Seferihisar'da Soyer yangını...

Tunç Soyer, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak resmen açıklandı ama, Seferihisar'da yaktığı ateş hala devam ediyor. Soyer'in etkisi ile Seferihisar Belediye Başkan Adayı olarak gösterilen, Yelda Celiloğlu (CHP Genel Merkezi'ne adaylık başvurusu yapmadı) iki gün içinde istifasını açıklarken, yerine gösterilen aday İsmail Yetişkin de, çoğu CHP seçmenini tatmin etmedi.

Geçmişinde iki dönem CHP İlçe Başkanlığı da bulunan Yetişkin'in, kesin aday gösterilmesi, vaktiyle Celiloğlu'nun adaylığını da yetersiz bulan partili gruplar arasında “Bu arkadaş geleceğine keşke, o kalsaydı” pişmanlığına kadar uzanırken, adını açıklamayan bir başka İsmail Yetişkin muhalifi ağır konuşuyor “Okey oynamada ve mangal yakmada usta olan arkadaşımızın, bu zevklerinden vakit bulup da belediyede mesai harcayacağına ihtimal vermiyorum...”

Bir başka partilinin hedefinde Tunç Soyer var; “Belediyeyi 80 milyon lira borçla bırakıp gitti. Küçücük ilçede 850 de belediye personeli var... Çevrenize bir bakın, 80 milyon lira borç nereye harcanmış... Aynı dönemde belediyenin çok değerli arazilerinin de satılıp, belediye bütçesine aktarılması ayrı bir garabet...”

Bir partili lafı devam ettiriyor “İsmail Erişen arkadaşımız, Tunç Soyer'den miras kalan bu kadar büyük borcu nasıl kapatıp da hizmet yapacağını açıklasa memnun olacağım... Belediye şu anda personeline maaş ödeyemez halde...”

6 ayını doldurmuş bir Seferihisar sakini olarak sokakları dolaşırken beklentim, vatandaş, ilçede 10 yıl başkanlık yapmış, Seferihisar adını “sakin şehir” olarak dünyaya duyurmuş bir beldiye başkanlarını İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak açıklanmasından memnuniyet duyacak. Samimi olarak söyleyim, bazı CHP'lilerin “inşallah o açıklanmaz. İzmir'i de Seferihisar'a benzetir” laflarını duyunca, “bunlar kesin AKP'li” dediğimi iyi hatırlıyorum.

Bir beklentim daha vardı... Köyleri ile sadece 40 bin nüfuslu olan kentin belediye başkanının, 4 milyonluk İzmir'e aday gösterilmiş olması Seferihisar'da bayram havası yaratacak... Bir kez daha yanıldım.. Ya da ben hep Soyer muhaliflerine denk geldim... “Kesin adaylık açıklamasından üzüntü duyduklarını” yüksek sesle söyleyebildiler...

Ben de her ne kadar yazdığım son iki yazı ile “Tunç Soyer ya da CHP muhalifi” olarak algılansam da, o kesime kesin söyleyim ki; ben sosyal demokrasiye gönülden inanmış biri olarak, bazılarının genel seçim havasına döndürdüğü bu ortamda CHP dışında bir partinin adayına oy vermeyeceğimi kesin bir dille açıklıyorum... Hatta ekliyorum: Yazdıklarımdan size malzeme çıkmaz... Ayrıca yazdıklarımdan AKP adayına oy olmaz...

Seferihisar'daki son durumu bir de ilçede 40 yıldır emlakçılık yapan, gelişimi için yurt dışında bile çaba harcayan ve tarafsız kalmayı, daima haklıdan yana olmayı başarmış, gene 40 yıllık Yeni Haber Gazetesi'nin sahibi sevgili dostum Mustafa Karabulut'a sorayım dedim:

“CHP'nin Seferihisar'da bazıları tarafından düşürüldüğü duruma gerçekten çok üzülüyorum... İlçemizde her kesimin başaracağına inandığı bir ismi aday göstermesi benim de büyük arzumdu. Ama olmadı... Öyle bir aday açıkladılar ki, örgüt paramparça... Partilileri, “aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” durumunda bıraktılar. Tunç Soyer'e bir zamanlar bir konuşmasında “Seferihisar'da artık, odun koysan kazanır devri kapandı” dediğini hatırlatırım...

AKP'nin adayı ise, Belediye Eski Başkanı Hamit Nişancı... Birkaç ay öncesi Mustafa Karabulut'un emlak bürosunda karşılaştığım Hamit Nişancı, kısa sohbet sırasında her hangi bir partiden adaylık düşünmediğini, artık kendi işleri ile uğraşmakta olduğunu açıklamıştı. Sonra duydum ki, AKP'nin Seferihisar Belediye Başkan Adayı olmuş. Yine duydum ki; AKP'den gelen ısrarlara dayanamamış...

Tespitlerim arasında şu da var... Görüştüğüm kişiler arasında, “İzmir Büşükşehir'de Soyer'e oy vermem” diyene rastlamadım. Ama ilçede partilinin aklını fena karıştırmışlar.

Aklı başında, vicdanı ve irfanı hür, oyunu ülkenin, çocuklarının geleceği adına kullanmak isteyen seçmen zor durumda... Çünkü partili veya partisiz vatandaş, Seferihisar'a “yetersiz” adaylar açıklanmasından Tunç Soyer'i sorumlu tutuyor.

Haliyle gözler, akıl ve mantığın ağır basacağı bir değişikliğin beklendiği 19 Şubat'a çevrilmiş durumda...

Genel seçim havasını kabul edip oyumu adayını beğenmediğim CHP'ye mi vermeliyim, yoksa içimize sinmeyen bir adayı dayatan CHP yönetimlerine tepki için, “daha iyi iş yapar” diye düşündüğüm adaya mı vermeliyim?

Yerel seçimlerde oyları, partisine çok da bakılmaksızın, mutlaka eğitimli, başarılı, saygın adaylara verilmesini savunan ben diyorum ki; hakim güçlerin “genel seçim havası”na soktuğu, bir güven beklentisi içinde olduğu bu yerel seçim ortamında oylar, adaylara değil partilere verilmeli....

Bağıra taş basarak...

Çünkü ülkemizin gelecek sorunu var... Yüzde 50'nin yüzde birinin refah ve mutluluk içinde olması, diğer yüzde 50'nin yüzde 99'unun hakkının çatır çatır yenmesine dayanıyor ki; bu “vahşi siyasette” insanlık da yok, Müslümanlık da...

YORUM EKLE

banner47