çabasıyla alsın aynı tür arabayı. Her ikisinin de bir bedeli olacaktır bu hayatta. Ancak en büyük bedeli her zaman kendi hayatının sahibi olamayanlar ödeyecektir. Masallara meraklı olanlar varsa aranızda Rumpelstiltskin’ in hikayesini okuyun ve çocuklarınıza okutun derim. Günümüzde her şeye kolayca sahip olmak isteyen sonuç odaklı yaşayan insanoğlu ve ondan sonra gelen nesline iyi bir hikayedir bu masal. Her şeyin bir bedeli olan bir hayattan bahsediyorum uzun zamandır. Bu masalda kolayca olmasını istediğimiz şeylerin karşılığında hep bir takasın var olduğunu anlatır. Hem hayat sonuçla değil, süreçle güzeldir. Şimdilerde çok moda olan kişisel gelişim kitapları “başarılı olmanın yolları” gibi başlıklarla bir sürü insanı etkilemeye çalışıp dururken, insanoğlu başarılı olmanın yalnızca çok çalışmak ve istikrarlı olmak bilgisini unutmuşa benzer. Ayrıca başarılı olmaktan anladığımız, üç beş kuruş daha fazla kazanıp, önümüze gelenin üstüne basarak istediğimiz mevkiiye gelmek ise, siz baştan başarısız olmuşsunuz demektir. Başarılı olmak hedeflenen durumlara ulaşırken yaşadıklarınızdan öğrendikleriniz, yanınızda size eşlik edebilen dostlardan ibarettir.

Şimdi aynaya bakın, yüzünüze, ellerinize, gözlerinize hem de ta içine bakın. Dünyanın en sihir gücüne sahip kişisini karşınızda göreceksiniz. Hayatınızın değiştiricisi, dönüştürücüsü sizden başkası olamaz. Bir de her şeye rağmen size dünyanın en sihirli sözcüğünü söyleyenler var ya işte onlar size en güzel yaşam büyüsünü yaptıracak sihir tozlarınız. Rağmenlere rağmen yanınızda olan, “ seni seviyorum” sihirli sözcüğünü söyleyenlere sarılıverin. Bırakın kurtarıcıları, büyücüleri, beyaz atlı prensleri. Kendi hayatınızı kucaklayın sonra da…

YORUM EKLE